Adana BAM, 5. HD., E. 2018/1383 K. 2020/116 T. 4.2.2020

İlgili madde: TMK Madde 2

İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU
:

Davacının davalı bankadan tüketici kredisi kullanması nedeniyle maaşına konulan blokenin kaldırılması ve yapılan kesintinin iadesi

TALEP KONUSU :

Mahkeme Kararının Kaldırılması
Mersin 1. Tüketici Mahkemesi’nin 10.04.2018 tarih 2018/84 Esas 2018/145 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı tarafça istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

5510 Sayılı SGK Kanunun 93. Maddesi ve 5838 sayılı kanunun 32/2-b maddesi gereği hükmünce emekli maaşları üzerine haciz konulamayacağını belirtildiği halde davalı F1bank A.Ş Mersin Şubesinden almış olduğu emekli maaşının tümünün bu bankada bulunan borçlarına haksız ve hukuksuz olarak mahsup edildiği, mağdur duruma düştüğünü, bankaya müracaatında banka uygulamalarının bu yönde olduğunu bu nedenle başvurusunu kabul etmediklerini, Şubat 2018 ayında el konulan tüm maaşının iadesi ile kendisini mağdur eden bankadan şikayetçi olduğu, mağdur duruma düşürdükleri için tarafına da ayrıca manevi tazminat ödemesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; davacı ile müvekkili banka arasında bireysel kredi sözleşmesi gereğince kredi kullandığını, sözleşmenin 13. Maddesinde yetki şartı konularak çıkan uyuşmazlıklarda İstanbul Çağlayan Mahkemelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığı, bu nedenle İstanbul Mahkemeleri kesin yetkili olduğu, davacının iş bu davada hukuki menfaatinin bulunmadığı, davacının dosyaya konu kredi taksitlerini ödemediği ve kendisinin de bu doğrultuda ikrarlarının bulunduğu,
Davacının hesabında bloke bulunmadığı, 28/08/2017 ve 16/10/2017 tarihlerinde 2 adet tüketici kredisi kullanıldığı, kredilerin tüketici mevzuatına uygun olarak hazırlandığı, ayrıca davacıyla rehin sözleşmesi, muvafakat name taahhütname ve virman/takas mahsup talimatlarını imzaladığı, sözleşme hükmünde olan bu belgeleri imzalarken itirazı kayıt konulmayarak davacı tarafından kabul edilmediği, müvekkili bankanın davacının kredi borçlarını ödememesi nedeniyle bahsi geçen muvafakat name taahhütname ve virman/takas mahsup sözleşmelerine istinaden davacının SGK’dan olan alacaklarını kullandığı kredi taksitleri karşılığında rehnedildiği, sözleşme gereğince müvekkili bankanın bu işleri yapmakta yetkili olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın hukuki mesnetten yoksun olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 25/01/2016 tarih, 2014/47024 esas, 2016/1396 karar sayılı içtihatları ve dilekçelerinde belirtilen diğer içtihatlarında savunmaları yönünde olduğunu belirterek davanın reddini talep ettikleri görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:

Davacı K1 davalı F1bank A.Ş. Aleyhine açtığı maaşından her ay kesinti yapılmaması ve 1.672,96 TL nin bankadan alınarak davacıya verilmesine ilişkin davanın reddine, karar verildiği anlaşılmıştır.

İSTİNAF TALEBİNDE
İLERİ SÜRÜLEN

SEBEPLER:

Davalı bankanın Mersin şubesinden 2017 yılında iki adet kredi kullandığını, bu kredilerin taksitlerini ödeyememesi sonucunda davalı banka tarafından emekli maaşının tamamına bloke konulduğunu ve kaldırılması için bankaya başvurduğunu, bankanın olumlu karar verilmemesi ve blokenin devam etmesi üzerine dava açtığını, üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmaz bir gelirinin olmadığını, evinin kira olduğunu ve tek bir emekli maaşının olduğunu, bankaların sözleşme ilişkisi kurulurken basiretli bir tacir gibi davranarak emekli maaşını geçerli bir teminat olarak kabul etmemesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLER:

Yazılı beyanlar, Kredi Sözleşmesi ve tüm dosya kapsamı.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, davacının davalı bankadan tüketici kredisi kullanması nedeniyle maaşına konulan blokenin kaldırılması ve yapılan kesintinin iadesine ilişkindir.

İstinaf incelemesi
HMK. 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Davacı 23.02.2018 tarihli dava dilekçesi ve duruşmalardaki beyanlarında özetle; davalı bankadan kredi kullandığını, aynı bankadan da emekli maaşını aldığını, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davacının emekli maaş hesabına bloke konularak, kredi borcunun emekli maaşından ödendiğini beyan ederek, emekli maaş hesabından kesinti yapılabilmesine ilişkin takas-virman ve mahsuba dair madde bulunduğunu, bu maddenin haksız şart niteliğinde olduğunu, emekli maaşı üzerindeki bloke ve kesintilerin kaldırılması ile hesaptan kesilen toplam 1.672,96 TL’nin iadesine ve tedbiren emekli maaşından yapılan kesintilerin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı banka vekili cevap dilekçesinde; davacının maaş hesabına bloke konulmadığını, bankaya verdiği muvafakatname gereğinde bankadan kullandığı kredi nedeniyle, kredi taksitlerinin maaş hesabından çekildiğini beyan ederek tedbir talebinin ve davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davacının davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından istinaf edilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının bankadan kullandığı tüketici kredilerini ödememesi üzerine emekli maaşına bloke konulup konulmayacağı, konulan blokenin sözleşme hükümleri kapsamında haksız şart teşkil edip etmeyeceği ve ödenen bedellerin geri istenip istenemeyeceğine ilişkindir.

Bilindiği üzere 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı yasanın 56.maddesi ile değişik 5510 sayılı yasanın 93.maddesine göre “Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88.maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” İİK.nun 83/a maddesindeki “İİK.nun 82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir” hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Kanunun 32.maddesi ile değişik 5510 Sayılı yasanın 93/1.maddesinde, “bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun muvafakati yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği” düzenlemesine yer verilmiştir.

Bu hükmün İİK.nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 Sayılı Yasanın 93.maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde borçlu haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; Davacı, davalı bankada N1 numaralı vadesiz hesabı açmış, davalı banka, davacıya 28.07.2017 tarihinde 60.000 TL tutarlı 48 ay vadeli ve 16.10.2017 tarihinde 5.500,00 TL tutarlı 48 ay vadeli iki ayrı tüketici kredi anlaşması imzalanmıştır. Davacının 28.07.2017 ve 16.10.2017 tarihli ek rehin sözleşmesi, taahhütname ve virman, takas – mahsup talimatı verdiği anlaşılmıştır.

Diğer bir deyişle davacının anılan taahütname ile SGK dan aldığı maaşının kesilmesine kredinin geri ödemelerinin maaşı üzerinden yapılmasına, bankanın takas, virman ve mahsup kakkını kullanmasına muvafakat etmiştir. Davacı sözleşmeden dönmediğine göre borcu ne şekilde ödeyeceğini de açıklamamıştır. Bankada bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya krediyi kullandırmıştır.

Davalı banka, davacı ile arasında imzalanan sözleşme ve taahütname hükümlerine göre kesinti yapmıştır. Hemen belirtilmelidir ki davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödememesi halinde sözleşme gereğince kullandırılan kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul etmesi ve diğer teminat öngören hükümlerin sözleşmeye konulmasına rıza göstermesinin haksız şart olarak kabulü mümkün değildir. Zira davacı yürürlükteki bu Yasaları bilerek sözleşmeyi imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin davalı bankadan aldığı emekli maaşından kesilmesi için taahhüt verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığı söylenemez. Ayrıca bankanın yaptığı işlemin sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin dürüstlük kuralına aykırı düşecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olduğu kabul edilemez. Davacının bankadan kullandığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi zorunludur. (
Yargıtay 13.H.D.
01/02/2018 tarih ve 2015/34445 Eses, 2018/1149 Karar sayılı ilamı
)

Davacının taksitlerin maaşından ödenmesini ihtirazi kayıtsız kabul edip daha sonra dava açıp kesinti bedelini geri istemesi hakkın kötüye kullanılması olup, iyi niyet kurallarıyla bağdaşmaz.(TMK m.2) Tüketici haklı bir sebep olmadan sözleşmeyi tek taraflı feshedemez, ifası yapılmış bedellerin iadesini isteyemez, bu şekilde edimin tek taraflı geri istenmesi de hukuken himaye göremez. Aksi halde; kredi isteyen kişinin mali durumu ve maaş gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkansızlaşması, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğacaktır.Başka bir deyişle yeni yasanın yürürlük tarihi olan 28.02.2009 tarihinden sonra kullanılan kredilerde emekli maaşından kesinti yapılmasına yönelik muvafakatlerin önceden verildiği gerekçesiyle geçersizliğinden ve haksız şart teşkil ettiğinden bahsedilemez. Hal böyle olunca mahkemece uyuşmazlığın sözleşmeye bağlılık hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesinde ve davanın reddinde usul ve yasaya aykırı bir durum yoktur.

Mahkemenin dosyada toplanan delillere göre, vermiş olduğu kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından istinaf talebinde bulunanın istinaf başvurusunun HMK.’nun 353/1-b-1 maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:

1-İstinaf Başvurusu’nun
HMK 353/1-b-1 md.si gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Davacı tüketici harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

3-
İstinaf ile ilgili yapılan masrafların istinaf talebinde bulunan üzerinde bırakılmasına,

4-
Kararın tebliği, harç vb. işlemlerin
6100 Sayılı HMK’nın 359/3 md. uyarınca
İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.’nın 362/1-a maddesi gereğince
KESİN olarak
04/02/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!