Adana BAM, 5. HD., E. 2018/654 K. 2019/28 T. 10.1.2019

İlgili madde: TMK Madde 676

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
Niğde Sulh Hukuk Mahkemesinin 07/11/2017 tarih 2016/785 Esas 2017/906 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalılar K1 , K2, K3 ,K4, K5, K6 vekilince istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;

Niğde ili Merkez A1 Köyü 720, 911, 1854, 2103, 2362, 2415, 2760, 2772, 3506, 3759 parseller ile, Niğde ili Merkez A2 Mahallesi 581 ada 63 parsel zemin kat 3 nolu bağmsız bölüm, aynı yer zemin kat 4 nolu bağmısız bölüm, aynı yer 2. Kat 7 nolu bağımsız bölüm aynı yer bodrum kat 2 nolu bağımsız bölüm sayılı taşınmazlar ile N1 plaka sayılı aracın müvekkili ile davalılara ait olduğunu, taraflar arasında taşınmazların ve aracın paylaşılması hususunda anlaşma sağlanamadığını, bu sebeplerle öncelikle taşınmazların ve aracın 3. Kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına, müvekkili ile davalıların hissedar oldukarı taşınmazlar ve aractaki ortaklığın satış sureti ile giderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;

Tarafların 26/06/2016 tarihli mirasçılık belgesine dayanarak K7’in 28/11/2016 tarihinde ölümü üzerine 04/09/2011 tarihinde A1 kasabasındaki evlerinde toplanarak murisleri K7’den kalan taşınır ve aile şirketindeki hisselerini gönül rızası ile kendi aralarında pay ettikleri yolunda taksim sözleşmesi yaptıklarını, taksim sözleşmesini ibraz ettiklerini, bütün mirasçıların sözleşme altında imzalarının bulunduğunu ve kendilerine ait olduğunu, ayrıca mahalle muhtarlarının da tashihi ve tanıklığını içerdiğini, davacı tarafından taşınmazlardaki ortaklığın satış sureti ile giderilmesi talep edilmiş ise de tüm mirasçıların katılımı ile hazırlanıp imzalanan anlaşma başlıklı 04/09/2011 tarihli belgenin geçerli bir taksim sözleşmesi olduğundan açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEME KARARINDA ÖZETLE;

Açılan davanın kabulüne, Niğde İli Merkez A1 Köyü 720, 911, 1854, 2103, 2362, 2415, 2760, 2772, 3506, 3759, Niğde ili Merkez A2 Mahallesi 581 ada 63 parsel zemin kat 3 nolu bağımsız bölüm, zemin kat 4 nolu bağımsız bölüm, 2. Kat 7 nolu bağımsız bölüm, bodrum kat 2 nolu bağımsız bölüm sayılı taşınmazların ve N1 plaka sayılı aracın aynen taksimi mümkün olmadığından satılarak ortaklığın giderilmesine,satış masrafları düştükten sonra satış bedelinin tapu kaydındaki payları oranında paylaştırılmasına, karar verildiği anlaşılmıştır.

İSTİNAF TALEBİNDE ÖZETLE;

Yerel mahkemenin vermiş olduğu karar ile birlikte ortaklığın giderilmesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mirasçılık belgesindeki mirasçıların aralarında toplanarak murisin bıraktığı taşınır ve taşınmaz malları hakkında taksim sözleşmesi yaptıklarını, bu taksimnamenin mahkemeye sunulduğunu, mahkemenin mirasçılardan K8’in isminin olduğu halde imzasının olmadığını ileri sürerek taleplerini reddettiğini, K8’in engelli olduğu için toplantıda hazır olmasına rağmen engeli nedeniyle imza atamadığını, davacının da bu taksimi inkar etmediğini, davacı K9’ın imzası olan muhtarların ve mirasçıların mahkemeye çağrılarak savunmalarının doğruluğu hakkında talepte bulunmalarına rağmen mahkeme tarafından olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini, taksimnamenin yerine getirilmesi için Asliye Hukuk Mahkemesine ferağa icbar davası açmak için yetki ve süre tanınmadığını, mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini bu nedenle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER;

Yazılı beyanlar, tapu kayıt örneği, keşif zaptı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı,

DEĞERLENDİRME – GEREKÇE:

Dava, ortaklığın giderilmesi talebinden ibarettir.

TMK’nın 651, 656. Maddelerinde ortak muristen kalan malların paylaştırılmasına yönelik düzenleme getirilmiş olup, TMK’nın 698, ve 699. Maddelerinde ise paylı mülkiyetin sona erdirilmesine ilişkin düzenleme getirilmiştir.

Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.

Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.

Ortaklığın mümkünse aynen taksim yolu ile olmadığı taktirde satış yolu ile giderilmesinin talep edildiği davalarda; öncelikle taşınmazın fiili ve hukuki durumu bilirkişiler tarafından değerlendirilerek aynen taksimi mümkünse, ortaklığın gerekirse ivaz ilavesi ile aynen taksim yolu ile giderilmesi gerekir, aynen taksim mümkün değilse hukuki ve fiili sebeplerinin açıklanması ve sonucuna göre satış yolu ile ortaklığın giderilmesine karar verilmesi gerekir.

Mahkemece, paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi halinde satışın nasıl yapılacağının ve satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağının hüküm sonucunda gösterilmesi gerekir.

Satışına karar verilen taşınmaz;
-Paylı mülkiyet hükümlerine konu ise satış bedelinin paydaşların tapudaki payları oranında,
-Elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olması halinde satış bedelinin mirasçılık belgesindeki paylar oranında,
-Hem paylı, hem de elbirliği mülkiyeti halinin bir arada bulunması halinde ise satış bedelinin tapudaki ve mirasçılık belgesindeki paylar nazara alınarak dağıtılmasına karar verilmesi gerekir.

Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davalarının sonucunda kazanan ve kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin taraflara payları oranında yükletilmesi gerekir.

Satış yolu ile ortaklığın giderilmesi istenen taşınmaz üzerinde ağaç, bina vs. muhtesat var ise arzın mütemmim cüz-i sayıldığından arz ile birlikte satışına ilişkin karar verilir, ancak bunların bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh var ise veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyor ise o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir.

Oran kurulur iken muhtesatın ve arzın dava tarihi itibarı ile değerleri ayrı ayrı takdir ettirilir. Bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanır. Bulunan tüm değer muhtesat bedelinin ve arzın kıymetine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibarı ile ne kadarının muhtesata ne kadarının arza isabet ettiği belirlenir. Satış bedelinin dağıtımda bulunan bu yüzde nispetler göz önünde tutularak muhtesata isabet eden kısım sadece muhtesat sahibine veya payları nispetinde sahiplerine arza isabet eden kısmında payları oranında tüm paydaşlara verilmesi icap eder.

Yine, ortaklığın satış suretiyle giderilerek satış bedelinin ödenmesi yönünde karar verilirken tapudaki hisseleri oranında denildiğinde, tapudaki bütün tarafların hisseleri oranında bedel ödeneceği, veraset ilamındaki hisseleri oranında denildiğinde tapuda kayıtlı olan murislerin mirasçılarına veraset ilamındaki hisseleri oranında bedel ödeneceği, yine bilirkişi raporundaki hisseleri oranında denildiğinde, (taşınmaz üzerinde bazı tapu maliklerine ait muhdesat var ise bilirkişi tarafından kurulan oran dikkate alınarak, muhdesatın oranı tapudaki mülkiyet sahiplerinden kime ait ise ona ait hisse bedeline ilave edilerek oran kurularak, satış yapıldığında kime hangi oran üzerinden ödeme yapılacağı belirlenmekle) bilirkişi raporundaki hisseleri oranında hak sahiplerine ödeme yapılacağı anlaşılmalıdır.

Ayrıca, ortaklığın satış yolu ile giderilmesine karar verilir iken, taşınmaz üzerinde haciz, ipotek, irtifak vb. takyidatlar mevcut ise taşınmazın üzerindeki takyidatlar ile birlikte satılarak ortaklığın giderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

SOMUT DAVADA
:

Davacı vekili, davalılar ile hissedar olan gayrimenkullerdeki ve araçtaki ortaklığın satış sureti ile giderilmesini talep etmiştir.

Mahkeme davanın kabulü ile ortaklığın satış sureti ile giderilmesine karar vermiş, bir kısım davalılar vekilince taraflar arasında taksim sözleşmesi bulunduğundan kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

TMK’nun 676. Maddesinde paylaşma sözleşmesi düzenlenmiş, ” mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar, paylaşma sözleşmesi ile mirasçılar tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki el birliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüşmesini de kabul edebilirler, paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.” düzenlenmesi bulunmaktadır.

Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. TMK’nun 676. Maddesinde de açıklandığı üzere, el birliği mülkiyetine konu mallarda ortaklar miras taksim sözleşmesi yapmış iseler bu sözleşme ile el birliği haline son vermiş olduklarından artık ortaklığın giderilmesi davası açamazlar. Mirasçıların aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi kendilerini bağlar. Paylaşma sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmış olması ve bütün mirasçıların katılması zorunludur, bütün mirasçıların katılmadığı paylaşma sözleşmeleri geçersizdir.

Dava konusu taşınmazlar ve aracın muris K7 adına kayıtlı olduğu, dosyada bulunan 04.09.2011 tarihli anlaşma başlıklı sözleşme fotokopisinde murisin K7’in mirasçılarının isimlerinin yazılı olduğu, mirasçı K8 dışındaki mirasçıların imzaların bulunduğu görülmüştür. Paylaşma sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmış olması ve bütün mirasçıların katılması zorunlu olup bütün mirasçıların veya kanuni temsilcilerinin imzasının bulunmadığı sözleşmeler geçersiz olup, bütün mirasçıların katılımı ile yapılmış geçerli bir taksim sözleşmesi yapılmadığı anlaşılmıştır.

Mahkemenin keşif yapılarak bilirkişilerden rapor alınıp, davaya konu yerlerin ve aracın aynen taksimi mümkün olmadığından satış suretiyle ortaklığın giderilmesi yönünde vermiş olduğu kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bir kısım davalı tarafın istinaf talebinin HMK. ‘nun 353/1-b-1 maddeleri uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM :

1-
Davalılar K1, K2, K3,K4, K5, K6’in istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca
ESASTAN REDDİNE,

2-
Taşınmaz malın satış bedelinden, davalılar K1,K2,K3,K4, K5, K6’in paylarına düşecek paranın binde 11.38’i oranında hesaplanacak esastan ret harcından, peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye harcın istinaf başvuru talebinde bulunan davalılar K1, K2, K3 ,K4, K5, K6’denalınmasına,

3-
İstinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran davalılar K1,K2, K3 ,K4, K5, K6’inüzerlerinde bırakılmasına,

4-Karar tebliği, harç vb işlemlerin
, 6100 Sayılı HMK’nın 359/3 md. uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair verilen karar, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK’nın 362/1-b maddesi gereğince
KESİN olmak üzere,
10/01/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!