T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: HATAY 1. AİLE MAHKEMESİ
DAVACI
:K1-TC.NO: -N1 A1
VEKİLİ
: Av. K2 A2
DAVALI
:K3-TC.NO: -N2 A3
VEKİLLERİ
: Av. K4 [N3] UETS
Av. K5 [N4] UETS
DAVA KONUSU
: Boşanma
KARAR YAZMA TARİHİ
: 14/04/2022
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, kadın tarafından, erkeğin kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin temelden sarsılması nedenine dayalı TMK’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma ve ferilerine ilişkindir.
Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; tarafların 01/10/1986 tarihinde resmi olarak evlendikleri, bu evliliklerinden, 12/08/1987 d.lu K6, 01/09/1988 d.lu K7, 17/01/2005 d.lu K8 isimli 3 müşterek çocuklarının olduğu,davacı kadın tarafından davalı erkeğin kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin temelden sarsılması nedenine dayalı TMK’nun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma ferilerine ilişkin talepte bulunarak dava açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı kadın vekili dava dilekçesi ve dilekçeler aşamasında özet ile; “tarafların 1986 yılında evlendikleri, bu evliliklerinden üç çocuklarının bulunduğu, erkek ile kadın arasında evliliklerinin ilk yıllarında başlayan anlaşmazlıkların günden güne artarak çekilmez boyuta geldiği, kadına karşı şiddet, hakaret ve tehdide varan insan hayatıyla bağdaşmayacak olumsuzlukların halen devam ettiği, kadının yakın tarihlerde eşinin kendisini aldattığı konusunda duyumlar aldığı, erkeğin uzun süredir evini, ailesini ihmal ettiği, telefonunu yanından ayırmadığı, gizli gizli telefonla görüşmeler yaptığı, kızı K7 ile kadına sözlü şiddet, hakaret ve evden kovma olaylarının hemen hemen her akşam olduğu, kızının evlenip boşandığı, markette kasiyer olarak asgari ücretle çalıştığı, kızından 500,00.TL ev kirası aldığı, kızının nişanlandığı, evlenirse kira alamayacağı için evlenmesine engel olmaya, kadının kızına destek olduğu için kendisine ve kızına hayatı çekilmez hale getirdiği, evin temizlik, yiyecek, içecek ve temel ihtiyaçları ile küçük çocuğun harçlık ve okul ihtiyaçlarını karşılamadığı, kızının düğününde kızını ve gelen misafirleri kovduğu, kadına asılsız ithamlarda , şiddet, darp, öfke, galiz küfür, sadakatsiz davranışlar, evde kovma gibi erkeğin, kadına karşı ağır kusurlu davranışları olduğu, K9 isimli bir bayanla yaşadığı, erkek tarafından ileri sürülen iddia ve vakıaların doğru olmadığı” iddia ve vakıaları ileri sürerek, TMK’nun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanmalarına, müşterek çocuk K8’nın velayet hakkının anneye verilmesine, dava tarihinden kararın kesinleşmesine kadar tedbir, kararın kesinleşmesinden itibaren kadın için aylık 2.000,00.TL yoksulluk, müşterek çocuk için aylık 1.000,00.TL iştirak nafakasının erkekten alınarak kadın ödenmesine, talep edilen nafakaların her yıl TEFE- TÜFE oranında artırılarak ödenmesine, boşanma nedeni ile kadın lehine 200.000,00.TL maddi ve 100.000,00.TL manevi tazminat ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin erkekten alınarak kadına ödenmesine karar verilmesinin talep ve dava edildiği, dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun olarak 29/04/2019 tarihinde tarihinde tebliğ edildiği, erkek tarafından yasal iki haftalık cevap süresi içerisinde 13/05/2019 tarihinde cevap dilekçesi sunulduğu anlaşılmıştır.
Davalı erkek vekili tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesi ile dilekçeler aşamasında özet ile; “kadın tarafından ileri sürülen iddia ve vakıaların doğru olmadığı, erkeğin, kadını sevdiği, evine bağlı, eşine sadık, çevresi tarafından sevilen, sayılan biri olduğu, yıllarını din işlerine verdiği, bir din adamı olduğu, iddialarının gerçek dışı, soyut, mesnetsiz, asılsız olduğu, kadının boşanmak için sebep yaratmaya çalıştığı, birkaç yıl önce kadını yabancı bir numaranın aradığı, erkeğin yanında açmadığı, bu şahsın kadının amcasının oğlu K10 olduğunu söylediği, kadının K10 isminde amcasının oğlu olmadığı, o tarihten beri kadının sürekli telefonunu gizlediği, gizli birileri ile görüştüğü, geceleri dışarıda başka erkekler ile okey oynadığı, vakit geçirdiği, odanın kapısını kapatıp uzun zaman internette zaman geçirdiği, erkekle ayrı odada kaldıkları, eşi ile evi ile ilgisinin kalmadığı, kimlerle olduğu nereye gittiğinin bilinmediği, erkeğin, konuşmadığı görüşmediği birilerinin evinde kaldığı, erkeğin şeker hastası olduğu, cinsel anlamda erkeği bu nedenle rencide ettiği, çocukların yanında “senin erkekliğin yok” gibi sözler söylediği, hakaret ettiği, çocuklar yanında şerefini onurunu, zedelediği, 3 yıldır eşi ile ilgilenmediği, geceleri doğru dürüst eve gelmediği, sorumluluklarını yerine getirmediği” karşı iddia ve vakıaları ileri sürerek, kadın tarafından açılan boşanma davasının ve taleplerinin reddine, boşanmaya karar verilmesi halinde 150.000,00.TL maddi, 100.000,00.TL manevi tazminatın kadından alınarak erkeğe ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırılmasına göre,kadının; ev hanımı olduğu, geliri ve mal varlığının olmadığı, aylık 350,00,TL kira ödediği, eşi ile aynı evde yaşadığı, erkeğin de; emekli olduğu, aylık 3.112,00.TL maaş aldığı, evinin olduğu, 2001 model X1 aracının olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; kadın tarafından TMK’nun 166/1-2 maddesince açılan boşanma davasının kabulüne, tarafların TMK’nun 166/1 maddesine göre evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeni ile boşanmalarına, müşterek çocuğun velayet hakkının anneye verilmesine, baba ile müşterek çocuk arasında görüş günü düzenlenmesine, dava tarihinden kararın kesinleşmesine kadar tedbir, kararın kesinleşmesinden itibaren kadın ve müşterek çocuk için aylık 400,00.TL yoksulluk- iştirak nafakasının erkekten alınarak kadına ödenmesine, takdir edilen nafakaların her yıl ÜFE oranında artırılmasına, boşanma nedeni ile 40.000,00.TL maddi ve 30.000,00.TL manevi tazminatın erkekten alınarak kadına ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı lehine, davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verildiği, verilen kararın usulüne uygun olarak davalı tarafa 19/08/2020 tarihinde, davacı tarafa 24/08/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafın istinaf kanun yoluna başvurmadığı, davalı tarafın 18/08/2020 tarihinde yasal iki haftalık istinaf başvuru süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özet ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı erkek şeker hastalığına yakalanınca davacı kadının davalı ile ilgilenmediğini ve geçimsizlik çıkardığını, davacı kadının uzun süredir davalı erkek ile aynı evde kaldığı halde ayrı ayrı odalarda kaldığını, davalı eşine ağza alınmayacak hakaretlerde bulunduğunu, eve geç geldiğini ve başkaları ile okey v.s oynamakta olduğunu, bazen müşterek eve bir hafta bazen 10 gün gidip gelmediğini, davalı erkek, davacı kadına sorunca davacı kadının, davalıya ağza alınmayacak hakaret etmekte olduğunu, davalının, davacıya evlilik süresinde hiçbir hakaret etmediğini, sövme, dövmede bulunmadığını, davacının annesine ve davacıya üç ev yaptırdığını, davalı erkeğin bir kusurunun bulunmadığını, davalının, kendi evinden uzaklaştırılmasının 6284 yasasının amacına uygun bir karar olmadığını, davalının emekli olduğunu ayrıca hasta olduğunu, rahat etmesi icap ederken davacı eşinin zulmüne, iftirasına uğradığını, tek kusurlu tarafın davacı olduğunu, davacının boşanma davasının reddedilmesi gerektiğini, takdir edilen yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminatın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının, davalıya ait Antakya’da bulunan evinden çıktığı zaman davalının dava yüksek nafaka vermeye hazır olduğunu, belirterek, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak, talep gibi davanın reddine karar verilmesini istinaf kanun yolu ile talep etmiştir.
TMK nun 166/1-2 maddesi gereğince “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”
Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve davalı tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede;taraflarca gösterilen, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm deliller ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar, taraflarca ileri sürülen vakıalar, dosyaya toplanan tüm bilgi ve belgeler, davalının istinaf nedenleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı kadın tarafından davalı erkeğin kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin temelden sarsılması nedenlerine dayalı TMK’nun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma davası açıldığı, davalı erkek tarafından açılan davanın reddinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararın özet bölümünde açıklandığı üzere kadın tarafından TMK’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davasının kabulüne karar verildiği, davalı erkek tarafından yasal istinaf başvuru süresi içerisinde verilen kararın toplanan delillere, usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Tüm dava dosyası, taraflarca gösterilen ve toplanan tüm deliller, İlk Derece Mahkemesince verilen karar, karar gerekçesi, davalı erkeğin istinaf başvuru nedenleri birlikte değerlendirildiğinde; evlilik birliği içerisinde davalı erkeğin; davalı kadına küfür ve hakaret ettiği, fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığı, evin geçimini tam olarak sağlamadığı, eşine karşı sadaka yükümlülüğünü ihlal ettiği, davalı erkeğin kusurlu bu davranışları ile taraflar arasında evlilik birliğinin temelden sarsıldığı, boşanmaya neden olan olaylarda davalı erkeğin kusurlu, kadının kusursuz olduğu, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın, davacı kadın tarafından TMK’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin karar ve karar gerekçesinin, yaşı küçük çocuğun velayet hakkının anneye verilmesine ilişkin karar ve karar gerekçesinin, tarafların ekonomik sosyal durumları, gelir seviyeleri ve yaşantıları, boşanmaya neden olan olaylardaki erkeğin kusur durumu dikkate alındığında, kadın ve müşterek çocuk için yargılama süresince TMK’nun 169 maddesi uyarınca takdir edilen tedbir nafakası ve miktarının, kararın kesinleşmesi ile birlikte TMK’nun 175 maddesi uyarınca kadın için, TMK’nun 182/2, 328/1, 330/1 maddeleri uyarınca müşterek çocuk için takdir edilen iştirak nafakası ve miktarının, boşanma nedeni ile kadın lehine TMK’nun 174/1-2 maddesi uyarınca takdir edilen maddi ve manevi tazminat ve miktarının, yargılama harç ve gideri ile vekalet ücretinden erkeğin sorumlu tutulmasının, toplanan delillere, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davalı erkeğin, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine oy birliği ile karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davalı erkeğin, Hatay 1. Aile Mahkemesi’nin 07/07/2020 tarih, 2019/188 Esas 2020/373 Karar sayılı verilen kararının usul ve yasaya aykırı olduğu yönünden istinaf başvurusunun
6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-
İstinaf karar tarihi itibari ile alınması gerekli 80,70.TL karar ilam harcından peşin alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile eksik kalan 32,30.TL harcın istinaf incelemesi davalı aleyhine sonuçlandığından, davalıdan alınarak hazine irat kaydına,
3-
Davalı tarafından istinaf başvurusu nedeni ile yapılan yargılama giderinin, istinaf incelemesi esastan ret ile aleyhine sonuçlandığından, kendi üzerine bırakılmasına,
4-
İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından, takdiren davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-
Kararın, HMK 359-(4) maddesi gereği taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK nun m. 353/1-b-1 bendiyle, aynı kanunun 361-(1) maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 14/04/2022
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe