T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI :
OSMANİYE
MALİYE
HAZİNESİ
VEKİLİ :
Av.
K1
[N1] UETS
FERİ MÜDAHİLLER :
1-
K2
– -N2
:
2-
K3
– -N3
VEKİLİ :
Av.
K4
KAYYIM :
TOPRAKKALE
MAL
MÜDÜRÜ
–
DAVANIN KONUSU : Kayyımlık (Kayyım Atanması)
Osmaniye 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.05.2021 tarih ve 2015/464 Esas 2021/529 Karar sayılı dosyasında verilen karara karşı Feri Müdahil tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti;
Davacı kurum vekili dava dilekçesinde özetle;
Osmaniye ili, Toprakkale ilçesi, A6 mahallesi 242 ada 2 nolu parselde kayıtlı bulanan taşınmaz da tapu maliklerinden 1/2 hissesi K5 oğlu K6 Mirasçıları ve yine 1/2 hissesi K5 oğlu K4 mirasçıları olduğu, Toprakkale Mal Müdürlüğünce yapılan araştırmalar neticesinde adı geçen şahısları tanıyan bilen kimsenin olup olmadığı, mirasçılarının olup olmadığının bilinmediği tespit edildiği, bu nedenlerle 561 sayılı kanun, medeni kanunun 588 m. Ve ilgili kanun hükümlerine dayanılarak ilgili şahsın hissesine mal memurunun kayyım olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili duruşmada beyanında
:” Osmaniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/188 esas sayılı dosyası red olmuştur. Davamızın kabulüne karar verilmesini talep ederiz” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Feri
Müdahil v ekili duruşmada beyanında
: Daha önceki yazılı ve sözlü beyanlarımızı tekrarla davanın reddine karar verilmesini talep ederiz” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İ lk Derece Mahkemesi Kararı:
Yapılan yargılama neticesinde,
1-
Açılan davanın
KABULÜNE
,
2-Osmaniye ili, Toprakkale ilçesi, A6 mah/köy, 242 ada 2 nolu parselde kayıtlı bulanan taşınmazın malikleri olarak görünen K5 oğlu K6 Mirasçıları ve K5 oğlu K4 mirasçıları temsil etmek üzere, Toprakkale Mal Müdürlüğünün
KAYYIM OLARAK ATANMASINA, karar verilmiştir.
Kararı Feri Müdahil vekili istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Feri Müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece taşınmazın kayıtlı maliklerinin K5 oğlu K6 mirasçıları ve K5 oğlu K4 mirasçıları olduğu ve yapılan tebligatlara rağmen, duruşmaya katılan ve hak sahipliği iddiasında bulunan olmaması gerekçesiyle davanın kabul edildiği, gerekçeli kararda bu gerekçenin açıkça belirtildiğini, ancak müvekkillerinin hak sahipliği iddiasında bulunduğu, davaya müdahil olduklarını, duruşmalara katıldıkları ve hak sahibi oldukları hususunda iddiada bulunduklarını, müvekkillerinin Osmaniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/188 esas sayılı dosyasında Tapu İptali ve Tescil talebinde bulundukları ve dava konusu taşınmazda mülkiyet iddia ettiklerini, ancak bu davada verilen kesin sürede taraf teşkili sağlanamadığını bu nedenle dava usulden red kararı ile sonuçladığını, bu dosya hakkında mahkemeye bildirimde bulunulduğunu, mahkemece sonucunun beklenmesine karar verildiği ve sonucunun beklendiğini, buna rağmen ilk derece mahkemesince, yapılan tebligatlara rağmen, duruşmaya katılan ve hak sahipliği iddiasında bulunan olmaması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkillerinin dava konusu taşınmazı tapu maliklerinden satın alarak taşınmazın zilyetliğini devraldığı, nizasız ve fasılasız kullandığını, taşınmazların müdahil müvekkilleri tarafından belirtilen sözleşmelerle ve belirtilen tarihlerde maliklerin mirasçılarından satın alındığı, satıcılara karşı sözleşme gereğince edimlerini yerine getirildiği, satış bedellerini ödediklerini, ancak taşınmazların tapuda devrinin yapılamadığını, müvekkillerin bu taşınmazları müdahil müvekkillerinin satın aldıkları ve en az 30 yıldır kullandıkları mahalli bilirkişilerin beyanları sabit olduğunu, kayıt malikleri ile müvekkillerin taşınmazı satın aldıkları kişiler arasındaki irtibatı ispat maksadıyla dinlenmesini istedikleri tanık K7 ‘nin vefatı nedeniyle tanığın dinlenemediğini, tanığın yatalak hasta olduğu ve bulunduğu mahalde dinlenmesine ilişkin 12.04.2018 tarihli duruşmadaki taleplerinin dikkate alınmadığını tanığın vefat ettiğini, dosyaya sundukları satış vaadi sözleşmelerinin taraflarının dinlenmediğini, kayıt malikleri ile aralarındaki irtibatın yeterince araştırılmadığını, kayyım atanması talebinin kanun hükümleri gözetilerek, kanunun amacı da dikkate alınmak suretiyle değerlendirilip sonuçlandırılması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE ;
Dava, kayyım tayini istemine ilişkindir.
Dairemizce HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinesinde
Türk Medeni Kanununun 431. maddesinde, “Vasinin atanması usulüne ilişkin kuralların kayyım ve yasal danışman atanmasında da uygulanır.” 430. maddesinde “Temsil kayyımı kendisine kayyım atanacak kimsenin yerleşim yeri vesayet makamı tarafından atanır. Yönetim kayyımı, malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kimsenin payına düşen malların bulunduğu yer vesayet makamı tarafından atanır.” hükümleri getirilmiştir.
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunun 1. maddesinde kanunun amacı açıklandıktan sonra 2. maddesinde, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, Hazinenin hak ve menfaatlerinin korunması amacı ile adı geçen kişiye ait payın idaresi için mahallin en büyük mal memurunun yönetim kayyımı olarak tayin edileceği hükme bağlanmıştır. Mahallin en büyük mal memurunun İllerde Defterdar, ilçelerde Mal Müdürü olduğu yönünde duraksama yoktur. Nitekim bu husus Mal Memurlarının Kayyımlığı Hakkında Yönetmeliğin 4/f bendinde açıkça belirtilmiştir. Anılan kanun ve yönetmelik hükümleri yürürlükte olduğu müddetçe bu kişiler haricindekilerin kayyım olarak atanması yasal olarak mümkün değildir. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 99. maddesi ile Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün Maliye Bakanlığı teşkilatından ayrılarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ana hizmet birimlerine eklenmesi, 4 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 798/1-b maddesi ile de Milli Emlak Müdürlüğü’nün görevleriyle ilgili olarak Maliye Bakanlığına veya birimlerine, Maliye Bakanına veya Maliye Bakanlığı görevlilerine yapılmış olan atıfların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görevlilerine yapılmış sayılacağının belirtilmesi başlıbaşına Çevre ve Şehircilik İl Müdürü’nün kayyım olarak atanması gerektiği şeklinde yorumlanamaz. Bu durumda mahkemece mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması gerektiği kabul edilir.
4721 sayılı TMK’na göre Kayyımlık, temsil ve yönetim kayyımlığı olmak üzere iki çeşittir. Temsil Kayyımlığı, TMK’nın 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımı atanmasının gerektiren üç sebep gösterilmiş olup, bunların ilki; ergin bir kişinin hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işinin kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, ikincisi; bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, üçüncüsü ise; yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa vesayet makamınca adı geçen kişiyi temsil kayyımı atanacaktır.
Yönetim Kayyımlığı ise; 427. maddede düzenlenmiş olup amaç, gerekli olan yönetimden yoksun kalan ve yönetimi başkaca yollarla sağlanamayan mal varlığının yönetilmesidir. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yerde bilinemezse bu kişinin mallarının yönetimi için yönetim kayyımı atanır. Yönetim kayyımı atanmasını gerektiren diğer haller ise maddede dört bend halinde sayılmıştır, bu hallerden birinin mevcut olması halinde de yine vesayet makamı tarafından kişiye yönetim kayyımı atanacaktır.
Kayyım atanması talebi yukarıda açıklanan kanun hükümleri gözetilerek, kanununun amacıda dikkate alınarak değerlendirilip sonuçlandırılması gerekir.
Mal memurlarının kayyımlığı hakkında yönetmeliğin 4 (1) f bendinde mahallin en büyük mal memurunun illerin merkez ilçeleri ile büyükşehir belediyesi olan illerin büyükşehir belediyesi sınırları içindeki ilçe merkezlerinde (mal müdürlüğü bünyesinde milli emlak servisi bulunan ilçeler hariç) defterdarı, diğer ilçelerde mal müdürünüifade ettiği belirtilmiştir.
Dosyanın istinaf incelenmesinde;
Feri müdahil tarafından dosyaya sunulansatış vaadi sözleşmelerinin taraflarının dinlenmediği, kayıt malikleri ile aralarındaki irtibatın yeterince araştırılmadığı anlaşıldığından tarafların tanıklarının dosya kapsamında dinlenmesi ve ayrıntılı kolluk araştırması yapıldıktan sonra sonuca göre hüküm verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme tarafından eksik araştırma sonucu verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.Feri Müdahil vekilinin istinaf talebi yerinde bulunmakla HMK 353/1-a-4. Madde hükmü gereği yerel mahkeme kararının kaldırılıp dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Açıklandığı Üzere;
1-
Feri Müdahil vekilinin istinaf talebinin
KABULÜ ile, Osmaniye 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.05.2021 tarih ve 2015/464 Esas 2021/529 Karar sayılı kararın HMK’nın 353/1-a-4 maddesi gereğince
KALDIRILMASINA
,
2-
Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine
İADESİNE,
3-
Feri Müdahil tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
4-
Taraflarca yapılan yargılama giderinin yeniden yargılama yapacak ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
5-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-
HMK nın 359/3. maddesi gereğince tebliğ işlemlerinin yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu tarafların yokluğunda oy birliğiyle kesin olmak üzere karar verildi. 08/02/2022
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe