Adana BAM, 2. HD., E. 2019/2179 K. 2020/1398 T. 5.10.2020

İlgili madde: TMK Madde 39

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSKENDERUN 2. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ
: 09/07/2019
NUMARASI
: 2018/770 E 2019/533K

DAVACILAR:1-

K1 – N1 A1

2-
K2
– N2 A1
VEKİLİ
: Av. K3 A2

DAVALILAR:1-

K4
-TC.NO: -N3 A3

2-
K5
-TC.NO: -N4

İHBAR OLUNANLAR :

1
-İSKENDERUN CUMHURUYET BAŞSAVCILIĞI
İskenderun Adliyesi İskenderun/ HATAY
2

İSKENDERUN HAZİNE AVUKATLIĞI- Hazine Avukatlığı. İskenderun/ HATAY
3
-İSKENDERUN NÜFU.MÜDÜRLÜĞÜ- İskenderun Nüfus Müdürlüğü İskenderun/ HATAY
DAVA KONUSU
:Nüfus Kayıtlarının Düzeltilmesi
KARAR TARİHİ
: 05/10/2020
KARAR YAZMA TARİHİ
: 05/10/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava, nüfus kayıtlarının düzeltilmesi istemine ilişkindir.

Dosyanın bir bütün halinde tetkikinden; davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacıların 1973 yılından beri evli olduklarını, bu evlilikten K6, K7, K8, K9 ve K10 isimli çocuklarının dünyaya geldiğini, davacılardan K2’ın kardeşi olan davalı K4’nın 1978 yılında Suriye’de K11 isimli kişi ile gayriresmi olarak evlendiğini, dört ay sonra Türkiye’ye geldiğini, Türkiye’ye geldiğinde hamile olan davalı K4’nın davalı K14’i dünyaya getirdiğini, çocuğun doğumunun babası olan K11’e bildirildiğini, K11’ın çocuğunu nüfusuna almak istediğini belirttiğini, ancak baba K11 Türkiye’ye gelmediği için davalı K14’in davacılar tarafından nüfuslarına kaydettirildiğini, davalı K14’in gerçek annesi olan K12’ın daha sonra K13 ile, davalı K5’nin de 1996 yılında K15 ile evlendiğini, davacı K2’ın davalı K14’ın dayısı olduğunu, davacı K1’ın davalı K5’nin annesi olmadığını ileri sürerek davalı K5’nin gerçek annesinin K12, gerçek babasının K11 olduğunun tesbitiyle K5’nin soybağının annesinin K12, babasının K11 olduğu şeklinde düzeltilmesini dava ve talep ettiği, davalıların cevap dilekçesi sunmadıkları, duruşmada açılan davayı kabul ettiklerini beyan ve ifade ettikleri, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda İskenderun 2. Aile Mahkemesinin 09/07/2019 tarih, 2018/770 Esas, 2019/533 Karar sayılı ilamı ile, davacının dava dilekçesindeki talebinin davalı K5’nin gerçek annesinin K12, gerçek babasının K11 olduğunun tesbiti ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesi olsa da 09/07/2019 tarihli ön inceleme duruşmasında davacılar vekili tarafından davalı K11’e ilişkin soybağının tespiti talebinden vazgeçilerek sadece davalı K5’nin davalı K12’ın annesi olduğunun tespiti ile nüfus kayıtlarının düzeltilmesinin talep edildiği, çocuk ile ana arasında soybağının doğumla kendiliğinden kurulacağı ve tesisi için herhangi bir hükme gerek bulunmadığından çocuğun annesi ile soybağı ilişkisinin kurulması değil, ancak çocuğu doğuran kadının kim olduğunun tespitinin dava konusu edilebileceği, davacının talebi de bu kapsamda olup, çocuğun annesinin tespiti ile 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 35. maddesinde düzenlenen nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin olup, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçe gösterilerek, TMK 36/1 ve 39. Maddeleri, 5490 sayılı kanunun 35/1. maddesi gereğince görevsizliğe, dosyanın HMK 20. madde gereğince talep halinde görevli İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, kararın yöntemince tüm taraflara tebliğ edildiği,davacılar vekilinin süresinde verdiği istinaf dilekçesinde özet ile; açılan davada davalı K5’nin annesinin K12, babasının Suriyeli K11 olduğunun tespiti ile soybağının bu şekilde düzeltilmesi, bununla birlikte davalı K14’ın (İğde’nin) K2 ve K1 hanesindeki nüfus kaydının iptali ile ile K2 olan baba adının K11, K1 olan ana adının K4 olarak düzeltilmesi ve nüfus kaydının annesi K4’nın kızlık soyadının bulunduğu haneye tesciline karar verilmesinin istendiği halde gerekçeli karar kısmında, ön inceleme duruşmasında davacı vekili tarafından davalı K11’e ilişkin soybağının tespiti talebinden vazgeçildiği, sadece K5’nin K12’ın annesi olduğunun tespiti ile nüfus kayıtlarının düzeltilmesinin istendiği, bu kapsamda davanın nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin olması nedeni ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılıp görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, duruşma tutanağında böyle bir taleplerinin yer almadığını, ortada hem soybağının tespiti hem de nüfus kaydının düzeltilmesi davası olduğunu, her iki davanın Aile Mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek İskenderun 2. Aile Mahkemesinin 2018/770 Esas, 2019/533 Karar sayılı kararının kaldırılmasını ve Aile Mahkemesinin görevli olduğunun kabulüne karar verilmesini istinaf kanun yolu ile talep ettiği, dosyanın bu şekilde dairemize gönderildiği görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
04/06/1958 ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülenolayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir.

Öncelikle çözümlenmesi gereken husus; davanın soybağının reddi ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davası olup olmadığıdır. Bilindiği üzere soybağı birbirinin soyundan gelen kişiler arasındaki ilişkiyi ifade ettiğinden, bu kavram içerisinde kan bağının yanında hukuki münasebetin de bulunması, diğer bir ifade ile kan bağının hukuk düzeninin aradığı koşullar içerisinde oluşması zorunludur. TMK’nun 282. m.si uyarınca, çocuk ile ana arasında soybağı doğumla, baba ile çocuk arasındaki soybağı ise ana ile evlilik, tanıma veya hakim hükmü ile kurulur. Soybağı ayrıca evlat edinme yoluyla da kurulur. Ayrıca, kısaca af kanunları olarak nitelendirilen, bir evlenme akdine dayanmayan birleşmelerden doğan çocukların neseplerinin düzeltilmesine ilişkin kanunlara göre de soybağı düzeltilebilir (HGK 30/01/2018 gün 2008/2-36-47 sayılı kararı).

Çocuk ile ana arasında soybağı kendilinden kurulur ve tesisi için herhangi bir hükme gerek bulunmadığından, çocuğun annesi ile soybağı ilişkisinin soybağı kurulması değil, çocuğu doğuran kadının kim olduğunun tespiti dava konusu edilebilir. Öte yandan TMK’nun 36/1. m.sine göre; kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir. Aynı kanunun 39. ve Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35/1 m.leri uyarınca, kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiç bir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddi hatalar Nüfus Müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.

Kayıt düzeltilmesi, aile kütüğüne işlenmiş kaydın bir kısmının düzeltilmesi veya değiştirilmesidir. Nüfus kütüklerindeki doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi için mahkemeden karar alınması zorunludur. İşte bu noktada, nüfus kütüğünde yer alan doğru olmayan kayıtlar, ilgilileri veya Cumhuriyet Savcısı tarafından açılacak olan kayıt düzeltme davası ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava uygulamada nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak adlandırılmakta olup, zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmayan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, her türlü kanıta başvurulabilir (YGHK, 11/02/1998, 2-87/77 sayılı kararı). Soybağının reddi davası ile kayıt düzeltme davası, sonuçları (hane dışına çıkarmak) bakımından benzerlik göstermekte ise de, içerik ve yargılama kuralları açısından kendi özel hükümlerine bağlıdır. Soybağının reddinde kişisel duruma ilişkin nüfus kaydında yer alan bilgi doğru olarak meydana gelmiş ve kütüğe tescil edilmiştir. Ancak bu doğru daha sonra soybağının reddi davası ile teknik anlamda bir yanlışlığa dönüştürülmüştür. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında ise, nüfus kaydının gerçek durumu yansıtmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi söz konusudur(HGK 30/01/2018 gün 2008/2-36-47 sayılı kararı).

Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; 04/06/1958 ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülenolayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Somut olayda, davacılar davalılardan K14’ın (İğde’nin) gerçek anne ve babaları olmadıklarını önceden bildikleri halde kendi nüfusuna kaydettirdiklerini bildirerek bu yanlış kütüklenimin düzeltilmesini talep etmektedirler. Davalı anne olduğu iddia edilen Fatma ile çocuğu olduğu iddia edilen davalı K14 arasında soybağı doğumla yasa gereği kendiliğinden kurulmuştur. Yukarıda da bahsi geçtiği üzere, soybağının reddinde olduğu gibi kişisel duruma ilişkin nüfus kaydında yer alan bilgi doğru olarak meydana gelmiş ve kütüğe tescil edilmiş değildir. Yanlış tescil sırasında davacılar, davalı K14’in kendi çocukları olmadığını bilmektedir. Dava bu haliyle 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunun 36. m.sinde düzenlenen nüfus kaydının düzeltilmesi davasıdır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince karar gerekçesinde, ön inceleme duruşmasında davacılar tarafından dava dışı K11’e ilişkin soybağının tespiti talebinden vazgeçildiği zikredilmiş ise de duruşma tutanaklarında böyle bir duruma ve beyana rastlanılmamıştır. Kabule göre de, davanın babalık davası gibi değerlendirilip Maliye Hazinesine ve Cumhuriyet Savcılığına ihbar edilmesi doğru değil ise de, dava nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davası olduğundan sonuna etkili değildir, görevli ve yetkili mahkemece yerinde bu yanlışlığın düzeltilmesi mümkündür. Bu açıklamaların ışığı karşısında, ilk derece mahkemesince yetersiz gerekçe ile hüküm kurulmuş ise de, verilen görevsizlik kararının sonucu itibariyle doğru olduğu, ilk derece mahkemesince delillerin toplandığı, değerlendirilmesinde ve kanunun olaya uygulanmasında hata yapılmadığı, verilen kararının usul ve yasaya uygun düştüğü sonucuna varılmakla davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 m.sine göre esastan reddine oy birliği ile karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Alınması gereken 54,40 TL istinaf maktu karar harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubuna, bakiye 10 TL harcın davalıdan tahsiline, hazineye gelir kaydına,
3
-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıların yaptığı giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

4-
Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yatırdığı gider avansından varsa kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,

5-
Kararın taraflara tebliğe çıkartılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nun 361 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi.05/10/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!