T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Tarsus 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 28/12/2017 tarih 2015/158 Esas 2017/353 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;
Müvekkilinin Mersin ili, Tarsus ilçesi, A1 köyü, 1103, 284 ve 1639 parsellerde kain taşınmazların maliki olup bu taşınmazlar üzerinde meyve bahçesi mevcut olduğunu, bahçesinde 8 yıllık yetişmiş limon ve kayısı ağaçları olup bu bahçesi komşu taşınmaz olan ve aynı adreste bulunan 1343 parsel sayılı taşınmaza tecavüz halinde olduğunu, müvekkilinin bu durumu davalı tarafın Tarsus 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’ nin 2014/169 esas sayılı dosyası ile kendisine müdahalenin men’i davası açmasıyla öğrendiğini, yıllardır sınırının yanlış yerde olduğunu öğrenen müvekkilinin sözkonusu dava ile birlikte sınır ihlali yaptığını öğrenip, sehven yapmış olduğu sınır ihlalini bertaraf edebilmek için tellerini geri çekmeyi kabul ettiğini, ancak dava sonunda sınırı geri aldığı takdirde bahçesinde kalan ağaçları da karşı tarafa kalacak olup bu da karşı tarafın zenginleşmesine ve bu oranda müvekkilinin zararına sebebiyet vereceğini, bu nedenlerle müvekkilinin ağaçlarının değerinin tespit edilerek alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari 500 bedelin ve karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;
Müvekkilinin İçel ili, Tarsus ilçesi, A1 köyü, 1343 parselde kain taşınmazın maliki olduğunu, davacının 2010 yılından itibaren dava konusu taşınmazı haksız olarak işgal ettiğini, davacıya kullanımına son verilmesi için defalarca konuşulmuş olmasına rağmen ve kendisi de tecavüzü men edeceğini ifade etmesine rağmen haksız müdahalesine son vermediğini, bu nedenle Tarsus 3 Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/169 esas sayılı dava dosyası ile men’i müdahale ve ecrimisil tazminatı için dava açıldığını, davacının bilerek ve kötü niyetli olarak men’i müdahalede bulunduğunu, müvekkilin sınırları içerisine giren taşınmazda kötü niyetli olarak ağaç dikmiş olması sebebiyle, ağaçların bedeli için açmış olduğu dava hukuki mesnetten yoksun olarak ikame edilmiş haksız bir dava olduğunu, bu nedenlerle hukuki mesnetten yoksun olarak, usul ve yasaya aykırı olarak ikame edilmiş bulunan davanın reddine, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARINDA ÖZETLE;
Davanın kısmen kabulü ile, 2.844,00TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF TALEBİNDE ÖZETLE
;Müvekkilinin tecavüz konusu yerin önceki malikten devraldığını ve önceki malikin kendisine gösterdiği sınırları baz alarak kullanmaya başladığını, sınır ihlalinde kötü niyetli hareket etmediğini, davalı tarafın müvekkiline yönelik sınırın kendi parselini ihlal ettiğine ilişkin yazılı bir beyanı veya ihtarnamesinin olmadığını, mahkeme dosyası kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporuyla öğrendiğini, müvekkili tarafından çekilen tel örgü, direk ve çitlerin de sökülmesi halinde yeniden kullanılmasının ekonomik değer olarak kazanılmasının mümkün olmadığını, bu tel örgü ve direklerin söküldüğü anda enkaza dönüşeceğinin ve hiçbir zaman başka bir yerde kullanılmasının mümkün olamayacağını, yerel mahkemenin davalı lehine hükmedilen vekalet ücretini de kabul etmediğini, mahkemenin hüküm kısmında müvekkili lehine hükmedilen alacağa işeyecek faiz yönünden itiraz ettiklerini ve faizin başlangıç tarihinin belirtilmediğini, belirterek yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını belirterek davalının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verilmemesi amacıyla hükmün kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF TALEBİNE KARŞI VERİLEN CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE
;Davacının vaki tecavüzün kötü niyetli olduğunun mahkeme kararıyla sabit olduğunu, Tarsus İlçesi A1 Köyü 1343 nolu parselde 1.230,81 metrekarelik alana ağaç dikmek ve betön direkli çit çekmek suretiyle tecavüzde bulunduğundan yapmış olduğu müdahalenin engellenmesine karar verildiğini, davacının kötü niyet sahibi olduğunu ve kötü niyetli tecavüzü neticesinde ağaç bedellerini talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu ve sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vereceğini belirterek, yerel mahkemece verilen kararın onanmasına, tehiri icra talebinin reddine karar verilerek, davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER;
Yazılı beyanlar,Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/169 esas sayılı dava dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME – GEREKÇE:
Dava,
Kendi Fidanını Başkasının Arazisine Diken Fidan Sahibinin Tazminat Talebidir.
İstinaf incelemesi
HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Davacı vekili, müvekkilinin yetiştirmiş olduğu limon ve kayısı ağaçlarının bulunduğu taşınmazın komşu taşınmaza tecavüz halinde olduğunun, açılan men-i müdahale davasıyla öğrendiğini, sınırının yanlış yerde olduğunu öğrenen müvekkilinin telleri geri çekeceğini ancak ağaçlar davalıda kalacağından şimdilik mevye ağaçlarının bedeli olan 500,00 TL’nin davalıdan alınarak tarafına verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından ıslah talebinde bulunularak 48.988,00 TL ağaç bedelinin ödenmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili, davacının 2010 yılından beri taşınmazı haksız olarak işgal ettiğini, ağaçları bilerek ve kötü niyetli olarak diktiğini bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme davanın 2.844,00 TL yönünden kısmen kabulüne karar vermiş, davacı tarafından red edilen kısım istinaf edilmiştir.
Davacı başkasının arazisine diktiği ağaçların bedelini talep etmektedir .Medeni Kanunun 729. Maddesinde Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümlerin bunlar hakkında da uygulanacağı,
M.K’nın 723. Maddesinde malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran arazi maliki iyi niyetli değilse hakim malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyi niyetli değilse hakimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir, düzenlemesi bulunmaktadır.
Dosya içerisinde bulunan Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/169 Esas 2016/62 Karar sayılı dosyada davacı K1 tarafından davalı K2’ya karşı ecrimisil ve tazminat davası açıldığı, K2 tarafından iyi niyetle ve fidan dikilen taşınmazın K1’nin taşınmazı olduğunu bilmeden kendisine ait taşınmaz olduğu düşüncesi ile fidanları diktiğini ve yetiştirdiğini iddia etmiş ise de ; bahsi geçen dosyada dinlenilen tanık ve mahalli bilirkişi anlatımlarına göre, K2’nın, K1’nin uyarısına rağmen ağaçları ve beton direkli çiti K1’nin arazisine ölçüm yaptırmadan-tecavüzlü olarak diktiği ve tecavüzlü kullanımında kötü niyetli olduğu Mahkemece kabul edilmiş olup, bu kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
İstinafa konu bu dosyada Yerel Mahkemenin, kesinleşmiş Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasındaki tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarını, kesinleşen Mahkeme kararındaki hususları nazara alarak davacının fidan dikerken iyi niyetli olmadığı sonucuna vararak, Medeni Kanunun 723/3 maddesi uyarınca yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyi niyetli değilse hakimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçemeyeceği düzenlemesi uyarınca, bilirkişiden rapor alınarak ağaçların enkaz değerlerinin belirlenip, enkaz değeri üzerinden davanın kabul edilmesinde (esasen çaplı-kadastro parselleri açısından tecavüz eden tarafın iyiniyet iddiası da dinlenilemeyecek olması) usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Ayrıca tel örgünün de davacı tarafça sökülerek alınması mümkün olmakla, tel örgüden dolayı bir bedele hükmedilmemesi de dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğundan;
Yine davacı vekilinin, davalı vekili yararına davacı tarafa hükmedilen vekalet ücretinden daha fazlasına hükmedilemeyeceği yönündeki istinafı manevi tazminat davaları için geçerli olup, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. Maddesinde manevi tazminat davalarındaki Avukatlık Ücreti düzenlenmiş olup, bu maddenin 2.fıkrası da manevi tazminata ilişkin olup, davanın konusu manevi tazminat olmayıp, maddi tazminata ilişkin olduğundan, Mahkemenin red edilen kısım için belirlediği vekalet ücretinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Yine, Mahkeme kararında faize hükmedilmemiş olsa dahi, karar tarihinden itibaren hükmedilen miktara yasal faiz istenmesi mümkün olmakla, davacı taraf da dava dilekçesinde karar tarihinden itibaren faiz talebinde bulunmakla, faize yönelik istinaf talebi de yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibarı ile, Mahkemenin dosyada toplanan delillere göre, vermiş olduğu kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacının istinaf başvurusunun
HMK. ‘nun 353/1-b-1 maddeleri uyarınca reddine dair, aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davacının
İstinaf Başvurusu’nun
HMK 353/1-b-1 md.si gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2- Davacıdan alınan 210,00 TL istinaf karar harcından alınması gereken 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 165,60 TL nin talep halinde davacıya iadesine.
3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, 6100 Sayılı HMK’nın 359/3 maddesi gereğince dairemiz tarafından taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.’nın 362/1-a maddesi gereğince
KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.
10/01/2019
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe