T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ADANA 8. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ
: 28/11/2019
NUMARASI
: 2018/956 E 2019/876K
DAVALI/MÜTEVEFFA
:K3
(ÖLÜM 26/08/2020)
MİRAÇILAR
:
1-
K5-TC. NO: -N2,
VEKİLİ :
Av. K4, A4
2-
K6-TC.NO: -N3
A5
:3-
K7-TC.NO: -N4
A5
DAVA KONUSU
: Boşanma
KARAR TARİHİ
: 03/11/2020
KARAR YAZMA TARİHİ
:03/11/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davalı erkek vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP
:
Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özet ile; davalının yalan söylemesi, tavır değişiklikleri, dengesiz hareketleri nedeniyle müvekkilinde ona karşı sevgi, saygı ve güven duygusunun zedelendiğini, davalının 3 sene önce davacıdan ve ailesinden gizli olarak 150.000,00.TL kredi çektiğini, müvekkilinin bunu davalının maaşına haciz geldiğinde öğrendiğini, bu yüklü miktarda krediyi ne için çektiğini davalıya sorduğunda davalının Pozantı’da bir yer aldığını dile getirip yalan söylediğini, müvekkilinin davalının bu yeri birlikte alacağını iddia ettiği K8 isimli şahısla konuştuğunda davalının bu şahsa borçlu olduğunu, ona olan borcunu ödediğini, arsa almak gibi bir durumun söz konusu olmadığını öğrendiğini, davalı tarafından çekilen kredi miktarının güven sarsacak şekilde yüksek olduğunu, müvekkilinin önemli miktarda bu paranın nereye gittiğini ve ne için çekildiğini bilmediğini, tarafların son 1.5 senedir odalarını ayırdıklarını, birbirlerine tahammülleri kalmadığını, bir araya geldiklerinde tartıştıklarını, huzursuzluk yaşadıklarını, aynı odada bile oturmadıklarını, tartıştıklarında davacıya boşanmak istemediğini beyan ettiğinde davalının, davacının aile bireylerine yönelik hakaretlerde bulunduğunu, boşanmaları halinde başlarına iş geleceğini söyleyerek dolaylı yoldan tehdit ettiğini ileri sürerek boşanmaya, müvekkili yararına 100.000,00.TL maddi, 100.000,00.TL manevi tazminata karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde özet ile; iddiaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin eşini ve çocuklarını sevdiğini, boşanmak istemediğini, davalının yükümlülüklerini fazlasıyla yerine getirdiğini, davacının her fırsatta sözlü eylemleri ile müvekkilini aşağıladığını, ona hakaret ettiğini, evliliğin ilk günlerinden itibaren eşine saygısız davrandığını, tarafların aynı evde iki yabancı gibi yaşadıklarını, davalının yatak odasını ayırarak davalı kocasını istemediğini açıkça ortaya koyduğunu davacının evlilik süresince davacının ailesine karşı da aşağılayıcı söylemlerde bulunduğunu, onlara hakaret etmekten ve küçümsemekten kaçınmadığını, davacının, davalıdan habersiz arabasının anahtarını alarak kullandığını, ona ekonomik şiddet uyguladığını, iddia edilen kredinin 3 yıl önce çekildiğinin öne sürüldüğünü, tarafların ondan sonra bir arada yaşamaya devam ettiğini, üstelik bunun asılsız olduğunu belirterek davanın reddine hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Adana 8. Aile Mahkemesi’nin
28/11/2019 tarih,
20
18/956
Esas ve 20
19/876
Karar sayılı ilamında özet ile; davacı kadın tarafından TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davasının kabulü ile tarafların TMK.’nun 166/1 maddesi uyarınca boşanmalarına, davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özet ile; İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme sonucu verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının davasını ispat edemediğini, tarafların yirmi yıla aşkın bir süredir evli olduklarını, davalı erkeğin evlilik birliğinin üzerine yüklediği görev ve sorumlulukları yerine getirdiğini, davalı erkeğin geçirdiği bir trafik kazası sonucu koku alma, lezzet alma duygularını yitirdiği ve ayrıca ağlayamama rahatsızlığına yakalandığını, bu rahatsızlıklarından dolayı raporlu ilaç kullanmak zorunda kaldığını, her evlilikte olan bir takım hastalıkların ve rahatsızlıkların yarattığı çöküntülere rağmen davalı erkeğin evlilik birliğini sürdürmek istediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini istinaf kanun yolu ile talep etmiştir.
Davalı K3’ın istinaf aşamasında 26/08/2020 tarihinde ölmesi nedeni ile mirasçılardan K5’ın vekili aracılığı ile 01/09/2020 tarihinde sunulan dilekçe ile kusur belirlenmesi yönünden TMK.’nun 181/2 maddesi uyarınca mirasçı sıfatı ile davayı takip ettiklerine ilişkin beyanda bulunduğu, diğer mirasçılar K7 ve K6’ın davayı kusur belirlenmesi yönünden takip edip etmeyecekleri yönünde ihtarlı davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, belirtilen süre içerisinde bu mirasçılar tarafından kusur belirlenmesi yönü ile davayı takip ettiklerine ilişkin dilekçe sunmadıkları anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE
GEREKÇE :
HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, kadın tarafından, davalı erkeğin kusurlu davaranışları ile evlilik birliğinin çekilmez hal alması nedenine dayalı TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davasına ilişkindir.
Davalı erkek K3’ın yargılama sırasında 26/08/2020 tarihinde öldüğü, yasal mirasçılarından önceki eşten oğlu K5’ın kusur belirlenmesi yönünden davayı takip ettiği, diğer mirasçılar K7 ve K6’ın davayı kusur belirlenmesi yönünden takip etmedikleri anlaşılmıştır.
Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde;davacı kadın ile yargılama sırasında ölen davalı K3’ın 18/07/1991 tarihinde resmi olarak evlendikleri, bu evliliklerinden iki müşterek çocuklarının olduğu, davalı K3’ın eski eşi K9’dan K5 isimli bir çocuğun daha olduğu, davacı kadın tarafından, davalı ekreğin kusurlu davaranışları ile evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılması nedenine dayalı TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma ve fer’ilerine talepte bulunulduğu, davalı erkek tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesi ile iddiaların doğru olmadığı belirtilerek açılan davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesi kararının özeti bölümünde açıklandığı üzere, davacı kadının TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davasının kabulü ile tarafların TMK.’nun 166/1 maddesi uyarınca boşanmalarına, davacı kadının boşanma nedeni ile talep ettiği maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, verilen kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edildiği, davacı kadının istinaf kanun yoluna başvurmadığı, davalı erkeğin yasal istinaf başvuru süresi içerisinde ileri sürülen istinaf nedenleri bölümü özetinde açıklandığı üzere; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurduğu, dava dosyası istinaf aşamasında bulunduğu sırada davalı erkek K3’ın alınan nüfus kaydına göre 26/08/2020 tarihinde öldüğü, eski eşinden olan oğlu yasal mirasçısı K5’ın kusur belirlenmesi yönünden davayı takip ettiğine ilişkin vekili aracılığı ile dilekçe sunduğu, davalının diğer yasal miracılarına TMK.’nun 181/2 maddesi uyarınca kusur belirlenmesi yönünden davayı takip edip, etmeyecekleri yönünden ihtarlı davetiye çıkartıldığı, ihtarlı davetinin bu mirasçılara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, belirtilen süre içerisinde bu miracılar yönünden davayı kusur belirlenmesi yönünden takip etmedikleri anlaşılmıştır.
TMK.’nun 166/1-2 maddesi gereğince “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”
Türk Medeni Kanununun 181. maddesinin (2.) fıkrası, boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölümü halinde ölen eşin mirasçılarına, diğer eşin kusurunun tespiti için davaya devam etme hakkı tanımıştır. Ölen eşin mirasçılarından herhangi birisinin davayı devam ettirmesi ve diğer eşin kusurlu olduğunun sabit olması halinde, sağ eş maddenin birinci fıkrasında belirtildiği gibi ölenin eşi sıfatıyla yasal mirasçısı olmayacak ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybedecektir. Madde gerekçesinde; bu halde “ölenin mirasçılarından birinin devam ettirdiği davanın, boşanmaya yönelik olmayacağı, devam edilen davada, diğer eşin kusurlu olup olmadığının karara bağlanacağı” açıklanmıştır. Kanun, bu maddenin uygulanması bakımından boşanma sebebinin kusura dayalı olup olmadığını aramamış, dava hangi sebebe dayanırsa dayansın “boşanma davasının” açılmış olmasını yeterli görmüştür. Bu bakımdan, boşanma davası hangi sebebe dayanırsa dayansın dava devam ederken eşlerden birinin ölmesi halinde bu hüküm uygulanır. Ölenin mirasçılarından birinin bu yöndeki iradeyi ortaya koyması, kusur tespiti bakamından davaya devam edilmesi için yeterlidir.
Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve davalı erkek tarafından gösterilen ve yasal mirasçısı oğlu K5’ın talebi doğrultusunda yapılan incelemede; taraflarca gösterilen, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm deliller ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar, taraflarca ileri sürülen vakıalar, dosyaya toplanan tüm bilgi ve belgeler ve davalı erkeğin istinaf nedenleri ve miracısı K5’ın dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; davacı kadın tarafından, evlilik birliğinin davalı erkeğin kusurlu davranışları ile temelinden sarsılması nedeni ile TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma davası açıldığı, İlk Derece Mahkemesince verilen karardan sonra dosya istinaf aşamasında bulunduğu sırada davalı erkeğin 26/08/2020 tarihinde vefat ettiği, yasal miracılarından oğlu K5’ın açılan boşanma davasında kusur belirlenmesi yönünden TMK.’nun 181/2 maddesi uyarınca davaya takip ettiği, diğer mirasçıların davayı kusur belirlenmesi yönünden takip etmediklerinin anlaşıldığı, toplanan tüm delillere göre; yargılama sırasında ölen davalının 1997 yılında geçirmiş olduğu trafik kazası nedeni ile bir takım duyu yeteneklerini kaybettiği, koku alma, ağlama ve gülme gibi bazı şeyleri hissetmekten yoksun olduğu, davacı kadının, davalının bu durumu ile alay ettiği, onu küçümsediği, davalının davacıya bir şey anlatacağı zaman davacı kadının eşine “yav he he, sen ne diyorsun, senin beynin eksik, sen karşılıklı konuşacak bir insan değilsin, sen ne biçim bir adamsın, ben seni sevmiyorum, senden boşanacağım, yüzünü dahi görmek istemiyorum, seni sevmiyorum, sen adam değilsin” şeklinde sürekli ağır sözler söylediği, davalının ailesini küçümsediği, “sizin ailede okumuş adam yok, siz cahilsiniz, sizden bir halt olmaz” şekilinde ağır söylemlerde bulunduğu, davalının annesinin ve babasının cenazesine katılmadığı, yakınlarını bayramlarda ziyaret etmediği, özel günlerine gidip gelmediği, hasta olan yakınına geçmiş olsun demediği, telefon ile dahi aramadığı, yatak odasını ayırdığı, cinsel ilişkilerinin olmadığı, aynı evde iki yabancı gibi yaşadıkları, davalının aracına el koyduğu, ona vermediği, kendisinin kullandığı, davacı kadının, boşanmaya neden olan olaylarda belirtilen yönlerden kusurlu olduğu, davalı erkeğin yargılama sırasında 26/08/2020 tarihinde öldüğü anlaşıldığından, boşanma davasının ve fer’ilerinin konusunun kalmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılarak, 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi de dikkate alınarak, davalı erkeğin yargılama sırasında, 26/08/2020 tarihinde ölmesi nedeni ile evlilik birliğinin ölüm ile son bulması nedeni ile davacı kadının boşanma davası ve fer’ileri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı mirasçılarından oğlu K5’ın açılan davayı TMK.’nun 181/2 maddesi uyarınca kusur belirlenmesi yönünden takip etmesi nedeni ile, açılan boşanma davasında davacı kadının kusurlu olduğunun tespitine oy birliği ile karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davalı erkek miracısı K5 vekilinin; Adana 8. Aile Mahkemesi’nin 28/11/2019 tarih, 2018/956 Esas ve 2019/876 Karar sayılı ilamına yönelik ; davalı erkeğin yargılama sırasında 26/08/2020 tarihinde ölmesi nedeni ile kusur belirlenmesine ilişkin istinaf başvurusunun
KABULÜ ile, Adana 8. Aile Mahkemesi’nin 28/11/2019 tarih, 2018/956 Esas ve 2019/876 Karar sayılı ilamının tüm sonuçları ile birlikte ortadan
KALDIRILMASINA,
6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca bu konuda yeniden düzenleme yapılması gerektiğinden; a-
Davacı kadının, TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma ve fer’ilerine ilişkin davası hakkında, davalı erkeğin, yargılama sırasında 26/08/2020 tarihinde ölmesi nedeni ile davanın konusu kalmadığından,
KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, b-
Davacı kadın tarafından açılan boşanma davasında, TMK.’nun 181/2 maddesi uyarınca davalı erkeğin yargılama sırasında 26/08/2020 tarihinde öldüğü dikkate alındığında, açılan boşanma davasında, davacı kadının kusurlu olduğunun TESPİTİNE, c-
Davacı kadın tarafından açılan, davalının ölümü ile kusur belirlenmesi yönünden mirasçısı K5 tarafından takip edilen boşanma davasında alınması gerekli 54,40.TL karar ilam harcından peşin alınan 35,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50.TL eksik harcın, davacıdan, Hazineye irad kaydına, d-
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama giderinin takdiren davacı kadın üzerinde bırakılmasına,
2-
Davalı miracısının, istinaf başvurusunun kabulüne karar verildiğinden, peşin alınan 54,40.TL karar ilam harcının, karar kesinleştiğinde davalı miraçılarına iadesine,
3-
Davalı erkek miracısı K5’in kusur belirlenmesi yönünden istinaf başvurusunun kabulüne karar verildiğinden, davalı erkek tarafından istinaf başvurusu nedeni ile yapıldığı anlaşılan 148,60.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 19,00.TL 1 adet tebligat gideri, 39,00.TL dosya gidiş-dönüş ücreti olmak üzere toplam 206,60.TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalı yasal miracılarına ödenmesine,
4-
Davalı asilin, tarafından istinaf nedeniyle yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yasal miracılarına iadesine,
5-
Kararın, HMK 359-(3) maddesi gereği taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’nun m. 353/1-b-1 bendiyle, aynı kanunun 361-(1) maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 03/11/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe