T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ADANA 4. AİLE MAHKEMESİ
DAVACI-KARŞIDAVALI
:K1-TC.NO: -N1 A1
VEKİLİ
: Av. K2 A2
DAVALI-KARŞIDAVACI
:K3-TC.NO: -N2 A3
VEKİLİ
: Av. K4 A4
DAVA KONUSU
: Boşanma-Boşanma
KARAR TARİHİ
: 16/11/2020
KARAR YAZMA TARİHİ
:16/11/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, taraflarca karşılıklı olarak, karşı eşin kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin çekilmez hal alması nedenine dayalı, TMK’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davalarına ilişikindir.
Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; tarafların, 11/08/1997 tarihinde resmi olarak evlendikleri, bu evliliklerinden 08/12/2000 d.lu
K5 ve 13/08/2007 d.lu
K6 isimli iki müşterek çocuklarının olduğu, taraflarca karşılıklı olarak, karşı eşin kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin çekilmez hal alması nedenine dayalı, TMK’nun 166/1-2 maddesi uyarınca,davacı-karşı davalı kadının; “evlilik sonrasında erkeğin olumsuz kişiliğinin ortaya çıkması, kültür farklılığının ve mizaç uyuşmazlığının ortaya çıkması, anne-baba ile aynı yerde oturtma, küfür ve hakaretler etme ve toplum içinde sürdürme, kadının yakınlarına ve dostlarına da küfür ve hakaretler etme, değişik zamanlarda sürekli şiddet uygulama, kadının kız kardeşine şiddet uygulama, kadının çalıştığı dönemde aldığı ücrete el koyma, aşırı kıskanç olma, işe giderken giyime-kuşama karışma, kıskançlık nedeni ile evin pencerelerini açtırmama, ilkokula giden küçük kız çocuğuna giyimine de müdahalede bulunma, erkeğin babasının kadına cinsel tacize ilişkin hareketlerde bulunması, erkeğin babasının cinsel organını elleyerek kadını rahatsız etmesi, kadın yemek yaparken arkasına gelerek cinsel organı ile sürtünmesi, erkeğe söylemede, “ben onun cezasını verdim dövdüm” demesi, erkeğin babasının kadının halasını da telefonda cinsel yönde taciz etmesi, erkeğin teyzesinin kocasının alkol aldıkları ortamda cinsel yönden taciz etmesi, erkeğin kadını bu konularda korumaması, başka yere taşınma taleplerini karşılamaması, kadına şiddet uygulayarak evi terk etmeye neden olma, çocuklar için bu olaylardan sonra barışma ve birlikte yaşamaya başlama
, davadan iki ay öncesinde kadını dişçiye bırakma sonrasında arabaya sarışın bir bayan alma, bayan ile çok samimi olma, aynı mevki de olmalarına rağmen aramada başka bir mevki de olduğunu söyleme, kadının boşanma davası açacağını öğrenen erkeğin, anlaşmalı boşanma teklif etmesi, müşterek çocukların velayet haklarını vermeyeceğini söylemesi, kabul etmemede “elinde telefon mesaj kayıtlarının olduğunu, kadına ilişkin belgeler olduğunu” söyleyerek kadını tehdit etmesi, başkası üzerine kayıtlı olan telefon hattından kurgusal mesajlar ile kadının aldatması, zina yaptığının, aldattığının erkek tarafından iddia edilmesi, bu yönde kadının tehdit edilmesi, erkeğin ve ailesinin kadını aldatma ile suçlamaları, kadının tüm özel eşyalarının çöpe atması, erkeğin şiddete aşırı düşkün olması, erkeğin yakınlarının kadına cinsel tacizde bulunmaları, erkeğin sürekli olarak başka kadınlar ile birlikte görülmesi, evlilik birliğinin fiilen bitmesi, karşı iddiaların doğru olmadığı”, vakıalarını ileri sürerek boşanma, müşterek çocukların velayet hakkının anneye verilmesi, kadın için aylık 1.000,00.TL, müşterek çocuklar için aylık 750,00.’şerTL tedbir, yoksulluk-iştirak nafakası ile boşanma nedeni ile kadın lehine 50.000,00.’şerTL maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğu, davalı-karşı davacı erkeğin de; “kadın tarafından ileri sürülen iddiaların doğru olmadığı, geçimsizliğin evlilik birliğinin ilk yıllarında başladığı, oturulan evin bağımsız olduğu, yaşanılan yeri beğenmeme, kıyas yolu ile yeni evi için baskı kurma, kadının iddialarının kötü niyetli haksız ve iftira niteliğinde olduğu, kadının evlilik birliğinin üzerine yüklediği sorumluluklarını yerine getirmediği, sadakatsiz davranışlarda bulunduğu, aileye hiç bir zaman saygı göstermediği, sevmediği, müşterek çocukları erkeğin ailesinden uzaklaştırmaya çalıştığı, sürekli problemler çıkartma, boşanmayı elde etmek için iftiralar atma, kadının erkeği defalarca aldatması, evlilik boyunca erkek ve çocuklara karşı ilgisiz davranma, evde tek başına odaya kapatıp çıkmama, odanın kapısını içeriden kitleme, bahaneler ile cinsel ilişkiden kaçınma, başka şahsın üzerine kayıtlı telefon hattını kullanma, telefon hattı ile sosyal paylaşım sitelerinden cinsel içerikli paylaşımlar yapma ve mesajlaşma, başka erkekler ile erkeği aldatma, tango ve whatsapp üzerinden başka erkekler ile yazışma, iletişim kurma, aşırı cinsel içerikli paylaşımlarda bulunma, çocukların resimlerinde bu şahıslar ile paylaşma, erkeğe hakaretler etme, iletişim kurduğu erkeklerinden erkeğe küfürler ve hakaretler etmesine neden olma, erkekten habersiz bilinmeyen telefon hattı kullanma, kadının konuştuğu erkeklerden, erkek tarafından bilinmeyen posta çek hesabına paralar gönderilmesi” karşı vakıa ve iddialarını ileri sürerek, kadın tarafından açılan boşanma davasının ve taleplerinin reddine, erkek tarafından açılan boşanma davası ile boşanmaya karar verilmesi, müşterek çocukların velayet haklarının babaya verilmesi, küçükler için aylık 750,00.’şerTL tedbir-iştirak nafakası ile boşanma nedeni ile erkek lehine 150,00.00,’şerTL maddi ve manevi tazminata karar verilmesinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan ekonomik-sosyal araştırmaya göre, davacı-karşı davalı kadının; ev hanımı olduğu, geliri ve mal varlığının olmadığı, baba evinde yaşadığı, tanık beyanına göre ise organize sanayide çaycı olarak çalıştığı, davalı-karşı davacı erkeğin de; dekorasyon işçisi olduğu, aylık 2.250,00.TL gelir elde ettiği, baba evinde kaldığı, 2012 model X1 marka aracının olduğunun belirlendiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; taraflarca karışılıklı olarak TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davalarının kabulü ile tarafların TMK.’nun 166 maddesi uyarınca boşanmalarına, tarafların müşterek çocukları 08/12/2000 d.lu K5 ve 13/08/2007 d.lu K6 velayet haklarının davalı-karşı davacı babaya verilmesine, müşterek çocuklar ile anne arasında görüş günü kurulmasına, müşterek çocuklar için aylık 200,00.’erTL nafakasının dava tarihinden karar tarihine kadar tedbir, karar tarihinden itibaren iştirak nafakası olarak kadından alınarak, erkeğe ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, erkek lehine boşanma nedeni ile 10.000,00.TL maddi, 15.000,00.TL manevi tazminatın kadından alınarak, erkeğe ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı-karşı davacı erkeğin kendisi için tedbir ve yoksulluk nafakası talebi bulunmadığından bu konularda karar verilmesine yer olmadığına, davacı-karşı davalı kadının, tedbir ve yoksulluk nafakası ile Medeni Kanunun 174.maddesi gereğince talep etmiş olduğu maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, verilen kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı-karşı davacı erkeğin istinaf kanun yoluna başvurmadığı, davacı-karşı davalı kadın yasa iki haftalık istinaf süresi içerisinde, “İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, erkek tarafından, yasal iki haftalık süre içerisinde cevap dilekçesi verilerek karşı davanın açılmadığını, erkek tarafından süresinde açılmayan boşanma davasının kabulüne karar verilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, yasaya aykırı olduğunu, süresinden sonra sunulan vakıaların kusur olarak yüklenemeyeceğini, usulüne hatalı olarak kadın aleyhine verilmiş velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat hususundaki kararın kaldırılmasının gerektiğini, velayete ilişkin kararın hatalı olduğunu, çocukların üstün yararının dikkate alınmadığını, alınan uzman raporlarının yetersiz olduğunu, küçüğün dava süresince anne ile birlikte yaşadığını, annenin sorumlu bir insan olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; nafaka, velayet, maddi ve manevi tazminat yönünden verilen kararların kaldırılarak, talepleri doğrultusunda karar verilmesi” gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
TMK.’nun 166/1-2 maddesi gereğince “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”
Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; taraflarca gösterilen, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm deliller ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar, taraflarca ileri sürülen vakıalar, dosyaya toplanan tüm bilgi ve belgeler, SİR raporu, telefon kayıtlarına ilişkin rapor ve davacı-karşı davalı kadının istinaf nedenleri birlikte değerlendirildiğinde; taraflarca, karşı eşin kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı TMK’nun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma ve fer’ilerine ilişkin talepte bulunulduğu, her iki tarafında karşı iddiaları ve davayı kabul etmeyerek, kendi dava ve talepleri doğrultusunda boşanmaya karar verilmesini talep ve dava ettikleri, taraflarca gösterilen deliller ve İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamaya göre; davalı-karşı davacı erkeğin, erkek tarafından istinaf başvurusu olmadığı da dikkate alındığında erkeğin kesinleşen kusuruna göre; davacı-karşı davacı kadına, “geri zekalı, akılsız, beyinsiz, sen ne anlarsın, o ders çalıştıramaz geri zekalı”, şeklinde hakaretler ettiği, sürekli olarak alkol aldığı, normalin dışında kıskançlık gösterdiği, baskı uyguladığı, şiddet uyguladığı, davacı-karşı davalı kadının da; davalı-karşı davacı erkeğe, “sen adam değilsin, erkek değilsin, adam olamadın, Allah belanı versin” şeklinde hakaret ve beddua ettiği, kendisine ev ortamında izole ederek başka odaya geçip kapıyı kitlediği, eş ve anne olarak sorumluluklarını yeterli şekilde yerine getirmediği, erkeğin güvenini sarsacak şekilde yalan söylediği, erkek tarafından bilinmeyen hesabına başka şahıslardan gönderilmiş para girişlerinin olduğu, başka erkekler ile görüşerek sadakat iffetini ağır şekilde zedeleyici mesaj ve müstehcen fotoğraf paylaşımlarında bulunduğu, taraflar arasında yaşanan bu olumsuz olaylar nedeni ile taraf arasındaki evlilik birliğinin her iki taraf içinde temelinden sarsıldığı, boşanmaya neden olan olaylarda İlk Derece Mahkemesi tespitinde olduğu gibi erkeğin hafif kusurlu, kadının ağır kusurlu olduğu, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın, belirlenen kusur durumunun, kusura ilişkin gerekçenin, müşterek çocuklardan 08/12/2000 d.lu K5’ın yargılama sırasında ergin olduğu dikkate alındığında; yaşı küçük müşterek çocuk 13/08/2007 d.lu K6’un velayet hakkının babaya verilmesine, anne ile görüş günü kurulmasına ilişkin karar ve karar gerekçesinin, müşterek çocuklar için takdir edilen tedbir nafakası ile ergin olmayan müşterek çocuk K6 için takdir edilen iştirak nafakası ve miktarının, davalı-karşı davacı erkek için boşanma nedeni ile takdir edilen maddi ve manevi tazminat ve miktarlarının, toplanan tüm delillere, usul ve yasaya, nafaka ile maddi ve manevi tazminat miktarları yönü ile hakkaniyet ilkesine, TMK’nun 166/1,169,175,174,182/2,328/1,330/1,4 maddelerin uygun olduğu anlaşıldığından, davacı-karşı davalı kadının, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; belirlenen kusur durumuna, yaşı küçük müşterek çocuğun velayet hakkının babaya verilmesine, müşterek çocuklar yönünden takdir edilen tedbir nafakası ile yaşı küçük müşterek çocuk K6 için takdir edilen iştirak nafakasına, boşanma nedeni ile erkek lehine takdir edilen maddi ve manevi tazminat ve miktarlarına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine oy birliği ile karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davacı-karşı davalı kadın vekilinin, Adana 4. Aile Mahkemesi’nin 01/11/2018tarih,
2017/544 Esas ve 2018/943 Karar sayılı kararında,
” belirlenen kusur durumuna, yaşı küçük müşterek çocuğun velayet hakkının babaya verilmesine, müşterek çocuklar yönünden takdir edilen tedbir nafakası ile yaşı küçük müşterek çocuk K6 için takdir edilen iştirak nafakasına, boşanma nedeni ile davalı-karşı davacı erkek lehine takdir edilen maddi ve manevi tazminat ve miktarlarına
” yönelik isti naf başvurusunun
6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-
Davacı-karşı davalı kadının,istinaf başvurusu nedeni ile istinaf karar tarihi itibari ile alınması gerekli 54,40.TL İstinaf karar ilam harcından peşin alınan 35,90.TL harcın mahsubu ile kalan 18,50.TL harcın, davacı-karşı davalıdan alınarak, Hazineye irad kaydına,
3-
Davacı-karşı davalı tarafından, istinaf başvurusu nedeni ile yapılan yargılama giderinin, davacı-karşı davalının istinaf başvurusunun reddine karar verildiğinden kendi üzerinde bırakılmasına,
4-
Davacı-karşı davalı tarafındanistinaf nedeniyle yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,
5-
İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından takdiren davalı-karşı davacı erkek lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-
Kararın, HMK 359-(3) maddesi gereği taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’nun m. 353/1-b-1 bendiyle, aynı kanunun 361-(1) maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 16/11/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe