Adana BAM, 10. HD., E. 2022/1455 K. 2022/1911 T. 27.6.2022

İlgili maddeler: TMK Madde 641, TMK Madde 681

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACI : K1 – N1

VEKİLİ : Av. K2

A1

DAVALI : F1-F2 PAMUK SANAYİİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ –

VEKİLİ : Av. K3

A2

DAVANIN KONUSU : Şikayet (İcra Memur Muamelesi)

Adana 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 24/02/2020 tarih ve 2021/189 Esas 2022/107 Karar sayılı mahkeme kararının süresi içinde istinaf yolu ile tetkiki davalı F3-F4 Pamuk Sanayii Ve Ticaret Anonim Şirketi Vekili tarafından istenmesi üzerine dosya dairemize gönderilmekle dava dosyası için düzenlenen inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

DAVA: Davacı K1 Vekili dava dilekçesinde özetle;

Davalı vekili tarafından 08/11/2018 tarihinde hem müvekkili aleyhine hem de müvekkilinin annesi K4 aleyhine Adana 3. İcra Müdürlüğü 2018/12372 esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığını, icra emrinin müvekkili K1’e 28/11/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, 09/09/2018 tarihinde vefat eden K4 ‘ün müvekkilinin annesi olduğunu, mirasçılık belgesini sunduklarını, davalı tarafın başlatığı ilamlı icra takibinde K4 mirasçılarına yer verilmediğini, mirasçıların murisin borçlarından veraset ilamındaki payları oranında sorumlu olduklarını, icra takibinin bu aşamada kimin aleyhine ve ne şekilde başlatılacağının muallakta olduğunu, vasiyetnamenin iptaline dair dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğinibeyan ederek, davanın kabulü ile Adana 3.icra Müdürlüğünün 2018/12372 Esas sayılı dosyası ile tarafına tebliğ edilen icra emrinin iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

Borçlu K4’ün ölümünden haberdar olmadıklarını, davacıların ölümü mahkeme dosyasına bildirmediklerini, ayrıca tebligatın borçlu K4’ün vasisi olarak K1’e çıkarıldığını, bu durumda K1’in vasisi olduğu K4’ün ölmüş olduğunu belirterek tebligatı almaması gerektiğini veya aldıktan sonra icra müdürlüğüne iade etmesi gerektiğini, K4’ün borçlarından tüm mirasçıların müteselsilen sorumlu olduklarını, takip dayanağı ilamda davacı K1’in birinci borçlu olduğunu, gerekli taraf değişikliğinin taraflarınca yapılmış olduğunu, ek takip talebi tanzim edilerek , ölü borçlu K4 mirasçılarına icra emri çıkarıldığını, davanın konusuz kaldığını beyan ederek, K1 yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;

Mahkemece, icra emrinin mirasçılara tebliğ edilmediğine ilişkin olarak icra emirinin iptalinin talep edildiği ancak, daha sonradan davalı alacaklının 15/01/2019 tarihinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesine uygun olarak mirasçıları ek takip talebi ile takibe dahil etme talebinde bulunduğu, yasal mirasçılık belgesindeki mirasçılara icra emrinin tebliğe çıkarıldığı, bu eksikliğin giderdiği 09/09/2015 tarihinde vefat ettiği anlaşılan murisin, yasal olarak mirasının reddedilebileceği sürenin de somut olayda dolduğu, mirasçılara icra emrinin tebliğe çıkarılması nedeniyle şikayetin konusu kalmadığı belirtilerek, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

KATILMA YOLU İLE İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı F3-F4 Pam. Ürn. A.Ş. Vekili dilekçesinde özetle; icra emrinde takip dayanağı ilamdaki hususların aynen bire bir gösterildiğini, icra takibinde ilama aykırı hiç bir hususun bulunmadığını, davacı tarafın takip dayanağı ilamı veren mahkeme dosyasına K4’ün ölümünü bildirmediklerini ve veraset ilamını da ibraz etmediklerini, ayrıca tebligatın borçlu K4’ün vasisi olarak K1’e çıkarıldığını, borçlu K4’ün ölümünün davacıların veraset ilamını dosyaya ibraz ettiklerinde ortaya çıktığını, davacı tarafın borçlu K4 yönündeki itiraz ve şikayetlerinin dayanaksız olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/140 esas sayılı vasiyetnamenin iptali davasının da icra takibinin durdurulması için yeterli olmadığını, davacının dava sırasında ve sonrasında K4’ün ölümünü beyan etmediklerini ve veraset ilamını da ibraz etmediklerini, bu hatanın meydana gelmesinde davacıların tamamen kusurlu olduğunu, davacı tarafın kendi kusurları ile sebebiyet verdikleri hatadan dolayı yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yüklenmesi gerekirken vekalet ücreti ve dava masraflarının kendilerine yükletilmesinin haksız ve usule aykırı olduğunu, takip dayanağı ilamda davacı K1’in de asıl borçlu olduğunu ve borçlu K1’in icra emrinin iptali talebinde bulunma hakkının olmadığını beyan ederek, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı
K1
Vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili davacıK1 ve K4 ile davalı şirket arasında daha önce Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davanın karara bağlandığını ve Yargıtay 8. HD. 02/10/2018 tarih, 2018/2008 esas 2018/16670 karar sayılı hükmü ile bu kararın kesinleştiğini, davalı vekili tarafından 08.11.2018 tarihinde hem müvekkili aleyhine hem de müvekkilinin annesi K4 aleyhine ilamlı icra takibi başlattığını, icra emrinin müvekkili K1’e 28.11.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, dayanak ilamın taraflarının müvekkili K1 ve müvekkilinin 09.09.2018 tarihinde vefat eden annesi K4 olduğunu, mirasçılık belgesini ve icra emrini dava dilekçesi ekinde sunduklarını, davalı vekilince başlatılan ilamlı icra takibinde K4 mirasçılarına yer verilmediğini, mirasçıların murisin borçlarından veraset ilamındaki payları oranında sorumlu olduklarını, müvekkili K1 ile kardeşi K5 Tokbey arasında Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/140 esas sayılı dosyası ile vasiyetnamenin iptali konulu davanın halen derdest olduğunu, bu dava sonucunda muris K4’ün yasal ve atanmış mirasçılarının belli olacağını, ilamlı icra takibinden önce bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, yüksek mahkeme kararlarında belirtildiği gibi, bekletici mesele yapılması gereken bir davada konusuz kalma kararı verilemeyeceğini, yerel mahkeme kararının usul ve yasalara aykırı olduğunu, Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının vasiyetname ile ilgili bir dosya olduğunu, bu dosyanın sonucuna göre atanmış ve yasal mirasçıların belli olacağını, icra emrinde ismi geçecek mirasçıların bu dava sonunda belli olacağını, 2.kez tebliği talep edilen icra emrinin doğru bir şekilde düzenlenip düzenlenmediği ve aynı zamanda ilgililere tebliğ edilip edilmediği araştırılmadan davanın konusuz kaldığına karar verilemeyeceğini, ayrıca davalının vekalet akdinin hükümsüz olduğunu, davalı şirket tarafından davalı vekiline usulüne uygun yeni bir vekaletname çıkarılmadığınıbeyan ederek, davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

Men’i müdahale ve ecrimisil talebinin reddine dair dayanak ilamda hükmedilen vekalet ücreti şikayetçi-borçlu ve dava dışı vefat eden diğer borçlu aleyhine ilamlı takibe konulmuş olup şikayetçi vekili icra mahkemesine başvurarak vefat eden davalı diğer borçlunun mirasçılarına takipte yer verilmediğini, mirasçıların murisin borçlarından veraset ilamındaki payları oranında sorumlu olduğunu, ayrıca vasiyetnamenin iptaline dair dava açıldığını, takipten önce bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek anılan dosyanın bekletici mesele yapılmasını, icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince alacaklı vekili tarafından HMK.nun 124. maddesi gereğince ek takip talebi ile mirasçıların takibe dahil edildiği belirtilerek şikayetin konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine şikayetçi vekilince istinaf , alacaklı vekilince katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizce davacının 1-) mirasçıların murisin borçlarından veraset ilamındaki payları oranında sorumlu olduğu iddiası ,2-) Vasiyetnamenin iptaline ilişkin davanın (takip ve şikayet yargılaması bakımından) bekletici mesele yapılması gerektiğine yönelik iddia hakkında toplanılan deliller değerlendirildikten sonra oluşturulacak yeterli bir gerekçe ile davaya ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek HMK.nun 353-1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiş olup ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde,konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bunun üzerine, şikayetçi vekilince istinaf , davalı vekilince katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

1-Şikayetçi vekilinin istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede; mirasçıların murisin borçlarından veraset ilamındaki payları oranında sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de; TMK’nun 641. maddesi gereğince paylaşımdan önce mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar. TMK’nun 681. maddesi gereğince de mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar. TMK’nun 682. maddesindeki miras payı oranında ödemeyle yükümlülük üçüncü kişilere karşı değil, mirasçıların birbirlerine karşı rücu haklarına ilişkin bir düzenlemedir. Murisin mirasını reddetmeyen her bir mirasçı, murisin borçlarından müteselsilen ve müştereken sorumludur. Bu nedenle söz konusu şikayet ve istinaf sebebi yerinde değildir. Ancak ilk derece mahkemesince bu konuda hüküm kurulmaması yerinde değil ise de aleyhe hüküm kurulamayacağından yine davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

Vasiyetnamenin iptaline ilişkin davanın bekletici mesele yapılması gerektiği, bekletici mesele yapılması gereken bir dava varken davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilemeyeceği , veraset ilamının geçici olduğu ileri sürülmüş ise de; dar yetkili icra hukuk mahkemesinde vasiyetnamenin iptaline dair davanın bekletici mesele yapılamayacağı, takip bakımından da bu hususun bekletici mesele yapılamayacağı ,şöyleki UYAP’tan temin edilen Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/1061 E. 2015/1061 K. sayılı veraset ilamının iptal edildiğine dair herhangi bir mahkeme ilamı sunulmadığı, mirasın reddedildiğine dair de bir ilam sunulmadığı , ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararından anlaşıldığı üzere vasiyetnamede;” vefatım halinde iki mirasçımdan çocuklarım K1 ile K5 mevcuttur, K5’ e terekemden isabet edecek miras hissemden ismi geçenin mahfuz hissesi haricinde olan menkul ve gayrimenkul tereke mevcudumun torunlarım K6, K7 ile K8’e vasiyet ediyorum, K5’e isabet eden kanuni mahfuz hissesinin kendisine verilmesini, icabında bu miktarın bilhesap tutarının para olarak kendisine ödenmesini vasiyet ediyorum, bu benim son arzularımdır, vasiyetim geçerli sayılacaktır, ben öldükten sonra vasiyet etmiş olduğum kişiler ilgili tapu dairelerinde kendi adına tescil işlemleri yapmaya yetkili olacaktır, bu şekilde vasiyet ettiğimi kabul ve beyan ederim.” ibarelerinin bulunduğu,vasiyetin muayyen mal vasiyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından anılan istinaf sebebine de itibar edilmemiştir. İlk derece mahkemesince bu husus gözetilerek takip ve şikayet yargılaması bakımından vasiyetnamenin iptali davasının bekletici mesele yapılması talebinin reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun değerlendirilmemesi isabetsiz ise de aleyhe hüküm verme yasağı nedeniyle yine konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir.

Diğer taraftan şikayet tarihinden sonra düzenlenen 15.01.2019 tarihli icra emrinin ve ek takip talebinin usulüne uygun olduğu anlaşıldığından bu hususa ilişkin istinaf sebebi de isabetsizdir.

İstinaf dilekçesinde; tereke dosyasından talepte bulunulması gerektiği iddia edilmiş ise de; şikayet dilekçesinde yer almayan bu husus HMK.nun 357/1. maddesi gereğince incelenmemiştir.

Davalı vekilinin vekalet akdinin hükümsüz olduğu , vekalet akdini kuran şirket yetkilisinin öldüğü iddia edilmiş ise de, davalı anonim şirket olup şirket yetkilisinin vekalet verdikten sonra ölmesi halinde vekilin mevcudiyetini koruyan şirketi temsil yetkisi sona ermeyeceğinden bu istinaf sebebi de yerinde değildir.

2- Alacaklı vekilinin istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede;

Davalı-alacaklı vekili diğer borçlu K4’ün vefat ettiğinin dayanak ilama ilişkin dava sırasında ve sonrasında beyan edilmediğini ve veraset ilamının sunulmadığını , bu nedenle davacının tamamen kusurlu olduğunu beyan etmiş ise de, ölü kişinin mirasçısı yerine ölü kişi hakkında takip başlatılması, maddi hataya ve kabul edilebilir bir yanılgıya dayalı olsa da maddi hatayı yapan ve şikayetin yapılmasına sebebiyet veren alacaklı olduğundan alacaklı aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmesi yerindedir.

Şikayetçinin icra emrinin iptalini talep etme hakkı bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/1061 E. 2015/1061 K. sayılı veraset ilamına göre şikayetçi aynı zamanda diğer borçlunun mirasçısı olduğundan şikayette bulunma hak ve yetkisi mevcuttur.

Bu nedenlerle,(bir kısım taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken bu taleplerin ayrı bir şikayet olarak nitelendirilmemesi nedeniyle) gerekçede kısmi hata yapıldığından ilk derece mahkemesinin kararının HMK.nun 353/1-b-2 maddeleri gereğince kaldırılmasına, şikayet konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,

1-Adana 2.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2021/189 E. 2022/107 K. sayılı kararının HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
A-Şikayet KONUSUZ KALDIĞINDAN KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
İlk derece açısından,
B-Alınması gereken 80,70 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 35,90 TL ‘nin mahsubu ile bakiye 44,80 TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye GELİR KAYDINA,
C-Davacı tarafından yapılan 57,60TL harç ve 83,50 TL masraf olmak üzere toplam 141,10 TL masrafın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
D- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 1.700,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
İstinaf aşaması bakımından,

2-İstinaf karar harçları peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,

3- İstinaf yargılama giderlerinin başvuranlar üzerinde BIRAKILMASINA,

4-Kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince yatırana İADESİNE,

5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda İİK’nın 364/1 maddesi uyarınca
KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/06/2022

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!