T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26/12/2017 tarih ve 2014/464 Esas 2017/753 sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu Adana Bölge Adliye Mahkemesi’nin 8. Hukuk Dairesi’nin 22/03/2018 tarih 2018/653 Esas 2018/405 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilmekle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :
Türkiye İş Kurumu Mersin Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile F1 Danışmanlık Özel Eğitim Hizmetleri Bilgi Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında 16/11/2012 tarihinde aşçılık mesleğinde %66 istihdam garantili kurs verilmesi konusunda Eğitim Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını,sözleşme doğrultusunda aşçılık mesleğinde 119577, 119559 ve 119561 numarası ile kursların açıldığını, kurs dosyasında yapılan inceleme neticesinde, yüklenici tarafından istihdam edildiği belirtilen kursiyerlerden hiçbirinin istihdamlarının sözleşme hükümlerinin gereği gibi olmadığı kurumca tespit edilmiş ve söz konusu kursiyerlerin istihdamları kurumca geçerli sayılmadığını, bu halde yüklenici istihdam garantili olarak açılan 119577, 119559 ve 119561 numaralı aşçılık mesleği kurslarında istihdam yükümlülüğünü hiç yerine getirmediğini, kurslara ait kursiyer zaruri giderleri ile sigorta prim giderleri hariç ilgili kurslar için yapılan tüm giderler olan 79.391,68 TL haksız ve fazla ödemenin iade edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, davalının sözleşme hükümlerine riayet etmemesi, sözleşme hükümlerine aykırı davranması, Kurumu yanıltması nedeniyle haksız kazanç elde ettiği , müvekkili kurum tarafından davalıya ödenmiş olan toplam 79.391,68 TL’nin 03/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Müvekkili davalı yüklenici şirket ile davacı Türkiye İş Kurumu Mersin İl Müdürlüğü arasında Eğitim Hizmetleri Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme doğrultusunda müvekkili davalı yüklenici firma tarafından 119577, 119559 ve 119561 numaralı Aşçılık mesleği kurslarının açıldığını, müvekkili davalı yüklenicinin, sözleşme ile yükümlendiği tüm edimleri zamanında, eksiksiz ve ayıpsız ifa ettiğini, akdedilen sözleşmeye aykırılık teşkil edecek hiçbir işlem ve eylemde bulunmadığını, hangi kursiyerin istihdamının neden geçerli sayılmadığına, müvekkil davalı yüklenicinin hangi işlem veya eyleminin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğine, müvekkil davalı yüklenici tarafından sağlanan istihdamların hangi hukuksal ve somut gerekçeyle geçersiz kabul edildiğine ilişkin hiçbir açıklama, bildirim veya bilgilendirme yapmadığını, davacı kurumun hangi kursiyerin istihdamının neden geçerli sayılmadığının, müvekkil davalı yüklenici tarafından yerine getirilen istihdamların hangi hukuksal ve somut gerekçeyle geçersiz kabul edildiğinin ayrı ayrı, ayrıntılı ve açıkça bildirilmesi gerektiğini, sözleşmede öngörülen üç aylık süre içerisinde olmasa da devam eden süreçte rahatlıkla iş bulabilme yeterlilik ve imkanına sahip olduklarını, müvekkil davalı yüklenicinin sözleşme ile yükümlendiği eğitim ve istihdam etme sorumluluğunu, sözleşmede amaçlanan istihdam yaratma görevini yerine getirdiğini usul ve yasaya aykırı, haksız, yersiz, fahiş talepli, kötü niyetli davacı kurumun davasını, dava dilekçesinde ileri sürülen alacak iddia ve beyanları kabul etmedikleri haksız, yersiz, kötü niyetli davanın reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
Subut bulmayan davanın reddine, karar verilmiştir.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Mahkeme kararında gerekçe olarak; “Sözleşmenin, kursiyerlerin %66’sının, sınav tarihinden itibaren 3 ay içerisinde 3 ay süreyle işe yerleştirileceğine ilişkin 23’üncü maddesinin, sözleşmenin geneline ve Türk Borçlar Kanununun m.137-m.20 ve m.21/2 hükümleriyle, Anayasanın çalışma özgürlüğü ile ilgili 18’inci maddesinde yer alan “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.” hükümlerine aykırı olduğundan bahisle sözleşmenin 23’üncü maddesinin yazılmamış sayılması gerektiği yönündeki bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle hüküm tesis edildiğini, ancak Mahkemenin bilirkişi heyetinin bu değerlendirmesine itibar etmek suretiyle verdiği hükmün hatalı, eksik incelemeye dayalı, hakkaniyete aykırı ve sözleşme hükümleri hiçe sayılarak tesis edildiğini belirtip, Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne ve ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf dilekçesine cevap veren davalı vekili dilekçesinde özetle:
Sözleşmenin hukuka, ahlaka aykırılık teşkil etmesi, ifasının imkansızlık taşıması durumlarında, tarafların bu ilke gereğince aynen ifaya zorlanması adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaştırılması mümkün olmadığını, somut uyuşmazlıkta da, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 23. maddesinin, sözleşmenin imzalanması aşamasında dahi ifası imkânsız bir hüküm olduğunun anlaşılması karşısında, davacı tarafın, halen aynen ifa ve istihdam talebinde bulunmasının hukuka, hakkaniyete ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu belirtip, davacı tarafın, Yerel Mahkeme kararına yönelik haksız, yersiz, yasal ve somut dayanaklardan yoksun istinaf başvurusunun ve istinaf dilekçesindeki tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Yazılı beyanlar, faturalar, eğitim hizmetleri sözleşmesi, bilirkişi raporu ve ve tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME-GEREKÇE:
Dava, sözleşme hükümlerine aykırılıktan kaynaklanan alacak davasıdır.
İstinaf incelemesi HMK. 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı kurum ile davalı şirket arasında imzalanan mesleki eğitim kurs sözleşmesi gereğince yüklenicinin istihdam yükümlülüğünü yerine getirmemesinden kaynaklanan ve istihdam edilmeyen kursiyerler için davalıya haksız olarak ödenen 79.391,68 TL’nin yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı kurum ile 16.11.2012 tarihinde istihdam garantili eğitim sözleşmesi akdedildiğini, kursun süresi içerisinde başarıyla tamamlanarak kursiyerlere sertifikalarının verildiğini ancak, aşçılık kursuna katılanların çeşitli sebeplerle istihdam edilmeyi kabul etmediklerini, başka alanlarda kurs alan kursiyerlerin çoğuna ulaşılamadığını, diğerlerinin de çalışmayı kabul etmediklerini, bunun üzerine davacı kurumdan kayıtlı işsizlerin listesinin istenildiğini, 38 kişinin istihdamının sağlandığını, davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece dosya bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen rapora göre davanın reddine karar verilmiş ve bu karar süresi içerisinde yukarıda özetlenen gerekçelerle davacı kurum vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı Türkiye İş Kurumu Mersin Şube Müdürlüğü ile davalı arasında, Türkiye’de işsizliğin önlenmesine yönelik, istihdam garantili Yönetici Sekreterliği kursu verilmesi yönünde 16.11.2012 tarih ve 232 numaralı sözleşme imzalandığı anlaşılmaktadır.
Bu sözleşmenin 23.1. maddesinde “Kursiyerlerden en az yüzde altmışaltısının sınavı takip eden tarihten itibaren en geç 3 ay içerisinde başlatılmış olmak kaydıyla altı ay içerisinde 3 aydan az olmamak üzere kurs süresi kadar istihdamda kalmasının zorunlu olacağı;”
23.2 maddesinde; “İstihdam yükümlülüğünün yerine getirilmesine ilişkin olarak yüklenici; kursiyerlerin 3 aydan az olmamak üzere kurs süresi kadar istihdam edildiklerine dair hizmet döküm belgesi ile ücret bordrosunu idareye ibraz etmek zorundadır.” hükümleri mevcuttur.
Ayrıca, sözleşmenin 10.12. maddesinde; “kurslar tamamlandıktan sonra istihdam yükümlülüğünün yerine getirilmiş olması; sınav tarihinden itibaren yükleniciler tarafından kursiyerlerin 3 aydan az olmamak üzere kurs süresi kadar istihdam edildiğine dair hizmet döküm belgesi, işe giriş bildirgesi, imzalı ücret bordrosu ve/veya banka şubesinden alınan ödeme dekontu/ekstresi ile ücret bordrosunu İl/Şube Müdürlüklerine altı ay içinde ibraz edip/ etmemesine göre değerlendirilerek belirlenecektir. Bloke tutar bu değerlendirmeye göre ödenecektir veya ödenmeyecektir.” ibaresinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sözleşmenin 10.10 ve 10.11. maddelerinde istihdam yükümlülüğünün kısmen veya tamamen yerine getirilmemesi durumunda kursiyer zaruri giderleri ile kursiyer sigorta prim giderleri dışındaki kurs için yapılan tüm giderlerin her bir kursiyer için hesaplanacak şekilde yükleniciden geri alınacağı düzenlemesi vardır.
Yargılama sırasında taraf delilleri toplanmış, davalı tanıkları dinlenmiş, bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır.
Bununla birlikte, davalı taraf sözleşme doğrultusunda gerekli istihdamı sağlamak amacıyla gayret gösterdiğini, hatta 38 işsizin istihdamının sağlandığını, gerekli belgeleri davacı kuruma teslim ettiğini savunmuş, bu hususa ilişkin delil ibraz etmiştir.
Halbuki bilirkişi heyeti , sözleşmenin 23. m. hükmünün yazılmamış sayıldığından davalının istihdam yükümlülüğünün bulunmayacağı, davacının istihdam zorunluluğundan kaynaklanan alacağının bulunmadığı, davalının tacir olduğu, imzaladığı sözleşmenin sorumluluğunu üstlenmesi gerektiği düşüncesinde olunacak ise; davalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için dosyadaki eksikliklerin tamamlanması gerekiği yönünde kanaat bildirmiştir.
Taraflar arasında özel hukuk kurallarına göre imzalanan sözleşmenin davacıyı ve davalıyı bağlayacağı muhakkaktır. Bilirkişi heyetinin, sözleşme hükümlerine göre davacının ve davalının edimlerini yerine getirip getirmediği, bu değerlendirmeye göre, edimini yerine getirmeyen tarafın davalı olup olmadığı, davalı ise imzalanan sözleşme hükümlerine göre davacıya ödemesi gereken paranın bulunup bulunmadığı, varsa miktarı hususunda değerlendirme yapması gerekirken, sözleşmeyi yorumlama ve değerlendirme yetki ve görevinin hakime ait olduğu kuralını çiğneyerek sözleşmedeki 23. madde hükmünün yazılmamış sayılması gerektiği yönünde kanaat bildirmesi nedeniyle, alınan rapor tarafların ve mahkemenin denetimine uygun olmayıp, dosyanın bilirkişiye gönderilme amacından uzak bir rapordur.
Sonuç olarak; istihdama ilişkin evrakların tamamının davalıdan, gerektiğinde davacı kurumdan istenmesi, davalıdan kurs dönemini kapsar kursla ilgili gider belgelerinin celbedilerek bundan sonra dosyanın raporu düzenleyen bilirkişi heyetine veya uygun görülecek başka bir heyete tevdii ile, davacı ve davalı tarafın iddia ve savunmalarını karşılar nitelikte, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli; davalının sözleşme gereği istihdam yükümlülüğünü kısmen veya tamamen yerine getirip getirmediği, istihdam edildiği iddia edilen şahısların istihdam şartının kabul edilip edilmeyeceği, kabul edilmeyecekse hangi gerekçelerle kabul edilmemesi gerektiğinin kursiyer/istihdam edilen şahıslar yönünden sunulan ve celbedilen belgeler tek tek irdelenip değerlendirilerek sözleşme şartlarına göre davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı konusunda rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.
Bu nedenle davacının istinaf talepleri kısmen yerinde olduğundan yerel mahkeme kararının HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26/12/2017 tarih ve 2014/464 Esas 2017/753 sayılı kararının Esası incelenmeden KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, gerekçede bahsedilen usuli eksiklikler giderilerek, deliller toplanarak davanın yeniden görülüp, yeni bir karar verilmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-İstinaf eden davacı kurum harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin yargılama masrafı olarak ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
5-Kararın tebliği, harç vb. hususların 6100 Sayılı HMK’nın 359/3 md. uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.’nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 27/04/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe