Adana BAM, 10. HD., E. 2019/869 K. 2020/1038 T. 9.9.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 146

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACI : K1 – N1

VEKİLİ : Av. K2 – A1

DAVALI : F1 YÖNETİMİ ANONİM ŞİRKETİ –

VEKİLİ : Av. K3 – A2

DAVANIN KONUSU :Zaman aşımı Nedeniyle İcranın Geri Bırakılması ve Haczin Kaldırılması

Adana 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 14/01/2019 tarih 2018/836 esas 2019/76 karar sayılı mahkeme kararının süresi içinde istinaf yolu ile tetkiki davacı vekili tarafından istenmesi üzerine dosya dairemize gönderilmekle dava dosyası için düzenlenen inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı tarafından müvekkili hakkında Adana 4. İcra Dairesi’nin 2009/12006 esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, alacaklı tarafından yasal süreler içerisinde herhangi bir işlem yapılmadığından takibin düştüğünü, 2012 yılında takibin yenilenerek 2012/9639 esas numarasını aldığını daha sonra düşen bu takibin de yenilenerek 2018/10399 esasına kaydedildiğini, yenilenen takipte müvekkiline herhangi bir ödeme emri, yenileme emri ve sair belge gönderilmeden Adana İli Seyhan İlçesi A3 mahallesi 210 ada 210 parsel bağımsız bölüm, bodrum kat No:33 olan taşınmazdaki müvekkilinin payı üzerine haciz konulduğunu, müvekkilinin bu durumdan taşınmaz için keşfe gelinmesi ile haberdar olduğunu, söz konusu takipte yasal süreler içerisinde zaman aşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadığını, takip konusu alacağın zaman aşımına uğraması nedeniyle takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini, bu talepleri kabul edilmeyecek olsa dahi 2018 yılında yenilenmiş olan takipte müvekkiline herhangi bir ödeme emri, yenileme emri ve sair belge gönderilmediğinden müvekkilinin payının bulunduğu taşınmaz üzerine konulan haczin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Adana ili Seyhan ilçesi A3 mah. 210 ada 210 parsel bağımsız bölüm, bodrum kat No:33 olan taşınmazdaki müvekkilinin payı üzerine konulan haczin ve varsa müvekkili adına kayıtlı başkaca mal varlığı üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; borçlu aleyhinde ilamsız takip yapıldığını, ilamsız takiplerde TBK’nun 146. maddesi gereğince zamanaşımının 10 yıl olduğunu, takipte davacı borçluya 18/12/2009 tarihinde tebligat yapıldığını ve 08/01/2010 tarihinde haciz talebinde bulunlup haciz işlemleri gerçekleştirildiğini, 10/12/2010 tarihinde bizzat borçlunun adresinde haciz işlemi yapıldığını, değişik tarihlerde borçlu hakkında haciz taleplerinde bulunulduğunu, İİK.nun 78/2. maddesinde düzenlenen haciz isteme hakkının süresi içinde yerine getirilmiş olup, İİK.nun 78/son maddesi gereğince, yeniden haciz uygulanabilmesi için borçluya yenileme tebliğine ve yenileme harcı alınmasına gerek olmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece icra dosyasında davacı borçlu adına çıkarılan ödeme emrinin 18/12/2009 tarihinde tebliğ edildiği, 13/02/2010 tarihinde borçlunun adresine hacze gidildiğine dair tutanak ile 03/06/2010 tarihinde davacı borçlu hakkında araç sorgusu yapıldığına ilişkin tutanağın icra dosyasında mevcut olduğu, buna göre, İİK.nun 78/2. maddesinde düzenlenen “haciz istemek hakkı” süresi içerisinde yerine getirilmiş olup, İİK.nun 78/son maddesi gereğince, yeniden haciz uygulanabilmesi için borçluya yenileme tebliğine ve yenileme harcı alınması gerek olmadığı, bu durumda yenileme emri tebliğ edilmeksizin yapılan taşınmaz haczinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının zaman aşımı itirazı ile haczin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece aksi iddia olsa da söz konusu takipte yasal süreler içerisinde zamanaşımını kesen herhangi bir icrai işlem yapılmaması nedeni ile takip konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, İcra ve İflas Kanunu madde 71 uyarınca zamanaşımı nedeni ile takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımı nedeniyle takibin iptaline karar verilmesi talepleri kabul edilmeyecek olsa dahi takipsizlik nedeniyle düşen dosya 2018 yılında yenilenmiş olup müvekkiline herhangi bir ödeme emri, yenileme emri ve sair belge gönderilmeden bilgileri Adana İli Seyhan İlçesi A3 Mahallesi 210 Ada 210 Parsel, bağımsız bölüm bodrum kat No:33 olan taşınmazdaki payı üzerine haciz konulması işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan söz konusu hacizlerin kaldırılması gerektiğini, araç sorgusu talebinin haciz anlamına gelmediği hususunun açık olduğunu, süresi içerisinde haciz istenildiğinden bahisle yenileme emrinin tebliğine gerek olmadığına dair gerekçenin hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararının yasa ve usule uyun olduğunu, davacı-borçlu aleyhinde ilamsız takip yapıldığını, ilamsız takiplerde alacak zamanaşımının TBK 146 gereği 10 yıl olduğunu, takipte davacı-borçluya 18.12.2009 tarihinde tebligat yapılmış olup 08.01.2010 tarihinde haciz talebinde bulunulmuş ve haciz işlemlerinin gerçekleştirildiğini, 10.12.2010 tarihinde bizzat borçlunun adresinde menkul haczi yapıldığını, değişik tarihlerde borçlu hakkında haciz taleplerinde bulunulduğunu, İİK.nun 78/2. maddesinde düzenlenen “haciz isteme hakkı” süresi içinde yerine getirilmiş olup, İİK.nun 78/son maddesi gereğince, yeniden haciz uygulanabilmesi için borçluya yenileme tebliğine ve yenileme harcı alınmasına gerek olmadığına, bu nedenlerle, mahkeme kararı yasa ve usule uygun olup hukuka aykırı istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

Uyuşmazlık, takibin kesinleşmesinden sonra gerçekleşen zaman aşımı sebebiyle İİK’nun 71/2. ve 33/a maddeleri uyarınca icranın geri bırakılması ve İİK’nın 78/4-5 maddesi gereğince hacizlerin kaldırılması talebine ilişkindir.

Adana 4.İcra Dairesinin 2018/10399 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı F2 Bankası tarafından borçlu K4, K1 hakkında 10/12/2009 tarihinde genel haciz yoluyla 81.439,27 TL’nin tahsili için takip başlatıldığı anlaşılmıştır.

Davacının takibin zaman aşımına uğradığına ilişkin istinaf sebebinin değerlendirilmesinde;

İİK’nun 71/2. maddesinde; “Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır” hükmüne, İİK’nun 33/a-1. maddesinde de; “ilamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir” hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır. Borçlunun takibin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin olarak İİK’nun 71/2. ve 33/a maddelerine dayalı zamanaşımı isteminin incelenmesi, bu istemin belli bir sürede ileri sürülmesi koşuluna bağlı değildir.

İcra takibine konu alacak hangi zamanaşımı süresine tabi ise icra takibinde de aynı zamanaşımı süresi uygulanır. Takip dayanağı alacak tüketici kredisi sözleşmesine ilişkindir. Sözleşmeden doğan davalarda zamanaşımı hakkın doğumundan itibaren Türk Borçlar Kanunu’nun 146. Maddesinde 10 yıl olarak belirlenmiştir. TBK’nın 154/2 maddesi hükmü uyarınca, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nedenlerdendir.

Somut olayda, takip 10/12/2019 tarihinde yapılmış, ödeme emri 18/12/2009 tarihinde tebliğ edilerek takip kesinleşmiştir. Mahkemece bu tarihten dava tarihi olan 27/11/2018 tarihine kadar 10 yıllık zaman aşımı dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.

Davacının alacaklının haciz isteme hakkının düşmesi sebebiyle haczin kaldırılmasına ilişkin istinaf sebebinin değerlendirilmesinde;

İİK’nın78/2. maddesi gereğince, alacaklının haciz isteme hakkı, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer. Bu durumda takip dosyası işlemden kaldırılır (md. 78/4). Bir yıllık süre (md.78/2) içinde haciz talebinde bulunan alacaklı, haciz talebini geri alabilir. Bu halde yeniden bir yıllık haciz isteme süresi işlemeye başlamaz. Alacaklı ancak ödeme emri tebliğinden itibaren işlemeye başlamış olan bir yıllık sürenin varsa kalan kısmında, yeniden haciz talebinde bulunabilir (md. 78/5).

Anılan sürelerin geçirilmesi halinde, alacaklının “haciz isteme hakkı” düşer. Alacaklı, yeniden haciz isteyebilmek için yenileme talebinde bulunmalı ve bu talep borçluya tebliğ edilmelidir. İlâma dayalı olmayan takiplerde, yenileme talebi üzerine harç alınır (md.78/5).

Buna karşılık alacaklı bir yıllık süresi içinde haciz talebinde bulunmuş ise aynı bir yıllık süre içinde (hatta daha sonra) borçlunun mallarının haczedilememiş olması haciz isteme hakkının düşmesini ve dolayısıyla takip dosyasının işlemden kaldırılmasını gerektirmez. Bu halde icra takibi derdest kalmakta devam etmektedir ve alacaklının bir yıllık süresi içinde yapmış olduğu haciz talebi gereğince (bir yıl geçtikten sonra) borçlunun mallarının haczedilmesini istemesi, İcra ve İflas Kanunu’nun 78/5. maddesi anlamında yenileme talebi niteliğinde değildir. Yani bu halde alacaklının yeniden harç ödemesine ve talebin borçluya tebliğine gerek yoktur. (Kuru B.: İcra ve İflas Hukuku EI Kitabı, 2013, 2. Baskı, sh 414, 415).

Somut olayda, borçluya ödeme emrinin 18/12/2009 tarihinde tebliğ edildiği ve alacaklının 1 yıllık yasal süre içinde 13/02/2010 tarihinde meskende hacze gidildiği, 11/01/2010 tarihli dilekçe ile araç haczi talebinde bulunduğu, 27/09/2010 tarihinde F3bank’da bulunan hesapları üzerine haciz talep edildiği, 23/10/2010 tarihinde yeniden araç haczi talebinde bulunduğu ve müzekkere yazıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda, alacaklı, ödeme emri tebliğinden itibaren yasal bir yıllık süre içinde borçlunun taşınırlarının haczini talep etmiş olmakla alacaklının haciz isteme hakkı düşmemiştir. Bu durumda alacaklının yeniden haciz isteyebilmesi için İİK’nın 78/5. maddesi gereğince borçluya yenileme emrinin tebliğine ve dolayısıyla yenileme harcı alınmasına gerek yoktur. Başka bir ifadeyle alacaklı yenileme talebinde bulunmaksızın doğrudan haciz isteyebilir. Mahkemece “haciz istemek hakkının” süresi içerisinde yerine getirildiği kabul edilerek haczin kaldırılması talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Yukarıda belirtilen nedenlerle; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı ve hükümde kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm hukuka uygun bulunmuştur.

HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin Adana 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 14/01/2019 tarih 2018/836 esas 2019/76 sayılı kararına karşı istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile kalan 10,00 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
İstinaf yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına,
HMK’nın 333. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Kararın taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’nın 361 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 09/09/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!