İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU : Şikayet (İcra Memur Muamelesi)
Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/526 Esas 2018/706 Karar sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna davacı vekili tarafından başvurulması üzerine dosya incelendi;
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili F1 Duş Duşakabin Dek.İnş.’……Ltd. Şti.nin alacağı nedeni ile, borçlu F2 Yapı San.İnş.Taahh.Tur.Tic.ve Ltd.Şti aleyhine Adana 7.İcra Müdürlüğü’nün 2018/8208 E sayılı dosyası ile başlatılan ve kesinleşen takipte borçluya ait bir kısım menkul malların haczedilmesinin talep edildiğini, 04.09.2018 tarihinde haciz mahallinde, müteahhit firma olan borçlu şirket tarafından müvekkiline yaptırılan duşakabin’in sökülmesini ve daireler içerisinde yer alan ankastre set (ocak, davlumbaz, fırın)’ın haczini talep ettiklerini, icra memuru tarafından haczi istenilen malların taşınmazın mütemmim cüz’ü olduğundan taşınmaz ile birlikte kıymet takdirinin değerlendirilmesi gerektiğinden talebin reddine karar verildi” şeklinde işlem tesis edildiğini, icra memurunun işleminin hatalı olduğunu, asıl şeyle mütemmim cüzüleri arasında, dıştan görülebilir bir bağlılık olması gerektiğini, bu bağlılığın asıl şey veya cüzü tahrip edilmeden veya değişikliğe uğratılmadan birbirinden ayrılmasının mümkün olmayacak düzeyde olması gerektiğini, iki şey arasındaki bağlılık, fiziki bakımından ne kadar sıkı olursa olsun, aralarında bu şekilde işlevsel bağ yoksa, bütünleyici parça ilişkisi doğmayacağını, ankastre fırın, ocak ve davlumbaz ile duşa kabin gibi eşyaların, bir gayrimenkulün mütemmim cüz’ü kabul edilemeyeceğini, söküldüğünde rahatlıkla kullanılabilecek ve değer kaybı yaşanmayacak ürünler olduğunu, davacının duşa kabin işi yapan bir şirket olduğunu, şikayetin kabulüne, Adana 7. İcra Müdürlüğünün 2018/8208 E sayılı dosyasından verilen 04.09.2018 tarihli “Haciz Tutanağında” yer alan haciz talebinin reddine dair memur muamelesinin iptali ve talep doğrultusunda söz konusu eşyaların haczine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;
Davanın hukuki niteliği itibariyle memur muamelesini şikayet niteliğinde olduğu, davanın basit yargılama usulüne tabi olması nedeni ile HMK 320 maddesi uyarınca mahkeme mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir hükmüne göre yargılamanın dosya üzerinde sonuçlandırılmasına karar verildiği, tüm dosya kapsamından, Adana 7. İcra Müdürlüğünün 2018/8208 E sayılı dosyasında borçlu şirket adına kayıtlı Adana ili, Sarıçam ilçesi, A1 Mah.466Ada,2 parselde kayıtlı 5-6-7-13-14-19-21-23-34-35-36-43-44-48-56-57-58-59-60-62 sayılı bağımsız bölümlerde kayıtlı taşınmazlarda F3 Bankası A.Ş. lehine ipotek tesis edilmiş olduğu, haczi talep edilen ankastre ve duşakabinlerin ipotekli taşınmazdan ayrı olarak haczedilip satılamayacağı, TMK.nun 862.maddesinin rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileri ile birlikte yükümlü kıldığından, ipotek akit tablosunda yazılı olmasa bile ipotekli taşınmazın eklentisi niteliğindeki menkuller taşınmazdan ayrı olarak haczedilip satılamaz hükmü uyarınca, taşınmazda bulunan eklenti ve bütünleyici parçaların da ipotek kapsamına dahil bulunduğu, haczi talep edilen menkullerin bütünleyici parça olup taşınmazdan ayrılmaları halinde bütününe zarar verecekleri ve şikayet konusu taşınırların ipotek kapsamında olduğu ve mütemmim cüz niteliğinde olduğundan Adana 7. İcra Müdürlüğünün 2018/8208 E sayılı dosyasından verilen 04.09.2018 tarihli haciz talebinin reddine dair kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından şikayetin reddine karar vermiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Yerel mahkemece eksik araştırma sonucu verilen kararın hatalı, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, MK.nun 686.maddesine göre; “Bir şeye ilişkin tasarruflar aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar.” eklenti (teferruat), asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel adetlere göre işletilmesi, korunması veya yarar sağlanması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır mal olduğunu, eklenti asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmeyeceğini, aynı kanunun 684.maddesine göre ise; “Bir şeye malik olan kimse o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur.” bütünleyici parça (mütemmim cüz) yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parça olduğu, MK.nun 684.maddesi hükmüne göre mütemmim cüz niteliğindeki şeylerin bütünden ayrı haczedilemeyeceğini, öte yandan kural olarak eklentinin taşınmazdan ayrı olarak haczinin mümkün olduğunu, Yerleşik Yargıtay içtihatları incelendiğinde bir çok mal ile ilgi farklı kararlar vermiş olduğunu, ama hemen hemen hepsinde ihtilafa konu mal ile ilgili olarak uzman bir bilirkişiden görüş alınarak karar verilmesi gerektiğinden bahsettiğini, dosyaya konu karar duruşma dahi yapılmaksızın, uzman bir bilirkişiden görüş alınmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilmiş olup bu eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılması gerektiğini, davalı /borçlu F2 Yapının borçlarından dolayı şikayete konu malların bulunduğu Adana ili Sarıçam İlçesi A1 mah. 466 ada 2 parselde kayıtlı 5-6-7-13-14-19-21-23-24-35-36-43-44-48-56-57-58-59-60-62 nolu bağımsız bölümlerin satışa çıkartılmış bulunduğunu, söz konusu gayrimenkullerin satılması halinde müvekkili şirketin alacağını tahsil imkanı kalmayacağını, bu nedenle bu gayrimenkullerin satışlarının durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
İcra memurunun haciz talebini yerine getirmemesi bir hakkın yerine getirilmemesi olup süresiz şikayete tabidir. (İİK. Şerhi- M.Oskay -C.Koçak -Doç.Dr.A.Deynekli- A.Doğan-C:1 syf: 226 benzer mahiyette Y.12.HD.nin 18.09.2000, 11862/13041 E.K. sayılı içtihadı.)
Haciz, cebri icra organı tarafından yapılan devlete ait egemenlik tasarrufu olup, icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için, bu yolda istemde bulunan alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara icra memuru tarafından hukuken el konulmasıdır. İİK’nun 79. maddesinin birinci fıkrasına göre, icra dairesinin, haciz talebinden itibaren en geç 3 gün içinde haczi yapması gerekir. İİK’nun 85. maddesinin birinci fıkrasında; “Borçlunun, kendi yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır malları ile taşınmazlarından ve alacak ve haklarından ana, faiz ve masraflar da dahil olmak üzere bütün alacaklara yetecek miktarı haczolunur” hükmüne yer verilmiştir. İİK’nun 85 ve 79. maddelerinden çıkan ortak sonuç, icra müdürüne haczin uygulanması konusunda takdir yetkisi tanınmadığıdır. İİK’nun 85. maddesi, icra müdürüne, sadece “alacaklara yetecek miktarın” saptanması konusunda takdir hakkı tanımaktadır (HGK’nun 10/06/2009 tarih, 12-213/244 sayılı kararı).
Buna göre, kural olarak, icra müdürünün, haciz talebini yerine getirme konusunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmadığının kabulü gerekir. Ancak kural bu olmakla birlikte, İİK’nun 82. maddesine 02/07/2012 tarih ve 6352 Sayılı Kanun’un 16. maddesi ile eklenen son fıkrada yer alan “İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir” düzenlemesi karşısında, icra memurunun, haczi talep edilen malın bu madde uyarınca haczinin kabil olup olmadığını değerlendirerek, bu doğrultuda haciz talebini yerine getirip getirmeme konusunda takdir yetkisi vardır.
Görüldüğü gibi, burada tanınan takdir yetkisi, İİK’nun 82. maddesi kapsamında malın haczinin kabil olup olmadığı ile sınırlı olup, icra müdürünün bunun dışında, haczedilen şeyin İİK’nun 83/c. maddesi kapsamında olup olmadığını takdir etme yetkisi bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, ancak haciz işleminden sonra ilgilisince şikayet konusu yapılabilecek hususlar değerlendirilerek yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Bu nedenlerle; alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi’nin kararının HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak şikayetin kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının (Şikayetçinin) istinaf başvurusunun
KABULÜNE,
2-Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/526 Esas 2018/706 Karar sayılı kararının HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince
KALDIRILMASINA, a-)Şikayetin
KABULÜ ile,
Adana 7. İcra Müdürlüğü’nün 2018/8208 esas sayısına kayıtlı dosyasındaki 04.09.2018 tarihli haciz tutanağındaki haciz talebinin reddine dair kararın
KALDIRILMASINA,
İlk derece yargılaması yönünden;
Alınması gereken 54,40 TL harçtan başlangıçta yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 10 TL harcın davalıdan alınarak
HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’ne göre belirlenen 113,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya
VERİLMESİNE,
Davacının yaptığı 52,40 harç ve 34,50 TL yargılama gideri toplam 86,90 TL nin davalıdan alınıp davacıya
ÖDENMESİNE,
Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana
İADESİNE,
İstinaf yargılaması açısından;
İstinaf karar harcının talebi halinde davacı istinaf edene
İADESİNE, davacının yatırmış olduğu 121,20 istinafa başvuru harcının davalıdan alınarak davacı istinaf edene
VERİLMESİNE,
Davacı istinaf edenin yapmış olduğu 100 TL posta giderinin davalıdan alınarak davacı istinaf edene
VERİLMESİNE,
İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından ve HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin yerine geçilerek davanın kabulüne karar verildiğinden davalı istinaf eden lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
HMK 333. madde gereğince kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya
İADESİNE,
Kararın yerel mahkemesince taraflara
TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda
KESİN olmak üzere 03/07/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe