Adana BAM, 4. HD., E. 2018/1465 K. 2018/988 T. 8.10.2018

İlgili madde: TMK Madde 734

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACI :1-K1 – N1 A1

VEKİLİ : Av. K2 – A2

DAVACI :2- K3 – N2 A3

VEKİLİ :Av. K4 – A4

DAVALI :K5 -N3 A5

VEKİLİ :Av. K6 – A6

DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil (Önalım Hakkından Kaynaklanan)

Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/147 Esas 2018/90 karar sayılı dosyasında verilen 26.02.2018 tarihli karara karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti;

Asıl dosyada davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Adana ili, Ceyhan ilçesi, A7 Mahallesi, 199 parsel sayılı taşınmazın maliklerinden olduğunu, davalı K5’nın tapu maliklerinden K7’in hisselerini 07/09/2016 tarih ve 12897 yevmiye numaralı satış akdi ile 49.000,00 TL bedelle satın aldığını, davalının dava konusu taşınmazda hissedar olmadığı için kanuni süresi içerisinde şufa haklarını kullanarak dava açtıklarını belirterek dava konusu taşınmazdaki davalı hissesinin iptali ile davacı müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl dosyada davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; açılan şufa davasının hukuka ve usule aykırı olduğunu ve reddi gerektiğini, hak düşürücü süre yönünden davanın reddini talep ettiklerini, şufa davasını kabul etmediklerini, ayrıca Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemisi’nin 2017/213 esas sayılı dosyası ile açılan şufa davasının konusunun aynı olması ve davaların birbirini etkileyeceği göz önünde bulundurulduğunda dosyanın birleştirilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, haksız ve kötü niyetli açılan davanın süre yönünden reddine, aksi halde taşınmazın gerçek bedeli üzerinden tapu masraflarının depo edilerek taraflarına ödenmesi halinde şufa davasının kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen dosyada vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Adana ili, Ceyhan İlçesi, A7 Mahallesi 199 parsel sırasına kayıtlı taşınmazda paydaş olduğunu, paydaşlardan K7’in kendi hissesini 07/09/2016 tarihinde 12897 yevmiye numarası satış sözleşmesi ile üçüncü kişi olan K5’ya 49.000,00 TL bedelle payını sattığını, taşınmazda en fazla pay sahibi hissedar olduğunu, bu nedenlerle davalı adına kayıtlı söz konusu payın iptal edilerek, müvekkilinin adına tescilini sağlamak ve payın üçüncü kişiye devrini engellemek için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen dosyada davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı vekilinin 13/07/2017 tarihli cevap dilekçesiyle, yine mahkememizin 2017/147 Esas sayılı dosyasının dava konusunun aynı taşınmaz olduğundan bahisle, mahkememizin 2017/213 Esas sayılı dosyasının yine mahkememizin 2017/147 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararı:

Yapılan yargılama neticesinde,davalı K5’nın 07/09/2016 tarih ve 12897 yevmiye ile dava konusu konusu parseldeki 13/96 oranındaki hisseyi satın aldığını, dava konusu taşınmazda birleşen dosya davacısı K1’ın 3283/9600 oranında, asıl dava dosyası davacısı K3’ın da 13/256 oranında hissesinin bulunduğunu, hissedarların satış yolu ile hisse edinimine karşı şufa hakkına haiz olduğunu, satış işleminin, daha önceden davacılara tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir savunmada bulunulmadığını, bu itibarla şufa davasının satış tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açıldığını, dolayısı ile hak düşürücü süre halinin söz konusu olmadığının anlaşıldığını, davalı tarafça şufa hakkının kullanımını engeller nitelikte herhangi bir savunmada bulunulup ispatta bulunulmadığı, yine asıl dava dosyası davacısı ile birleşen dosya davacısı tarafından süresi içerisinde (satım bedeli+harç) şufa bedelinin eşit olarak depo edildiği anlaşıldığı belirtilmekle subut bulan asıl dava dosyası ile birleştirilen dava dosyası hakkında davanın kabulüne yönelik karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davalı vekilinin verdiği istinaf dilekçesinde özetle;

İlk önce davacılardan K3 asıl dava dosyası ile dava konusu taşınmaz olan Ceyhan ilçesi A7 mahallesindeki 199 parsel sayılı taşınmazda tapu maliklerinden K7 hisselerini 07.09.2016 tarih ve 12897 yevmiye numaralı satış akdi ile müvekkil davalı K5nın 49.000 TL bedelle satın aldığını, müvekkil davalı veya eski hissedar tarafından kendisine noter aracılığı ile bildirimde bulunmadığından bahisle şufa davası açtığını, birleşen davacı K1 ise aynı dava konusu taşınmaz ile ilgili olarak Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/213 Esa 2017/396 Karar sayılı dosyası ile şufa davası açtığını, bu dosyanın talepleri ile birlikte 2017/147 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiğini, davacıların kötü niyetli olup hak düşürücü süre yönünden davanın reddinin gerektiğini, davanın kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olmakla bozma nedeni olduğunu, davacıların hükme konu taşınmazın satışı ile ilgili mahalle muhtarının bildirimiyle haberlerinin olduğunu, görüşleri sorulduğunda satışa bir itirazlarının olmadığını, taşınmazı satın almayacaklarını beyan ettiklerini, ayrıca davacıların çiftçilik yaptığından destek ve hiğbe alımları için yapılan dosyalama işlemleri için sürekli ÇKS belgesi ve tapu kayıtları almakta olup müvekkil davalıya yapılan satıştan en başından beri haberdar olduklarını, müvekkil davalının satıcı olan K7 ile hem dava konusu taşınmaz hem de 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ilgili dosyası ile görülmekte olan davaya konu taşınmazın çiftlik evi ve bahçe evinin hisse satışı için anlaştıklarını, dava konusu taşınmazda hissedarlar arasında yıllardır süregelen rızai taksim mevcut olduğunu, yerel mahkemece keşif yapılıp bu hususun aydınlatılması gerektiğini, cevap dilekçelerinde bildirilmiş olan tanıkların dinlenilmesi de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince toplanmasını istedikleri delillerin toplanılmış olduğunu, tanıklarının dinlenilmemiş ve keşfe dahil edilmediğini, ilk derece mahkemesinin eksik ve yetersiz incelemeyle hiçbir usulü inceleme ve araştırma yapmaksızın davanın kabulüne karar verdiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı olarak veirlmiş olan bu kararın bozulmasına karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava Tapu İptali Ve Tescil ( Önalım Hakkından Kaynaklanan ) davasıdır.

İncelenen tapu kaydına göre; dava konusu taşınmazın Adana İli, Ceyhan İlçesi, A7 mahallesi 199 parsel sayılı 148.800,00 m² büyüklüğünde tarla vasfında tapuya kayıtlı olduğu, davacılar K3 ve K1’ın aynı taşınmazda hissedar olduklarını satışın 07.09.2016 tarihinde yapıldığı, 02.05.2017 tarihinde eldeki davanın açıldığı görülmüştür.

Dairemizce HMK’ nın 355.madde ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan incelemede;

Dava; önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali istemine ilişkindir.

Önalım hakkı; paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda payın 3. Kişiye satılması halinde diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın 3. kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.

Türk Medeni Kanunun 734. maddesi uyarınca önalım hakkı sahibi adına payın tesciline karar verilmeden önce satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini hakim tarafından belirlenen süre içinde hakimin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür.

Davalının payın devrine ilişkin resmi senetle yapılan satış akdinin tarafı olduğundan kendi muvazaasına dayanamayacağından gerçek satış bedelinin tapuda gösterilen bedelden daha fazla olduğu yönündeki bedelde muvazaa savunması dinlenemez. Bu nedenle davalının resmi senette ödemiş olduğu gösterilen satış bedeli ile tapu harç ve masraflarından oluşan önalım bedelini ödemek suretiyle davacıya önalım hakkı kullandırılabilir.

Gerçek bir satışın söz konusu olmadığı, satım niteliğinde olmayan temliklerde ise 20/03/1957 tarih 1956/12 Esas 1957/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca miras hukukundan kaynaklanan amaçlarla yapılan bedelsiz satışların gerçekte bağış işlemi olmasına rağmen satış işlemi olarak gösterildiği, “Müşterek mülkün hissedarı hissesini karı, kocaya, evlada veyahut akrabaya temlik etmesi halinde şeklen satış akdi bulunsa bile hakikatte satıştan gayrı miras hukukuna müteferri maksatların veya hibe gibi mülahazaların hakim olduğu ahvalde Medeni Kanunun hakiki satışlarda kabul eylediği şufa hakkının cereyan etmeyeceğine” ilişkin içtihat metni de göz önünde bulundurulduğunda bedel karşılığı olmayan satışların akrabalık münasebeti sebebiyle bağış kabul edilmesi gerektiği, bağış amacıyla yapılan bu satışlarda ise önalım hakkının kullanılamayacağı anlaşılmaktadır.

Önalım davasına konu olan payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilerek her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yerin ve bu yere tekabül eden payın bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.02.1951 tarih ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemecede kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.

Önalım davalarında fiili taksime değer verilmesi için, taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması halinde tüm paydaşlar tarafından fiilen kullanılan bölümleri olması gerekmez. Davacının kullandığı ve davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümler var ise satıcı zamanında kullanıma karşı çıkmayan, o yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda pay satışı nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı kabul edilmektedir.

Somut olayda davalı yargılama aşamasında fiili paylaşıma ilişkin bir savunmada bulunmamış ise de istinaf aşamasında fiili taksim iddiasında bulunduğu, davalının hak düşürücü süre, taşınmazın gerçek bedelinin ödenmesine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ise de yukarıda yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak mahkemece resen dava konusu taşınmazda eylemli paylaşmanın bulunup bulunmadığını, taşınmaz başında keşif yapılarak mahkeme gözleminin tutanağa yansıtılıp, fen bilirkişisinden geçmiş yıllara ait uydu görüntüleri üzerinden taşınmazın zemin görünümü hakkında rapor istenmesi, taraflardan ayrı ayrı taksime ilişkin delilleri sorulup, mahkemece mahalli bir bilirkişi tespiti yapılarak tüm tanıklar ve mahalli bilirkişilerin taşınmaz başında dinlenilerek taşınmazda eylemli paylaşım bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması gerektiği anlaşıldığından davalı vekilinin bu sebebe ilişkin istinaf talebi yerinde görülerek Ceyhan 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere

1-Davalı vekilinin istinaf taleplerinin
KABULÜ ile, Ceyhan 2.Asliye Hukuk Mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince
KALDIRILMASINA
,

2-Dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine,

3-Davalı tarafından yatırılan 854,89 TL istinaf karar harcının talep halinde yatıran davalıya iadesine

4-Taraflarca yapılan yargılama giderinin yeniden yargılama yapacak ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-HMK nın 359/3. maddesi gereğince tebliğ işlemlerinin yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine,
Dair; dosya üzerinden tarafların yokluğunda oy birliğiyle
KESİN olmak üzere karar verildi. 08/10/2018

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!