T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI :
F1.SAN.TİC.LTD.ŞTİ.- A1
VEKİLİ:
Av. K1
DAVALI :
F2.OTO.MAD.PET.İNŞ.SAN.
TİC.LTD.ŞTİ.
– A2
VEKİLİ:
Av. K2
DAVA :
Haksız İhtiyati Tedbir Nedeniyle Uğranılan Tazminat
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 26/12/2018 tarih ve 2017/572 Esas, 2018/1542 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/496 Esas sayılı dosyasında mahkemenin 12/06/2014 tarihli ara kararı gereğince
”davalı Aski nezninde oluşan hakedişlerin Adana 14. İcra Müdürlüğünün dosyasına aktarılmasının dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurularak hakedişlerin Aski’de saklanması” yönünde ihtiyat-i tedbir kararı verildiği, yapılan itirazlara rağmen tedbir kararının kaldırılamadığını, dava sonucunda davanın reddedildiğini ve bu nedenle ihtiyati tedbirin 12/06/2014 tarihinde kaldırıldığını, 03/05/2017 tarihine kadar 175.094,41 TL olan alacaklarından faiz kaybına uğradıklarını, Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde verilen ihtiyat-i tedbir kararının %25 teminat karşılığında (44.000,00) TL verildiğini ve bu teminatın zarara uğrayan taraf olduklarından bahisle iade edilmeyerek uğranılan zararın öncelikle teminattan karşılanması gerektiğini belirterek ihtiyat-i tedbir kararından dolayı hakedişin geç tahsil edilmesinden kaynaklı maddi zararın fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari/avans faiziyle birlikte davalılardan tahsil edilerek müvekkiline verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiş ve mahkememize sunmuş olduğu 30/10/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 48.861,92TL artırarak 53.861,92TL’ye yükseltmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin dava dışı ASKİ tarafından ihale edilmiş Sarıçam İlçesi X1 Pojesinin yapım işini aldığını, bu nedenle dava dışı F3 Müh. Plast. boru İnş. Tar. Teks. Nak. Tem. Ürün. San. Ve Tic. Ltd. Şti ile mal alım sözleşmesi yapıldığı ve bu şirkete alacak temlik edildiği, yükümlülük yerine getirilmeyince temlik sözleşmesinin feshedildiği, feshe rağmen ASKİ tarafından hak edişlerin dava dışı F3 Ltd.Şti’nin alacaklısı davacı F1 Proje Tur.Yapı Malz.San.Tic.Ltd.Şti’ne ödendiği, doğacak hakedişler üzerine de haciz konularak söz konusu bedellerin davacının alacaklı olduğu icra dosyasına ödenmesinin istendiği, bunun üzerine TBK m.187 hükmü uyarınca hak edişlerin icra dosyasına ödenmemesiyle ilgili mahkemece tedbir kararı verildiğini, tedbirin HMK m.389 anlamında tedbir olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, davacının zararı ile dosyada verilen tedbir kararı hakkıda nedensellik bağı mevcut olmadığını, davacı şirketin, icra takibi ile dava dışı F3 Ltd.Şti’nden alacağını tahsil etmesinin mümkün olduğu, iyiniyet kuralları dışına çıkarak alacağını icra yoluyla tahsil etmediğini, tedbir kararı olmasa dahi ASKİ’nin çekişmeli bir alacağı ödemesinin mümkün olmadığnı, davalı tarafından ASKİ’ye karşı Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/240 esas sayılı alacak davası sonucunda ASKİ’nin söz konusu bedeli davalı şirkete ödemek zorunda kalacağını, ASKİ’nin tedbir kararının kalkmış olmasına rağmen söz konusu tutarı hala ödemediğini, ihtiyati tedbir talep etmenin haksız fiil teşkil etmeyeceğini, ancak mahkemeyi yanlışlığa sevk ederek kötüniyetle tedbir kararı alınması halinde haksız fiil oluşacağı ve tazmin borcu doğacağını,esas hakkında açılan davada haksız çıkmanın ihtiyati tedbir kararının haksız olduğu anlamına gelmeyeceğini, davalının kusuru bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, d avanın kabulü ile; toplam 53.861,92 TL tazminatın
5.000,00 TL’sinin dava tarihi olan 12/05/2017 tarihinden, 48.861,92 TL’sinin ıslah tarihi olan 30/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karara karşı davalı
F2
Taşımacılık Otomotiv Toprak Mahsulleri Zırai Ürünler Maden Petrol İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti.Vekili; tedbir kararının Türk Borçlar Kanunun 187. maddesi kapsamında konulduğunu, davacının zararı ile dosyadan verilen tedbir kararı hakkında nedensellik bağının mevcut olmadığını, mahkemece söz konusu icra takibi ile ilgili hiç bir karar verilmemiş olup icra takibi ile borçlu şirketten alacağını tahsil etmesinin mümkün olmadığını, davacının burada iyi niyet kurallarının dışına çıkarak alacağını icra takibi marifeti ile tahsili yolunu kullanmadığını, bu durumda zararın oluşması ile mahkemece verilen tedbir kararının tam bir nedensellik bağının mevcut olmadığını, bu karar ile davacının hem icra dosyasından dolayı alacağına işlemekte olan faizi hem de müvekkilinden aynı alacak ile ilgili zarar kapsamında faiz alacak olup mükerrer tahsilat yapılmış olacağını, esas hakkındaki davada haksız çıkılmış olmasının ihtiyati tedbir kararının haksız ve kötü niyetli olarak talep edildiği anlamına gelmeyeceğini, bu bakımdan zararın tazmin edilebilmesi için tedbir kararı alanın kusurlu olduğunun ispatının gerekeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğunu, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU HUSUSLAR:
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan hususların verilen tedbirin haksız olup olmadığı, davalının zarardan sorumlu olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşılmıştır.
DELİLLER:
Hesap bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, HMK’nın 399. Maddesine dayanan haksız ihtiyati tedbir nedeniyle alacağın geç tahsilinden kaynaklı uğranılan faiz zararının tazminine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Haksız ihtiyati tedbirden dolayı maddi tazminat davası açılabilmesi için icra edilmiş bir tedbir kararının bulunması, bu tedbirin haksız olduğunun ortaya çıkması, tedbir sebebiyle zarar meydana gelmiş olması ve zarar ile haksız ihtiyati tedbir arasında uygun illiyet bağının bulunması şarttır. Maddi tazminat isteklerinde, manevi tazminat isteklerinden farklı olarak haksız ihtiyati tedbirden dolayı ihtiyati tedbir koyduran tarafın kusursuz sorumluluğu kabul edilmiştir. Yani, haksız ihtiyati tedbir koydurtmuş olan tarafın bundan doğan maddi zararla sorumlu tutulabilmesi için ihtiyati tedbiri kötü niyetle istemiş ve koydurmuş olması gerekmez. İcra edilmiş olan ihtiyati tedbirin haksız olması ve bir zarara neden olmuş olması sorumluluk için yeterlidir.
Tedbir kararının verildiği, Adana 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/496 Esas sayılı dava dosyasında; 12/06/2014 tarihli ara karar uyarınca
“davalı ASKİ nezdinde oluşan hakedişlerin Adana 14.İcra Müdürlüğü’nün 2012/4334 Esas sayılı dosyasına aktarılmasının dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurularak, ASKİ’de saklanması” yönünde tedbir kararı verilmiş ve 11/03/2015 tarihli, 2012/496 esas ve 2015/305 Karar sayılı ilamında, davalı şirket tarafından dava dışı ASKİ Genel Müdürlüğü’ne karşı açılan dava reddedilmiş ve ihtiyati tedbir kararı kaldırılmıştır. Bu karar, Yargıtay 15.Hukuk Dairesi’nin 23/03/2016 tarihli, 2015/5044 Esas ve 2016/1820 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onama kararı verilmiş ve hüküm 13/04/2017 tarihinde kesinleşmiştir. Anılan kararla tedbirin haksız olduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan, haksız ihtiyati tedbir sebebiyle tazmini gereken zarar ise gerçek zarardır. Gerçek zarar, zarar verici eylem olmasaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idi ise o durumun yeniden tesisi için gerekli olan miktar kadardır. Davacı alacağını tahsil etmiş ancak geç tahsil nedeniyle zararı tahsil edilmemişse zararın oluştuğu tarih ile tahsil tarihi arasındaki güne kadar birikmiş faiz hesaplanıp harcı da yatırılarak ayrı bir dava açılabilir. Davacı alacağını geç tahsil ettiğinden bahisle eldeki davayı açtığından zararla ihtiyati tedbir arasında illiyet bağı bulunmakla davalı davacının zararından kusursuz olarak sorumludur. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Dava dışı ASKİ, mahkemece verilen tedbir kararı gereğince ödemeyi yapmamış, ancak hak ediş bloke edilmiş olduğundan, tedbirin kaldırılmasının hemen sonrasında tedbir konulan miktarı davacıya ödemiştir. Bu nedenle ASKİ tedbir konulan ancak bloke edilen miktarın faizinden davacıya karşı sorumlu olmadığından mükerrer tahsilat da olmayacaktır. Bu nedenle bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Ancak, işbu davada alacağın geç tahsil edilmesi sebebiyle uğranılan faiz alacağı talep edildiğinden, müddeabih faiz alacağı olduğundan, faize faiz uygulanması yönünden;
818 sayılı BK’nun 104/son, ve 6098 sayılı TBK’nun 121/son fıkraları uyarınca faiz alacağına tekrar temerrüt faizi yürütülümez.
3095 sayılı Kanun 3. maddedeki;
“Temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemez; bu konuya ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklıdır
” şeklindeki kural da faize faiz yasağının tekrarıdır. Temerrüt faizi alacağına dava veya takip tarihinden sonra dahi temerrüt faizi yürütülemeyeceği Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2002 Tarih 12/709 E. 2002/781 K. sayılı kararında da belirtilmiştir. Faize faiz yasağına ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Somut olayda da mahkemece hükmedilen miktar asıl alacak olmayıp asıl alacağın işlemiş temerrüt faizi olduğu için ve temerrüt faizi alacağına dava tarihinden itibaren dahi faiz yürütülmesi mümkün olmadığından kararın bu sebeple kaldırılması gerekmiştir. ( Benzer yönde Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2016/2013 E – 2017/1801 sayılı kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2002 Tarih 12/709 E. 2002/781 K sayılı kararı)
HMK’nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Açıklanan nedenlerle, davacının, alacağını davalının talebi üzerine konulan ihtiyati tedbir nedeniyle geç tahsil etmesi sebebiyle tedbir ile tahsil tarihi arasındaki işlemiş faiz kadar zarara uğradığı, davalının zarardan kusursuz olarak sorumlu olduğu anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde ise de, talep faiz alacağı olup faiz faiz yürütülmesi hatalı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABUL – KISMEN REDDİ ile,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin
26/12/2018 tarih ve 2017/572
Esas
, 2
018/1542
Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA
,
2-
Davanın KABULÜ ile,
53.861,92 TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Alınması gereken 3.679,31 TL karar ve ilam harcından, ıslah harcı ile birlikte peşin olarak alınan 920,39 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.758,92 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 13/1 maddesi uyarınca hesap olunan 6.274,81 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 920,39 TL harç gideri, 600,00 TL bilirkişi ücreti, 139,00 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.659,39 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
7-HMK’nın333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri açısından;
8-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
9
–
İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
10-Davalı vekili tarafından yatırılan 39,00 TL istinafa dosya gönderme ücretinin üzerinde bırakılmasına,
11-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK’nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri yetmiş iki bin yetmiş (72.070,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından (53.861,92 TL) miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.03/03/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe