T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: SİLİFKE 3. ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
TARİHİ
: 23/01/2019
NUMARASI
: 2013/63 E 2019/28K
DAVACI-BİRLEŞEN DAVALI
:K1-TC.NO: -N7-A4
VEKİLLERİ
: Av. K2, Av. K3
A5
DAVALI-BİRLEŞEN DAVACI
:K4-TC.NO: -N6
A1 MERSİN
VEKİLLERİ
: Av. K5
K6
Av. K7-[16765-67832-91579] UETS
DAVANIN KONUSU
:Katılma Alacağı
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davalı-birleşen davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı-birleşen davalı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davacı ile davalının 18/02/2003 tarihinde davacının ailesinin baskısı sonucu evlendiklerini, bu evliliklerinden müşterek bir çocuklarının bulunduğunu, davalı ile davacının arasında 15 yaş fark olduğunu, tarafların baştan bu yana evlilik birliğinde ortak bir yaşamı paylaşamadıklarını, davalı yan K8 ve davacı yan K1nin 2003 yılında A2 otelde 2 yıl boyunca çalıştığını, daha sonra 2005 tarihide X2 Büfe isimli büfeyi açtıklarını, davacı yan K9’nin bu büfede sürekli olarak sabah 09:00’dan gece 02:00’a kadar çalıştığını, sıkma börek yaparak büfenin gelirine katkıda bulunduğunu, hatta çoğu zaman eşinin büfeye hiç gelmediğini ve ilgilenmediğini, davacının gayreti ile büfeyi işlettiklerini, 2 yıl çalıştıktan sonra ise davacı yan ve davalının şu an birlikte oturdukları evi ve davacı yan K8’in kullandığı motoru aldıklarını, bunun yanında F7 Bankası Şubesinde mevduat hesabı açarak birikimlerini yatırdıklarını, davalı yan K8’in ise davacı yan K9’nin emek ve katkıları ile alınan mal ve biriktirilen paradan bir hak talep edememesi için eşine zorla senet imzalattığını, ayrıca “birlikte aldığımız evden hiçbir hak talep etmiyorum ben eşime ihanet ettim” gibi ifadeler yazılı ağıtlara zorla döverek imza attırdığını, davacı K9 yıllar boyunca otelerde ve eşinin büfesinde çalışarak aile geçimine katkıda bulunduğunu, birikim yapmalarını sağladığını, tarafların evlilik birliği içinde Mersin İli, Silifke İlçesi, A8 Köyü 7960 parselde kain 95/824 arsa paylı 1. Kat 2 nolu bağımsız bölümü edindiklerini, davalı yan K8’in kullanmakta olduğu motoru satın aldıklarını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 15.000,00 TL katkı payının davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-birleşen davacı vekili Silifke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/5 Esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde özetle;
Tarafların 18/02/2003 yılında evlendiklerini, davacı tarafından Silifke 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 2009/573 Esas, 2011/102 Karar sayılı dosyasında açılan boşanma davasında boşanmaya karar verildiğini, boşanma kararının 24/05/2012 tarihinde kesinleştiğini, taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğunu, her ne kadar davalı tarafından Silifke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/25 Esas sayılı dosyası ile mal rejiminin tasfiyesi için dava açılmış ise de, mal rejiminde tasfiyenin çift taraflı olduğunu, müvekkilinin de mal rejimi tasfiyesindeki payının hesaplanması ve evlilik süresi içerisinde alınmış olan mallara yapmış olduğu katkıların talep edilebilirliği için yasal başvurunun gerekli olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taraflar arasında evlilik tarihi olan 18/02/2003 tarihinden itibaren geçerli olan yasal mal rejimi gereğince edinilen malların tasfiyesi ile katılma alacağı ve diğer alacak hakları için şimdilik 5.000,00TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı-birleşen davacı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Dava dilekçesinde ileri sürülen ve davalı eşe yöneltilen bütün suçlamaların gerçek dışı olduğunu, davacı yanın boşanma ve ferilerine ilişkin taleplerini içeren dava dilekçesinde ayrıca edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan alacak davasında açmış bulunduğunu, her ne kadar önceleri bu davanın harcı ödenmek koşulu ile boşanma davası ile birlikte açılması öngörülmüş ise de Yargıtay kararları ile bu uygulamaya son verildiğini, konu itibariyle boşanma davası sonuçlanmadan katılma alacağının doğmasının olanaksız olduğunu, katılma alacağı davasının mutlaka boşanma davasının sonuçlanması ve bununla ilgili kararın kesinleşmesiyle gündeme geleceğini, edinilmiş mallara katılma rejiminin boşanma kararının kesinleşmesi ile sona ereceğini, katılma alacağının şahsi bir alacak hakkı doğurup boşanmasının eki niteliğinde olmadığını, bu nedenle ayrı davalar olarak açılması gerektiği, birlikte açılması halinde ise edinilmiş mallara katkı alacağı, davacının boşanma davasından ayrılarak ayrı bir esasa kayıt edilmesini talep ettiklerini, davacının talebi ile müvekkili adına kayıtlı bulunan bir adet mesken nitelikli taşınmaz ile bir adet motor üzerine, devri önlemek için tedbir konulduğunu bunun dışında davalı kocanın F5 İş bankasındaki küçük miktardaki mevduatı üzerine de tedbir konulduğunu, bu mevduat müvekkilinin iş yeri olan büfenin ihtiyaçlarını karşılamak ve özellikle tekel maddelerinin alımında nakit ödeme yapmak için kullanıldığı gibi üzerine tedbir konulan meskenin kredi taksitlerini ödemek içinde kullanıldığını, bu nedenle bankadaki küçük miktarda olan bu mevduat üzerine konulan tedbirin korunmasında hiçbir yararın bulunmadığını, ekonomik yönden mağduriyet yarattığının açık olduğunu ve tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini beyan etmiştir.
Davacı-birleşen davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle;
Tarafları ve konusu aynı olan mahkemenin 2010/625 esasında kayıtlı davası nedeniyle birleşen davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, her iki davaya konu olan evlilik mallarının davalı-birleşen davacıya ait olduğunu, davalı-birleşen davacının davayı açmakta hukuki yararının olmadığını, davalı-birleşen davacının yeni delil ve tanık bildirmek için bu davayı açtığını, bu nedenlerle birleşen davanın derdestlik nedeniyle, olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Silifke 3. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 23/01/2019 tarih, 2013/63 Esas, 2019/28 Karar sayılıilamında özetle;
1-Asıl davanın kısmen kabul kısmen reddiile, 34.498,46 TL’nin karar tarihi olan 23/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı/birleşen dosya davacısından alınarak davacı/birleşen dosya davalısına verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 2- Birleşen Silifke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/5 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine karar verildiği, davalı-birleşen davacı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretinehükmedildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı-birleşen davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekilinin 21/12/2008 tarihli dava dilekçesiyle, evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmaz ve araçla ilgili olarak davalıdan 15.000,00TL katkı payı talebinde bulunduğunu, davacı vekilinin bu kez 24/01/2011 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde talep ettiği katkı payı alacağı taleplerini genişleterek davalının kişisel malı olan dairenin kira gelirinin, X2 Büfe işletmesinin geliri ile davalının F3 Bankasında bulunan mevduat üzerindeki ortaklık payının belirlenerek davalıdan tahsilini talep ettiğini, ilk derece mahkemesince davacı tarafın 24/01/2011 tarihli dilekçesinde belirttiği ancak dava dilekçesi ile talep etmediği katkı payı alacaklarına yönelik talep dilekçesinin 25/01/2011 tarihinde davalı vekiline tebliğ olduğu ve davalı yanca itiraz edilmediği, açıkça karşı konmadığı, davalı vekilince zımnen muvafakat edildiği gerekçesiyle kabul edildiğini ve hükme esas teşkil edilmiş ise de ıslah dilekçesi niteliğinde olan bu dilekçeyle talep edilen alacakların kabul edilmesinin mümkün bulunmadığını, davacı tarafın katılma alacağı değil katkı payı alacağı talebinde bulunduğunu, talebin aşılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tarafların boşanma nedeninin zinaya dayandığını, zina nedeniyle boşanma halinde mahkemenin kusurlu eşin alacağının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya ortadan kaldırılmasına karar verebileceğini, bu hususun ilk derece mahkemesince değerlendirilmediğini, mahkemece davacının edinilen maldan 34.498,46TL alacak hakkının bulunduğu hüküm altına alınmış ise de, edinilmiş malların tespitinin hatalı olduğunu, davalının taşınmazın alımında peşin olarak ödenen 40.000,00TL’nin bir kısmının davalının evlilik öncesi birikimi olduğunu, kalan miktarın ailesinden alınan borç ve X3 marka aracın satılarak tamamlandığını, bu değerlerin kişisel mal niteliğinde olması sebebiyle taşınmazın edinilmiş mal olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın alımı için çekilen kalan kredi borcu miktarının 25.175,27TL olmayıp bu miktarın kredi borcunun kalan ana para miktarı olduğunu, boşanma dava tarihi itibariyle yeniden kalan kredi borç miktarının hesaplanması gerektiğini, N6 plakalı aracın edinilmiş mal olduğu belirtilmiş ise de, motosikletin evlilik birliği içerisinde hurdaya ayrılmış olduğunu, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olmadığını, X2 Büfe yönünden ise büfenin açılmasında davacının hiçbir katkısının bulunmadığını, büfenin davalının babası X4’ın verdiği 5.000,00TL ile davalının evlenmeden önceki birikimiyle açıldığını, banka hesabı yönünden ise söz konusu banka hesabının davalının askerlik yıllarında açtırdığı bir hesap olup hesapta bulunan paranın davalının kişisel malı olduğunu, edinilmiş mal olarak kabulünün hatalı olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi için istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK’nın 355.maddesine göre; resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirmek ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir. (6100 Sayılı HMK’nın 33.maddesi) İddianın ileri sürülüş şekline göre, asıl ve birleşen dava artık değere katılma alacağına ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad.222).
Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve davalı-birleşen davacı vekili tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; tarafların 18/02/2003 tarihinde evlendikleri, Silifke 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 2009/573 Esas 2011/102 Karar sayılı ilamı ile boşandıkları, boşanma dava tarihinin 21/12/2009, boşanmanın kesinleşme tarihinin 24/05/2012 olduğu, taraflar arasında evlendikleri tarih olan 18/02/2003 tarihinden boşanma dava tarihi olan 21/12/2009 tarihine kadar başkaca mal rejimini seçmediklerinden edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, dava konusu Mersin İli, Silifke İlçesi, A8 Köyü, 7960 parsel, 1. Kat., 2 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın davalı adına 05/09/2007 tarihinde edinildiği, taşınmazın edinilmesinde F9 Bankasından kredi kullanıldığı, dava konusu N7 plakalı aracın davalı adına 10/05/2005 tarihinde edinildiği, davalı adına F10 Bankasında bulunan N3 nolu hesapta 7.944,38TL paranın bulunduğu, mahkemece paranın yarısı olan 3.972,19TL üzerine tedbir konulduğu, Silifke İlçesi, A2 mahallesi, X2 Büfe isimli liman içi büfe işletmesinin 24/05/2005 tarihinde davalı adına açıldığı, ilk derece mahkemesi tarafından değer tespitinin yaptırıldığı, dosyanın hesap bilirkişilerine gönderildiği, davacı-birleşen davalı vekili tarafından 26/03/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerinin 19.498,46TL daha artırılarak 34.498,46TL’ye yükseltildiği, artırılan miktar üzerinden harcın yatırıldığı, ilk derece mahkemesi tarafından son alınan hesap bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, davacı-birleşen davalı vekilinin dava dilekçesinde, davacı-karşı davalı kadının katkıları ile evlilik birliği içerisinde dava konusu X2 Büfe, taşınmaz, motosiklet edinildiğini, ayrıca F7 Bankasında mevduat hesabı açarak birikimlerini yatırdıklarını belirterek evlilik birliği içerisinde ortak kazanım sonucunda elde edinilen kazanımlar üzerindeki 15.000,00TL’ nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, iddianın ileri sürülüş şekline göre talebin katılma alacağına ilişkin bulunduğu, değer artış payına ilişkin bir talebin bulunmadığı, tarafların evlenme tarihleri göz önüne alındığında taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin söz konusu olduğu, mal ayrılığı rejimi döneminde talep edilebilen katkı payı alacağına ilişkin bir isteğin söz konusu olamayacağı, davacı vekilinin dava dilekçesi içeriğinde davalı üzerine kayıtlı bulunan F1 Büfe, taşınmaz, motosiklet ve mevduat hesabının evlilik birliği içerisinde edinildiğinden bahsedildiği, ilk derece mahkemesince davacı-birleşen davalı vekilinin talebinin açıklatılmadığı, 24/01/2011 tarihli dilekçesinde mevcut taleplerinin yanında davalı-birleşen davalı erkeğin kişisel malı niteliğinde bulunan taşınmazdan elde ettiği kira gelirinin de talep edildiği, davalı-birleşen davacı tarafça bu talebe karşı çıkılmadığı, netice olarak davacı-birleşen davalı tarafın davalı-birleşen davalı erkeğin kişisel malı niteliğinde bulunan taşınmazdan kaynaklanan mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut bir kira gelirinin bulunduğunun ispatlanamadığı, taraflar arasında görülen boşanma davası sonunda verilen kararın TMK 161. maddeye dayanmadığı, TMK 166/1. maddesi nedeniyle tarafların boşanmalarına karar verildiği, bu halde TMK 236/2. Maddesinin uygulanmasının mümkün bulunmadığı, evlilik birliği içerisinde edinilen malların edinilmiş mal değil kişisel mal olduğu veya kişisel mal ile katkı yapıldığı dolayısıyla denkleştirmede dikkate alınması gerektiği iddiasının yani edinilmiş mal karinesinin aksinin ispat yükünün iddia eden davalı-birleşen davacı erkekte olduğu, bu hususta soyut tanık beyanlarının ispat için yeterli olmayıp mutlaka somut delillerle desteklenmesinin gerekeceği, dosya kapsamından ve toplanan delillerden davalı-birleşen davacı erkeğin iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla davalı-birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine oybirliği ile karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davalı-birleşen davacı vekilinin Silifke 3. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 23/01/2019 tarih, 2013/63 Esas, 2019/28 Karar sayılı ilamına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-
Alınması gereken 2.356,58TL istinaf karar-ilam harcıdan peşin alınan 590,00TL istinaf karar-ilam harcının mahsubu ile bakiye 1.766,58TL harcın davalı-birleşen davacı erkekten tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-
İstinaf başvurusu nedeniyle davalı-birleşen davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-
Davalı-birleşen davacı tarafın istinaf nedeniyle yatırmış olduğu gider avansından kullanılmayan kısmının davalı-birleşen davacı tarafa iadesine,
5-
İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından davacı-birleşen davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-
Kararın 359/4. Maddesi gereğince ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 ve 362/1-a maddeleri gereğince
KESİN olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 18/02/2021
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe