T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACILAR :
1-
K1
–
N1
2-
K2
–
N2
3-
K3
–
N3
4-
K4
–
N4
VEKİLLERİ :
Av.
K5
Av.
K6
DAVALI :
KARAYOLLARI
GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ
VEKİLİ :
Av.
K7
[N5] UETS
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Kamulaştırmasız El Koymadan Kaynaklanan)
İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/450 Esas 2018/295 Karar sayılı dosyasında verilen 25/12/2018 tarihli karara karşı taraf vekillerince yapılan istinaf başvuruları üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların İskenderun, A6 mıntıkası 854 parsel sayılı taşınmazın malikleri olduğunu, davalı tarafından davacıların parseli üzerinden yol geçirilerek kamulaştırmasız el atıldığını, bu el atma nedeniyle davacıların bu konuda Karayolları 5. Bölge müdürlüğüne başvuru yaptıklarını, kurumun kamulaştırma bulunmadığını belirttiğini, davacıların parsellerinin İskenderun’un en değerli yerinde bulunduğunu, hastanelere, mobilyacıları, bankalara yakın olduğunu, tüm bu sebeplerle belirsiz alacak davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik kamulaştırmasız el atma nedeniyle 1000 TL alacağın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Davacıların davalarının KABULÜ ile, 131.161,61 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile tapudaki payları oranında davacılara ÖDENMESİNE,
Hatay ili İskenderun ilçesi A6 Mahallesi 854 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının İPTALİ İLE TMK’nın 999. Maddesi uyarınca tapudan YOL OLARAK TERKİNİNE,dair karar verildiği görülmüştür.
Kararı taraf vekilleri istinaf etmiştir.
İ
LERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların taşınmazı için Dop düşülmesinin doğru olmadığını, öncesinde taşınmazdan dop düşüldüğü için bunun hatalıolduğunu, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı Karayolları vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Dosyada eksiklikler mevcut olduğundan, yeterli ve açıklayıcı bilirkişi raporları mevcut olmadığından, kurumları yol ağı içerisinde bulunmaması mahkemece dikkate alınmayarak, yeterli araştırma yapılmadığından ve de tüm bunlara rağmen karar verildiğininden kararı istinaf ettiklerini, öncelikle Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Bedel davasının açılabilmesi için davacı tarafın malik olması gerekmektiğini, ve bu hususun tapu kayıtları ile ispat edilmesi gerektiğini, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekmekte iken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, kurum harçtan muaf olduğundan harç yönünden verilen 4 nolu karar da usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkemekararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın hatay ili İskenderun ilçesi, A6 mıntıkası 854 parselsayılı taşınmaz olup, taşınmazın imar planında olması sebebiyle arsa kabul edilerek bedelinin tespiti yapıldığı, emsal A6 1847 parsel sayılı taşınmaz seçilerek bedelinin tespit edildiği görülmüştür.
Dairemizce HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinde;
Kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için kişiye ait gayrimenkulün idarece (kamu hizmetinde kullanılmak amacıyla) işgal edilmiş olması (fiili el atılmış olması) ve bu işgalin kanunda öngörülen usul ve esaslara uyularak tesis edilmiş bir kamulaştırma işlemine dayanmadan gerçekleştirmiş olması gerekmektedir. İdarenin taşınmaza müdahalesi hangi sebeple olursa olsun Hukuk dışı haksız bir eylemdir.
İlk derece Mahkemesince, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi heyet raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kamulaştırmasız el atma davaları idarenin 09/10/1956 tarihinden sonra el koyduğu taşınmazlarla ilgili olarak açılabilir. 09/10/1956 – 04/11/1983 tarihi arasındaki el atmalarla 04/11/1983 tarihinden sonraki el atmalara farklı hükümler uygulanır.12/01/1961 tarihinde yürürlüğe giren 221 sayılı kanunun 1. maddesinde, “6830 Sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlerine dayanmaksızın kamulaştırma kanunlarının göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır.” Yine aynı kanunun 4. maddesinde “gayrimenkulün bedelinin dava hakkı bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 sene sonra düşer.” hükümleri getirilmiştir.
