Adana BAM, 4. HD., E. 2019/2469 K. 2020/425 T. 8.6.2020

İlgili madde: TMK Madde 734

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil (Önalım Hakkından Kaynaklanan)

Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.09.2019 tarih 2016/1293 Esas 2019/573 Karar sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

Müvekkilinin A1 Mah. 182 ada 32 parsel sayılı taşınmazın müşterek maliki olduğunu, Osmaniye 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/700 Esas sayılı dosyası ile davalıların ortaklığın giderilmesi davası açtığını ve bu suretle müvekkilinin davalıların hisse satın almak sureti ile malik olduklarını öğrendiğini, taksim davasındaki gerçek amacın davacının satın aldığı 182 ada 31 parsel sayılı taşınmaz ile tevhidinin sağlanması bakımından hazırlık niteliğinde olduğunu, davalı K2’nın dava konusu taşınmazdaki hissenin satış bedelini tapuda gerçek değerinden yüksek gösterdiğini, müvekkiline taşınmazın satışı hususunda herhangi bir bildirim yapılmadığını, müvekkilinin dava konusu 182 ada 32 parselin eski müşterek maliki olduğunu, yasal şufa hakkının kullanmak istediğini, diğer davalı K1’le de müvekkilinin arsa payı karşılığı inşaat sözlemesi yapmış olmasına karşılık taşınmazdan hisse almak sureti ile anlaşmanın yürümez hale geldiğini belirterek dava konusu taşınmazda davalılar adına olan hisselerin iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı K1 vekilinin süresi dışında dilekçe sunduğu ve davanın reddini talep ettiği görülmüştür.

Davalı
K3 cevap dilekçesinde özetle;

Dava konusu taşınmazın hisseli olarak taraflar adına kayıtlı olduğunu, Osmaniye 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/700 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, davacının müvekkiline yönelik kötüniyet iddialarını kabul etmediklerini, davacının taşınmazdaki hissesini satılık ettiğini, hissesini satamadığını, davaya konu satıştaki tapudaki satış bedelini düşük olduğunu tespit edince müvekkiline ait hisseyi ucuz almak için önalım hakkını kullandığını, iyi niyetli bir davranış olup olmadığının sorgulanması gereken bir davranışın davacının kendi davarınış olduğunu, davacının hissesi ile ilgili arsa payı inşaat sözleşmesi yaptığını belirttiğini, durumda davacının şufa hakkını kullanması kötüye kullanması olduğunu, çünkü kendi hissesini belirli bir yere hasrederek taşınmazın tümünden bağımsız hale getirdiğini, açıklanan nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

Yerel Mahkeme yaptığı yargılama neticesinde;”taşınmazda fiili taksim bulunduğundan ön alım hakkını kullanmanın Türk Medeni Kanunu 2. Maddesinde düzenlenen iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, ayrıca davacının dava konusu taşınmazda bulunan hissesine ilişkin davalı K1 ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmış olduğu, davacının sözleşme ile kendisinin arsa payı satacağını vaadettiği kişiye karşı aynı taşınmazda hisse satın almasından dolayı önalım hakkını kullanmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğu ” gerekçeleriyle davanın reddine dair hüküm tesis etmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu parsel maliklerinin parsel üzerinde ayrı ayrı yerlerde zilyet olduklarını, davacı K1’in arsa payı satacağını vaat ettiği kişiye karşı aynı parselde hisse satın almasına karşı önalım hakkını kullanmasının iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olduğunu, önalım davalarında ileri sürülen ve önalım hakkının kullanılmasını önleyen fiili taksimde asıl olan paydaşların iradesi, eylemi ve iyi niyeti olduğundan davacının önalım hakkını kullanmasında bir paydaşların taksime ilişkin iradelerinin bozulduğu ve eyleme son verildiği, göz önünde bulundurulduğunda davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın fiili taksimin sona erdiğine ilişkin iddiaların hiçbir delile dayanmadığını, fiili kullanıma davacının itirazının bulunduğuna ilişkin bir delil de sunmadığı, taşınmaz maliklerinin değişmesine rağmen eski ve yeni malikler kendi hisselerine tekabül eden arzı kendi taşınmazları olarak kabullenmiş ve hiçbir niza çıkmamış olduğunu bu nedenle davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava Önalım hakkına dayanan tapu iptali tescil davasıdır.

Dairemizce HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinde;

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.

Dava konusu taşınmaza ait tapu kayıt ve satış senedinin incelenmesinde; tarafların tapuda paydaş oldukları görülmüştür.

Dava, ön alım hakkından kaynaklı tapu iptal ve tescil davasıdır.

Önalım hakkı; paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda payın 3. kişiye satılması halinde diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın 3. kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.

Türk Medeni Kanunun 734. maddesi uyarınca önalım hakkı sahibi adına payın tesciline karar verilmeden önce satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini hakim tarafından belirlenen süre içinde hakimin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür.

Davalının payın devrine ilişkin resmi senetle yapılan satış akdinin tarafı olduğundan kendi muvazaasına dayanamayacağından gerçek satış bedelinin tapuda gösterilen bedelden daha fazla olduğu yönündeki bedelde muvazaa savunması dinlenemez. Bu nedenle davalının resmi senette ödemiş olduğu gösterilen satış bedeli ile tapu harç ve masraflarından oluşan önalım bedelini ödemek suretiyle davacıya önalım hakkı kullandırılabilir.

Önalım davasına konu olan payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilerek her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yerin ve bu yere tekabül eden payın bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.02.1951 tarih ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemecede kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.

İlk derece Mahkemesince mahallinde keşif yapılmış, taraf tanıkları dinlenmiş bilirkişi raporları alınmıştır.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama, keşif tutanağı içeriği, tanık beyanları bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamının hep birlikte değerlendirilmesi neticesinde; dava konusu taşınmazda fiili taksim olgusunun bulunduğu, bu durumda davacının önalım hakkının bulunmadığı kanaatine varılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle sonuç olarak ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda vicdani kanaatin oluştuğu, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, kararın dayandığı deliller ile kanuni sebepler ve gerekçe içeriğine göre, davanın esası ile ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı tarafın yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM/: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davacı tarafın, Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.09.2019 tarih 2016/1293 Esas 2019/573 Karar sayılı kararına karşı yapmış oldukları istinaf kanun yolu başvuru isteğinin HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca
ESASTAN REDDİNE,

2-
Alınması gereken 54,40 TL harçtan peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 10,00 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,

3-
İstinaf kanun yoluna ilişkin yapılan yargılama giderlerinin istinaf kanun yolu başvurusunda bulunan üzerinde bırakılmasına,

4-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-
HMK nın 359/3. maddesi gereğince tebliğ işlemlerinin yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1 maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 08/06/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!