Adana BAM, 10. HD., E. 2022/2646 K. 2023/313 T. 7.4.2023

İlgili TBK madde: TBK Madde 513

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ADANA 1. İCRA HUKUK MAHKEMESİ

DAVACI BORÇLU : F1 İLAÇ İLAÇLAMA HALK SAĞLIĞI VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ TEMİZLİK İNŞAAT ELEKTRİK VE ELEKTRONİK PEYZAJ TAAHHÜT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ –

VEKİLİ : Av. K1

DAVALI ALACAKLI : 1 -F2BANK T.A.Ş GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. –

VEKİLİ : Av. K2

DAVALI İHALE ALICISI : 2 -F3 EMLAK İNŞAAT EĞİTİM TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ –

VEKİLİ : Av. K3

DAVANIN KONUSU : İhalenin Feshi

Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 16/06/2022 tarih ve 2021/546 Esas 2022/434 Karar sayılı sayılı mahkeme kararının süresi içinde istinaf yolu ile tetkiki davacı borçlu F1 İlaç İlaçlama Halk Sağlığı Ve Danışmanlık Hizmetleri Temizlik İnşaat Elektrik Ve Elektronik Peyzaj Taahhüt Sanayi Ticaret Limited Şirketi Vekili tarafından istenmesi üzerine dosya dairemize gönderilmekle dava dosyası için düzenlenen inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

DAVA:Davacı borçlu

F1
İlaçİlaçlamaHalkSağlığıVeDanışmanlıkHizmetleriTemizlikİnşaatElektrikVeElektronikPeyzajTaahhütSanayiTicaretLimitedŞirketiVekili dava dilekçesinde özetle;

Adana Banka Alacakları İcra Dairesinin 2021/282 Tal. Sayılı dosyasından 11/11/2021 tarihinde yapılan N1 Plaka sayılı aracın ihalesinin feshi gerektiğini, ihalenin feshi talep edilen dosyadan müvekkili şirkete yapılan tebligatların Tebligat Kanununun 35.maddesine göre yapıldığını, davaya konu ihalenin yapıldığı talimat dosyasının esas dosyası olan Ankara 30. İcra Dairesinin 2021/8910 esas sayılı dosyasından yapılan tebligatların da Tebligat Kanununun 35.maddesi gereğince yapıldığını, müvekkili şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğünden terkin edildiğini, müvekkili şirketin resmi olarak kayıtlı adresinin olmadığını, yapılan takibin açıkça hukuka aykırı olduğunu, ihale alıcısının yediemin deposu sahibi olduğunu ve ihaleye konu aracı diğer ihaleye girecek kişilere göstermediğini, KDV oranının %18 olarak belirlenmesi gerekirken %1 olarak belirlendiğini, satış ilanının düşük trajlı gazete ilan edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, ihalenin başlangıç miktarının eksik belirlendiğini beyan ederek, icra dosyasından yapılan ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Alacaklı
F2 bank vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin mersis adresine Tebligat kanunun 35. Maddesine yapılan tebligatların hukuka uygun olduğunu, davacı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmiş olması halinde bu davayı açabilmesinin mümkün olmadığını, davacının ihalenin hazırlık işlemlerine karşı iddialarının asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafın aracın %18 oranında KDV ile satışa çıkarılması gerekirken %1 oranından satışa çıkarılmış olmasının ihaleye katılacakları etkilediği iddiasının asılsız olduğunu, menkul niteliğinde olan araç için belirlenen %1 KDV oranının doğru belirlendiğini, bu durumun ihaleye katılımı azaltıcı değil arttırıcı bir unsur olduğunu, ayrıca satış ilanının yerel bir gazetede yayınlanmış olmasının ihaleye katılımı sınırlamadığını, aracın icra müdürlüğünün belirlemiş olduğu ihale başlangıç miktarından değil pey sürenlerin artırmaları sonucu kıymet takdirinin üzerinde bir rakama ihale edildiğini beyan ederek, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;

Mahkemece, davacı tarafından zararın ne şekilde oluştuğunun ispat edilemediği, anılan araca ilişkin ihalede zarar unsurunun diğer bir ifade ile hukuki yarar koşulunun gerçekleşmediğinin kabulünün gerektiği, hukuki yarar yokluğu hususunun istisnalarının da somut olayda gerçekleşmediği belirtilerek, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı borçlu
F1
İlaç
İlaçlama
Halk
Sağlığı
Ve Danışmanlık
Hizmetleri
Temizlik
İnşaat
Elektrik
Ve Elektronik
Peyzaj
Taahhüt
Sanayi
Ticaret
Limited
Şirketi
Vekili dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesindeki hususları tekrar ederek, faaliyeti sona eren hukuken ölü durumuna geçen müvekkili şirkete öncelikle yasa gereğince temsilci atanarak daha sonra söz konusu tebligatların temsilciye yapılmasının gerektiğini, yasal bu zorunluluğun yerine getirilmeden faal olmayan şirkete yapılan her türlü tebligatın geçersiz olduğunu, yerel mahkemenin bu hususu irdelemeden vermiş olduğu kararın hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu olayda dosya borçlusuna usulüne uygun satış ilanı tebliğ edilmeden satış yapıldığından ihalenin feshinin gerektiğini, yerel mahkemenin itiraza konu kararında bu hususu gözardı ederek sadece zarar unsurunun ispatlanmadığından hukuki yarar yokluğu gerekçesi ile davayı reddettiğini, verilen kararın açıkça kanuna aykırı olduğunu, davada müvekkili şirketin ticaret sicil kaydının ve vergi kaydının silinmiş gayri faal bir şirket olduğunu, hukuken ölü şahıs gibi yok hükmünde bir şirket olduğunu, olmayan bir şirkete ait bir malın satış ilanının Tebligat Kanununun 35.maddesine göre yapılmış olsa dahi yapılmamış sayılması gerektiğini, 11/11/2021 tarihinde satışı gerçekleşen N1 plakalı aracın ticari nitelikte olduğunu, satış sırasındaki KDV oranının %18 üzerinden satışa çıkarılması gerekirken % 1 olarak satışa çıkarıldığını, mevzuata aykırılık nedeniyle ihaleye katılacakların yanıltıldığını, bu hususun İ.İ.K hükümlerine açıkça aykırı olmasına rağmen bu husus irdelenmeden karar verildiğinibeyan ederek, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Alacaklı
F2 bank T.A.Ş. Vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın isabetli bir karar olduğunu, davaya cevap dilekçesindeki hususları tekrar ederek, davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı İhale Alıcısı
F3
Emlak İnş. Eğit.Tic.Ltd. Şti Vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı borçlu tarafından ileri sürülen ihalenin feshi nedenleri ile istinaf nedenlerinin haksız, mesnetsiz ve soyut iddialar olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde verilen hükmün ve gerekçesinin usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olduğunu beyan ederek, davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

Taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte , borçlu vekilince taşınır ihalesinin feshi talep edilmiş olup ilk derece mahkemesince , zarar unsuru oluşmadığından bahisle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi üzerine borçlu vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Y.12.HD.nin 2017/2189 E. 2017/13129 K. Sayılı emsal içtihadında özetle;”
6102 sayılı TTK’nun geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketin aynı maddenin 15. bendine göre ihyası mümkündür; bu bentte, “… Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir…” düzenlemesine, 6102 sayılı TTK’nun 547. maddesinde; “Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebiler” düzenlemesine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 513. maddesinde de;” Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır.

Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi, vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu durumda; ticaret sicilinden re’sen terkin edilen şirketin vekili TBK’nun 513/2. maddesi gereğince dava açabilirse de; açılan davaya devam edilebilmesi işin şirketin ihyası gerekir. Mahkemece yapılması gereken, taraflara süre verilerek, şirketin ihyası için karar sunulmasından sonra
, şikayetin esasını incelemekten ibarettir.
“denilmiştir.

Somut olayda; şikayetçi F1 İlaç ….Ltd. Şti.nin Ticaret Sicilindeki kaydı, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin 04.04.2016 tarih ve 9046 sayılı nüshasının 622. Sayfasında yazılı ilan ile ticaret sicilinden re’sen silinmiştir. Her ne kadar Ticaret Sicili Gazetesinin internet sayfasından yapılan kontrolde anılan gazetenin 7.10.2022 tarih ve 10677 sayılı nüshasının 402. Sayfasında söz konusu şirketin Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 8.6.2022 tarih ve 2022/200 E.2022/543 K. Sayılı kararı ile Adana 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/268 E. Sayılı dosyasındaki dava ve infaz işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verildiği belirtilerek şirketin ihya edildiği yazılmış ise de, eldeki şikayetin Ankara 30. İcra Dairesinin 2021/8910 E. Sayısına kayıtlı taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takibe ilişkin olduğu Adana 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/268 E. Sayılı dosyası ile ilgili olmadığı anlaşıldığından söz konusu ihya kararının eldeki şikayet bakımından etkisi yoktur.Her ne kadar, başka bir dosya nedeniyle şirketin o dosya ile sınırlı olarak ihyasına karar verilmiş ise de bu işlem sonucu tüm dava ve işlemler yönünden şirketin ihya edildiği kabul edilemez.

O halde , ilk derece mahkemesince, taraflara eldeki dava için şirketin ihyası amacıyla ilgili mahkemesine başvurmak üzere kesin süre verilmesi , şirket ihya edildiği takdirde bu defa şikayetçi vekiline yeni vekaletnamesini sunmak üzere kesin süre verilmesi , bu eksiklikler yerine getirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsizdir.

Bu nedenlerle, şikayetçi vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ilk derece mahkemesinin kararının HMK.nun 353-1-a-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına,yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere dosyanın mahalli mahkemesine gönderilmesine, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2021/546 Esas 2022/434 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK.nun 353-1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa geri verilmesine,

3- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,

4-Kararın yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/04/2023 tarihinde oybirliğiyle
KESİN olarak karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!