Adana BAM, 3. HD., E. 2019/952 K. 2020/404 T. 3.3.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 121

DAVACI :

K1- N1

DAVALILAR :1-

K2-N2 A1

2-
F1HADDECİLİK
TEKS.İNŞ.SAN.VETİC.AŞ-
A2

DAVA :

Maddi ve Manevi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 11/10/2018 tarih ve 2017/378 Esas, 2018/392 Kararsayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı K1’ın 05.11.2011 günü N3 plakalı motosikleti ile sürücüsü davalı K2 olan N4 plakalı otomobilin çarpması sonucu yaralandığını, davacının geçirdiği trafik kazası nedeniyle meydana gelen maddi zararlarının giderilmesi için İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/158 Esas sayılı dosyası ile Trafik Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası aleyhine dava açıldığını ve yapılan yargılama sonucunda 52.625,14 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya ödenmesine karar verildiğini, ancak haksız fiilden kaynaklanan bu tür zararlarda davalılar (sigorta şirketi haricindeki) haksız fiilin meydana geldiği tarihten yani kaza tarihi olan 05.11.2011 tarihinden itibaren faizden sorumlu olduğunu, İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/158 Esas sayılı dosyası ile sigorta şirketi meydana gelen 52.625,14 TL zararın dava tarihi olan 15.02.2016 tarihinden itibaren faizini karşılamakta olup kaza tarihi olan 05.11.2011 ile dava tarihi olan 15.02.2016 tarihine kadar olan maddi tazminatın faizinden davalı sürücünün ve işletenin sorumlu olduklarını, bu nedenle 05.11.2011 ile dava tarihi olan 15.02.2016 tarihine kadar işlemiş yasal faiz olan 29.040,43 TL’nin ve davacının, kaza sonrası telafisi imkânsız zararların ortaya çıkmasından sonra yaşamış ve yaşayacak olduğu acı, elem ve ıstırap nedeniyle 10.000 TL manevi tazminatın reeskont avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunarak, esasa ilişkinde; davacı tarafından olay tarihi 05.11.2011 ve dava tarihi 15.02.2016 tarihleri arasında işlemiş 29.040,43 TL. faiz Alacağı ile , müvekkilleri davalılar F1 Haddecilik Tekstil İnş.San. ve Tic.A.Ş. ile K2’e açılmış olan 10.000,00 TL. Manevi Tazminat davasının fahiş olduğunu, yine işbu kazada davalı şirketin kusuru bulunmadığından davacı taleplerinin hukuka, somut olaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalılara zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında davacının zararının giderildiği bildirildiğinden, davalıların faiz sorumluluğu bulunmadığını, davacının sigorta şirketine geç başvurması nedeniyle kazadan 6 yıl sonra davalı-müvekkillerinden faiz talebinde bulunmasının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, davacının talebinin, TMK 2. maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve hakkın kötüye kullanılması olduğunu, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini, dosya kapsamında, davacının mali ve içtimai durumuna göre, talep edilen manevi tazminatın manevi tatmin sağlamanın çok üzerinde, ferileri ile birlikte zenginleşmeyi sağlamaya yönelik bir miktar olduğunu ve öncelikle talebin reddini veya indirimini talep ettiklerini, davacının talep ettiği reeskont avans faizi talebine ve bu faiz üzerinden yapılan tüm hesaplamaların ve itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece, d avacının davasının kısmen kabulü, kısmen reddi ile; faiz alacağına ilişkin 20.281,58.-TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine
,
5.000,00.-TL manevi tazminatın haksız eylem tarihi olan 05/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Karara karşı davacı vekili; dava dilekçesine ek hesap tablosunda reeskont avans faizi üzerinde hesap yapıldığı ve dava dilekçesine eklendiğinden ve dava dilekçesinin sonuç kısmında açıkça kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsili talep edildiğinden yasal faiz üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sonuç kısmında da açıkça kaza tarihi olan ifadesi geçmesine rağmen maddi hata sonucu 05/10/2011 yerine 05/11/2011 tarihinin yazılması nedeniyle davacının faiz alacağının kaza tarihi olan 05/10/2011 yerine 05/11/2011 tarihinden itibaren hesaplanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi tazminat alacağının faizi ile birlikte tahsili talep edilmesine rağmen bu konuda karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yararına hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Karara karşı davalı F1 Haddecilik Teks. … Ltd. Şti. Vekili; davalıların faiz ödeme sorumluluğunun bulunmadığını, kazadan 6 yıl sonra davalı müvekkillerden faiz talebinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, talep edilen faiz alacağının zamanaşımına uğradığını, davacının faiz taleplerinin olay tarihi 05/11/2011 olduğunu, Borçlar Kanunu 60. madde ve Karayolları Trafik Kanunun 109/II.maddesi gereğince zamanaşımına uğradığını, kazanın oluşumunda müvekkil şirketin ve şoförün kusurunnu bulunmadığı gibi davacının da kusurlu olduğunu, trafik sigortası tarafından davacılara yapılan ödeme ihtirazi kayıt yapılmaksızın kabul edilmiş bulunduğundan alacağın aslı ödenince BK 113 ve TBK 131 maddeleri gereğince ferilerinin de son bulduğunu, para borcunun ferisi niteliğindeki faizin asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması ya da halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılmasının yasal bir gereklilik olduğunu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını ve istenilen toplam 10.000,00 TL manevi tazminatın fahiş olduğunu, davacının talep ettiği reeskont avans faizinin haksız fiilde yasal taziminat sorumluluğu bulunduğundan ve davacı tacir olmadığından hatalı ve fahiş olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili cevap dilekçesinde; davalının zamanaşımı itirazının yersiz olduğunu, BK 113 ve TBK 131.maddesinin davada uygulanmasının mümkün olmadığını, iş bu dava tarfik sigortasına icra takibi başlatmadan ve icra dosyasına ödeme yapılmadan önce açıldığını, davada reeskont avans faizine hükmedilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu, davalı F1 Haddecilik A.Ş.’nin tacir olup işleteni olduğu aracın davalı şirketin işçisi tarafından kullanılırken kazanın meydana geldiğini belirterek davalıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

UYUŞMAZLIK KONUSU HUSUSLAR:

Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan hususların davacının faiz alacağı talep edip edemeyeceği, faize faiz isteyip isteyemeyeceği, talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, manevi tazminat miktarının yerinde olup olmadığı, zararda davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususları olduğu anlaşılmıştır.

DELİLLER:

Trafik tescil kayıtları, İskenderun (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/951 Esas sayılı dosyası, İskenderun 2. İş Mahkemesinin 2013/185 Esas sayılı dosyası, İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/158 Esas sayılı dosyası, bilirkişi raporu.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava; trafik kazasında davacının yaralanması sebebiyle faiz alacağı ve manevi tazminat tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından raporun hatalı olduğu, manevi tazminat miktarının düşük olduğu, davalılar vekili tarafından faiz alacağı talebinin zamanaşımına uğradığı, sigorta şirketi zararı ödediğinden davalıların sorumluluğunun bulunmadığı, sigortanın ödemesi ihtirazi kayıt konmaksızın kabul edildiğinden faiz talep edilemeyeceği, manevi tazminat miktarının yüksek olduğu, reeskont faiz talebinin hatalı olduğu ileri sürülerek istinaf edilmiştir.

Davalılar vekilinin alacağın zamanaşımına uğradığına yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede;

Dava dilekçesinde faiz istenmesi unutulmuşsa veya dava dilekçesinde faiz istemine karşın mahkemece faiz hakkında bir karar verilmemiş ve faiz hakkında hüküm bulunmadığı fark edilmeyip temyiz süresi de geçirilmişse, ayrıca ilâm icraya konulurken faiz eksik hesaplanmışsa o güne kadar birikmiş faiz hesaplanıp harcı da yatırılarak ayrı bir dava açılabilir.

Faize ilişkin olarak açılacak bu davalarda zamanaşımı sürelerinin hesabına gelince, alacak veya tazminatın eki ve ödemede gecikmenin bedeli niteliğindeki faizin zamanaşımı ile faiz davasının zamanaşımı aynı süreye yani asıl alacak ve tazminatın zamanaşımı sürelerine bağlıdır. Öte yandan, asıl alacak ve tazminatın zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile, eğer açılan dava sürmekte ise veya dava sonuçlanmış olup da para henüz tahsil edilmemişse, borçlunun temerrüdü para tahsil edilinceye kadar devam edeceğinden, faize ilişkin davanın açıldığı tarihten geriye doğru asıl alacağın zamanaşımı süresi kadar faiz istenebilir.
(
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2014/1978 Esas, 2014/4813 Karar sayılı kararı)

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/19-1628 2018/1098 K sayılı kararında ”

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, asıl alacağın henüz tamamen ödenmediği dönemde; faiz alacağının (açıkça vazgeçilmiş olmadıkça) dava konusu edilip edilemeyeceği; somut olay bakımından ilk davada istenmeyen dava ve ıslah tarihleri arasındaki faize ilişkin tutarın, istem biçimine göre hüküm altına alınamayacağına ilişkin Özel Daire bozma kararının bu alacak bakımından kesin hüküm teşkil edip etmediği noktalarında toplanmaktadır…..

Faiz asıl alacağa bağlıdır fakat bir kez doğmakla bir yan edim olarak varlık kazanır. Asıl alacak tamamen sona erdiğinde faiz borcu da sona erer (TBK m.131/1, BK m.113/2). Faiz alacağı doğduktan sonra, açıkça vazgeçilmedikçe ayrı dava ve takip konusu edilebilir.
…..

Yukarıda faizin niteliğine ilişkin olarak yapılan açıklamalar ile somut olay da dikkate alındığında, davacının ilk davanın dava tarihi ile ıslah tarihindeki alacağından açıkça vazgeçmediği ve asıl alacağın da tam ödenmek suretiyle sona ermediği bir dönemde eldeki davayı açtığı tartışmasızdır.

Bu durumda davacının anılan dönem faizine hak kazandığı ve bunun hüküm altına alınmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmaktadır….
” denmiştir.

Açıklanan sebeplerle asıl alacağın 30.11.2017 ve 04.12.2017 tarihlerinde ödendiği, eldeki davanın ise 07.11.2017 tarihinde asıl alacak ödenmeden açıldığı, alacak ödenmeden dava açıldığından zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımına yönelik davalılar vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davalılar vekilinin k usur oranına yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede;

Düzenlenen trafik kaza tespit tutanağında sürücü K2’in kavşakta ilk geçiş hakkını vermemekle kural ihlali yaptığının, motosiklet sürücüsüK1’ın ise herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığının belirtildiği, İskenderun 2.Sulh Ceza Mahkemesine keşiften sonra sunulan 12/03/2012 günlü bilirkişi raporunda K2’in asli kusurlu, K1’ın tali kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür.

Bu kaza nedeniyle İskenderun 2. İş Mahkemesi’nin 2013/185 E-2013/132 K sayılı kesinleşmiş dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporuna göre, davalı sürücü K2 %75, davacı K1 %25 oranında kusurlu bulunduğu, yine bu kaza nedeniyle İskenderun Asliye Ticaret Mah’nin 2016/158 Esas sayılı dosyasından kusur konusunda Ankara’dan alınan heyet raporuna göre davalı sürücü K2 %75, davacı K1 %25 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür.

Aldırılan raporların dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi ceza dosyasında alınan raporla diğer raporların uyumlu olduğu, raporlar arasında çelişki olmadığı anlaşıldığından davalılar vekilinin kusur oranın yanlış tespit edildiğine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Davacı vekilinin alacağın faizinin hatalı hesaplandığına yönelik yapılan istinaf incelemesinde;

Davacı vekili dava dilekçesinde ” maddi tazminatın kaza tarihi olan 05.11.2011 ile dava tarihi olan 15.02.2016 tarihleri arasında işleyen yasal faizi olarak
29.040,43 TL’nin tahsili” istemi ile dava açmıştır. Bilirkişi raporu da bu sebeple anılan dönem için talep edilebilecek yasal faiz üzerinden hesaplama yapmıştır. Her ne kadar davacı vekilince hesap raporuna itiraz edilmişse de, faizin türü bakımından dava dilekçesinde belirtilen yasal faiz talebini aşar şekilde faiz hesabı yapılamayacağından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.

Yine her ne kadar olay tarihi 05.10.2011 iken davacı vekilince dava dilekçesinde sehven 05.11.2011 olarak gösterildiğinden bilirkişice bu tarihten itibaren faiz hesaplanması hatalı ise de, davacı vekili süresinde verdiği itiraz dilekçesinde bu yönde bir itiraz belirtmediği gibi rapora karşı beyan dilekçesinde yine 05.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek faizin hesaplanmasını talep etmiştir. Bu nedenle bir aylık faiz alacağı (402,26 TL) yönünden ilk derecede ileri sürülmeyen bu husus yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan, davalıcı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davacı vekilinin faiz alacağının reeskont faiziyle kabulü gerektiğine yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede;

İşbu davada müddeabih faiz alacağı olduğundan, temerrüt faizine faiz uygulanması yönünden; 818 sayılı BK’nun 104/son ve 6098 sayılı TBK’nun 121/son fıkraları uyarınca faiz alacağına tekrar temerrüt faizi yürütülümez. 3095 sayılı Kanun 3. maddedeki;
“Temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemez; bu konuya ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklıdır
” şeklindeki kural da faize faiz yasağının tekrarıdır. Temerrüt faizi alacağına dava veya takip tarihinden sonra dahi temerrüt faizi yürütülemeyeceği Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2002 Tarih 12/709 E. 2002/781 K. sayılı kararında da belirtilmiştir. Faize faiz yasağına ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir.

Somut olayda da mahkemece hükmedilen miktar asıl alacak olmayıp asıl alacağın işlemiş temerrüt faizi olduğu için ve temerrüt faizi alacağına dava tarihinden itibaren dahi faiz yürütülmesi mümkün olmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 15.H.D’nin 2016/2013Esas ,2017/1801 K, Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2002 Tarih 12/709 E. 2002/781 K., 9. Hukuk Dairesi 2019/1914 Esas, 2019/474 Karar sayılı kararları)

Taraf vekillerinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde;
05/10/2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı K2’in sürücüsü, diğer davalının işleteni olduğu aracın, davacının kullanmış olduğu motosikletle çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, maluliyet oranının % 11 olduğu, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HMK’nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 35,90 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 18,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3-
Harçlar Kanunu gereğince davalılardan alınması gereken 1.726,98 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 432,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 1.294,98 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

4-
Taraflar tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-
Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
6

İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK’nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri yetmiş iki bin yetmiş (72.070,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından (25.281,58 TL)miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.03/03/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!