T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVALI : K1- -N1
KISITLI ADAYI : K2- -N2
İHBAR EDEN :
ADANA
DR.EKREM
TOK
RUH
SAĞLIĞI
VE HASTALIKLARI
HASTANESİ
DAVANIN KONUSU : Velayet (Velayetin Düzenlenmesi)
Taraflar arasındaki Velayet ( Velayetin Düzenlenmesine) ilişkin davada Tarsus 1 .Sulh Hukuk Mahkemesi ile Tarsus 2.Aile Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının merci tayini yolu ile giderilmesi Tarsus 2. Aile Mahkemesi tarafından talep edilmekle dosya kapsamı incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 01/09/2020 tarihli ihbar dilekçesini özetle; Kısıtlı adayı K2’ün 21/07/2020 tarihinde zorunlu yatış kararı ile tedavi altına alındığı, 28/08/2020 tarihinde taburcu edildiği, kısıtlı adayına TMK’nın 405 maddesi gereği vasi atanmasını talep ve ihbarda bulunduğu anlaşılmıştır.
Tarsus 1
.Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.03.2021 tarih 2020/818 Esas 2021/327 Karar sayılı kararı ile ; 4787 sayılı Kanunun Aile Mahkemelerinin görevleri başlıklı 4. Maddesi ile, ergin olmayan çocukların anne ve babasının velayeti altında olacağı, kural olarak kısıtlanan ergin çocukların dahi anne ve babanın velayeti altında kalmasının kanun koyucu tarafından hüküm altına alındığı, şayet annenin velayet yetkisini sürdürmesine engel bir durum bulunması halinde Hakimin vasi atama veya velayeti babaya verme yetkilerinin bulunduğu, kanun koyucunun ilgili bu hükümle Hakime vermiş olduğu seçimlik yetki yukarıda anılan kanun maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde, bu seçimlik yetki durumunda dahi kural olarak velayetin babaya verilmesi gerektiği, vasi atamanın ise istisnai ve gerekli şartların oluşması halinde mümkün olduğu anlaşılmıştır. Belirtilen bu yorum Aile Mahkemelerinin görevini düzenleyen ve yukarıda anılan kanun maddesi ile de uyarlık göstermekte olup bu madde gereğince, Medeni Kanununun Velayet başlığı altında düzenlenmiş olan hükümlerinin uygulanması gereken durumlarda Aile Mahkemesi’nin görevli olduğu ortaya konulduğu gerekçesi ile görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğu ve mahkemenin görevsiz olduğu anlaşılmakla dosyanın görevli ve yetkili Nöbetçi Tarsus Aile Mahkemesine gönderilmesine dair karar verildiği görülmüştür.
Tarsus 2.
Aile Mahkemesinin 07.04.2021 tarih 2021/246 Esas 2021/313 Karar sayılı kararı ile,
Davanın ergin olan kısıtlıya vasi atanması talebine ilişkin olduğu, 10.11.1995 doğumlu K2 hakkında Adana Doktor Ekren Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından tanzim edilen 03.02.2021 tarih ve 1498 sayılı Sağlık Kurulu Raporunda şahsa Türk Medeni Kanunu’nun 405.maddesi uyarınca Zeka Geriliği teşhisi ile vasi atanmasının uygun olacağının bildirildiği, nüfus kayıtlarına göre K2’ün anne ve babası sağ ve resmi olarak evli olduğu, benzer bir hukuki durum ile ilgili olarak Sulh Hukuk Mahkemesi ve Aile Mahkemesi’nin karşılıklı görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın merci tayini için gönderildiği Adana Bölge Adliye Mahkemesi vermiş olduğu 2020/2038 Esas-2020/1255 Karar sayılı kararında “Vesayete ilişkin hükümler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun İkinci Kitabı olan Aile Hukuku bölümünün Üçüncü kısmı olan Vesayet bölümünde düzenlenmiştir. Buna göre vesayet organları vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlardır. Kamu vesayeti vesayet ve denetim makamı olan vesayet daireleri tarafından yürütülür. Buna göre vesayet makamı Sulh Hukuk Mahkemesi iken denetim makamı Asliye Hukuk Mahkemesidir. TMK m. 413’e göre vesayet makamı vasi atama yetkisine sahiptir. Aynı kanunun vasi atanması başlıklı 419. madde vd. hükümlerinde vasi atanma usulü belirtilmiş, 419. maddenin 3. fıkrasında kısıtlanan ergin çocukların kural olarak vesayet altına alınmayıp velayet altında bırakılacağı düzenlenmiştir. Yine 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi gereği aile mahkemeleri 4721 sayılı TMK’nın Üçüncü kısım hariç olmak üzere ikinci kitabı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna göre aile hukukundan doğan dava işlere bakmakla görevli kılınmıştır. Buradan hareketle davacının talebinin TMK’nın üçüncü kısımında vesayet hükümleri başlığı altında düzenlenmiş olması nedeniyle aile mahkemesinin görevine girmeyip vesayet makamı olan Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girmektedir.”şeklinde belirleme yapıldığı, Ergin olan kişinin kısıtlanmasına,bu kısıtlanma işleminin kaldırılmasına,atanan vasi veya velinin değiştirilmesine yönelik talep Türk Medeni Kanunu’nun Vesayete ilişkin hükümleri arasında yer almaktadır ve Vesayet hukukunda görevli Mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.Ergin kişinin kısıtlanması ile ilgili Türk Medeni Kanunu’nun 419/3.maddesinde yer alan ”
…velayet altında bırakılır” ifadesinden hukuki meselenin Velayet hukukundan kaynaklandığı ve dolayısıyla Aile Mahkemesi’nin bu hususta görevli olduğu sonucu çıkarılamayacağı gerekçeleri ile mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin Tarsus Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna dair karar vererek dosyanın merci tayini için dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, 18 yaşından büyük ergin kişinin hastalık sebebi ile vesayet altına alınması talebidir.
Vesayet talebine ilişkin yasal düzenlemelere göre “4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 405.maddesi ”
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır
.” düzenlemesini içermektedir
Aynı kanunun 335.maddesi ise ”
Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz.
Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar
.” yine aynı kanunun 419/3 maddesi de ”
Kısıtlanan ergin çocuklar kural olarak vesayet altına alınmayıp velâyet altında bırakılır
.” şeklindedir.
Ancak ana ve babanın çocukları üzerinde doğumla başlayan , kanunen sahip oldukları velayet hakkı ile, kısıtlama nedeniyle, kanunda yeralan hüküm ( TMK. md. 419/3, 335/2) gereği, kendi velayetlerine bırakılan ergin çocukları üzerindeki hak ve yetkileri farklıdır
Ana ve babanın küçük üzerindeki doğumla başlayan velayet hakkı kural olarak küçüğün reşit olmasına kadar devam eden ve kendine özgü yükümlülükler ve bununla birlikte bir kısım haklar bahşeden özel bir haldir. Küçüğün ergin olması ile birlikte bu yükümlülük ve haklar eş söyleyişle velayet başkaca bir işlem veya karara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer.
Oysa kısıtlanmasına karar verilen ergin bir kişinin Türk Medeni Kanununun 419/3.maddesi uyarınca ana veya babasının velayeti altında bırakılması vesayet hukukuna ilişkin olup velayet altında bırakma kararı özellikle vesayet düzeni açısından getirilmiş bir kolaylıktır. Yoksa velayet hakkının mutlak manada devamını sağlamaz.
Örneğin, atanmış velinin, görevinin sona ermesi velayetin kaldırılmasına ilişkin hükümlere göre değil, kısıtlanmayı gerektiren sebeplerin ortadan kalkmasına bağlıdır. Yani akıl hastalığı sebebi ile kısıtlanan bir erginin TMK’nun 419/3 maddesi gereğince ana veya babasından birinin velayeti altında bırakılması durumunda, kısıtlı erginin akıl sağlığına kavuşması ile kısıtlılık hali, eş söyleyişle velayet hakkı, kendiliğinden sona ermeyecektir. Vesayetin sona ermesi hallerini düzenleyen aynı kanunun 472.maddesi ”
Diğer kısıtlılar üzerindeki vesayet, yetkili vesayet makamının kararıyla sona erer. Vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar verir.
” düzenlemesi ile açıktır.
Yine 474.maddede de ”
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılmasına, ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalkmış olduğunun resmî sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi hâlinde karar verilebilir
” hükmü ile bu durum düzenlenmiştir.
Yani kısıtlılık halinin ve bununla birlikte ana veya babanın kanunun 419/3 maddesine istinaden elinde bulundurduğu velayet hakkının sona ermesi ancak bir mahkeme kararı ile olabilecektir.
Özetle; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun AİLE HUKUKU başlıklı 2.Kitabında 2.Kısım, 1.Bölüm, 6.Ayrımda düzenlenen VELAYET hukuku ile 3.Kısımda 419/3.maddede bahsolunan VELAYET kavramları eş kavramlar olmayıp 419/3.maddedeki velayet altında bırakma kavramı vesayetin düzenine ilişkindir. Buradaki velayet hakkının başlangıcı da devamı da sona ermesi de vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesinin denetimi ve kararları ile mümkündür. 419/3.fıkra sadece genel vesayet hukuku uygulamaları açısından velayet hukukuna yaklaşan düzenleme ve kolaylıklara tabidir.
Ancak bu yakınlaşmayı TMK’nun 335/2 ve 419/3 maddeleri ışığında velayet hukuku ile aynılaştırdığımızda özellikle kısıtlanan kişinin TMK’nun 419/3 maddesi kapsamında ana babadan birinin velayeti altında bırakmaya matuf kararların eşlerden biri açısından velayet hakkını doğurması diğeri açısından ise velayet hakkını sona erdirmesi sonucunu doğurduğu için ana-babası veya bunlardan biri sağ olan tüm kısıtlanması gerekenler icin velayet hükümleri gereğince kısıtlama taleplerinin Aile Mahkemelerinde çözümlenmesini gerektirirdi ki bu ne AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN’a ne de 4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU’nun vesayete ilişkin düzenlemelerine uygun değildir.
İzah olunan gerekçeler ışığında; kısıtlanan ergin kişilerin TMK’nun 419/3 maddesi gereğince ana veya babasının velayeti altında bırakılmasının mümkün olması vesayet hukukuna ait bir durum olması sebebi ile vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemelerince değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır
.”
Bu sebeple Tarsus 1.Sulh Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararı kaldırılarak yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1
-Tarsus 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin
YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
2-
Dosyanın merci tayini talep eden mahkemeye
İADESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-c maddesi uyarınca kesin olarak oy birliği ile karar verildi.20/05/2021
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe