Adana BAM, 4. HD., E. 2021/1326 K. 2021/947 T. 2.7.2021

İlgili madde: TMK Madde 419

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

KISITLI ADAYI : K1- -N1

VASİ ADAYI : K2- -N2

DAVANIN KONUSU : Velayet (Velayetin Düzenlenmesi)

Taraflar arasındaki Velayet ( Velayetin Düzenlenmesine) ilişkin davada Tarsus 1 .Sulh Hukuk Mahkemesi ile Tarsus 1.Aile Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının merci tayini yolu ile giderilmesi Tarsus 1. Aile Mahkemesi tarafından talep edilmekle dosya kapsamı incelendi;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;

Vasi adayının 09/03/2021 tarihli dilekçesi ile ; kısıtlı adayı kızının %70 oranında özürlü olduğunu, bu nedenle kızının tüm hukuki ve yasal işlemlerini yürütebilmek adına oğluna vasi olarak atanması talebi ile Tarsus Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine dava açtığı anlaşılmıştır.

Tarsus 1
.Sulh Hukuk Mahkemesinin 05/05/2021 tarih 2021/326 Esas 2021/504 Karar sayılı kararı ile ; 4787 sayılı Kanunun Aile Mahkemelerinin görevleri başlıklı 4. maddesine göre,
” Aile Mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler: 1-22/11/2020 tarihli 4721 Sayılı TMK’nın 3. Kısım hariç olmak üzere 2. Kitabı ile … Dava ve işler”

Kanun hükümleri göz önüne alındığında, ergin olmayan çocukların anne ve babasının velayeti altında olacağı, kural olarak kısıtlanan ergin çocukların dahi anne ve babanın velayeti altında kalmasının kanun koyucu tarafından hüküm altına alındığı, şayet annenin velayet yetkisini sürdürmesine engel bir durum bulunması halinde Hakimin vasi atama veya velayeti babaya verme yetkilerinin bulunduğu, kanun koyucunun ilgili bu hükümle Hakime vermiş olduğu seçimlik yetki yukarıda anılan kanun maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde, bu seçimlik yetki durumunda dahi kural olarak velayetin babaya verilmesi gerektiği, vasi atamanın ise istisnai ve gerekli şartların oluşması halinde mümkün olduğunun anlaşıldığı,
Belirtilen bu yorum Aile Mahkemelerinin görevini düzenleyen ve yukarıda anılan kanun maddesi ile de uyarlık göstermekte olup bu madde gereğince, Medeni Kanununun Velayet başlığı altında düzenlenmiş olan hükümlerinin uygulanması gereken durumlarda Aile Mahkemesi’nin görevli olduğu ortaya konulduğu, bu nedenle kısıtlı adayının Nüfus Kayıt Örneğinin incelenmesinde anne ve babasının sağ olduğu ve yukarıda anılan kanun hükümleri gereğince somut davada “velayetin vesayete önceliği ilkesi” gereğince Aile Mahkemesince velayetin devam edip etmeyeceğinin incelenmesi gerektiği, velayetin devamına engel bir durum olması halinde ancak vasi atanması için Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olacağı bu nedenle görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğu ve mahkemenin görevsiz olduğu anlaşılmaklagörevsizlik kararı vererek dosyanı Tarsus Aile Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır.

Tarsus 1.Aile Mahkemesinin 14/06/2021 tarih 2021/339 Esas 2021/408 Karar sayılı ilamı ile,
Her ne kadar Tarsus 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 05/05/2021 tarih ve 2021/326 Esas, 2021/504 karar sayılı ilamı ile Medeni Kanununun velayet başlığı altında düzenlenmiş olan hükümlerin uygulanması gerektiğinden görevli olarak Nöbetçi Tarsus Aile Mahkemesi olduğu yönünde karar vermiş ise de; dava vasi tayinine ilişkin olup bu davalarda aile mahkemesi görevli olmadığından, vasi tayinine ilişkin uyuşmazlığın vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden kısıtlı adayının kısıtlanması ve kendisine bir vasi atanmasına yönelik talebin Sulh Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaati ile mahkemenin karşı görevsizliğine, görevli mahkemenin Tarsus 1.Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna dair karar vererek, görev uyuşmazlığı nedeniyle dosyanın merci tayini için dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava, 18 yaşından büyük ergin kişinin hastalık sebebi ile vesayet altına alınması talebidir.

Vesayet talebine ilişkin yasal düzenlemelere göre “4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 405.maddesi ”

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır
.” düzenlemesini içermektedir
Aynı kanunun 335.maddesi ise ”

Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz.

Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar
.” yine aynı kanunun 419/3 maddesi de ”

Kısıtlanan ergin çocuklar kural olarak vesayet altına alınmayıp velâyet altında bırakılır
.” şeklindedir.

Ancak ana ve babanın çocukları üzerinde doğumla başlayan, kanunen sahip oldukları velayet hakkı ile, kısıtlama nedeniyle, kanunda yeralan hüküm ( TMK. md. 419/3, 335/2) gereği, kendi velayetlerine bırakılan ergin çocukları üzerindeki hak ve yetkileri farklıdır
Ana ve babanın küçük üzerindeki doğumla başlayan velayet hakkı kural olarak küçüğün reşit olmasına kadar devam eden ve kendine özgü yükümlülükler ve bununla birlikte bir kısım haklar bahşeden özel bir haldir. Küçüğün ergin olması ile birlikte bu yükümlülük ve haklar eş söyleyişle velayet başkaca bir işlem veya karara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer.

Oysa kısıtlanmasına karar verilen ergin bir kişinin Türk Medeni Kanununun 419/3.maddesi uyarınca ana veya babasının velayeti altında bırakılması vesayet hukukuna ilişkin olup velayet altında bırakma kararı özellikle vesayet düzeni açısından getirilmiş bir kolaylıktır. Yoksa velayet hakkının mutlak manada devamını sağlamaz.

Örneğin, atanmış velinin, görevinin sona ermesi velayetin kaldırılmasına ilişkin hükümlere göre değil, kısıtlanmayı gerektiren sebeplerin ortadan kalkmasına bağlıdır. Yani akıl hastalığı sebebi ile kısıtlanan bir erginin TMK’nun 419/3 maddesi gereğince ana veya babasından birinin velayeti altında bırakılması durumunda, kısıtlı erginin akıl sağlığına kavuşması ile kısıtlılık hali, eş söyleyişle velayet hakkı, kendiliğinden sona ermeyecektir. Vesayetin sona ermesi hallerini düzenleyen aynı kanunun 472.maddesi ”

Diğer kısıtlılar üzerindeki vesayet, yetkili vesayet makamının kararıyla sona erer. Vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar verir.
” düzenlemesi ile açıktır.

Yine 474.maddede de ”

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılmasına, ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalkmış olduğunun resmî sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi hâlinde karar verilebilir
” hükmü ile bu durum düzenlenmiştir.

Yani kısıtlılık halinin ve bununla birlikte ana veya babanın kanunun 419/3 maddesine istinaden elinde bulundurduğu velayet hakkının sona ermesi ancak bir mahkeme kararı ile olabilecektir.

Özetle; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun AİLE HUKUKU başlıklı 2.Kitabında 2.Kısım, 1.Bölüm, 6.Ayrımda düzenlenen VELAYET hukuku ile 3.Kısımda 419/3.maddede bahsolunan VELAYET kavramları eş kavramlar olmayıp 419/3.maddedeki velayet altında bırakma kavramı vesayetin düzenine ilişkindir. Buradaki velayet hakkının başlangıcı da devamı da sona ermesi de vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesinin denetimi ve kararları ile mümkündür. 419/3.fıkra sadece genel vesayet hukuku uygulamaları açısından velayet hukukuna yaklaşan düzenleme ve kolaylıklara tabidir.

Ancak bu yakınlaşmayı TMK’nun 335/2 ve 419/3 maddeleri ışığında velayet hukuku ile aynılaştırdığımızda özellikle kısıtlanan kişinin TMK’nun 419/3 maddesi kapsamında ana babadan birinin velayeti altında bırakmaya matuf kararların eşlerden biri açısından velayet hakkını doğurması diğeri açısından ise velayet hakkını sona erdirmesi sonucunu doğurduğu için ana-babası veya bunlardan biri sağ olan tüm kısıtlanması gerekenler icin velayet hükümleri gereğince kısıtlama taleplerinin Aile Mahkemelerinde çözümlenmesini gerektirirdi ki bu ne AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN’a ne de 4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU’nun vesayete ilişkin düzenlemelerine uygun değildir.

İzah olunan gerekçeler ışığında; kısıtlanan ergin kişilerin TMK’nun 419/3 maddesi gereğince ana veya babasının velayeti altında bırakılmasının mümkün olması vesayet hukukuna ait bir durum olması sebebi ile vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemelerince değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.”

Bu sebeple Tarsus 1.Sulh Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararı kaldırılarak yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM
:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1
-Tarsus 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin
YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,

2-
Dosyanın merci tayini talep eden mahkemeye
İADESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-c maddesi uyarınca kesin olarak oy birliği ile karar verildi.02/07/2021

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!