İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU
: Boşanma
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.Gereği düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:
Davacı dava dilekçesine özetle; davalı eşi ile 25/08/2015 tarihinde evlendiklerini, bu evliliklerinden müşterek çocuklarının bulunmadığını, davalı ile evlendikleri günden bu tarafa aralarında ortak bir anlayış birliği, sevgi ve saygı olmadığını, davalının kendisini küçük gördüğünü, sürekli kendisini aşağıladığını, sinkaflı küfürler ettiğini ve şiddet uyguladığını, aynı şekilde ailesine de küfürlerek ederek aşağıladığını, davalı ile çocuklarının olmamasından dolayı sürekli tartışma yaptığını, davalının evlendikleri günden bu yana uygulamış olduğu şiddet, aşağılama, ve kendisine hakaret ve küfürlerine katlanamaz olduğunu, davalının bu tutum ve davranışlarının gün geçtikçe artarak devam ettiğini, davalı ile aralarında en ufak bir mesele olsa bile kendisine hitaben “defol git, sinkaflı bir şekilde küfür ederek anayın evine git veya daha ananın evine gitmedin mi” diye sözler söylediğini, davalının sürekli olarak şiddet uygulamasının yanında hakaret, küfür aşağılama ve tehditlerine dayanamaz hale geldiğini ve evliliklerinin kendisi için çekilmez hal aldığını, davalı ile aralarında evlilik birliğini sağlayacak sevgi, saygı ve ortak bir anlayış birliğinin kalmadığını, davalı ile boşanmalarına boşanma ile davalının aylık 300 TL nafaka ödemesine, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı eşi ile 2015 ağustos ayında gayri resmi evlendiklerini davalı eşi ile 25/09/2015 tarihinde resmi nikahlı olarak evlendiklerini, davalı ile müşterek çocuklarının olmadığını davalı eşinin açmış olduğu boşanma davasına ve dava dosyasında bulunan beyanlara itiraz ettiğini, davalının sürekli ailesi tarafından yönlendirildiğini, bu nedenle aile birlikteliğinde huzur kalmadığını, davalının belirttiği gibi kendisine hiçbir şekilde hakaret ve küfür etmediğini, davacı eşinin iki aydır ikamet ettiği evi terk ederek ailesinin yanına gittiğini, düğünde aldıkları bütün eşyaları tüm altınlarını götürdüğünü, talep etmiş olduğu 300 TL nafakanın reddini talep ettiğini, kendisinin borçlandığını ve almış olduğu asgari ücretten 600 TL kesildiğini, davacı eşinin açmış olduğu boşanma davasını kabul ettiğini, ancak mahkeme masrafının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile tarafların TMK.’nun 166/1 maddesi gereğince boşanmalarına, davacı için dava tarihinden itibaren aylık 300 TL tedbir nafakası takdirine, aynı miktar nafakanın yoksulluk nafakası olarak devamına karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı asil özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının iddialarının somut delille ispatlayamadığını, annesi ve ablasının tanıklığı ile boşanmaya ve nafakaya karar verildiğini, kararın haksız olduğunu, can güvenliği korkusu ile duruşmalara katılamadığını, kendisini terk eden , yüz üstü bırakan kişinin davacı olduğunu, sorunlara davacının ailesinin sebebiyet verdiğini belirterek, hükmün kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava; TMK.’nun 166/1 maddesine dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma talebine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamına göre; tarafların 2015 yılında evlendikleri, bu evlilikten müşterek çocuklarının olmadığı, davacının çalışmadığı, ablasının evinde kaldığı, davalının hava alanında K1 isimli iş yerinde part-time olarak çalıştığı, davacının davalı aleyhine davalının sürekli olarak kendisini küçük gördüğü, aşağıladığı, küfür ettiği, şiddet uyguladığı, ailesine de küfürler ettiği, çocuk olmamasının kendisinden kaynaklandığını öğrenince davacıya acımasız davranmaya başladığı, şiddet uyguladığı, evde yokmuş gibi davrandığı, en ufak şeyde ” defol git ” diyerek evden kovduğu 03/02/2017 tarihinde hiç yoktan hakaret ettiği, şiddet uygulayarak evden kovduğu, davacının ailesine sığınmak zorunda kaldığı iddiasıyla boşanma, aylık 300 TL nafaka ve ev eşyalarının iadesi için dava açtığı, davalının davayı kabul etmediği, davacının ikamet ettikleri evi terk ederek ailesinin yanına gittiğini, giderken de altınları götürdüğünü, nafaka talebini kabul etmediğini, kendisinin de boşanmayı istediğini beyan eder cevap dilekçesi sunduğu, herhangi bir delil bildirmediği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, tanık anlatımlarından evlilik birliğinin temelinden sarsılmasının davalı tarafın kusurlu davranışlarıyla sebebiyet verdiği belirtilerek davacı tarafında açılan davanın kabulü ile tarafların TMK.’nun 166/1 maddesi gereğince boşanmalarına, davacı için dava tarihinden itibaren aylık 300 TL tedbir nafakası takdirine, aynı miktar nafakanın yoksulluk nafakası olarak devamına karar verildiği, karara karşı davalı tarafın verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının iddialarını somut delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle kararın kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar mahkeme gerekçeli kararında davacı tarafın açtığı davanın TMK.’nun 162.maddede düzenlenen hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası olduğunu, davacının dava dilekçesindeki iddiaları incelendiğinde eşler arasında geçimsizlik olduğu ancak yaşananların hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı davranış olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığı, davalının verdiği cevap dilekçesi incelendiğinde davalının da boşanmayı kabul ettiği, yalnızca davacının tazminat talebine itiraz ettiği görüldüğünden yargılamaya TMK.’nun 162.maddesine göre değil TMK.’nun 166/1 maddesine göre devam edildiği belirtilmiş ise de; dava dilekçesi ekleri incelendiğinde TMK.’nun 162.maddesine dayalı olarak açılan bir boşanma davasının bulunmadığı, anlatımların TMK.’nun 166/1 maddesinde belirtilen geçimsizliklere ilişkin olduğu, ön inceleme duruşmasında mahkemece yapılan ön incelemede, davanın evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle çekişmeli boşanma davası olduğunun belirtildiği, mahkemenin TMK.’nun 162.maddesine dayalı olarak boşanma davası açıldığına yönelik tespitinin nereden kaynaklandığının anlaşılamadığı yine davacı tarafından ev eşyalarına yönelik talep bulunmasına rağmen bu talebin davacı tarafa açıklattırılması, harcının ikmal ettirilerek yargılamaya devamla ev eşyaları hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir karar verilmemesi hatalı ise de , davacı tarafın ev eşyalarına yönelik herhangi bir istinaf başvurusu bulunmadığından mahkemece yapılan bu hatalara değinilmekle yetinilmesi gerekmiştir.
Davalı tarafın istinaf başvurusunun incelenmesinde; davalı taraf davacının iddialarını somut delille ispatlayamadığını, annesi ve ablasının tanıklığı ile boşanmaya karar verildiğini ileri sürmüş ise de, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık ve diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanlarını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz.
Dosyada dinlenen tanık beyanlarına göre; taraflar arasında geçimsizlik bulunduğu, davalının davacının ablasını istemediği yönünde davacıya mesajlar attığı, mesajlarda ” s….gittin mi Adana’dan ablanla birlikte” dediği, davacıya ve ablasına hakaret ettiği, davacının bu olay üzerine ablası ile birlikte Niğde’ye gitmek istediği, ablasının yakışık kalmayacağını söyleyerek kardeşinin evine dönmesini istediği, aradan çok zaman geçmeden davacının gördüğü şiddet üzerine Niğde’ye ailesinin yanına gittiği, davalının barışmak için geldiği ancak davacının kabul etmediği, tarafların fiilen ayrı yaşadıkları, evlilik birliğinin devamına imkan kalmadığı, boşanmaya yol açan olaylarda davalının ağır kusurlu olduğu anlaşıldığından mahkemece davacı tarafından açılan boşanma davasının kabulü kararının doğru olduğu, tarafların sosyal-ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, kusur durumu ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında davacı kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakası takdirinin de usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-
Alınması gereken 54,40 TL istinaf karar-ilam harcından peşin alınan 35,90 TL’nin mahsubu ile kalan 18,50 TL harcın davalı taraftan alınarak hazineye irad kaydına,
3-
İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafın yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
4
-Davalı tarafın istinaf nedeniyle yatırmış olduğu gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davalı tarafa iadesine,
5-
Kararın taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’ nun 361. Maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 15/06/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe