T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
MERSİN 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
12/04/2018
NUMARASI :
2017/1021 Esas – 2018/841Karar
DAVACI:
K1
VEKİLİ:
Av. K2
DAVALI:
K3 – N1
VEKİLİ:
Av. K4- A1
DAVANIN KONUSU :
Kiracılık Sıfatının Tesbiti
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN
DAVACI
:
K1
VEKİLİ
:
Av. K2
TALEP KONUSU :
Mahkeme Kararının Kaldırılması
İSTİNAF KARAR TARİHİ :
23.12.2020
KARAR YAZIM TARİHİ :
23.12.2020
Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.04.2018 tarih ve 2017/1021 Esas 2018/841 sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :
Davacının K1 28/02/2017 tarihinde 2 yıllığını ” A2” adresindeki bağımsız bölümü 2 yıllık kira bedelini peşin olarak ödeyerek kira kontratı ile kiraladığını, kiralayan K5 isimli şahsın F1 Bankasına olan borcu nedeniyle müvekkilinin kiraladığı bu gayrimenkulun Adana 7. İcra Müdürlüğünün 2017/1011 sayılı icra dosyası ile satışa çıktığını, bu ihalede bu gayrimenkulu K3 isminde 3. Şahsın satın aldığını, müvekkilinin kiracı olduğunu 3. Şahıs tarafından kabul edilmiş olduğundan müvekkilin tahliye edilmeye çalışılmasının hukuka aykırı olduğunu , bu nedenle İİK 135,II’ye göre yapacağı tahliye işleminin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini , muarazanın menine, davacı K1’in Kiracı olduğunun , tahliye borcunun olmadığının tespitine, ücreti vekalet ve masraflarında karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE
;
Davalının ” A2 ” taşınmazının maliki olduğunu, bu taşınmazı ihale ile satın aldığını, müvekkilinin ihalenin kesinleşmesi üzerine 01/08/2017 tarihinde icra müdürlüğü vasıtası ile müvekkilin de hazır olduğu şekilde taşınmazda oturanların tespiti için adrese gidildiğini, aynı tarihli tespit tutanağında Suriyelilerin oturduğunun tespit edildiğini, davacıya 16/08/2017 tarihinde tahliye emri gönderildiğini, davacı K1’in ise davalı müvekkilin 26/07/2017 tarihindeki tahliye talebinden sonraki bir zamanda 09/08/2017 tarihinde bu davayı açtığını, borçlu sıfatı taşımayan ve kiracılık iddiasında bulunan davacının , davacı taraf ile dava dışı borçlular arasında tanzim edilen ve 28/02/2017 tarihli kira sözleşmesi muvazaalı olup ihale alıcısı müvekkilin taşınmazı tahliye etmesini engelleme amacını taşıdığından tahliye işleminin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına , haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış olan davanın reddine yargılama gideri ve vekalet ücvretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
”
Davanın Reddine “karar verildiği görülmüştür.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacının dava konusu taşınmazı noter onaylı kira kontratı ile kiraladığını, davalı tarafın ihaleye girmeden önce taşınmazı gelip gördüğünü ve müvekkilinin kiracılığını kabul ederek tahliye etmeyeceğini ifade ettiğini buna rağmen müvekkilinin tahliye etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının müvekkilinin kiralıcılığını kabul ettiğine ilişkin iddialarını dikkate alınmadan ve tanıkları dinlenmeden eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulduğunu, belirterek, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER :
Yazılı beyanlar, Adana 7. İcra Müdürlüğünün 2017/1011 sayılı dosyası, Mersin 2. İcra Müdürlüğü’nün 2017/50 sayılı talimat dosyası ve tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, kiracılık sıfatının tespiti ve muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Davacı vekili, dava konusu konut niteliğindeki bağımsız bölüm hakkında müvekkili ile dava dışı K5 arasında 28/02/2017 tarihli 2 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin kira bedelini peşin olarak ödediğini, dava dışı K5’ın dava dışı F1 Bankası’na borcu nedeniyle taşınmazın Adana 7. İcra Müdürlüğü’nün 2017/1011 E. sayılı icra dosyasında yapılan ihale ile davalıya satıldığını, davalının müvekkilini taşınmazdan çıkarma ihtimalinin olduğunu iddia ederek, davalının İİK’nın 135/2. maddesine göre yapacağı tahliye işleminin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, taraflar arasındaki muarazanın önlenmesine, dava konusu bağımsız bölümde müvekkilinin kiracı olduğunun, tahliye borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın dava dışı K5 ve K6 adına kayıtlı iken, üzerinde Türkiye F1 Bankasının ipoteği bulunduğunu, 25/01/2017 tarihinde ipotek alacaklısı banka tarafından Adana 7. İcra Müdürlüğü’nün 2017/1011 E. sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, tapu kaydına 03/02/2017 tarihinde İİK 150/C şerhi düşüldüğünü, 08/05/2017 tarihinde ise satışa arz şerhi düşüldüğünü, taşınmazın Mersin 2. İcra Müdürlüğü’nün 2017/50 Tal. Sayılı dosyası ile 14/07/2017 tarihinde ihale yoluyla müvekkiline satıldığını, ihalenin 24/07/2017 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin İİK’nun 135. maddesi uyarınca 26/07/2017 tarihinde icra müdürlüğünde tahliye talebinde bulunduğunu, Adana 7. İcra Müdürlüğü’nün 2017/1011 E. sayılı dosyasından davacıya 16/08/2017 tarihinde tahliye emri gönderildiğini, kiracılık iddiasında bulunan davacının, kendisine tebliğ edilen tahliye emrine uymaması ve bu davayı açabilmesi için hacizden önceki bir tarihte resmi nitelikte yapılmış bir kira sözleşmesine dayanması gerektiğini, 28/02/2017 tarihli kira sözleşmesinin ise muvazaalı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, dava konusu taşınmazın tapu kaydına 03/02/2017 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğine dair İİK 150/C şerhinin, 08/05/2017 tarihinde ise satış işlemlerine başlandığına dair satışa arz şerhi işlendiği, ipotekten önceki bir tarihi kapsamayan ve resmi niteliği bulunmayan kira sözleşmesine dayanılarak kiracılık sıfatının tespitinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
TBK’nun 310. maddesi hükmüne göre, kiralananın mülkiyetinin kiraya veren malik tarafından üçüncü kişiye devri ile birlikte, kiraya veren ve kiracı arasındaki kira sözleşmesi tüm hak ve borçları ile birlikte yasa gereği kendiliğinden yeni malike geçer. Davalı, dava konusu taşınmazı ihale yolu ile devralmış olup, TBK’nın 310. maddesi gereğince yeni malik önceki malikle yapılan kira sözleşmesinin tarafı olacağından, kiralananın el değiştirmesi akdi sona erdirmez. (Yargıtay 3. HD 2017/4907 E. 2018/12721 K.)
İİK’nın 135/2. maddesinde ise “Taşınmaz borçlu tarafından veya hacizden evvelki bir tarihte yapıldığı resmi bir belge ile belgelenmiş bir akte dayanmayarak başkaları tarafından işgal edilmekte ise onbeş gün içinde tahliyesi için borçluya veya işgal edene bir tahliye emri tebliğ edilir. Bu müddet içinde tahliye edilmezse zorla çıkarılıp taşınmaz alıcıya teslim olunur.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Davacı, eski malik ile aralarında düzenledikleri 28/02/2017 tarihli kira sözleşmesine dayanarak kiracılık sıfatının devam ettiğinin ve İİK’nın 135/2. maddesine göre tahliye borcunun bulunmadığının tespitini talep etmiş ise de; dava tarihi itibariyle davacıya henüz İİK’nın 135/2. maddesi kapsamında tahliye emri tebliğ edilmediği, bu aşamada davacının kiracılık sıfatının ve İİK’nın 135/2. maddesi kapsamında tahliye zorunluluğunun bulunmadığının tespitini talep etmekte hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından,
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen kararın sonucu itibariyle yerinde olduğu anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-
Davacı vekilinin İstinaf Başvurusu’nun
HMK’nın 353/1-b-1 md.si gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken istinaf karar harcı olan 54,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50 TL harcın davacıdan alınmasına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-
Kararın tebliği, harç vb. işlemlerin
6100 Sayılı HMK’nın 302/5 ve 359/3 md. uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.’nın 362/1-a maddesi gereğince
KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 23/12/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe