Adana BAM, 5. HD., E. 2018/1473 K. 2020/220 T. 4.3.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 104

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU :

İtirazın İptali
Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) 08.03.2018 tarih ve 2016/542 Esas 2018/112 sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin 18.06.2018 tarih 2018/1313 Esas 2018/840 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilmekle;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Davacı vekili,müvekkili K1, davalı-borçlu K2’a bedeli 4.500,00 TL tutan kanepe, koltuk takımı ve orta sehpa sattığını, bu satışa ilişkin olarak davalı/borçlu tarafça satın alınan ürünler ekte onaylı sureti bulunan 05/029/2015 tarih, 00507 sayılı ürün teslimat formu ile davalı/borçluya eksiksiz teslim edildiğini, ancak davalı/borçlunun ürünleri teslim almasına rağmen müvekkile herhangi bir ödemede bulunmadığını, bunun üzerine ürünlerin bedelinin tahsili amacıyla taraflarınca Silifke İcra Müdürlüğünün 2016/831 Esas sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine ilamsız icra takibine girişildiğini, ödeme emri davalı/borçluya tebliğ edildiğini ve davalı/borçlu süresi içerisined haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, ekte onaylı sureti sunulan ürün teslimat formundan anlaşılacağı üzere müvekkil ile davalı/borçlu teslimat formunda belirtilen kanepe, koltuk takımı ve orta sehpanın satışı konusunda anlaştıklarını, bu anlaşma gereği belirtilen ürünlerin eksiksiz olarak davalı/borçluya kenrdi imzası karşılığında tesli edildiğini, davalı borçlu teslim edilen ürünlerin bedelini ödemeyerek müvekkili mağdur ettiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalı/borçlunun Silifke İcra Müdürlüğünün 2016/831 Esas sayılı takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, takibe konu alacağın %20’den aşağı olmamak üzere belirlenecek icra inkar tazminatının davalı/borçludan alınarak advacı müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de davalı/borçluya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Davalı vekili, davacı yanın eşya bedellerinin ödenmediği noktasındaki tüm iddialarının asılsız ve gerçeği yansıtmadığını, davalı müvekkil ile davacı yan arasında; teslimat formunda ismi geçen eşyalar nedeni ile bir defaya mahsus bir eşya alışverişi gerçekleşmiş olup, bu alışveriş sebebi ile tarafların arasında 4.500,00 TL bedelli K1 lehine senet tanzim edildiğini, daha sonrda eşya bedelleri müvekkil tarafından davacı tarafa ödendiğini, iş bu senet de davacı tarafından müvekkile iade edildiğini, dilekçe ekinde senet suretini ibraz ettiğini, müvekkilin davacı yana bir borcu bulunmadığını, nitekim senet aradaki eşya alışverişine istinaden tanzim edilmiş olup, müvekkil tarafından ödemenin yapılmasının ardından davacı tarafından senetin müvekkile verildiğini, müvekkilin davacı yana bir borcu bulunmadığını, yine davacı taraf dava dilekçesinde tanık deliline dayanmış olup, ekte sunulan senet sureti ve senede karşı senet ile ıspat kuralı çerçevesinde davacı yanın tanık dinletme talebine şimdiden muvafakatlarının olmadığını bu nedenlerle müvekkil hakkında açılmış bulunan iş bu itirazın iptali davasının reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Mahkemece davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,karar verildiği anlaşılmıştır.

DAVACI VEKİLİNİN İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Davalı tarafın müvekkilinin iş yerinden 4.500,00-TL tutarında kanepe, koltuk takımı ve orta sehpa satın aldığını, müvekkilinin sattığı ürünleri 05.09.2015 tarihinde teslimat formuyla eksiksiz olarak teslim edildiğini, davalı tarafın ürünleri teslim almasına rağmen herhangi bir ödeme yapmadığını, bunun üzerine davalının satın aldığı ürünlerin bedelinin tahsili amacıyla taraflarınca davalı aleyhine Silifke İcra Müdürlüğü’nün 2016/831 E sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu, davalının takibe itiraz ederek durdurduğunu ve takibin devamının sağlanması amacıyla dava açıldığını, takibe konu edilen alım-satım ilişkisinin hiç bir zaman bonoya bağlanmadığını, davalı tarafça itiraz edilen bononun, davalı tarafça her zaman tek taraflı düzenlenmesinin mümkün bir belge olduğunu ve bu yazılar üzerindeki yazıların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin bono ile yapılan alım satımlarında her bono için müşteri senet defteri düzenlendiğini ve bonoların müvekkili tarafnıdan müşteri senet defterine kaydedildiğini, davalı tarafın sunduğu bono üzerindeki yazıların müvekkiline ait olmadığını, sunulan senedin müvekkili tarafından düzenlenmediğini belirterek, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLER:

Yazılı beyanlar, Silifke İcra Dairesi’nin 2016/831 Esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi
HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Davacı vekili,müvekkili K1, davalı-borçlu K2’a bedeli 4.500,00 TL tutan kanepe, koltuk takımı ve orta sehpa sattığını, bu satışa ilişkin olarak davalı/borçlu tarafça satın alınan ürünler ekte onaylı sureti bulunan 05/029/2015 tarih, 00507 sayılı ürün teslimat formu ile davalı/borçluya eksiksiz teslim edildiğini, ancak davalı/borçlunun ürünleri teslim almasına rağmen müvekkile herhangi bir ödemede bulunmadığını, bunun üzerine ürünlerin bedelinin tahsili amacıyla taraflarınca Silifke İcra Müdürlüğünün 2016/831 Esas sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine ilamsız icra takibine girişildiğini, ödeme emri davalı/borçluya tebliğ edildiğini ve davalı/borçlu süresi içerisinde haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.

Davalı vekili,davalı müvekkil ile davacı yan arasında; teslimat formunda ismi geçen eşyalar nedeni ile bir defaya mahsus bir eşya alışverişi gerçekleşmiş olup, bu alışveriş sebebi ile tarafların arasında 4.500,00 TL bedelli K1 lehine senet tanzim edildiğini, daha sonrda eşya bedelleri müvekkil tarafından davacı tarafa ödendiğini, iş bu senet de davacı tarafından müvekkile iade edildiğini, dilekçe ekinde senet suretinin ibraz edildiğini, müvekkilin davacı yana bir borcu bulunmadığını, nitekim senet aradaki eşya alışverişine istinaden tanzim edilmiş olup, müvekkil tarafından ödemenin yapılmasının ardından davacı tarafından senetin müvekkile verildiğini, müvekkilin davacı yana bir borcu bulunmadığını davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş; davacı tarafça hüküm istinaf edilmiştir.

Somut dosyada; taraflar arasında kanepe, koltuk ve sehpanın teslim edildiğine dair itilaf bulunmamaktadır. Davacı tarafça teslim edilen mobilyalarının bedellerinin alınmadığını iddia ederken davalı tarafça dosyaya sunulan senet ile borcun ödendiğini ve taraflarına ödeme yapıldıktan sonra senedin verildiği ileri sürülmüş ; davacı sunulan senedin kendilerince düzenlenmediğini iddia etmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 88. maddesinin son cümlesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 104. maddesinin son fıkrasına göre borç senedi borçluya geri verilmiş ise borç sona ermiş sayılır. Çek ya da bono aslının borçluya iade edilmiş olması halinde karine çek ya da bono bedelinin ödenerek iade edildiği yönünde olup, bunun aksini yani dava konusu somut olayda ödenmediği davacıya aittir.(
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 14.11.2018 tarih 2018/2517 Esas 2018/4464 Karar sayılı benzer mahiyette ilamı
)

Her ne kadar sunulan senedin kendilerine ait olmadığı iddia edilerek kendilerince düzenlenen senetler ve ödemeye ilişkin defter sayfaları sunulmuş ise de; davalı tarafın senedi ile sunulan senetlerde matbu olarak alıcının adının yazıldığı görülmüş; dinlenen tanık beyanlarında da iş yeri uygulamasında vade tarihinin boş bırakılarak sonradan yazıldığı ifade edilmiş olmakla davalının iddiasını doğrular nitelikte olduğu, senet üzerindeki yazılar üzerinde imza incelemesi yapılmasının sonuca etkisinin olmayacağı, ispat külfeti kendisinde olan davacının sunulan senet bedelinin ödenmediğini yasal delillerle kanıtlayamadığı görülmekle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmüştür.

Karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T’nin ikinci kısım ikinci bölümünde tüketici mahkemelerinde takip edilen davalar için maktu vekalet ücreti 1.700,00 TL olarak belirlenmiştir.

Somut olayda, Mahkemece tüketici mahkemesi sıfatıyla yargılama yapıldığı, yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği halde, asliye hukuk mahkemelerinde görülen davalara ilişkin maktu vekalet ücretine karar verilmesi doğru görülmemiş; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme hükmünün kaldırılarak anılan gerekçelerle yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:
1
-Davacının istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden
KABULÜ İLE,
Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 08.03.2018 tarih 2016/542 Esas 2018/112 Karar sayılı kararının hüküm kısmının 5. bendinde bulunan ” davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince hesap olunan 2.180,00TL TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” kısmındaki ” 2.180,00
” TL ‘nin KARARDAN ÇIKARTILARAK, 1.700,00
TL olarak kararın
HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca
DÜZELTİLMESİNE,
Yerel Mahkemenin kararındaki diğer hükümlerin aynen muhafazasına,

2-
Alınması gereken 54,40 TL maktu red harcından peşin alınan 35,90 TL den mahsubuyla bakiye 18,5-TL nin davacıdan
TAHSİLİNE,
3

Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-
Kararın tebliği, harç vb. işlemlerin 6100 Sayılı HMK’nın 359/3 md. uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.’nın 362/1-a maddesi gereğince
KESİN olarak
04/03/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!