Adana BAM, 2. HD., E. 2020/440 K. 2020/1917 T. 11.12.2020

İlgili madde: TMK Madde 225

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANAMUR 3. ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
TARİHİ
: 25/12/2019
NUMARASI
: 2018/315 E 2019/501K
DAVACI
:K1-TC.NO: -N1 A1
VEKİLİ
: Av. K2 – A2
DAVALI
:K3-TC.NO: -N2 A3
VEKİLİ
: Av. K4 – A4
DAVANIN KONUSU
:Katılma Alacığı
KARAR TARİHİ
: 11/12/2020
KARAR YAZMA TARİHİ
: 11/12/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle
; evliliğin ilk 4-5 senesinde maddi ve manevi olarak sıkıntı yaşamayan tarafların 2011 yılında bir kız çocukları olduğunu ve X1 marka N3 plakalı bir araç aldıklarını, aradan bir yıl geçtikten sonra bir ev alma kararı alan tarafların bu arabayı satarak ele ettikleri paraya, F1 Bankasından çektikleri ev kredisini de ekleme suretiyle bir ev aldıklarını, satın aldıkları bu evde bir müddet oturduktan sonra alt kattaki komşularla anlaşmazlık yaşamaları üzerine husumetin büyümemesi için evi satma kararı aldıklarını, evin alındığı tarihten satıldığı tarihe kadar kredi taksitlerinin tamamını ödeyen müvekkilinin evin 135.000,00TL ye satılması ile birlikte elde ettikleri satış bedelinin 46.000,00TL si ile bu kredinin taksitlerini kapattıklarını ve kalan parayla da davacının isteği ile 85.000,00TL ye N4 plakalı aracı satın alarak davalı kadının üzerine tescil ettirdiklerini bu nedenlerle ilerinde değişen şartlara göre talep ve dava hakları saklı kalma üzere tarafların evlilik birliği içinde edindikleri ve davalı kadın adına kayıtlı olan N4 plakalı aracın miktar ve değerine isabet eden şimdiyi 10.000,00Tl katkı payı alacağının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalının davacının katkı payı alacağı davasına cevap vermediği anlaşılmış,
Anamur 3. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 25/12/2019 tarih 2018/315 Esas 2019/501 karar sayılı ilamında özetle;

Taraflar arasında görülen boşanma davasının reddine karar verildiği ve kesinleştiği dikkate alınarak, davacının davasının dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verildiği anlaşılmış, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; esas davaya ilişkin cevap dilekçesinin sonuç kısmına ilişkin taleplerinin gayet açık ve net olduğunu, boşanmanın kabulü halinde karşı davanın işlerlik kazanacağını, esas dava dosyasındaki talepleri farklı değerlendirilerek dosyanın tefrik edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece bu dava dosyasının esas dava dosyasından tefrik edilmeden yargılama bitirilip verilecek nihai kararda esas boşanma davasının kabulü halinde bu dosya açısından tefrik kararı verilmesi boşanma davasının reddi halinde de mal rejimi davası konusunda karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerekirken davacı açısından kesin hüküm oluşturacak şekilde davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK 355. maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.

Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.

Artık değere katılma alacağı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad.222).

Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve davacı vekili tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; t arafların 15/09/2007 tarihinde evlendikleri, taraflar arasında görülen Anamur 3. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2018/96 esas sayılı boşanma davasının mahkemenin 10/07/2019 tarih 2019/226 Karar sayılı ilamı ile reddine karar verildiği, kararın 10/09/2019 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin boşanma dava dilekçesinde mal rejimine de ilişkin talepte bulunduğu ve gösterdiği dava değeri üzerinden peşin nispi harcını yatırdığı, artık davacının mal rejiminin tasfiyesine yönelik usulüne uygun olarak açılmış bir davasının bulunduğu, TMK 225/1. maddeye göre taraflar arasındaki mal rejiminin eşlerden birinin ölümü, boşanma veya evliliğin iptali ile sona ereceği hükmünün, TMK 225/2. maddesinde ise, mahkemece evliliğin boşanma nedeniyle sona erdirilmesine karar verilmesi durumunda kural olarak mal rejimi dava tarihinden itibaren sona erer hükmünün düzenlendiği, dolayısıyla taraflar arasında kesinleşmiş bir boşanma hükmünün bulunmasının mal rejimi davaları açısından görülebilirlik ön koşulu olduğu, nihai kararda boşanmanın reddine karar verilmesi halinde dahi mal rejiminin tasfiyesine ilişkin kararın tefrik edilmesinin gerekeceği, boşanma davaları sonucunda verilen kararların kesin karar olmayıp kanun yoluna tabi bulunduğu, ilk derece mahkemesi tarafından mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davanın tefrik edilerek boşanma davasının bekletici mesele yapılmasının ve neticesinde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1. Maddesi gereğince esastan reddine oy birliği ile karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davacı vekilinin Anamur 3. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 25/12/2019 tarih 2018/315 Esas 2019/501 karar sayılı ilamına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Alınması gereken 54,40TL istinaf karar-ilam harcı alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

3-
İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-
Davacı tarafın istinaf nedeniyle yatırmış olduğu gider avansından kullanılmayan kısmının davacı tarafa iadesine,

5-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

6-
Kararın 359/4. Maddesi gereğince ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 ve 362/1-a maddeleri gereğince
KESİN olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 11/12/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!