T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :
16/05/2019
NUMARASI :
2017/793 Esas, 2019/533Karar
DAVACI :
K1
– N1 A1
VEKİLİ:
Av. K2 – A2
DAVALI :1-
F1
SİGORTAA.Ş.
-A3
VEKİLİ:
Av. K3 –
DAVALI :2-
K4
– N2 A4
VEKİLİ:
Av. K5 – A5
DAVA :
Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ :
20/10/2020
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
20/10/2020
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 16/05/2019 tarih ve 2017/793 Esas, 2019/533 Kararsayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 14/08/2013 tarihinde meydana gelen kaza sonucu yaralanarak sakat kaldığını, kazaya karışan N3 plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, meydana gelen kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını belirterek, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı K4’ten olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tanzim ve tahsilini, 1.000,00 TL maddi tazminatın tutarının temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca 18/03/2019 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile 1.000,00 olan maddi tazminat talebini 20.159,48 TL arttırarak toplam 21.159,48 TL tazminatın faizi ile birlikte davalı K4’ten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı
F1
Anonim Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan N3 plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, raporların Adli Tıp Kurumundan alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı K4 vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin meydana gelen kazada şerit ihlali yapmadığını, çarpışma sonucu tutulan trafik raporunun haksız olduğunu, kazada motorsiklet sürücüsünün kusurlu olduğunu ve davacının kaza sonucunda herhangi bir iş gücü kaybına uğramadığını, kazadan dolayı maddi ve manevi bir zararının oluşmadığını, davacının davayı haksız olarak açtığını, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, davacı tarafından davalı sigorta şirketi hakkında açılan dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına
, davacı tarafından davalı K4 hakkında açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 21.159,48 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 14/08/2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı K4’ten tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 8.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 14/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı K4’ten alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Karara karşı davalı K4 vekili; taraflar arasında 17/11/2017 tarihinde ibraname ve sulh sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sulh sözleşmesine istinaden davacıya anlaşılan meblağın diğer davalı tarafından ödendiğini, davacının anlaşma gereği davalılardan herhangi bir alacağının kalmadığını, yerel mahkemenin müvekkili yönünden feragatinin göz önünde bulundurulmadığını, diğer davalı yönünden değerlendirildiğini, yerel mahkemenin haksız bir şekilde müvekkili hakkında açılan davayı kabul ettiğini, müvekkilinin davacıya 21.159,48 TL maddi tazminat ödemesine karar verildiğini, poliçe limitinin sakatlanma ve ölüm halinde kişi başına 225.000,00 TL olmasına rağmen davacı vekilinin davalı F1 Sigorta A.Ş. yönünden davadan feragat ettiğini, bu durumda davacının davalı F1 Sigorta A.Ş.’nin yaptığı ödemenin üzerindeki bakiyenin teminat limitinden feragat ettiğinin kabulünün gerektiğini, yerel mahkemenin müvekkil yönünden feragati kabul etmemesi neticesinde vermiş olduğu kararın davalı F1 Sigorta A.Ş.’nin durumunu iyileştirirken müteselsil davalı müvekkilinin iç ve dış ilişkideki durumunu ağırlaştırdığını, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının haksız ve fahiş miktarda olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava tazminat talebine ilişkin olup, davacı vekili tarafından tazminat tarihinde meydana gelen kaza sonucu yaralanan müvekkilinin sakat kalması nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminat ve 21.159,48 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili talep edilmiştir.
Mahkemece davalı sigorta şirketi yönünden açılan davanın konusuz kalması sebebi ile karar verilmesine yer olmadığına şeklinde, davalı K4 yönünden ise maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar davalı K4 vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Maddi tazminat yönünden yapılan incelemede;
Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar BK’nın 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168. maddelerinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun bazı hukuki sonuçları vardır.
Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur.(BK 162/1). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.(BK163/1).Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(BK 163/2).
Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (BK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur.
Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. (BK 166/3).
Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur. (BK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde,
“İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur
”, aynı Yasa’nın 85/1. maddesinde,
“Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”
, aynı Yasa’nın 85/son maddesinde ise,
“işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1.maddesinde de, “
Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan 2918 sayılı KTK madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davalı işletenin aracının işletilmesi sırasında doğacak 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu trafik sigortacısı karşılamak durumunda olduğundan, somut olayda; davacı
17/11/2017 tarihli ibraname ile 87.800,00 TL ödeme karşılığında davalı sigorta şirketi yönünden tazminat hakkından feragat etmiştir. Alınan bilirkişi raporu ile sigorta şirketinin ibra karşılığı davacıya yaptığı 56.000,00 TL ödemenin zararı tamamen karşılamaması halinde davalı işleten; poliçe limitini aşan miktarda zarar varsa, limiti aşan kısımdan sorumlu olacaktır.
(aradaki poliçe ilişkisi nedeniyle)
Eğer limitin altında bir zarar varsa davalı işleten ibra nedeni ile bu oranda sorumluluktan kurtulmuş olacaktır
.
Davalı araç sürücüsünün 3. Kişi olması halinde ise poliçe ilişkisinin tarafı olmadığı ve haksız fiil sorumlusu olarak sürücünün sigorta şirketine rücu hakkı sözkonusu olmadığından, sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme kadar davalı sürücünün borcu sona erecek, sigorta ödemesinin üstünde kalan zarar miktarından ise sürücü sorumlu olacağı gözetilerek karar verilmesi gerekecektir.
(Benzer yönde
Yargıtay
17.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2016/16977
Esas,
2019/8248
Karar,
20
14
/
761 Esas,
201
5
/
7743
Karar sayılı kararları)
Açıklanan sebeplerle, Davalı K4’unişleteni olduğu aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesini düzenleyen davalı F1 Sigorta A.Ş’nin davacı tarafça ibra edilmiş olmasına göre, ibranın teminat limiti dahilinde müşterek ve müteselsil borçlu K4’a da sirayet edeceğinin gözardı edilerek davalı K4’nin yazılı şekilde sorumluluğuna hükmedilmesi isabetli bulunmamıştır.
Açıklanan sebeplerle Türk Borçlar Kanunun 168/2. maddesi gereğince alacaklı, diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse bu fiilin sonuçlarına şahsen katlanır. Müteselsil sorumlulardan birinden olan haktan feragat edilmesi diğer müteselsil sorumlu yönünden de teselsülden feragat niteliğini taşır ve böylece müteselsil sorumlu olan diğer davalı da bu çerçeve kapsamında sorumluluktan kurtulmuş olur. O halde müteselsil sorumlu K4 hakkındaki davanın reddedilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2018/3241 E – 2019/2095; 2017/5611 E – 2019/323 K sayılı kararı; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2007/8400 E – 2008/5005 K; 2007/7884 E – 2008/4210 K; 2006/11591 Esas, 2007/11606 Karar sayılı kararları ve benzeri kararlar )
Manevi tazminat yönünden yapılan incelemede;
14/08/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı K4 sevk ve idaresindeki aracın davacının sürücüsü olduğu motosiklet ile çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücünün % 100 oranında anlaşılmıştır.
Davacı K1’nin 1957 doğumlu olup kaza tarihinde 56 yaşında evli ve beş çocuklu olduğu ve SSK emeklisi olduğu, davalı sürücünün SSK emeklisi olduğu yapılan araştırmalardan anlaşılmıştır. Davalının %100 oranda kusurlu olduğu, davacının maluliyetinin %17,2 olduğu alınan raporda görülmüştür. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, maluliyet oranı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yüksek olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HMK’nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminatın miktarı yüksek olmadığından bu yöndeki istinaf talebinin reddine, ancak maddi tazminat yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece davalı K4 yönünden maddi tazminat davasının yukarıda belirlenen sebeplerle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı K4 vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davalı K4 vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABUL – KISMEN REDDİ ile,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden istinaf eden davalı yönünden esas hakkında karar verilmek üzere
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin
16/05/2019 tarih ve 2017/793
Esas
,
2019/533
Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA
,
2-
Davalı sigorta şirketi hakkında açılan dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına
,
3-Davacı tarafından davalı K4 hakkında açılan maddi tazminat davasının reddine,
4-
Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 8.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 14/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı K4’ten alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
5-Maddi tazminat yönünden alınması gereken 54,40 TL karar harcından, peşin alınan 37.60 TL ve ıslah ile alınan 68,86 TL olmak üzere toplam 106,46 TL harçtan mahsubu ile başka harç alınmasına yer olmadığına,
6-Manevi tazminat yönünden alınması gereken 546,48 TL karar harcın peşin olarak alınan 52,06 TL’den mahsubu ile bakiye 494,42 TL’nindavalı K4’tan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
7-Davalı K4 kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat yönünden hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
8-Manevi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davalı K4’ten alınarak davacıya ödenmesine,
9-Manevi tazminat yönünden davalı K4 kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine,
10-Davacı tarafından yapılan 106,46 TL peşin harcın (ıslah ile birlikte alınan) tamamının davalı K4’ten alınarak davacıya ödenmesine,
11-Davacı tarafından yapılan 1.074,75 TL adli tıp muayene ücreti, 900 TL bilirkişi ücreti, 308.50 TL tebligat ve 83,85 TL müzekkere gideri olmak üzere toplam 2.367,10 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre 615,44 TL’sinin davalı K4’ten alınarak davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
12-HMK’nın333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri açısından;
13-Davalı K4 tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
14-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
15-Davacı tarafından yapılan 70,00 TL istinafa dosya gönderme ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 35,00 TL’sinin davalı K4’tan alınarak davacıya verilmesine,
16-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK’nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri yetmiş iki bin yetmiş (72.070,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından ( 21.159,48 TL maddi, 8.000,000 TL manevi tazminat) miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.20/10/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe