Adana BAM, 3. HD., E. 2019/130 K. 2019/815 T. 14.5.2019

İlgili madde: TMK Madde 599

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

CEYHAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

17/10/2018

NUMARASI :

2017/145 Esas, 2018/384Karar

DAVACI :

K1
– N1 A1

VEKİLİ:

Av. K2 – A2

DAVALI :1-CEYHANBELEDİYESİBAŞKANLIĞI

– A3

VEKİLİ:

Av. K3 – A4
MÜTEVEFFA
:K4-N2 A5

DAHİLİ DAVALILAR :1-

K5
-N3 A6

2-
K6
-N4 A7

3-
K7

N5 A8

4-
K8
-N6 A5

5-
K9
-N7 A5

DAVA :

Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

KARAR TARİHİ :

14/05/2019
GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH :

14/05/2019
Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 17/10/2018 tarih ve 2017/145 Esas, 2018/384 Karar sayılı kararına yönelik olarak dahili davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

25/05/2008 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazasında, davalının sevk ve idaresindeki N8 plakalı aracı ile müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu ve dava dışı K10’ın sevk ve idaresindeki bulunan N8 plakalı araca çarptığını, meydana gelen kazada trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, çeşitli yerlerinden sabit izlerin kaldığını, bu durumun İstanbul ATK tarafından hazırlanan 28/04/2014 tarih ve 5119 sayılı düzenlenen meslekte kazanma gücü kaybı raporunda sabit bulunduğunu, meydana gelen kazada müvekkiline herhangi bir kusur atfedilmediğini ve yine Ceyhan 2. ASHM’nin 2010/543 esas sayılı dava dosyasında da alınan 07/11/2014 tarihli kusur raporunda da müvekkilinin kusursuz olduğunun tespit edildiği belirterek, 50.000,00 TL manevi tazminatın 25/05/2008 tarihinden itibarin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı Belediye vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu plakalı aracın Müdürlüklerinde herhangi bir kaydının bulunmadığının belirtildiğini ve belirtilen dava konusu hakkında müvekkili Belediyenin sorumluluğunun, kusurunun bulunmadığını belirterek, haksız açılan davanın müvekkili Belediye yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte dahili davalılar K7, K8, K5, K4, K9 ve K6’tan alınarak davacıya verilmesine, davalı Ceyhan Belediye Başkanlığı aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:Karara karşı dahili davalılar

K11
,
K8
,
K5 ve K7
; kendilerinin K4’nın mirasını mahkemeye başvurarak reddettiklerini, bu red kararını duruşmaya katılarak mahkemeye ibraz ettiklerini, mirasın reddi ile birlikte kendilerinin K4’nın borç ve alacakları ile ilgili bir ilişkilerinin kalmadığını, mahkemenin mirası reddettiklerini dosyaya ibraz edilen mahkeme kararıyla gördüğü halde davanın reddine karar vermesi gerekirken davayı reddetmeyen anneleri K9 ve kendilerinin tamamının aleyhinde karar verdiğini, mirası reddeden kişilerin murisin borçlarından sorumlu olmayacağının medeni kanun hükümlerin göre açık olduğunu, bu sebeple ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı cevap vermemiştir.

UYUŞMAZLIK KONUSU HUSUSLAR:

Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan hususların dahili davalılardan K11, K8, K5 ve K7 aleyhine hüküm kurulmasının doğru olup olmadığı olduğu anlaşılmıştır.

DELİLLER:

Adana Trafik Tescil Şube Müdürlüğü yazı cevabı, tanık beyanları, Ceyhan Bölge Trafik Tescil Şube Müdürlüğü yazı cevabı, Ceyhan CBS’nin 2008/3581 soruşturma sayılı dosyası, ekonomik ve sosyal durum araştırması, İstanbul ATK maluliyet raporu, kusur raporu.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, meydana gelen trafik kazası nedeni ile açılan manevi tazminat davasıdır.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar dahili davalılar K11, K8, K5 ve K7 tarafından davalı K4’nın vefatından sonra mirası reddettiklerini belirterek kendileri için davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararı istinaf etmişlerdir.

Türk Medeni Kanununun 599/2.maddesi uyarınca; mirasçılar tereke borçlarından kişisel malvarlıklarıyla sınırsız olarak sorumludurlar. Bu bakımdan borcun haksız fiil kaynaklı olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Ancak mirasçıların kişisel sorumluluğu, ancak mirasın kabulü veya ret süresinin geçmesi, yani mirasçıların mirası kesin olarak kazanmaları ile başlar.

Somut olayda; davalılar K11, K8, K5’nın müteveffa K4’nın mirasçıları olmaları nedeniyle davaya dahil oldukları, Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/150 Esas, 2016/194 Karar sayılı ilamı ile müteveffa K4’nın mirasını reddettikleri, davalı K7 müteveffa K4’nın mirasçısı olduğundan davaya dahil olduğu ve Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/154 Esas, 2016/195 Karar sayılı ilamı ile müteveffa K4’nın mirasını reddettiği anlaşılmakla bu haliyle mirasın açıldığı andan geçerli olacak şekilde mirasçılık sıfatını kaybettikleri anlaşılmıştır.

Bu haliyle, dahili davalılar K11, K8, K5 ve K7 bakımından mirasın reddinin etkisi üzerinde durulması gerkmekte olup, bu nedenle taraf ve dava ehleyite ile davada sıfat kavramlarının açıklanması yoluna gidilmiştir.

Taraf ve dava ehliyeti; davanın tarafları ile ilgili olduğu halde sıfat dava konusu hakka ilişkindir. Davada sıfat, tarafın dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgili olup; davanın tarafı ile dava konusu hak arasında hak ilişkisine dayalı bir bağdır.

Mahkeme önünde maddi hukuka dayalı hakkına dair uyuşmazlığın çözümünü ve himayesini isteyen kişi davacı, kendisine karşı hakkın himayesi istenen kişi ise davalıdır. Davacı, dava konusu hakkın sahibi, davalı ise hakka uymakla yükümlü olan ve bu hakkı ihlal ettiği düşüncesi ile kendisine karşı hakkın himayesi istenen kişidir. Bir davada, davacı ve davalı sıfatının kime ait olduğu tammaen maddi hukuka göre bileirlenir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen taraf ise de hakkın sahibi veya kendisine karşı hakkın himayesi istenmesi gereken kişiler olmadıkları belirlenir ise davanın sıfat yokluğundan (husumetten) reddi gerekir. Husumetten red kararı usule ilişkin bir karar olmayıp; davada taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını belirleyen esasa ilişkin bir karardır. Husumetten red kararı, davada taraf olarak gösterilenler arasında kesin hüküm teşkil eder.

Husumet dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece resn gözetilmesi gereken bir husustur.

Somut olayda müteveffa K4’nın 11/01/2016 tarihinde vefat ettiği, geride yasal mirasçı olarak davalı gerçek kişilerin kaldığı ve yasal mirasçı konumunda olan davalılar K11, K8, K5, K7’nın mirası kayıtsız şartsız olarak reddettikleri anlaşılmaktadır. Bu kapsamda yasal mirasçı sıfatı ortadan kalkan davalıların iş bu dava yönünden pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı açıktır.

O halde mahkemece, mirası redden adı geçen davalılar K6 (Dallı), K8, K5, K7 yönünden pasif husumet ehliyeti bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın bu davalılar yönünden reddine karar verilmesi gerekirken adı belirtilen davalılar yönünden yazı şekilde karar verilmesi kararın kaldırılmasını gerektirmiştir.

HMK’nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece mirası redden adı geçen davalılar K6, K8, K5, K7 yönünden pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın bu davalılar yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, dahili davalılarınn istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına, davacı yasal mirasçı olmaları sebebiyle bu davalıları haklı olarak usul ve yasa gereğince davaya dahil ettiğinden bu davalılar lehine vekalet ücretine takdir edilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalılar
K11, K8, K5, K7’nın istinaf başvurusunun KABULÜ ile,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere
Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
’nin
17/10/2018 tarih ve 2017/145
Esas
,
2018/384
Karar sayılı sayılı kararının KALDIRILMASINA
,
2

Davalılar K6, K8, K5, K7’nın pasif husumet ehliyeti bulunmadığından HMK’nın 115/2. Maddesi gereğince davanın bu davalılar yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle ,
3

Davalı Ceyhan Belediye Başkanlığı aleyhine açılan davanın REDDİNE,
4

K9’ya karşı açılan da vanın KISMEN KABULÜ ile;
15.000,00 TL manevi tazminatın
25/05/2008 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte dahili davalı K9’dan alınarak davacıya verilmesine,

5-
Alınması gerekli 1.024,65 TL harcın, peşin harç olarak alınan 170,78 TL harçtan mahsup edilerek bakiye 853,87 TL’nin dahili davalı K9’dan alınarak Hazine’ye irat kaydına,

6-
Davacı tarafından yatırılan 170,78 TL harcın dahili davalı K9’dan alınarak davacıya verilmesine,

7-
Davacı tarafından harcaması yapılan 154,00 TL tebligat ücreti, 13,00 TL müzekkere masrafı toplamı 167,00 TL’nin davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 55,61 TL’sinin dahili davalı K9’dan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

8-
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 2.180,00 TL’nin dahili davalı K9’dan alınarak davacıya verilmesine,
9

Davalı Ceyhan Belediye Başkanlığı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Ceyhan Belediye Başkanlığı’na verilmesine,

10-
Davacı yasal mirasçı olmaları sebebiyle ret kararı verilen davalıları haklı olarak usul ve yasa gereğince davaya dahil ettiğinden, bu davalılar lehine vekalet ücretine takdir edilmesine yer olmadığına,

11-
HMK’nın333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri açısından;
12
-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

13-
Dahili davalılar K6, K8, K5, K7 tarafından yapılan 90,05 TL istinaf giderinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,
14

Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK’nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

15-
Dahili davalılar K11, K8, K5, K7tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri elli sekiz bin sekiz yüz (58.800,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından (15.000,00 istinaf edilen dava değeri) miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!