221 sayılı kanunun 4. maddesi hükümleri dikkate alındığında 6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği 09/10/1956 tarihinden önce kamulaştırma işlemi tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el koyma sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere ilişkin dava hakkının 221 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 12/01/1961 tarihinden 2 sene sonrası olan 12/01/1963 tarihi itibari ile düştüğü, bu tarihten sonra 09/10/1956 tarihinden önce el atılan taşınmazlarla ilgili dava açılamayacağı kabul edilmiştir.
Bu durumda taşınmaza 09/10/1956 gününden önce el atıldığı kabul edildiği takdirde davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Taşınmaza 09/10/1956 ile 04/11/1983 tarihleri arasında el konulduğu kabul edildiği takdirde; Kamulaştırma Kanunu’na 5999 sayılı Kanunla eklenen ve 30.06.2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Geçici 6. maddesinde “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9.10.1956 tarihi ile 4.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, malik tarafından ilgili idareden tazminat talebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi esastır” hükmü getirilmiş, 25.02.2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesiyle de “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onbeş yıl süreyle geçerli olmak üzere; 4.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 6 ncı maddesi hükmü, 4.11.1983 tarihinden sonraki kamulaştırmasız el koyma işlemlerine de uygulanır” denilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 22.02.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 01.11.2012 tarih ve 2010/83 Esas-2012/169 Karar sayılı kararı ile uzlaşma dava şartı sayılmış, 6111 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesi ise iptal edilmiş ancak iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu kararından sonra kanunlaşan ve 11.06.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanunun 21. maddesi ile Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesi değiştirilmiştir. Değiştirilen Geçici 6. maddenin 1. fıkrasında “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9.10.1956 tarihi ile 4.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.” denilmiş, 10 fıkrasında ise “Vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız el koymadan dolayı bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler. Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılamaması hâlinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir” hükmü getirilmiştir.
Yukarıda açıklanan bu düzenlemeler karşısında 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında el atılan taşınmazlar için 6487 sayılı Yasanın yayımlanmasından sonra açılan davalarda uzlaşma dava şartı olarak kabul edilmektedir. Buna göre 6487 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalar için uzlaşmaya gidilmesi dava şartıdır. Geçici 6. maddenin 6.bendinde İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malik veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir. Hükmü nazara alınarak davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığı da değerlendirilmeli ve Taşınmaza 09/10/1956 ile 04/11/1983 tarihleri arasında el konulduğu kabul edildiği takdirde, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri (arsa-arazi) belirlenerek buna uygun şekilde Kamulaştırma Kanununun 15.maddesi uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu tarafından değeri tespit edilmelidir.
Dava konusu taşınmaza hangi tarihte el atıldığı tespit edilmemiş olup öncelikle mahkemece el atma tarihi tespit edilerek yukarıdaki açıklamalar uyarınca değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Dava konusu taşınmaza önceden DOP kesintisi yapıldığı Hatay Kadastro müdürlüğünün dosya içerisindeki yazılarından anlaşılmakla hükme esas alınan bilirkişi raporunda tekrardan DOP kesintisi yapılması hatalı bulunmuş, bu anlamda davacılar vekilinin istinaf talebi yerinde görülmüştür.
Öte yandan davacılar dosyada mevcut tapu kaydına göre malik olup bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yersiz bulunmuştur.
Davalı kurum harçtan muaf olduğundan hükmün 4 nolu bendinde davalıdan harç alınmasına ilişkin kısımda hatalı olup, buna ilişkin davalı vekili istinaf sebebi yerindedir.
Öte yandan taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re’sen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, emsal taşınmazın tapu kaydı, emsal alınan satış akdi temin edildikten sonra; imar planındaki konumu, emsallere olan mesafesini de gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, 24/11/2016 tarihli 29898 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu md. 39 ile değiştirilen 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 15. maddesindeki yeni düzenlemeler de nazara alınarak yasaya uygun şekilde yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluile mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği halde açıklanan hususlara uygun olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması yasaya uygun görülmemiştir.
Mahkemece taşınmazın bedelinin tespiti için yeni bir bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak;
1-)
Kamulaştırmasız el atma bedelinin tespiti için bilirkişi raporunda somut emsal olarak alınan taşınmazın ve dava konusu taşınmazın tedavüllü tapu kaydı ile emsal satış olarak kabul edilen satış akdinin bir örneğinin temini ile dosyaya eklenmesi,
2-)
Dava konusu taşınmazın dava tarihi olan itibariyle bilirkişi raporunda somut emsal alınan taşınmazın satış tarihi itibariyle; imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli olup olmadığının ve imar uygulaması görmüşse İmar Kanunu md.18 uyarınca (DOP) düzenleme ortaklık payının düşülüp düşülmediğinin düşüldüyse DOP oranına ayrıca İmar Kanunu 15. 16. maddeleri uyarıca rızai terk işlemine tabi tutulup tutulmadığına rızai terk işlemi varsa terk edilen miktara ilişkin bilgi ve belgelerin örneklerinin tapu müdürlüğü ve belediye başkanlığından ayrı ayrı istenmesi,
3-
)Bilirkişi raporunda somut emsal alınan taşınmaz ile dava konusu taşınmazınbulunduğu cadde, sokak itibariyle Belediyenin Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından re’sen belirlenen 2017 yılındaki emlak vergisine esas asgari m² değerlerinin belediye başkanlığından istenmesi,
4-)
Emsal alınan taşınmazın satış tarihi itibariyle, kesinleşmiş 1/1000 ölçekli uygulama imar planı içinde bulunup bulunmadığı, bu tarih itibariyle kesinleşmiş imar planı içinde olmadığının anlaşılması halinde, belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber, belediye ve altyapı hizmetlerinden (yol, su, elektrik, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vd. gibi) yararlanıp yararlanmadığı, özellikle etrafının meskûn olup olmadığı, taşınmaz belediye nazım imar planı içinde ise Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 17.04.1998 gün ve 1996/3-1998/1 sayılı kararı uyarınca bu plan kapsamına alındığı tarih ve plandaki konumu, hangi amaçla plan kapsamına alındığı, yerleşim merkezlerine uzaklığı, altyapı hizmetlerinden yararlanma ve ulaşım olanakları, kullanma biçimi itibariyle iskan amacına yönelik yapılaşma olasılıkları vs. hususlarının belediye başkanlığından istenmesi,
5-)
Emsal taşınmazın satış bedelini güncellemekte kullanılan TÜİK endeksinin temin edilerek dosyaya eklenmesi gerekmektedir.
Tüm bu anlatılanlar ışığında mahkemece alınan bilirkişi raporları ile yapılan araştırmalar hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Kamulaştırmasız el atma bedelinin tespit ve tescil davasındaki en önemli delilin Kamulaştırma Kanunu’nun 11.ve 12. maddelerindeki kriterlere uygun, hükme elverişli ve denetime açık rapor alınması olduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporu ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığı, bu nedenle HMK’nın 353/1-a-6. maddesine göre davanın esasıyla ilgili olarak gereken delilin yeterince toplanmadığı anlaşıldığından açıklanan nedenlere dayalı taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulüyle kararın kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin
KABULÜ ile, HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/450 Esas 2018/295 Karar sayılı dosyasında verilen 25/12/2018 tarihli kararının
KALDIRILMASINA
,
2-
Dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine
İADESİNE,
3-
Davacılar tarafından yatırılan 44,40 harcın talep halinde davacılara
İADESİNE,
4-
Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
5
–
Taraflarca yapılan yargılama giderinin yeniden yargılama yapacak ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
6-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-
HMK nın 359/3. maddesi gereğince tebliğ işlemlerinin yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu tarafların yokluğunda oy birliğiyle kesin olmak üzere karar verildi. 22/12/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe