T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/09/2017 tarih ve 2007/202 Esas, 2017/444 Kararsayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ineleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; müvekkilinin 11/06/2006 günü davalı K1 yönetimindeki F1 isimli sitede ikamet eden yakınlarına ziyarete geldiklerini ve kullanılması sakıncalı olmadığı anlaşılan asansörü kullandıklarını, ancak 11. katta iken asansörün halatının jandarma tutanağında belirdildiği şekilde koptuğunu ve müvekkillerinin yere asansörle birlikte düştüklerini, müvekkillerinin yaralandıklarını ve tedavi gördüklerini, tedavi masrafları ve tedaviye geliş ve dönüşlerin özel araçlarla yapıldığını buna ait harcamaların mutat iş ve gücünü kullanamama ve çalışma verimininin düşmesi, yaralanmaların verdiği elem ve ızdırap, psikolojik depresyon geçirmelerine sebebiyet verdiğini bu nedenle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi ve her bir davacı için 10.000,00’er TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın 11/06/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı
K2 vekili cevap dilekçesinde özetle;
Müvekkili aleyhine açılan davanın yersiz ve haksız olduğunu,davanın reddine karar verilmesini, müvekkilinin kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, halat kopması olayının olmadığını, asansörün girişinde, kapısında 4 kişilik asansör kullanma talimatının açık ve görülebilir bir şekilde belirtildiğini, oysa ki davacı ve beraberindekilerin toplam 6 kişi ve 3 tane de bavulla çok sıkışık bir şekilde bindiklerini, fazla yük ikaz ışığı yandığı halde 6 kişinin birden binmesiyle asansörün mekanik aksamlarında arıza oluştuğunu, davacılarda olaya ilişkin önemli ve kalıcı bir hasar bulunmadığını, açılan davanın 40.000,00 TL gibi fahiş bir rakam olmasının hakkaniyete uygun olmadığını, müvekkilinin maddi durumunun iyi olmadığını, belirtilen rakamın müvekkilini fakirleştirecek bir rakam olduğunu belirterek açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı
K3 cevap dilekçesinde özetle;
Davanın husumet yönünden şahıslara yöneltilemeyeceğini, F1 Sitesi Yönetim Kurulu üyelerinin olaydan dolayı kişisel sorumluluk altına girmesinin hukuken mümkün olmadığını, F1 Tatil sitesi yönetim kurulu olarak kazadan dolayı kendilerine atfedilecek herhangi bir kusur olmasının mümkün olmadığnı kazaya bakım firmasının yanı sıra davacıların da ihmalkar davranışının sebebiyet verdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı F1 Sitesi Yönetimi vekili sunmuş olduğu 29/06/2007 tarihli cevap dilekçesinde özetle; D ava dosyasındaki kazanın kendilerinden önceki yönetim döneminde gerçekleşmiş olması nedeni ile konuya ilişkin tüm bilgiler, belgeler ve savunmaya ilişkin açıklamalar dönemin yönetimi ve şahsı adına K1 tarafından Mahkemeye 28/06/2007 tarihli yazıları ile birlikte tevdi edildiğini, konuya ilişkin itirazlarının yönetim adına o dönemde görev yapan K1’in Mahkemeden talep ettiği itiraz ve talepleri doğrultusunda olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davacı vekili 29/06/2017 günlü dilekçesi ile; dava dilekçesinde belirtmiş olduğu 10.000,00 TL lik maddi tazminat miktarının 3.500,00 TL’nin davacı K3 için, 3.000,00 TL’nin davacı K4 için, 3.500,00 TL’nin davacı K6 için talep ettiklerini açıklamış ve hesap raporunda belirlenen tazminat miktarları üzerinden davasını ıslah etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece,davacı vekilinin ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile, davacı K4 için 21.228,01 TL, davacı K3 için 91.671,42 TL, davacı K5 için 87.159,92 TL işgücü kaybı tazminatının kaza tarihi olan 11/06/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı K2’dan alınarak davacılara verilmesine, davacı K4 için 4.000,00 TL, davacı K3 için 7.000,00 TL, davacı K5 için 6.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11/06/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı K2’dan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı F1 Tatil Sitesi adına K1 yönünden açılan davanın reddine, karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin bu kararına karşı davacılar vekili ve davalı K2 vekili tarafından istinaf başvurusu yapılması üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde 27/03/2018 tarih 2018/245 Esas, 2018/355 Karar sayılı kararı ile; davalı K2 vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabul kısmen reddi, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddi ile Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/09/2017 günlü 2007/202 Esas 2017/444 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına, davacılar tarafından davalı K2 aleyhine açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, İşgücü kaybı nedeniyle tazminatlar yönünden; davacı K4 için 3.000,00 TL, davacı AyşegüL Söyler için 3.500,00-TL, davacı K5 için 3.500,00-TL işgücü kaybı tazminatının kaza tarihi olan 11/06/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı K2’dan alınarak davacıya verilmesine, davacılar K4, K3 ve K5 tarafından 29/06/2017 günlü ıslah dilekçesi ile arttırılan tazminat taleplerinin ıslah tarihi itibari ile zamanaşımısüresinin dolmuş olması nedeni ile reddine, davalı F1 Tatil Sitesi yönünden açılan maddi tazminat davasının reddine, davalı K1 yönünden açılan maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat yönünden davacı K4 için 4.000,00 TL, davacı K3 için 7.000,00 TL, davacı K5 için 6.000,00 TL manevi tazmiantın kaza tarihi olan 11/06/206 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı K2’dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı F1 Tatil Sitesi yönünden ve davalı K1 yönünden açılan manevi tazminat davalarının reddine karar verilmiştir.
Dairemizin iş bu kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz başvurusu yapılmış olup, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2018/3007 Esas 209/1768 Karar sayılı kararı ile;
”
Davaya konu kazanın davalı F1 Sitesi Yönetimi ve site yönetimi başkanı olan davalı K1’in tarafından görevlendirilen asansör bakım firması yetkilisi diğer davalı K2’ın yaptığı iş ile ilgili asansörün gerekli bakım ve onarımlarını yapmaması şeklinde gelişen eylemi nedeniyle meydana geldiği, davalı site yönetimi ve başkanı olan davalıların, davalı K2’ın işlediği fiil nedeniyle B.K.’nun 55. (T.B.K. 66.) maddesi hükmü gereğince sorumlu tutulmaları gerektiği anlaşıldığından yazılı gerekçe ile iş bu davalılar açısından davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile Dairemizin kararı kısmen bozulmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2018/3007 Esas 209/1768 Karar sayılıbozma kararından sonra Dairemizce tensip zaptı hazırlanmış ve bozma kararı taraf vekillerine usulünce tebliğ edilmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2018/3007 Esas 209/1768 Karar sayılı sayılı bozma ilamına ilişkin olarak beyanları alındıktan sonra yapılan yargılama neticesinde bu kez Dairemizin 19/09/2017 günlü 2019/1304 Esas 219/1570 Karar sayılı kararı ile; “Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2018/3007 – 2019/1768 Esas Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına, davacı tarafından davalı F1 Tatil Sitesi hakkında açılan maddi tazminat davasının kabulü ile; davacı K4 için 3.000,00 TL, davacı K3 için 3.500,00-TL, davacı K5 için 3.500,00-TL işgücü kaybı tazminatının kaza tarihi olan 11/06/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı F1 Sitesi yönetiminden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacılar tarafından davalı K2 aleyhine açılan tazminat davası yönünden Dairemizin 27/03/2018 günlü kararına yönelik bu davalının temyiz başvurusu yapmamış olması ve davacı tarafından yapılan temyiz başvurusunun ise Yargıtay 4. Hukuk Dairesinde yapılan incelemede sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş olmakla bu davalı yönünden verilen hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacılar K4, K3 ve K5 tarafından, davalı F1 Sitesi Yönetimine karşı 29/06/2017 günlü ıslah dilekçesi ile arttırılan tazminat taleplerinin ıslah tarihi itibari ile zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeni ile reddine, davalı K1 hakkında açılan davanın HMK’nın 123. ve 150. Maddeleri gereğinceaçılmamış sayılmasına,” karar verilmiştir.
Dairemizin iş bu kararına karşı davacılar vekili yeniden temyiz başvurusunda bulunmuş olmakla Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 23/06/2020 günlü 2020/95 Esas 2020/2215 Karar sayılı kararı ile;
”
Dairemiz’in 26/03/2019 gün, 2018/3007 esas ve 2019/1768 karar numaralı ilamının 2. bendinde davalı site yönetiminin maddi ve manevi tazminat ayrımı yapılmaksızın tazminatlardan diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulması gerektiği açıkça belirtildiği halde Bölge Adliye Mahkemesince hükmün
17. bendinde manevi tazminat davasının
27/03/2018 günlü 2018/245-355 sayı ile verilen karar gereğince HMK 362 maddesi gereğince kesinleşmiş olduğundan manevi tazminat konusunda yeniden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi doğru değildir. Davalı
F1 Tatil Sitesinin de diğer davalı K2’la birlikte hükmedilen manevi tazminattan müteselsilen ve tahsilde tekerrür olmamak üzere sorumlu olduğu yönünde davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. Bu hususun gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup; kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile dairemizin kararı bozulmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2020/95 Esas 2020/2215 Karar sayılıbozma kararından sonra Dairemizce tensip zaptı hazırlanmış ve bozma kararı taraf vekillerine usulünce tebliğ edilmiştir.
4. Hukuk Dairesinin 2020/95 Esas 2020/2215 Karar sayılısayılı bozma ilamına ilişkin olarak beyanları alındıktan sonra yapılan yargılama neticesinde;
Dava, haksız eylem nedeniyle maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
6098 TBK’nun 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. ”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Bu nedenle eldeki dosyaya baktığımızda Dairemizce verilen 23/10/2019 günlü 2019/1304 Esas 2020/2215 Karar sayılı kararının manevi tazminat yönünden Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2020/95 Esas 2020/2215 Karar sayılı kararı ile bozulmuş, Dairemizce bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bozma kararı. Tarafların beyanları, davacıların uğramış olduğu zararın ağırlığı, olay tarihi ve TMK 4. Maddesindeki hakkaniyet ilkesi nazara alınarak davacılar lehine manevi tazminata karar verilmiş. davaya konu kazanın davalı F1 Sitesi Yönetimi tarafından görevlendirilen asansör bakım firması yetkilisi diğer davalı K2’ın yaptığı iş ile ilgili asansörün gerekli bakım ve onarımlarını yapmaması şeklinde gelişen eylemi nedeniyle meydana geldiği, davalı site yönetiminin davalı K2’ın işlediği fiil nedeniyle B.K.’nun 55. (T.B.K. 66.) maddesi hükmü gereğince sorumlu tutulmaları gerektiği kanaatine varılmakla manevi tazminatın davalı F1 Sitesi Yönetimi ve davalı K2’dan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından davalı K1 hakkındaki davanın geri alınması ve davalının da bu geri almayı kabul etmiş olması nedeni ile bu davalı hakkında açılan manevi tazminat davasının HMK 123 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından açılan maddi tazminat davası bakımından dairemizin 27/03/2018 tarih 2018/245 Esas, 2018/355 Karar sayılı kararına yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu bakımından Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2018/3007 Esas 209/1768 Karar kararında davacını sair temyiz itirazlarının reddine karar vermiş ve yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2018/3007 Esas 209/1768 Karar sayılı bozma kararından sonra dairemizce verilen karara karşı davacı tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2020/95 Esas 2020/2215 Karar sayılı kararının 1 numaralı paragrafında davacının sair temyiz itİrazlarının reddine karar verilmiş ve 2 numaralı paragrafta ise dairemiz kararının sadece manevi tazminata ilişkin hükmü bakımından bozma kararı verilmiştir. buna göre davacılar tarafından açılan maddi tazminata ilişkin hüküm kesinleşmiş olduğundan dairemizce bu konuda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davacılar tarafından davalılar K2, F1 Tatil Sitesi ve K1 Fisher hakkında açılan maddi tazminat davası yönünden Dairemizin 23/10/2019 gün ve 2019/1304 – 1570 Esas Karar sayılı kararına yönelik olarak davacılar tarafından yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2020/95 – 2020/2215 Esas Karar sayılı ilamı ile reddine karar verilmiş olduğundan maddi tazminata ilişkin hüküm kesinleşmiş olmakla bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
2-
Davacılar vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜ İLE,
3-
HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/09/2017 günlü 2007/202 Esas, 2017/444 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere
KALDIRILMASINA,
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
4-Manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile;
4-a)
-Davacı K4 için 4.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11/06/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar K2 ile F1 Tatil Sitesi’nden müteselsilen ve tahsilde tekerrür olmamak üzere tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-b)-
Davacı K3 için 7.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11/06/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar K2 ile F1 Tatil Sitesi’nden müteselsilen ve tahsilde tekerrür olmamak üzere tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-c)-
Davacı K5 için 6.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11/06/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar K2 ile F1 Tatil Sitesi’nden müteselsilen ve tahsilde tekerrür olmamak üzere tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-ç)-
Davacı tarafından davalı K1 hakkında açılan manevi tazminat davasının HMK 123 ve 150. Maddeleri gereğince açılmamış sayılmasına,
5-
Manevi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu Uyarınca alınması gereken 1.161,27 TL karar ve ilam harcının davalılar K2 ile F1 Tatil Sitesi’nden müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına
6-
Davacılar için hükmedilen manevi tazminat yönündenkendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.uyarınca hesaplanan;
6-a)-
3.400,00 TL vekalet ücretinin davalılar K2 ile F1 Tatil Sitesi’nden müteselsilen tahsili ile davacıya K4’e verilmesine,
6-b)-
3.400,000 TL vekalet ücretinin davalılar K2 ile F1 Tatil Sitesi’nden müteselsilen tahsili ile davacı K3’e verilmesine,
6-c)-
3.400,00 TL vekalet ücretinin davalılar K2 ile F1 Tatil Sitesi’nden müteselsilen tahsili ile davacı K5’ye verilmesine,
7-
Davalı K2 ve F1 Sitesi Yönetimi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden red edilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/2 uyarınca hesaplanan;
7-a)-
3.400,00 TL vekalet ücretinin K4’den alınarak davalılar K2 ve F1 Sitesi Yönetimi’ne verilmesine,
7-b)-
(red olunan miktar nazara alınarak) 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacı K3’den alınarak davalılar K2 ve F1 Sitesi Yönetimi’ne verilmesine,
7-c)-
3.400,00TL vekalet ücretinin davacı K5’den alınarak davalılar K2 ve F1 Sitesi Yönetimi’ne verilmesine,
8-
Davacılar tarafından yapılan 13,10 TL başvurma harcı, 540,00 TL Peşin harç, 812,00 TL ıslah harcı, keşif harcı 86,13 TL, 19 adet tebligat gideri 154,50 TL, posta müzekkere gideri 218,62 TL, 1.875,00 TL bilirkişi ücreti, dosya fotokopi ücreti 78,00 TL, Adli Tıp Kurumu gideri 727,55 TL toplamından oluşan 4.504,90 TL’nin kabul red oranına göre 332,88 TL’nin davalılar K2 veF1 Sitesi Yönetimi alınarak davacılara verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
9
–
HMK’nın333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının ilgililerine iadesine,
10-İstinaf giderleri bakımından;
10
–
a)-
Davacılar istinaf aşamasında kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden ve tek duruşma yapıldığından hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T’ye göre hesap ve takdir edilen 1.700,00, TL vekalet ücretinin davalılar K2 veF1 Sitesi Yönetiminden müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
10-b)-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK’nın 359/3. maddesi gereğinceİlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
10
-c)-
Davacı tarafından harcaması yapılan tebligat ve Yargıtaya dosya gönderme ücreti olan 178,50 TL’nin manevi tazminat yönünden davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 101,15 TL’sinin davalılar K2 ve F1 Sitesi Yönetiminden müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Dair, davacılar vekili ile davalılar K2 ve K1 vekilinin yüzene karşı diğer davalı vekilinin yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri yetmiş iki bin yetmiş (72.070,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ileKESİN olmak üzere duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.22/09/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe