Adana BAM, 4. HD., E. 2021/28 K. 2023/707 T. 15.9.2023

İlgili maddeler: TMK Madde 1023, TMK Madde 1010

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : MERSİN 12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVACI : K1- -N1

VEKİLİ :

Av.
K2

DAVALI :

1-
K3
– -N2

VEKİLİ :

Av.
K4

DAVALI :

2-
K5
– -N3

VEKİLİ :

Av.
K6

DAVANIN KONUSU : Tapu Kaydında Düzeltim (Terkin İstemli)

Mersin 12.Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/06/2020 tarih ve 2019/103 Esas 2020/101 Karar sayılı dosyasında verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Mersin ili Akdeniz ilçesi A4 mah. 802 no.lu parselde Kadastro kanunu 22/A maddesi ile 179 ada 155 no.lu parselde hiçbir payı olmayan davalı K3’ın 25/03/2009 tarih 3395 yevmiye no.lu satış işlemi ile 1943/6720 payı, 26/08/2009 tarih 21652 yevmiye no.lu satış işlemi ile toplam 1031/3360 pay satın aldığını, davalının satın aldığı pay için müvekkilinin şufa hakkını kullanarak Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/376 esas sayılı dosyası ile dava açtığını, tensip ara kararı ile de dava konusu taşınmazın davalı K3 payı üzerine 25/06/2010 tarih ve 7862 yevmiye sayılı ihtiyati tedbir şerhi verildiğini, Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin müvekkilinin şufa talebini reddettiğini, kararın müvekkili tarafından temyiz edilmesi sonucu Yargıtay ilgili Hukuk Dairesince bozulduğunu ve Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/24 esasına kaydedildiğini, Mahkemenin davayı kabul ettiğini, 2015/24 esas 2015/221 karar sayılı ilamı ile de davalı K3’ın adına kayıtlı 1031/3360 payın iptali ile müvekkili adına tapuya tescil edildiğini, mahkeme kararının Yargıtay tarafından onandığını, mahkeme kararının kesinleştiğini, ancak davalı K3’ın yine davalı K5’ya olan borcu nedeniyle dava konusu taşınmazın tapu kaydına konulan ihtiyati haczin, davalı K3’ın Mersin ili Akdeniz ilçesi A4 mah. 802 no.lu parselde Kadastro kanunu 22/A maddesi ile 179 ada 155 no.lu parsel sayılı 1031/3360 hissesi üzerin Mersin 4. İcra Müdürlüğünün 2018/11330 (eski esas no: 2013/4866) esas sayılı dosyasından konulan 16/04/2014 tarih ve 5070 yevmiye sayılı ihtiyati haczin hiç bir hukuki geçerliliği kalmaması nedeniyle kaldırılmasına, müvekkili adına kayıtlı payın icradan satışının tedbiren durdurulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin müteselsilen sorumlu olmak üzere davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılardan K5 vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı K3 arasında sözleşme imzalandığını, müvekkilinin davalıya 50.000Tl para gönderdiğini, K3’ın sözlemeye uymaması nedeniyle müvekkilinin 24/05/2013 tarihinde icra takibi başlattığını, davacı yanın muvazaa iddialarının yersiz olduğunu, haciz tarihi itibariyle taşınmazın kendisine ait olduğun ispat etmek yükünün davacı yana ait olduğunu, Şufa hakkının yenilik doğuran bir hak olduğunu, şufa davasıyla kazanılmış olan mülkiyet kararının kesinleşme tarihinden itibaren geçerli olduğunu, haciz tarihi itibariyle taşınmazın diğer davalı K3’a ait olduğunu, bu nedenle davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı K3 vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/376 esas sayılı dosyası ile müvekkiline önalım davası açtığını, diğer davalı K5 arasında sözlemeden kaynaklanan bir alacak verecek ilişkisi olduğunu tarafların anlaşamaması nedeniyle K5’nun müvekkili aleyhine haciz talebinde bulunduğunu, dolayısıyla dava yeni malik ve eski malikin borcundan dolayı taşınmazda haczi bulunan alacaklı arasında görülmesi gerektiğini, müvekkili yönünden işbu davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

Yerel Mahkeme yaptığı yargılama neticesinde;

1
-Davanın
KISMEN KABULÜ ile,

2-Davalı K5 yönünden; Mersin ili, Akdeniz ilçesi, A4 Mahallesi, 179 ada 155 parsel (eski parsel no:802) sayılı taşınmazın tapu kaydında davacının tapu maliki bulunduğu 1031/3360 payı üzerinde yer alan K5 lehine Mersin 4 İcra Müdürlüğü’nün 2013/4866 E sayılı dosyasının yenilenmesi ile 2018/11330 E. Sayılı dosyası üzerinden konulan
16/04/2014 tarih ve 5070 yevmiye numaralı haciz şerhinin terkinine,

3-Davalı K3 yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine,
” dair hüküm tesis etmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı istinaf dilekçesinde özetle;

Açılan davada dava yolu ile haczin kaldırılmasında davalı K3, icra borçlusu olarak etkilendiğinden husumet ehliyetine sahip olduğunu, Mahkemenin Davalı K3 hakkındaki davayı pasif dava ehliyeti yokluğundan reddinin usul ve yasalara aykırı olduğunu bu nedenle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmişti.

Davalı K5 vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Yerel Mahkemece eksik değerlendirmeye dayanılarak hatalı hüküm kurulmuş olduğunu, davacının dayanak olarak gösterdiği tedbir kararının, kararı veren mahkeme tarafından müvekkilin işlemlerine engel teşkil etmeyeceği belirtilmiş olmasına karşın iş bu dava kötü niyetli olarak açılmış olduğununu açılanan nedenlerle yerel mahkeme kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava taşınmazdaki haciz şerhinin terkinine ilişkindir.

Dairemizce HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinde;

Davacı dava konusu taşınmazdaki hissesi üzerine davalılar tarafından haciz şerhi konulduğunu, ancak dava konusu taşınmaza 25.06.2010 tarihinde ihtiyati tedbir konulduğunu, davalıların tedbir şerhini tapuya tescilinden sonra bahse konu haciz şerhini koydurdukları iyi niyetli olmadıkları bu sebeple şerhin kaldırılmasını talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne şerhin kaldırılmasına davalı K3a karşı açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermiştir.

Dava konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde davacının hissedar olduğu bu hisse üzerine haciz şerhleri konulduğu davacının Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/24-E sayıl dosyasında açtığı önalım davasının yargılaması sırasında 25.06.2010 tarihinde ihtiyadi tedbir şerhi konulduğu tespit edilmiştir.

Haciz, kesinleşmiş icra takibinin konusu olan bir alacağın ödenmesini teminen borçluya ait ve haczi kabil bulunan mallara bir bakıma takibi yapan icra müdürlüğünün el koyması işlemidir.

İcra ve İflas Kanununun 91. maddesi hükmü gereğince, gayrimenkulün haczi ile takip konusu borç ve eşya arasında ilişki kurulur ve tasarruf yetkisi Türk Medeni Kanununun 1010. maddesi anlamında kısıtlanmış olur. Bu tür kişisel haklar tapu kütüğüne şerh verilmekle hak sahibine eşya üzerinde dolaylı da olsa hâkimiyet kurma hakkı sağlamaz ise de tasarruf yetkisinin dar anlamda kısıtlanması sonucunu doğurduğundan taşınmaz üzerinde sonradan bu hakla bağdaşmayan hak kazanan kişilere karşı da ileri sürülebilir hale gelir.

Haciz şerhinin usulsüz konulduğunun saptanması veya lehtarın talebi üzerine kaldırılması mümkün olduğu gibi Türk Medeni Kanununun 1010. maddesi uyarınca borcun ödenmesi, icra takibinin düşmesi ya da herhangi bir sebeple sona ermesi halinde de taşınmaz kaydının terkini mümkündür.

Bu tür davalarda tapu sicilindeki haciz lehtarı davalı gösterilerek dava açılması gerekmektedir.

Eldeki dava konusu haciz şerhlerinin usulsüz konulup konulmadığının tespiti bakımından üzerinde durulması gereken sorun davalı haciz lehtarlarının iyiniyetli olup olmadıklarının saptanmasıdır. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat “hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir.”

Belirtilen ilke, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinde aynen, “tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı nitelikteki 1024. maddede, “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır.

Öte yandan, 08.11.1991 tarihli ve 4/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; tapuda kayıtlı bir taşınmazı kazanan kimseye karşı, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinde öngörülen iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle açılan tapu iptali davalarında, dava açma iradesinin kazanımın kötü niyete dayalı olduğu iddiasını da taşıdığı, kaldı ki öyle olmasa bile buradaki kötü niyet iddiasının hukuki niteliği itibariyle itiraz niteliğinde bulunduğu ve bu nedenle de yargılama sona erinceye kadar iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmadan ileri sürülebileceği kabul edildiğinden bu durumun hakim tarafından resen nazara alınması ve kazanmanın kötü niyetle vuku bulup bulunmadığının tartışılması, davacıya bu konudaki delilleri sorulması ve toplanması gerekir. Türk Medeni Kanununun 1023. maddesine dayanan kazanmayı resen dikkate alacak olan hâkim, dosyadan anlaşılıyorsa iyi niyet şartının gerçekleşmediğini de resen dikkate almalıdır.

Dava konusu taşınmazın tapu kaydına 25.06.2010 tarihinde ihtiyati tedbir konulduğu görülmüş olup, dava konusu taşınmazın tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi işlenerek aleniyet kazandıktan sonra mevcut şerhe rağmen başkaca kısıtlamalar işlenmişse bunlara değer tanınmayacağından, tapunun aleniyet prensibi gereği ihtiyati tedbir şerhinden sonra konulan haciz şerhlerinin terkinine karar verilmesine yönelik kararın yerinde olduğu yine bu tür davaların tapu kaydındaki haciz lehdarına karşı açılması gerektiğinden davalı K3a karşı açılan davanın da husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı kanaatine varılmakla tarafların istinaf taleplerinin yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmış ve taraf vekillerinin istinaf taleplerinin HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davacı vekilinin ve Davalılardan K5 vekilinin Mersin 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.06.2020 tarih ve 2019/103 Esas 2020/101 Karar sayılı kararına karşı yapmış oldukları istinaf kanun yolu başvuru isteklerinin HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı
ESASTAN REDDİNE,

2-
Alınması gereken 269,85 TL istinaf harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-
Alınması gereken 269,85 TL istinaf harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

4-
İstinaf kanun yoluna ilişkin yapılan yargılama giderlerinin istinaf kanun yolu başvurusunda bulunanlar üzerinde bırakılmasına,

5-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, kullanılmayan gider avansının talebi halinde yatıran tarafa iadesine,

6-
HMK nın 359/3. maddesi gereğince tebliğ işlemlerinin yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu HMK 362/1-a fıkrası gereği tarafların yokluğunda oy birliğiyle kesin olmak üzere karar verildi. 15/09/2023

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!