Adana BAM, 2. HD., E. 2018/2246 K. 2020/801 T. 17.6.2020

İlgili madde: TMK Madde 181

DAVACI
-DAVALI/
MÜTEVEFFA
:K1-TC.NO:N1
(ÖLÜM 28/01/2020)

DAVALI-DAVACI
:K2-TC.NO:N2 A1
DAVA KONUSU
: Boşanma-Tedbir Nafakası
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davacı-davalı erkek tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TALEP
:

Davacı
-davalı erkek vekili dava ve birleşen davaya cevap dilekçesinde özet ile; Müvekkil ile davacının 1982 yılında evlendiklerini, bu evliliklerinden 4 çocuklarının olduğunu, müvekkil ve davalı arasında davalının kusurlu tutum ve davranışlarından kaynaklanan ve uzun yıllardır devam eden anlaşmazlıkların bulunduğunu, müvekkilin uzun tır şoförlüğü yaptığından evlerine 2-3 ayda bir gelmesine rağmen her seferinde davalı tarafından kavga çıkarıldığını ve müvekkili evden uzaklaştırdığını, bu kavga ve tartışmalardan çockularında rahatsız olduğunu, çocukların “artık ayrılında siz de kurtulun, biz de” diyerek isyan ettiklerini ve geçimsizliğin boyutunu da ortaya koyduklarını, müvekkil çalışma hayatı boyunca maaş kartını eşine verdiğini, eşinin ve çocuklarının her türlü ihtiyaçlarını büykü bir özveriyle karşıladığını, müvekkilin halen davacı eşinin kredi kartı kullanımından kaynaklanan borçlarını ödediğini, müvekkilin 2013 yılında çalıştığı omsa firmasından işten çıkarıldığında Osmaniyeye dönmek istediğini ancak davacı eşinin ” iş bulmadan gelme” diyerek müvekkili kovduğunu, müvekkilin aynı yıl kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldığını, ağır bir ameliyat süreci geçirdiğini, müvekkilin bu ameliyattan sonra 1,5 yıl yatalak vaziyette tedaviye muhtaç kaldığını, ancak eşi ve çocukları tarafından kendisine bakılmadığını, müvekkilin yatalak kaldığı 1,5 yıl boyunca kendi ihtiyaçlarını karşılayamadığı için bakıcı tuttuğunu ve hayata bu şekilde tutunmaya çalıştığını, davalı ile müvekkilin yaklaşık 3-4 yıldır tamamen ayrı yaşadıklarını, müvekkilin şeker hastalığı nedeniyle 6 aydır cinsel hayatının da olumsuz etkilendiğini ve eşi tarafından bu rahatsızlığının alay konusu yapıldığını, davalı tarafından müvekkile “erkekliğin yok senin, senin penisin küçük” gibi haysiyet kırıcı ağır hakaretlerde bulunduğunu, müvekkilin emekli olduğunu ve 1.400,00.TL emekli maaşı aldığını, sağlık sorunları nedeniyle çalışamadığını, kendisine ait bir evi bulunmadığından halen kirada oturduğunu ve aylık kira bedelinin 720,00.TL olduğunu, geçimini zor temin ettiğini, davalı tarafından müvekkil aleyhine Osmaniye Aile Mahkemesinin 2016/838 Esas sayılı dosyası ile nafaka davası açıldığını ve bu davanın halen derdest olduğunu, tensip ile birlikte bu dosyaların birleştirilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle tarafların boşanmalarına, yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA :

Davalı-davacı kadın vekilinin cevap ve karşı dava dilekçesinde özet ile; Davalı vekilinin dava dilekçesindeki beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının maaş kartını evini terk ettiği, 3,5 yıldan beri kendisi kullandığını, bu süre zarfında evine hiçbir şekilde maddi veya manevi katkısı olmadığını, ayrıca kendi kredi kartı ve borçlarını ödediği iddiasının da gerçek olmadığını, kendisinin her zaman eşinin evine dönmesini, ailenin yanında olmasını istediğini, ama davacının her zaman sırt çevirdiğini, davacının hastalanıp hastaneye yattığını kendisine dahi söylemediğini, eşinden uzun süre haber alamayınca iş yerini arayarak bilgi almak istediğinde iş yerinden kendisine hasta olduğunu ve hastanede yattığını söylendiğini, hatta eşi olduğunu söylediğinde “nasıl haberiniz olmaz, bizi arayarak kocam hastanede yatıyor, işe gelemeyecek diyerek bize haber veren sizsiniz” cevabını aldığını, kendisinin iş yerini arayarak böyle bir bildirimde bulunmadığını, eşinin birlikte yaşadığı kadının kendisini eşi gibi tanıtıp işyerine bilgi verdiğini, bu haberi aldıktan sonra çocuklarla İstanbula gittiklerini, 15 gün boşunca hastanede yanında kaldıklarını, bu süre zarfında eşinin yeğeinnin yanında kaldıklarını, hastaneden taburcu olduktan sonra yeğeninin yanında kalmak yerine, birlikte yaşadığı kadın K3’nun yanında kalmaya başladığını, kendileri ile hiçbir şekilde görüşmek istemediğini, bu durumda çocuklarında baskısı ile eve dönmeye mecbur kaldığını, kendisini de alaarak eve dönmeyi beklerken kendisinin başka bir kadının yanında kalmayı tercih ettiğini, davacının 6 yıldır cinsel hayatının kötü olduğunu beyan ettiğini ama şuanda başka bir kadınla da birlikte yaşadığını, davacının evine uğradığı zamanlarda arabasından cinsel gücü artırıcı ilaçlar çıktığını, bunların davacının iddialarıyla çeliştiğini, eşinden boşanmak istemediğini, eşinin geri dönüp evine gelmesini istediğini, eşinin evine destek olmaması sebebiyle eşine karşı Osmaniye Aile Mahkemesinde 2016/838 Esas sayıl ınafaka davasını açtığını, nafaka davasının boşanma davasıyla birleştirilmesini istemediğini, öncelikle adli yardım kurumundan yararlandırılmayı, davacı tarafından açılan davanın reddini, davacının birleştirme talebinin reddini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafın üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş,birleşen dava dilekçesinde de özet ile; Müvekkil ile davalının 4 çocuklarının bulunduğunu, en büyük çocuklarıK6’in evli olup ayrı evde yaşadığını, K5 ve K7’nın işsiz olup müvekkil ile aynı evde yaşadıklarını, 22 yaşındaki K4’nın ise Aksaray Üniversitesi PDR bölümünde öğrenim gördüğünü, davalının 3 yılı aşkın süre önce müvekkili ve çocuklarını bırakarak başka bir kadın ile nikahsız birlikte yaşamaya başladığını ve ailesine karşı yükümlülüklerini yerine getirmemeye başladığını, davalının nikahsız birlikte yaşadığı kişi ile birlikte halen İstanbul’da yaşadığını, davalının emekli olduğunu ve kendine ait bir arabası olduğunu, müvekkilin çalışmadığını, herhangi bir gelirinin olmadığını, kirasını ödemekte ve hayatını idame ettirmekte güçlük çektiğini, çocuklarından aldığı yardımlarla geçimini bu günlere kadar idame ettirdiğini, ancak çocuklarının da kendi hayatlarını kurmaları ile birlikte onların da desteğinin eksilince iş bu davayı açmasının kaçınılmaz olduğunu, açıklanan nedenlerle ailesine karşı bakma yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalıdan müvekkil lehine dava süresince geçimini sağlayabilmesi için aylık 1.000,00.TL olmak üzere tensiben tedbir nafakasına hükmedilmesini, davalının adına kayıtlı bulunan taşınır ve taşınmaz malvarlıkları üzerine tedbir konulmasını, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Osmaniye 1. Aile Mahkemesi’nin 12/06/2018 tarih, 2016/1112 Esas ve 2018/474 Karar sayılı ilamında özet ile; davacı-davalı erkek tarafından TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davasının reddine, birleşen dosya olan Osmaniye 1. Aile Mahkemesi’nin 2016/838 Esas ve 2017/34 Karar sayılı dosyasında kadının tedbir nafakası talebi hususunda 14/02/2017 tarihli 1 no’lu ara kararı ile kadın için aylık 300,00.TL tedbir nafakasının erkekten alınarak, kadına ödenmesine ilişkin kararda takdir edilen tedbir nafakasının devamına, talep konusu hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı-davalı erkek tarafından açılan dava yönü ile; yapılan yargılama giderinin erkek üzerinde bırakılmasına, davalı-davacı kadın tarafından yapılan yargılama yönü ile; davalı-davacı kadın adli yardımdan faylandığından kadın tarafından yapılan yargılama giderinin erkekten alınarak, hazineye irad kaydına, kadın lehine, erkek aleyhine vekalet ücretine karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı-davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özet ile;İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının şeker hastası olduğunu, 2013 yılında kalp ameliyatı geçirdiğini, gerek şeker hastası olması gerekse geçirdiği ameliyat sebebiyle yardıma muhtaç bir halde olup gerekli ilgiyi ailesi tarafından görmediğini, müvekkilinin yaşadığı tüm bu travmaların davalının kusurunu açıkça göstermekte olduğunu, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın hukuki mesnetten yoksun, usul ve yasaya aykırı olduğunun belirtilerek hükmedilen tedbir nafakasının da karar ile birlikte kaldırılmasını istinaf kanun yolu ile talep etmiştir.

Dosyanın yapılan incelemesinde alınan nüfus kaydına göre davacı-davalı erkek K1’nin 28/01/2020 tarihinde öldüğü anlaşılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE

GEREKÇE :

HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava, erkek tarafından, davalı erkeğin kusurlu davaranışları ile evlilik birliğinin çekilmez hal alması nedenine dayalı TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma, kadın tarafından TMK.’nun 197 maddesi uyarınca açılan tedbir nafakası davalarına ilişkindir.

Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde;tarafların, 08/12/1982 tarihinde resmi olarak evlendikleri, bu evliliklerinden 4 ergin müşterek çocuklarının olduğu, davacı erkek tarafından, davalı kadının kusurlu davaranışları ile evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılması nedenine dayalı TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma, davalı-davacı kadının da TMK.’nun 197 maddesi gereğince tedbir nafakası talepli dava açtıkları, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesi kararının özeti bölümünde açıklandığı üzere, erkeğin boşanma davasının reddine, kadının tedbir nafakası davasının kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edildiği, davalı-davacı kadının istinaf kanun yoluna başvurmadığı, davacı-davalı erkeğin, yasal istinaf başvuru süresi içersinde istinaf dilekçesi özeti bölümünde açıklandığı üzere; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurduğu, dava dosyası istinaf aşamasında iken taraflardan davacı-davalı erkeğin, 28/01/2020 tarihinde öldüğü, açılan boşanma davasına kusur belirlemesi yönünden davacı-davalı erkeğin, yasal mirasçılarının devam edip etmeyeceği yönünde Dairemizce tebliğden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde bildirim yapılması için ihtarlı davetiyenin çıkartıldığı, çıkartılan ihtarlı davetiyenin, mirasçı ilgili kişi olan K4, K7 ve K5’ye 15/05/2020 tarihinde, K6’ye ise 28/05/2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, K7, K4 ve K5’nin 01/06/2020 tarihli ayrı ayrı dilekçe sunarak, açılan davaya kusur belirlenmesi yönünden takip etmediklerini beyan ettikleri, K6’nin bu konuda yasal iki haftalık süre içerisinde kusur belirlenmesi yönü ile açılan boşanma davasını takip edeceği yönünde yazılı beyan da bulunmadığı anlaşılmıştır.

TMK.’nun 166/1-2 maddesi gereğince “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”

TMK.’nun 197. Maddesinde;” Eşlerden biri ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır….” hükmü düzenlenmiştir. Buna göre; tedbir nafakasına hükmedilebilmesi için davacı kadının ayrı yaşamakta haklı olduğunu ispat etmesi gerekir.

Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve davacı-davalı erkek tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; taraflarca gösterilen, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm deliller ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar, taraflarca ileri sürülen vakıalar, dosyaya toplanan tüm bilgi ve belgeler ve davacı-davalı erkeğin istinaf nedenleri birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince verilen karardan sonra davacı-davalı erkeğin, dava dosyası istinaf aşamasında iken, 28/01/2020 tarihinde öldüğü, bu hali ile taraflar arasındaki evlilik birliğinin, erkeğin ölümü ile son bulduğu, Dairemizce yasal mirasçılarına davaya kusur belirlenmesi yönünden takip edip etmeyecekleri yönünden usulüne uygun olarak ihtarlı davetiyenin tebliğ edildiği, mirasçıların kendilerine tanınan iki haftalık kesin süre içerisinde, boşanma davasına kusur belirlenmesi yönünden takip edecekleri yönünde talepte bulunmadıkları gibi, mirasçılardanK4, K7 ve K5’nin davaya kusur belirlenmesi yönünde takip etmedikleri yönü ile yazılı beyan da bulundukları anlaşılmıştır.

Türk Medeni Kanununun 181. maddesinin (2.) fıkrası, boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölümü halinde ölen eşin mirasçılarına, diğer eşin kusurunun tespiti için davaya devam etme hakkı tanımıştır. Ölen eşin mirasçılarından herhangi birisinin davayı devam ettirmesi ve diğer eşin kusurlu olduğunun sabit olması halinde, sağ eş maddenin birinci fıkrasında belirtildiği gibi ölenin eşi sıfatıyla yasal mirasçısı olmayacak ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybedecektir. Madde gerekçesinde; bu halde “ölenin mirasçılarından birinin devam ettirdiği davanın, boşanmaya yönelik olmayacağı, devam edilen davada, diğer eşin kusurlu olup olmadığının karara bağlanacağı” açıklanmıştır. Kanun, bu maddenin uygulanması bakımından boşanma sebebinin kusura dayalı olup olmadığını aramamış, dava hangi sebebe dayanırsa dayansın “boşanma davasının” açılmış olmasını yeterli görmüştür. Bu bakımdan, boşanma davası hangi sebebe dayanırsa dayansın dava devam ederken eşlerden birinin ölmesi halinde bu hüküm uygulanır.Ölenin mirasçılarından birinin bu yöndeki iradeyi ortaya koyması, kusur tespiti bakamından davaya devam edilmesi için yeterlidir.

Eşlerden birinin ölümü halinde boşanma davası konusuz kalır. Ancak ölen eşin mirasçıları kusur belirlemesi açısından davaya devam edebilirler. Ölen eşin yasal mirasçıları açılan davayı kusur belirlenmesi yönünden takip etmediklerinden bu hali ile açılan boşanma davası da konusuz kaldığından, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın, tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılarak, 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi de dikkate alınarak, davacı-davalı erkek tarafından, TMK.’nun 166/1 maddesi uyarınca boşanma davası hakkında, davacı-davalı erkeğin, dava dosyası istinaf aşamasında iken 28/01/2020 tarihinde ölmesi, yasal mirasçılarının da, TMK.’nun 181/2 maddesi uyarınca açılan boşanma davasını kusur belirlenmesi yönünden usulüne uygun olarak takip etmedikleri anlaşıldığından, açılan boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına oy birliği ile karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Osmaniye 1. Aile Mahkemesi’nin 12/06/2018 tarih, 2016/1112 Esas ve 2018/474 Karar sayılı ilamına ilişkin, 28/01/2020 tarihinde ölen davacı-davalı K1 tarafından istinaf başvurusunda bulunması nedeni ile, dava dosyası Dairemize gönderilmiş ise de; davacı-davalı K1’nin 28/01/2020 tarihinde ölmüş olduğu anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince, davacı-davalı erkeğin TMK.’nun 166/1 maddesi uyarınca açılan boşanma davasına ilişkin verilen redde ilişkin kararın ortadan
KALDIRILMASINA,
6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca bu konuda yeniden düzenleme yapılması gerektiğinden;

a)

Davacı-davalı K1’nin 28/01/2020 tarihinde ölmesi nedeni ile TMK.’nun 166/1 maddesi uyarınca açılan boşanma davası hakkında, evlilik birliğinin ölüm ile son bulması nedeni ile KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

b)

İlk Derece Mahkemesi yargılaması için alınan harçlar yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

c)

İlk Derece Mahkemesi yargılaması için yapılan yargılama giderleri hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına,

2-
İstinaf başvurusu için alınan 35,90.TL istinaf karar ilam harcının, istinaf başvurusu konusuz kaldığından, davacı-davalı erkek mirasçılarına talep halinde iadesine,

3-
Kararın, HMK 359-(3) maddesi gereği taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’nun m. 353/1-b-1 bendiyle, aynı kanunun 361-(1) maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi.17/06/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!