Adana BAM, 2. HD., E. 2018/1653 K. 2020/1505 T. 16.10.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 646

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI
:K1
VEKİLLERİ
: Av. K3, Av. K2
Av. K4
DAVALI
:K5
VEKİLLERİ
: Av. K7, Av. K6
Av. K8
Av. K9
DAVANIN KONUSU
: Boşanmadan Sonra Açılan (Katkı Payı)

Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İDDİA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 1983 yılında evlendiklerini, Osmaniye Aile Mahkemesinin 2011/69 esas 2012/173 karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, boşanma kararının 06/02/2013 tarihinde kesinleştiğini, Osmaniye A1 mah. A2 yolu 6 pafta, 3 ada 259 parsel sayılı taşınmazın evlilik birliği içerisinde edinilmiş bir mal olduğunu, üç katlı olan bu evin birdenbire değil zaman içinde parça parça olarak yapıldığını, evin yapımında karı koca her ikisinde inşaatta bilfiil çalıştıklarını, kendisinin ayrıca çalışan işçilerin yemeklerini, çaylarını yaptığını, temizliklerini yaptığını, inşaatta tuğla kum taşıma dahil inşaatın her safhasında birçok işte çalıştığını, hatta kendisine ait 88 gr. 22 ayar bileziklerinin dahi satıldığını, davacının ayrıca 1996 yılında F1 Merkezinde el sanatları usta öğretici olarak işe başladığını ve 2011 yılına kadar çalıştığını, sonrasının ise ev hanımlığı olduğunu, eşiyle arasında sorunlar başlayınca davalının mal kaçırma teşebbüsü içine girdiğini, dava konusu taşınmazı önce muvazaalı olarak kız kardeşinin kayınbabası olan K10 üzerine 06/04/2009 tarihinde sattığını, daha sonra bu kişiden alıp bu defa komşusunun oğlu olup kırtasiye malzemesi satan K11 üzerine geçindiğini, davalının bu evde halen dahi kesintisiz bir şekilde oturmaya devam ettiğini, bu nedenlerle dava konusu taşınmazın edinilmesinde, yapımında davacının bütün katkı ve katılımlarının maddi karşılıklarının bilirkişi vasıtasıyla belirlenmesine müteakip, işlemiş ve işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini, bu maksatla açılan davada fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 1.000TL katkı payı 1.000TL katılma alacağı olmak üzere şimdilik 2.000TL alacağın boşanma tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:

Davalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Osmaniye 1. Aile Mahkemesi’nin 19/04/2018 tarih, 2014/40 Esas 2018/317 Karar sayılı ilamında özetle; davanın reddine karar verildiğin davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının hatalı olduğunu, davanın tümüyle sübut bulduğunu, davacının 1996 yılında F1 merkezinde el sanatları usta öğretici olarak işe başladığı ve 2011 yılına kadar çalıştığının, para kazandığının ve bütün kazancını bu evde kullandığının, yine davacıya ait altınların bu evin yapımında kullanıldığının, davacının üç katlı bu evin temelinden son katının bitimine kadar inşaatta bizzat ve fiilen bir amele gibi yıllarca çalıştığının sabit olduğunu, buna rağmen haklı davalarının reddine karar verildiğini bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi için istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK 355. maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı ve katkı payı isteğine ilişkindir.

Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.

Artık değere katılma alacağı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.

Katkı payı alacağı ise; 01.01.2002 tarihinden önce 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM mad.170). TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri mal varlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanun’un tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (EBK mad.544, TBK mad.646).

Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM mad.186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM mad.189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği mal varlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.

Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vb.) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir.

Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere, davacı erkek ve davalı kadın vekili tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; tarafların 03/01/1984 tarihinde evlendikleri, Osmaniye Aile Mahkemesinin 2011/69 esas 2012/173 karar sayılı ilamı ile boşandıkları, boşanma dava tarihinin 04/02/2011, boşanma kesinleşme tarihinin 06/02/2013 tarihi olduğu, taraflar arasında taraflar arasında evlenme tarihi olan 03/01/1984 tarihinden 01/01/2002 tarihine kadar mal ayrılığı, 01/01/2002 tarihinden boşanma dava tarihi olan 04/02/2011 tarihinde kadar başkaca mal rejimini seçmediklerinden edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, dava konusu Osmaniye İli, Merkez İlçesi, A1 mahallesi, 3 ada 259 parsel sayılı taşınmazın satış sebebiyle davalı tarafından 05/08/1992 tarihinde edinildiği, 01/11/1996 tarihinde arsa vasıfından olan dava konusu taşınmaza 01/11/1996 tarihinde yapı ruhsatı alınarak inşaata başlanıldığı, inşaatın 1999 yılında bitirilerek üzerine ev yapıldığı ve tarafların 2000 yılında dava konusu taşınmazda oturmaya başladıkları, bu tarihler konusunda taraflar arasında uyuşmazlığın bulunmadığı, daha sonra davalı erkeğin dava konusu taşınmazı 06/04/2009 tarihinde K10, K10’nın ise 21/11/2012 tarihinde K11’a devrettiği, davalının dava konusu taşınmazda oturmaya devam ettiği, davacı kadının 1996-2011 yılları arasında X1 Kütüphanesinde usta öğretici olarak çalıştığı, davalı erkeğin F2 şirketinde teknisyen olarak görev yaptığı, 1984 yılından 2007 yılına kadar çalıştığı, ilk derece mahkemesince dava konusu taşınmaz başında keşfin yapıldığı, bilirkişi raporlarının aldırıldığı, dosyanın hesap bilirkişisine gönderildiği, davacı kadının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin dinlenen tanık beyanları ve toplanan deliller ile davanın ispat edilmesine rağmen mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin istinaf başvurusu ile ilgili olarak; davacı kadının arsanın alımı sırasında 22 ayar 88 gr bileziğini davalıya verme, dava konusu taşınmazın inşaatında bir işçi gibi çalışarak emek ile katkıda bulunma ve F1 merkezinde usta öğretici olarak çalışması nedeniyle geliri ile katkıda bulunma nedenleriyle katkı payı alacağı talep ettiği, katkı payı alacağı hesaplanırken dinlenen tanık beyanları ve toplanan deliller ile davacı kadının, arsanın alımı sırasında, ziynet eşyalarını davalı erkeğe verdiğini ve inşaatın yapımı sırasında aile içi yardımlaşma sınırlarını aşan ve aile görevi olarak kabul edilemeyecek nitelikte bilfiil çalıştığını ispat edemediği, ancak davacı kadının 1996 ve 2000 yılları arasında kısa sürelerle de olsa F1 merkezinde usta öğretici olarak çalıştığının gelen belgeler ile sabit olduğu, Yargıtay’ın yeni uygulamalarına göre katkıda bulunduğunu iddia eden eşin süreklilik arz etmeyen çalışmasının da katkı olarak değerlendirilmesinin gerekeceği (Yargıtay 8. H.D 24/06/2015 tarih 2914/8779 Esas 2015/13845 karar), katkı payı alacağı hesap edilirken tarafların evlendikleri tarihten malın edinildiği veya edinilen mala yapılan ödemelerin bittiği ana kadar olan bütün gelirlerinin araştırılarak tarafların kazançlarını belirlenmesi, kocanın eski Türk Medeni Kanunu m.152 uyarınca evi geçindirme yükümlülüğü uyarınca yapması gereken harcamalar çıkarıldıktan sonra yapabilecekleri tasarruf miktarının ne olacağının belirlenebilmesi için uzman bilirkişiden raporu aldırılması suretiyle davacı ve davalının çalışmaları karşılığında elde ettikleri gelirle sağlayabilecekleri katkı miktarının ayrı ayrı belirlenerek toplam tasarruf miktarı karşısında davacının katkı oranın bulunması, bulunan oranın taşınmazın dava tarihindeki kalan değeri ile çarpılması ile katkı payı alacağının hesaplanmasının gerektiği, eğer katkı oranı tam olarak belirlenemiyorsa katkı oranının hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yapılmasının gerektiği, somut olayda davacı kadının arsanın alımı sırasında katkıda bulunduğunu ispat edemediği ancak inşaatın yapımı sırasında 1996-2000 yılları arasında sürekli olmasa da çalıştığının sabit olduğu, ancak o dönemdeki gelirine ilişkin belgelerin kurum tarafından zayi olması nedeniyle gönderilemediği, bu durumda davacı kadının katkısının hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince belirlenmesi gerektiği, hesap bilirkişi tarafından belirlenen % 30 oranındaki katkının uygun olduğu, davacı kadının yapıya katkıda bulunduğu sabit olduğundan bilirkişi tarafından hesaplanan 51.480,00TL’nin davacının katkı payı alacağı olacağı, her ne kadar dava konusu taşınmaz 06/04/2009 yılında elden çıkarılmış ve boşanma dava tarihi itibari ile mevcut değil ise de katkı yapılan malın devir bedelinin tüketildiğinin ispat yükünün davalıda olduğu, davalının süresinde cevap dilekçesi vermediği gözetildiğinde dinlenen tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği gibi dosya kapsamından bu hususun davalı tarafça kanıtlanmadığının anlaşıldığı, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya hakkaniyet ilkesine aykırı olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılarak davacının katkı payı alacağı ile ilgili HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davalı vekilinin davanın ispatına rağmen verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik istinaf başvurusunun
KABULÜ ile, Osmaniye 1. Aile Mahkemesi’nin 19/04/2018 tarih, 2014/40 Esas 2018/317 Karar sayılı kararının tüm sonuçları ile birlikte
ORTADAN
KALDIRILMASINA,
6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince bu konuda yeniden düzenleme yapılması gerektiğinden,

a)

Davacının, katkı payı davasının
KABULÜ İLE,
51.480,00TL katkı payı alacağının 2.000,00TL’sinin dava tarihi olan 14/01/2014 tarihinden, 49.480,00TL’sinin ise ıslah tarihi olan 02/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya
VERİLMESİNE, b
) Davacının 2.000,00TL katılma alacağı talebinin
REDDİNE,

c)

Alınması gereken 3.516,59TL harçtan peşin alınan 879,20TL harcın mahsubu ile bakiye 2.637,39TL daha harcın davalı erkekten alınarak hazineye irat kaydına,

d)

Davacı kadın tarafından yapılan 124,00TL posta, 1.240,00TL bilirkişi ücreti, 130,00TL taşıt gideri, 113,00TL talimat gideri, 20,85TL müzekkere gideri, 195,40TL keşif harcı, 25,20TL başvurma harcı, 34,20TL peşin harç, 845,00TL ıslah harcı, 29,50TL dosya gönderme masrafı olmak üzere toplam 2.757,15TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.654,04TL yargılama giderinin davalı erkekten alınarak davacı kadına ödenmesine, 103,11TL yargılama giderinin davacı kadın üzerinde bırakılmasına,

e)

Davalı erkek tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

f)

Davacı kadın davada kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 7.492,40TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

g)

Davalı erkek davada kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince red edilen miktar üzerinden hesaplanan 3.400,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

h)

Taraflarca İlk Derece Mahkemesi yargılaması için yatırılan avanstan kullanılmayan kısmının ilgilisine ödenmesine,

2)

Davacı kadın tarafından, istinaf başvurusu nedeni ile yatırılan 35,90TL istinaf karar ilam harcının, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne karar verildiğinden kendisine iadesine,

3)

Davacı kadının istinaf nedeni ile yapmış olduğu 98,10.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 14,00TL tebligat gideri ve 43,00TL dosya gidiş-dönüş masrafı olmak üzere toplam 155,10TL istinaf yargılama giderinin davalı erkekten alınarak, davacı kadına ödenmesine,

4)

Davacı kadının istinaf nedeniyle yatırmış olduğu gider avansından kullanılmayan kısmın iadesine,

5)

İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından takdiren davacı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6)

Kararın, HMK 359/4. maddesi gereği ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK nun 353/1-b-2 maddesi ile aynı kanunun 362/1-a maddesi uyarınca
KESİN olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 16/10/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!