T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI : K1 -N1 – A1
VEKİLİ : Av. K2 – A2
DAVALI : K3 -N2 – A3
VASİ : K4 – -N3 – A4
KARŞI TARAF : K5 – -null
VEKİLİ : Av. K6
DAVANIN KONUSU : İstihkak (Taşınır Mal Haczinden Kaynaklanan)
Mut İcra Hukuk Mahkemesi’nin 29/01/2021 tarih ve 2019/81 Esas 2021/14 Karar sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna davalı K5 vekili tarafından başvurulması üzerine dosya incelendi;
DAVA:Davacı
K1 vekili dava dilekçesinde özetle;
Mut İcra Müdürlüğünün 2017/1293 esas sayılı dosyasında 18/01/2018 tarihli haciz tutanağı ile haczedilen ve yediemin olarak davalı 3. Şahsa teslim edilen davaya konu 150 adet kıl keçisi cinsinden küçükbaş hayvanların hiç bir şekilde davalı 3.şahsa ait olmadığını, aksine bu hayvanların tamamen davalı borçluya ait olduğunu, dolayısıyla davalı 3.şahsın bu hayvanlara yönelik istihkak iddiasının tamamen haksız ve takibe konu edilen borcu ödememek amacı ile kötü niyetle yapılmış bir iddia olduğunu, davalı-borçlunun hayvancılıkla uğraşan ve canlı hayvan ticareti ve kurbanlık hayvan besleme işleri ile uğraşan birisi olduğunu, davalı borçlunun müvekkiline olan borcu da müvekkilinden canlı hayvan satın almasından kaynaklandığını, Mut İlçe Gıda tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü kayıtlarından da anlaşılacağı üzere davalı borçlu adına çok sayıda canlı hayvan kayıtlı olduğunu, bu kayıtlara bakıldığında büyük çoğunluğunun erkek kıl keçisi olduğunu, bu hususun da davalı borçlunun kurbanlık işi ile uğraştığını ortaya koyduğunu, davalı 3.kişinin haciz esnasında ve hiçbir zaman hayvanların başında bulunmadığını, davalı borçlunun bu hayvanları birkaç kişiye satmak istediğini ancak fiyatta anlaşamadıklarını, davaya konu hayvanların bakımlarının borçlu tarafından yapıldığını, davaya konu hayvanlar davalı 3.şahsa ait olsaydı bunları İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne kendi adına kaydını yaptırması gerektiğini, davalı borçlunun davalı 3.kişinin oğlu olduğunu, bu hayvanların tamamının davalı borçluya ait olduğunu ve diğer davalı 3.kişi babanın bu hayvanlar üzerinde hiç bir hakkının söz konusu olmadığını, baba-oğul olan her iki davalının da birlikte hareket ederek müvekkiline olan borcun ödenmemesinden kaçmaya çalıştıklarını, açıklanan nedenlerle 3. Şahsın yapmış olduğu istihkak iddiasının reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı K5 vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacı tarafın iddialarının hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu, davacı tarafın, satmış olduğunu iddia ettiği hayvanların kulak küpe numaralarını dosyaya sunmadığı gibi asılsız iddialarda bulunarak müvekkili kötü niyetli göstermeye çalıştıklarını, davacı tarafın dosya borçlusunun üzerine kayıtlı çok sayıda hayvan bulunduğunu bunun da Mut İcra Müdürlüğü’nün 2017/1293 Esas sayılı dosyasında bulunan Mut İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün kayıtlarından anlaşıldığını iddia ettiğini, bu kayıtlara bakıldığında dosya borçlusu üzerine kayıtlı hayvanların doğum tarihinin son olarak 2015 tarihi oldukları, haczedilen hayvanların 1 yaşlarında olduğu düşünüldüğünde eğer ki haczedilen hayvanlar 1 yaşlarında ise ve bu mallar borçlu K3’nın ise Mut İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün kayıtlarının yanlış olduğunu, zira haczedilen malların en iyi ihtimalle 3 yaşlarında olması gerektiğini, Mut İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün kayıtları doğru ise haczedilen hayvanlar K3’ya ait olmayacaklarını, çünkü malların 1 yaşlarında olduklarını, ayrıca davacının takibe konu Kambiyo senedinin tanzim tarihinin 14.12.2016 olduğu düşünüldüğünde haczedilen hayvanların 2 yaşlarında olması gerektiği, oysa haczedilen hayvanların 1 yaşlarında olduklarını, davalı borçlu K3’nın maddi olarak sıkıntı içinde olduğunu ve bu nedenle hırsızlık suçunu işlediğini, bu hususun Mut Asliye Ceza Mahkemesi kararı ile açıkça ortada olduğunu, haczedilen malların gerçek sahibinin müvekkili olduğunu, borçlunun borca batık olduğunu ve sadece babasının mallarına baktığını, ayrıca borçlunun tek çocuk olduğundan babasının mallarını sahiplenmesinin olağan olduğunu ancak borçlunun sahip olduğu hayvan bulunmadığını, müvekkilinin bu hayvanları K7 adında bir kişiden almış ve borcuna karşılık da 07.04.2017 tanzim tarihli 01.01.2018 vade tarihli 116.250 TL tutarında ve 02.08.2017 tanzim tarihli 10.10.2018 vade tarihli 75.600 TL tutarında 2 adet senet verdiğini, müvekkilinin borçlu olduğu bu senetlerin haciz tarihinden 1 gün sonra yani 26.01.2018 tarihinde Mut İcra Müdürlüğü’nün 2017/1293 Esas sayılı dosyasına müvekkili tarafından bizzat İcra Müdürlüğü’ne ibraz edilmiş olduğunu, müvekkilinin senede karşılık almış olduğu malların bir kısmını K7’in işletmesinden çıkaracağı zaman taraflarca 28.08.2017 tarihinde Koyun Keçi Türü Hayvanlara Ait Nakil Belgesi düzenlenmiş ve bu belgenin muhtar tarafından imzalanmış ve mühürlendiğini, davalı borçlunun sadece babasının mallarına bakan bir kimse olduğunu, müvekkilinin malları aldıktan sonra da aynı tarihte Karaman ilinde söz konusu mallardan dolayı trafik cezası yediğini, bu cezanın tarihi 28.08.2017 olup ceza tutanağının seri numarası N4 olduğunu, müvekkilinin çok sayıda hayvana sahip olduğu için almış olduğu hayvanların bir kısmını K8 adında bir kişiye satmış ve ondan 2 adet senet aldığını, bahse konu hayvanların bakımında F1 Yem Ticaretten alınan yemlerden faydalandığını, ayrıca müvekkilinin sahip olduğu hayvanların bakımında Veteriner Hekim Mehmet Devam’dan yardım aldığını, hayvanların borçluya ait olduğunda dair haciz tutanağına yansıyan bir belge olmadığını, haciz mahallinde borçluya ait eşya ya da belgeye rastlanmadığını, borçlunun hacizden önce tutuklandığını ve Silifke Cezaevinde olduğunu, istihkak bildirimine ilişkin belgeye karşı borçlunun cezaevinde olduğu sırada ve kimse ile görüşmeden sunduğu dilekçe ile malların babasına ait olduğunu beyan ettiğini, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan işbu davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;
Mahkemece, Dairemizin kaldırma ilamı doğrultusunda dava konusu haciz yerinin borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği yer olup olmadığının araştırıldığını, Jandarma tarafından tutulan araştırma tutanağında “A7 mevkiinde haczin yapıldığı 25/01/2018 tarihinde K5’nın bulunduğunu, burada hayvan ağılının bulunduğunu ve hayvan ağılının K5 tarafından kullanıldığını ve ödeme emrinin yapıldığı adresin ise bahse konu haciz işleminin yapıldığı yer ile aynı yer (hayvan ağılı) olduğu”nun tespit edildiğini, bununla beraber davalı K3’nın da hayvan alım satımı işi ile uğraştığının Mut İlçe Tarım ve Hayvancılık müdürlüğünden gelen cevabi yazıdan anlaşıldığını, K3’nın 17/01/2018 tarihinde savcılıkta alınan ifadesinde
“Ben de ona bizim burada bir iki sürü koyun var ancak ben sadece olduğunu biliyorum
” şeklinde beyanının olduğunu, soruşturmaya konu olan suçun A7 mevkiinde işlendiğini, borçlu K9’nın hayvan hırsızlığı suçundan 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası aldığını, bu cezanın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, suçun işlendiği ve haczin yapıldığı yerin aynı yer yani A7 mevkii olduğunu, borçlu K3’nın haciz mahallinden bizim burası şeklinde bahsetmesinin İİK’nın 97/a maddesi uyarınca K5 ile taşınır malı birlikte ellerinde bulundurduklarına karine olduğunu ve aynı madde uyarınca bu halde mal borçlunun elinde kabul edildiği, dolayısıyla mahkememizce karinenin aksi ispat külfetinin de bunu iddia edene yani davalı/istihkak iddiasında bulunan K5’ya ait olduğu kanaatine varıldığı, davalı K5’nın istihkak iddiasını güçlü ve inandırıcı deliller ile ispatlayamadığını ve borçlunun hayvan hırsızlığından hüküm giymesinin kendine ait hayvanları olmayacağı anlamına gelmeyeceğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı
K5 vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Mut İcra Müdürlüğü’nün 2017/1293 Esas sayılı dosyasında 25/01/2018 tarihinde alacaklı vekilinin göstermiş olduğu adreste, müvekkilinin 3.kişinin hayvanlarının başında bulunmadığı bir zamanda haciz işlemi yapıldığını, davacı tarafından bu haciz işleminin İİK.nın 96 ve 97 maddesi uyarınca istihkaklı bir şekilde yapılmasının talep edildiği, İcra Müdürlüğü’nün bu yönde bir işlem yaptığını, İcra Müdürlüğü’nün işlemine karşı yasal süresi içerisinde şikayet yoluna gittiklerini, Mut İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/6 Esas sayılı dosyasında İcra Müdürlüğü’nün bahse konu işleminin iptal edildiğini ve yapılan haczin İİK’nın 99.maddesine göre yapılmış sayılmasına karar verildiğini, alacaklı tarafından İİK. 99 maddesi uyarınca açılan davanın reddine karar verildiğini ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesinin 2018/2265 esas sayılı kararı ile yerel mahkemenin kararının usulden bozulduğunu, davaya konu malların bulunduğu yerin borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği yer olup olmadığının değerlendirilmesinin istendiği, bu yerin haciz zamanında tanık beyanları ve kolluk araştırması doğrultusunda kim tarafından kullanıldığının istenildiği, uyuşmazlık konusu hayvanların borçlu ile 3.kişilerin birlikte elinde bulundurup bulundurmadığının araştırılması ve bu suretle İİK’nın 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin belirlenmesi ve bu karineye göre ispat yükünün tespit edilmesinin istenildiği, iş bu davanın alacaklı tarafından İİK.nın 99.maddesine göre açıldığını, İİK.nın 97/a maddesinde belirtilen mülkiyet karinesinin müvekkil lehine olup açılan davada ispat külfetinin davacı alacaklıda olduğunu ancak yerel mahkemenin mülkiyet karinesini belirlemeden daha davanın kim tarafından açıldığının ve ispat külfetinin kime düştüğünü saptamadan karar verdiğini, yerel mahkemece karşı delil olarak sundukları delillerin hatalı değerlendirildiğini, davacı tarafın malların borçluya ait olduğu hususunu kesin ve güçlü delil ile ispat edemediğini, bozma ilamında davaya konu malların bulunduğu yerin borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği yer olup olmadığını, bu yerin haciz zamanında tanık beyanları ve kolluk araştırması doğrultusunda kim tarafından kullanıldığını, uyuşmazlık konusu hayvanların borçlu ile 3.kişilerin birlikte elinde bulundurup bulundurmadığının araştırılmasının istendiği, bu kapsamda yerel mahkemece araştırma yapıldığını, 20/01/2020 tarihli kolluk araştırmasında A8 adresinde bulunan apartmanın alt katında borçlu K3’nın oturduğunu, üst katında ise müvekkilinin oturduğunu belirtmiştir, haciz borçlunun ikametgahında yapılmadığı ahırda yapıldığı için yeniden yapılan araştırmada ise 26/02/2020 tarihli tutanak ile haciz yapılan yerde ağılın bulunduğu, hayvan ağılının müvekkili K5 tarafından kullanıldığı belirtilmiş ayrıca ağılın bulunduğu yerin ödeme emrinin tebliğ edildiği yer olarak belirtilmesinin maddi hataya dayandığı, yerel mahkemece tutanaklar arasındaki çelişkinin giderilmeden karar verildiğini, dosyada daha önce diğer davalı K3 hakkında ekonomik ve sosyal durum araştırması yapıldığını, bu kişinin maddi durumunun iyi olmadığının ortaya çıktığını, bu kişinin aynı tarihte hayvan hırsızlığı yaptığını, bu suçunu ikrar etmesi nedeni ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8.Ceza Dairesi’nin 2018/4470 Esas 2019/186 Karar sayılı ilamı ile 16 yıl 3 ay hapis cezası aldığını ve bu cezanın kesinleştiğini, yerel mahkemece davalı borçlunun ceza yargılamasında kullandığı bizim burada ifadesinden hareketle ispat külfetini yer değiştirdiği iddiasını kabul etmediklerini, ilçe gıda tarım kayıtlarında borçlunun adına kayıtlı olan hayvanların doğum yılının 2015 olduğunu, haczedilen hayvanların ise 1 yaşlarında olduğunu, kayıtlar ile fiili durumun uyuşmadığını, davalı K5’nın malları K7’ten satın aldığını, müvekkilinin malları aldıktan sonra da aynı tarihte Karaman ilinde söz konusu mallardan dolayı trafik cezası yediğini, bu cezanın tarihinin 28/08/2017 olduğunu ceza tutanağının seri numarasının N5 olduğunu, yerel mahkemenin dosyadaki belgeleri bir bütün olarak inceleyip değerlendirmede bulunmadığını, hayvanların bakımında F1 Yem Ticaretten alınan yemlerden faydalandığını, ispat külfetinin kendilerine ait olmadığı halde karşı delil olarak sundukları delilleri yeterli görmeyip davayı ispat edemediklerinden bahisle davanın reddine karar vererek hatalı hüküm kurduğunu, dosyanın sadece usulden bozulması nedeni ile yerel mahkemenin tekrar esasa girerek bozmaya aykırı karar vermesi nedeni ile istinaf kanun yoluna başvurduklarını beyan ederek, istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına ve davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Uyuşmazlık, İİK. 99 maddesi uyarınca alacaklı tarafından açılan 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
Mut İcra Müdürlüğünün 2017/1293 esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklı K1 vekili tarafından borçlu K3 hakkında kambiyo senedine dayalı takip başlatıldığı, borçlu adına ödeme emri tebliğ edilmekle takibin kesinleştiği ve 25/01/2018 tarihinde haciz uygulanmakla davalı 3.kişi tarafından, haczedilen hayvanların kendisine ait olduğundan bahisle istihkak iddiası ileri sürüldüğü ve davacı alacaklı tarafından istihkak iddiasının reddi istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 27.maddesinde ”
Hukuki dinlenilme hakkı
” düzenlenmiştir. Buna göre davanın taraflarının, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak, Anayasanın 36.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini zorunlu kılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2009/52 Esas, 2009/105 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; taraflar duruşmaya çağrılmadan, bir başka deyişle taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36.maddesi ile düzenlenen “iddia ve savunma hakkınınkullanılmasına imkan tanınması ilkesi”nin doğal bir sonucudur. Gerçekten de savunma hakkını güvence altına alan T.C.Anayasası’nın 36.maddesi ile HMK.’nın 27.maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Aksi halde savunma hakkının kısıtlanmış sayılacağı, gerek öğreti, gerekse yargısal kararlarda tartışmasız olarak kabul edilmektedir.
Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Mahkemenin dava dilekçesini ve duruşma gününü taraflara kendiliğinden tebliğ edip taraf teşkilini sağlaması Hukuk Muhakemeleri Kanununun amir hükmü gereğidir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesi ile mümkün olur.
Somut olayda yerel mahkemece verilen 2018/23 esas, 2018/36 karar sayılı 01/08/2018 tarihli ilam, Dairemizin 2018/2265 esas, 2019/1441 karar sayılı 20/09/2019 tarihli ilamı ile kaldırıldığı, dosya kapsamında Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8.Ceza Dairesi’nin 2018/4470 esas, 2019/186 karar sayılı 21/01/2019 tarihli ilamı ile davalı borçlu hakkında verilen hapis cezası ile mahkumiyetine dair kararın 17/06/2019 tarihinde diğer bir ifade ile Dairemizin kaldırma kararından önce kesinleştiği ve kesinleşen mahkumiyet hükmüne rağmen ilk derece mahkemesince duruşma günü ve kaldırma kararının davalı borçlu adına tebliğe verildiği görülmüştür.
4721 sayılı TMK. 407/1 maddesi uyarınca “Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her ergin kısıtlanır” denilmektedir. Söz konusu yasa maddesi hükmü gereği Mahkemece davalıya vasi atanıp atanmadığı resen araştırılmalı, atanmamış ise davalı borçluyu bu davada temsil etmek üzere vasi atanması için vesayet makamına ihbarda bulunulması, açılan davanın sonucunun beklenilmesi, vasinin davaya katılımının sağlanarak, gösterdiği takdirde delillerinin toplanıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan ve taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Ayrıca İİK’nun 97/a maddesi uyarınca, bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. Bu kapsamda uyuşmazlık konusu hayvanları borçlu ile 3. kişilerin birlikte elinde bulundurup bulundurmadığı araştırılmadan ve bu suretle İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi belirlenmeden ve bu karineye göre ispat yükü tespit edilmeden karar verilemeyecektir.
Dosya kapsamında bulunan 20/01/2020 tarihli Jandarma araştırma tutanağında A8 adresinde K5’nın oturfuğu, adresin alt katında borçlu K3’nın oturduğu, K3’nın 2018 ortalarında cezaevine girdiği, haciz zamanında A8 adresinde K5’nın oturduğu belirtilmiş, 26/02/2020 tarihli araştırma tutanağında ise hayvanların haczedildiği yer olan A7 Mevkiinde haczin yapıldığı tarih 25/01/2018 tarihinde taşınmazda K5’nın bulunduğu, burada hayvan ağılının bulunduğu ve hayvan ağılının K5 tarafından kullanıldığı ve ödeme emrinin yapıldığı adres ile bahse konu haciz işleminin yapıldığı yerin aynı yer olduğu belirtilmiştir. Şu durumda kolluk araştırmasında çelişki oluşmakla bu çelişki giderilmeksizin hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Zira davalı borçlu adına ödeme emri tebligatının A7 Mah. Mut/Mersin olarak ayırt edici bilgiler içermeyecek şekilde yapıldığı, dosya kapsamında mevcut nüfus müdürlüğü kayıtlarından ise borçlunun adresinin A8 olarak açıkça belirtildiği, kolluk araştırmasında da davalıların işbu adreste alt ve üst katlarda oturdukları tespit edilmiş ise de kolluk araştırmasında ikamet adresi ile haciz yapılan A7 mevkiine ilişkin adresin aynı adres olup olmadığı, A7 mevkiinde davalı borçlu ve 3.kişinin ikamet etmek için kullandıkları taşınmazın bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Yerel Mahkemece bu hususlarda denetime elverişli kolluk araştırması yapılarak gerektiğinde haciz işlemini yapan icra memurunun tutanak tanığı olarak dinlemek suretiyle haciz yapılan adresin fiilen tespiti ile haciz mahalli ile borçlunun nüfus kayıtların gözüken A8 adresinin aynı yer olup olmadığı, haciz yapılan yerde davalıların ikamet edecekleri taşınmaz bulunup bulunmadığı ve haciz yapılan adresin tebligat yapmaya elverişli bir adres olup olmadığı araştırılarak uyuşmazlık konusu hayvanlar yönünden mülkiyet karinesinin tespit edilerek ispat yükünün buna göre belirlenmesi ve yine dosya kapsamında tüm deliller toplanarak dinlenen tanıkların beyanlarına hangisine itibar edildiği gerekçeleri ile belirtilmek suretiyle hüküm kurmak gerekirken delillerin hiç toplanmaması veya değerlendirilmemesi derecesinde yargılama işlemleri eksik bırakıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-a/6 maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin Mut İcra Hukuk Mahkemesi’nin 29/01/2021 tarih ve 2019/81 Esas 2021/14 Karar sayılı kararına karşı istinaf talebinin HMK’nun 353/1-a/6 maddesi uyarınca
KABULÜ ile kararın
KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine
GÖNDERİLMESİNE,
2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde davalıya geri verilmesine,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin mahkemesi tarafından kurulacak hükümde dikkate alınmasına,
4-Kararın yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/09/2021 tarihinde oybirliğiyle
KESİN olarak karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe