T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davalı-davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.Gereği düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının 25/11/2008 tarihinde evlendiklerini, bu evliliklerinden K1 isimli müşterek bir çocuklarının bulunduğunu, tarafların birbirlerini severek ve isteyerek evlendiklerini, davalının davacıya şiddet uyguladığını, hakaret ve tehdit ettiğini, son 3 yıldır da karı koca ilişkisinin kalmadığını, davalının kocalık vazifesini yerine getirmediğini, müvekkilinin belirli zaman diliminde kayınbabasına ait olan fırında çalıştığını, bu süreçte de müvekkil ile davalı ve çocukları kayınbabasının yanında yaşadıklarını, müvekkilinin kocasından gördüğü hakaret ve tehditleri bu sefer kayınbabası ve kaynanasından da görmeye devam ettiğini, son zamanlarda artık davalının şiddet eğiliminin adeta işkenceye döndüğünü, en son 26/05/2016 günü müvekkilinin kaynanasının evinde akşam 20:00 sularında davalının sözlü sataşmaları sonucunda müvekkil ile davalı arasında tartışma çıktığını, davalının müvekkiline karşı ” siktir git, sen kimsin, çoçuğumu alamazsın” diye hakaret ve tehdit ettiğini, müvekkilini dövmeye başladığını, bu olaylar olduğu sırada davalının anne ve babasının hiç bir şey yapmadıklarını, en son davalının babasının davalıyı alarak dışarı çıkmak istediğinde davalının mküvekkilini evden kovduğunu, çocuğunu da vermediklerini, en son çare olarak aileyisini aradığını, ailesinin de yardımıyla uçakla Adana iline geldiğini, oradan da Mersin’e geçtiğini, gelir gelmez de karakola gidip şikayette bulunduğunu, darp raporunu aldığını, müvekkilinin ailesinin yanına sığındığını, ailesinin yanında yaşadığını, ancak müşterek çocuğun davalının yanında olduğunu, davalı ve ailesinin hiç bir şekilde çocuğunu görmesine izin vermediğini, K1’nın babaannesinin yanında kaldığını, ancak babaannenin aklı dengesinin yerinde olmadığını belirterek tarafların boşanmalarına karar verilmesini, 15.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini ve 500 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve davalının 25/11/2008 tarihinde evlendiklerini, bu evliliklerinden müşterek bir çocuklarının bulunduğunu, müşterek çocuğun davalının yanında kaldığını, çok da iyi bakıldığını, davacı annenin alkol alan biri olduğunu, başka erkeklerle de birlikteliği olan biri olduğunu, davacının müvekkilini birden fazla erkekle aldattığını, davacının ilk aldatma olayını gerçekleştirdikten sonra davalının affettiğini, ancak davacının aldatmaya devam ettiğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu 10. Aile Mahkemesi’nin 2016/451 esasında boşanma davasının olduğunu ve halen derdest olduğunu belirterek öncelikle açılan davanın yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, mahkeme aksi görüşte ise tarafların boşanmalarına karar verilmesini, müşterek çocuğun velayetinin babaya bırakılmasını ve davacıdan 30.000 TL manevi tazminatın alınmasına karar verilmesini beyan etmiştir.
Birleştirme kararı verilen İstanbul Anadolu 10. Aile Mahkemesinin 2016/451 Esas sayılı dosyasında davacı K2 vekili dava dilekçesinde; tarafların evliliklerinden kısa süre sonra sorunların baş gösterdiğini, davalının başka şahıslarla birlikte olma, görüşme, mesajlaşma gibi kusurlu hareketleri nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ve tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleştirme kararı verilen İstanbul Anadolu 10. Aile Mahkemesinin 2016/451 Esas sayılı dosyasında davalı K3 vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dilekçesindeki asılsız iddiaları kabul etmediklerini, kusurlu kişinin davacı olduğunu, öncelikle davanın Mersin 4. Aile Mahkemesinin 2016/380 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, aksi takdirde tarafların boşanmalarına ve müşterek çocuğun velayetinin müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava ve birleşen davanın kabulü ile, tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesine, davacı kadın için aylık 300 TL tedbir, müşterek çocuk için anneye teslim tarihi olan 12/09/2017 tarihinden itibaren aylık 250 TL tedbir nafakası takdirine, takdir edilen nafakaların karar kesinleştikten sonra eş için yoksulluk, müşterek çocuk için iştirak nafakası olarak devamına, davacı-davalının maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın davalı-davacıdan tahsiline, davalı-davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı-davacı vekili özetle; ilk derece mahkemesi kararının eksik incelemeye dayandığını, delillerin yeterince incelenmediğini, davalı-davacı tarafın delillerini ve tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, gerçeğe aykırı beyanda bulunan davacı tanıklarının beyanına göre hatalı hüküm kurulduğunu, toplanan deliller çerçevesinde ispatlanamamış olan kusurlu davacı tarafından açılan davanın reddine , birleşen davalarının kabulüne ve velayetin müvekkiline verilmesine karar verilmesi gerekirken davacının davasının kabulüne ve müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesinin hatalı olduğunu, sadakatsizliği ortaya konmuş olan davacı kadın lehine nafakaya hükmedilmesi ve maddi-manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, usul ve yasaya uygun olarak yaptıkları yetki itirazının kabul edilmemiş olmasının da yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması, talepleri doğrultusunda karar verilmesi talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava ve birleşen dava, TMK.’nun 166/1 maddesine göre boşanma ve fer’ilerine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamına göre, tarafların 2008 yılında evlendikleri, bu evlilikten 2012 doğumlu K1 isminde müşterek bir çocuklarının olduğu, davacı kadının davalı aleyhine şiddet, hakaret, tehdit, aldatma, son 3 yıldır karı koca ilişkilerinin bulunmaması nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını belirterek boşanma, velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat talebi içerir dava açtığı, davalının süresi içerisinde yetki itirazında bulunduğu, davacının davalıyı aldattığını, şiddete maruz kalan tarafın davalı ve ailesi olduğunu, davacının davalıyı tehdit ettiğini ayrıca İstanbul Anadolu 10.Aile Mahkemesine boşanma davası açtıklarını belirterek öncelikle yetki itirazının kabulüne karar verilmesini aksi halde tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin babaya verilmesine, 30.000 TL manevi tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalı kocanın İstanbul Anadolu 10.Aile Mahkemesine 2016/451 Esas sayılı dosyası ile davacı karşı davalı kadının başka erkeklerle görüştüğü, mesajlaştığı, davalı karşı davacı erkeği aldattığı, davalı karşı davacı erkeği ölümle tehdit ettiği iddiasıyla boşanma davası açtığı, davacı karşı davalı kadının derdestlik itirazında bulunduğu aksi halde birleştirme talep ettiği, iddiaları kabul etmediği, davanın reddine karar verilmesini istediği, İstanbul Anadolu 10.Aile Mahkemesinin 24/01/2017 tarihinde birleştirilme kararı verdiği, kararın 23/03/2017 tarihinde kesinleştiği, Mersin 4. Aile Mahkemesinin ara kararıyla davalının yetki itirazının reddine karar verdiği, yapılan yargılama sonucunda; davacı-davalı kadının çalıştığı fırında alkollü olarak fırındaki erkek şahıslar ile yapmış olduğu küfürlü konuşmalar sebebiyle hafif kusurlu olduğu, davalı-davacı erkeğin ise fiziksel şiddet, sürekli olarak eve geç gelmesi, hakaret, evin ihtiyaçlarını karşılamama nedeniyle ağır kusurlu olduğu belirtilerek dava ve birleşen davanın kabulü ile, tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesine, davacı kadın için aylık 300 TL tedbir, müşterek çocuk için anneye teslim tarihi olan 12/09/2017 tarihinden itibaren aylık 250 TL tedbir nafakası takdirine, takdir edilen nafakaların karar kesinleştikten sonra eş için yoksulluk, müşterek çocuk için iştirak nafakası olarak devamına, davacı-davalının maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın davalı-davacıdan tahsiline, davalı-davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği, karara karşı davalı-davacı kocanın yetki itirazının reddi kararının kusur tespiti ve davacının davasının kabulü kararının hatalı olduğunu, davacı-davalı kadın lehine bağlanan nafaka, maddi ve manevi tazminat takdirinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmaktadır.
Davalı -davacının yetki itirazının reddi yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun incelenmesinde; boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa 6 aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir(TMK.m.168). Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir(TMK.m.19). Yerleşim yeri adreslerinin tutulmasında kişilerin yazılı beyanları esas alınır ve adres beyan formundaki bildirimler aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir (5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunun madde 50/1). Aile kütüğünde yer alan yerleşim yerine ilişkin kayıt aksi sabit oluncaya kadar yerleşim yerine karine oluşturur. Nüfus Müdürlüğüne ait adres bilgileri raporu , dosyaya sunulan vekaletname adresi, yapılan sosyal ekonomik durum araştırması, davacının dava tarihinde yerleşim yerinin Mersin olduğunu göstermektedir. Davalı buradaki beyanın aksini gösteren bir delil getirememiştir. TMK.’nun 168. Maddesi hükmüne göre, boşanma veya ayrılık davaları eşlerden birinin yerleşim yerinde veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir. Gösterilen yerlerden birini seçim hakkı davacıya aittir. Davacı seçimini kendi oturduğu yerden yana kullandığına göre, dava doğru yerde açılmıştır. Mahkemenin yetki itirazının reddi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı-davacının bu yöndeki istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı -davacının asıl davanın kabulü, kusur tespiti, velayetin anneye verilmesi, davacı kadın yararına nafaka , maddi ve manevi tazminat takdiri yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun incelenmesinde; her ne karar mahkemece davacı-davalı kadının çalıştığı fırında alkollü olarak fırındaki şahıslar ile yapmış olduğu küfürlü konuşmalar sebebiyle hafif kusurlu olduğu belirtilmiş ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı -davacı kocanın dilekçelerinde bu vakıaya dayanmadığı, dilekçelerde dayanılmayan bir vakıaya dayanarak davacı-davalı kadına kusur yüklenmesi usul ve yasaya aykırı ise de, davacı-davalı kadının kendisine yüklenen kusur ve birleşen davanın kabulü yönünde herhangi bir istinaf başvurusunda bulunmadığı , kadının mahkemece tespit edilen kusurunun kesinleştiği, bunun dışındadava dosya içeriğine, dosyadaki yazılara göre, ilk derece mahkemesinin delil değerlendirmesi ve asıl davanın kabul gerekçesinin doğru olduğu, davacı-davalı kadının davasını ispatladığı, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ilk derece mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, tarafların müşterek çocuğu 2012 doğumlu K1’nın yaşı, anne şefkatine muhtaç durumda olması, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda velayetinin anneye verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, tarafların sosyal -ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, kusur durumu ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında çalışmayan , hiçbir yerden geliri bulunmayan davacı-davalı kadının boşanmayla yoksulluğa düşeceği en azından eşinin maddi desteğini yitireceği, boşanmaya yol açan olayların davacı -davalı kadının kişilik haklarını ihlal ettiği anlaşıldığından davacı-davalı kadın yararına maddi – manevi tazminat ve yoksulluk nafakası takdirinin doğru olduğu ayrıca takdir edilen miktarların fahiş olmadığı anlaşıldığından davalı-davacı kocanın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davalı-davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-
Alınması gereken 44,40 TL istinaf karar-ilam harcından peşin alınan 35,90 TL’nin mahsubu ile kalan 8,50 TL harç, 6183 sayılı kanunun 106. maddesinde belirtilen terkin sınırının altında kaldığından tahsiline yer olmadığına,
3-
İstinaf başvurusu nedeniyle davalı-davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-
Davalı -davacının istinaf nedeniyle yatırmış olduğu gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davalı -davacıya iadesine,
5-
Kararın taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’ nun 361. Maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 07/03/2019
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe