Adana BAM, 10. HD., E. 2019/1705 K. 2020/1924 T. 22.12.2020

İlgili madde: TMK Madde 887

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU : Takibin Taliki Veya İptali

Adana 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 22/03/2019 tarih ve 2019/197 Esas 2019/360 Karar sayılı mahkeme kararının süresi içinde istinaf yolu ile tetkiki davacılar K1 ve F1 Lastikçilik Otomotiv Ürünleri İnşaat Malzemeleri Endüstriyel Ürünler Tüketim Malları Tarım Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi Vekili tarafından istenmesi üzerine dosya dairemize gönderilmekle dava dosyası için düzenlenen inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

DAVA:Davacılar

K1 ve F1
LastikçilikOtomotivÜrünleriİnşaatMalzemeleriEndüstriyelÜrünlerTüketimMallarıTarımHayvancılıkSanayiVeTicaretLimitedŞirketiVekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı tarafından müvekkilleri hakkında Adana 2. İcra Müdürlüğünün 2019/3336 esas sayılı takip dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, banka ile müvekkili arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin güvencesi olarak davalı banka lehine tesis edilen ipoteklerin, bankanın müvekkili lehine açılmış ve açılacak kredilerinden doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatını oluşturmak üzere tesis edilmiş teminat ipoteği olup, kayıtsız şartsız borç ikrarına havi bir ipotek akit tablosunun mevcut olmadığını, bu durumda borçlunun alacaklıya borcunun bulunup bulunmadığı, borcun miktarı, tahsili gerekip gerekmediği gibi hususlar genel mahkemede yargılamayı gerektirdiğinden ilamlı icra yoluyla takip yapılmasının mümkün olmadığını ve müvekkiline icra emri gönderilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca Adana 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1109 esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket hakkında “Konkordato” kararı ve akabinde “İhtiyati tedbir” kararı verildiğini, bu karar kapsamında da alacaklının doğrudan icra emri göndermesinin usulsüz olduğunu, alacaklı banka tarafından gönderilen tebligatlarda usulsüzlük bulunduğunu beyan ederek, icra emrinin ve takibin iptaline, karşı taraf aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;

Mahkemece, takibe konu ipoteğin alacaklı banka ile borçlu F1 Lastikçilik Otomotiv Ür. İnş. Malz. End. Ürün. Tük. Mal. Tarım Hayv. San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan kredi sözleşmesi uyarınca borçlu şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere K1’nun maliki olduğu taşınmazlar üzerinde 220.000,00 TL Bedelle alacaklı banka lehine ipotek tesis edildiği ve üst sınır (limit) ipoteği olduğu, alacaklı banka tarafından genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın ödenmesi için kredi borçlusu ile ipotek borçlusu adlarına çıkarılan Beyoğlu 48. Noterliğinin 20/02/2019 tarihli ve 30269 yevmiye ihtarnamesinin borçluların kredi kullanılırken bankaya bildirmiş oldukları ve resmi senette belirtilen tüm adreslerine çıkarıldığı, her ne kadar borçlulardan K1’nun resmi senette bildirmiş olduğu A6 adresine ve borçlu F1 Lastikçilik Otomotiv Ür. İnş. Malz. End. Ürün. Tük. Mal. Tarım Hayv. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin resmi senette bildirmiş olduğu A2 adresine çıkarılan tebligatlar bila tebliğ iade edilmiş ise de, ihtarnamenin gönderildiği adreslerin ipotek borçlularının kredi kullanırken alacaklı bankaya bildirmiş oldukları adres olduğu ve İİK.nun 68/b maddesi uyarınca sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğuracağı, yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı, hal böyle olunca borçlulara gönderilen hesap kat ihtarnamelerinin usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edildiğinin kabulünün gerekeceği, bu haliyle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin dayanağı sözleşmenin cari hesap, veya kısa, orta, uzun vadeli kredi biçiminde işleyen nakti veya gayri nakti bir krediye dayanması nedeniyle icra müdürlüğü tarafından İİK.nun 149., 150. Ve 151. Maddeleri gereği işlem yapılmak suretiyle davacı borçlular aleyhinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi başlatılarak icra emri gönderilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı belirtilerek, davacıların bankaca yapılan tebligatların usulsüz tebliğ edildiğine şikayetleri ile takip yoluna ilişkin şikayetinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar

K1 ve F1
LastikçilikOtomotivÜrünleriİnşaatMalzemeleriEndüstriyelÜrünlerTüketimMallarıTarımHayvancılıkSanayiVeTicaretLimitedŞirketiVekili dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra müdürlüğünün yapmış olduğu işlemlerin tamamının hukuka aykırı olduğunu, banka ile müvekkili arasında bir genel kredi sözleşmesinin akdedildiğini ve bu kredinin güvencesi olarak da takip alacaklısı banka lehine banka ile müvekkili arasında açılmış ve açılacak kredilerin teminatını teşkil etmek üzere, Adana ili Seyhan ilçesi A7 Mh. , 426 Ada 25 parsel 3 nolu bağımsız bölüm ve Adana ili Seyhan ilçesi A7 Mh. 426 ada 25 parsel 10 nolu bağımsız bölüm üzerinde 220.000,00 TL bedelli ipotek, Mersin ili Erdemli İlçesi A1 Köyü 20 Ada 94 Parsel nolu 1. Kat A4 Blok 4 Nolu Bağımsız Bölüm üzerinde 300.000,00 TL bedelli ipotek, Mersin ili Erdemli İlçesi A1 Köyü 20 Ada 94 Parsel nolu 1. Kat A4 Blok 4 Nolu Bağımsız Bölüm üzerinde 52.500,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, takip alacaklısının ipoteğin paraya çevrilmesi için yapmış olduğu talep üzerine icra müdürlüğünün örnek 6 icra emrini düzenleyerek müvekkillerine gönderdiğini, icra müdürlüğünün yapmış olduğu işlemlerin tamamının hukuka aykırı olduğunu, ipoteğin borçlu firmanın doğmuş ve doğacak alışverişlerinin, cari hesaplarının teminatını teşkil etmek üzere kurulduğundan, İİK.’nun 149.maddesinde düzenlenen ana para ipoteği olduğundan söz edilemeyeceğini, bu durumda borçlunun alacaklıya borcunun bulunup bulunmadığının, borcun miktarının, tahsilinin gerekip gerekmediği gibi hususların genel mahkemede yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle anılan maddelere dayanılarak alacağın ilamlı icra yoluyla tahsilinin mümkün olmadığını, kayıtsız şartsız borç ikrarına havi bir ipotek akit tablosunun mevcut olmadığını, alacağın varlığının ikrar edildiğini tevsik eder bir belge de olmadığını, yapılan talep üzerine icra emri gönderilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra memuru tarafından yapılması gereken işlemin İİK.nun 149/b maddesi gereğince ödeme emri göndermek olduğunu, ipoteğin İİK nun 149/1 maddesinde belirtildiği gibi kayıtsız şartsız bir para borcunu ihtiva etmediğini ayrıca Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1109 esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket hakkında “Konkordato” kararı ve akabinde “İhtiyati Tedbir” kararı verildiğini, bu karar kapsamında da sözde alacaklının doğrudan İcra Emri göndermesinin usulsüz olduğunu, alacaklı banka tarafından gönderilen tebligatlarda usulsüzlüğün bulunduğunu beyan ederek, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı
F2
Bankası A.Ş. Vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın “F1 Las. Oto. Ür. İnş. Malz. End. Ür.t Ük. Mal. Tar. Hayv. San. Ve Tic. Ltd. Şti.” ne kullandırdığı krediler nedeniyle alacaklı olduğunu, alacaklarının tahsili için ipoteklerin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine başladığını, müvekkili banka nezdinde F1 Las. Oto. Ür. İnş. Malz. End. Ür.t Ük. Mal. Tar. Hayv. San. Ve Tic. Ltd. Şti. lehine kredi hesapları açıldığını ve kredi kullandırıldığını, bu kredinin teminatı olarak firmanın ve K1’nun maliki bulunduğu taşınmazların mevcut olduğunu, borçluların borçlarını ödememesi üzerine hesapların kat edildiğini ve müvekkili banka tarafından Noterlikçe ihtarname gönderildiğini ve bunların tebliğ edildiğini, davacı vekilinin iddiasının aksine müvekkili banka tarafından gönderilen ihtarnamenin usul ve yasaya uygun olduğunu, içeriğinde ve ekinde bulunan hesap özetinin denetime uygun olduğunu, gerçek durumu yansıttığını, genel kredi ve teminat sözleşmesinin 11. Maddesinde yer alan hükümlere göre müvekkili banka alacağının muaccel olduğunu, davalı borçlunun alacağın muaccel olmadığı ve sırf konkordato mühleti nedeniyle kredi ilişkisinin sona erdirilerek hesabın kat edildiği yönündeki iddiasının yersiz olduğunu, hesap kat ihtarına konu olan kredi hesaplarının incelenmesinde, önemli bir kısmının vadesinin geçtiğinin, faizlerin ödenmediğinin tespit edileceğini, davacıların muaccel borçlarının olmadığı yönündeki itirazlarının dayanaksız olduğunu, ipotekli taşınmazın maliki olan borçlunun hesap kat ihtarına süresi içerisinde itiraz etmesinin icra emrinin gönderilmesine engel teşkil etmediğini, davacı tarafından açılan konkordato davasında verilen tedbir kararının rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmasına ve kıymet takdiri yapılmasına engel olmadığını, davacının gerek konkordato davası gerekse hesap kat ihtarına itirazları nedeniyle takip açılamayacağı yönündeki iddialarının usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu beyan ederek, davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

Uyuşmazlık; ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte şikayete ilişkindir.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; ipoteklerin açılmış açılacak kredilerin, doğmuş doğacak alacakların teminatını teşkil etmek üzere limit/üst sınır ipoteği olarak tesis edildiğini, kayıtsız şartsız borç ikrarını içermemeleri nedeniyle icra emri gönderilemeyeceğini, borcun miktarı, tahsili gerekip gerekmediği gibi hususların genel mahkemede yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle ilamlı icra takibi yapılamayacağını, icra müdürlüğünce İİK. m. 149/b gereğince ödeme emri gönderilmesi gerektiğini, teminat olarak kurulan ipoteklerde alacaklının dava açıp alacağını miktar olarak belirlemeden ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takip açmasının mümkün olmadığını, beyan etmiş ise de;

İİK.na 09/11/1988 tarih ve 3494 sayılı yasanın 25. md. İle eklenen ve 17/07/2003 tarih ve 4949 sayılı yasanın 43. maddesi ile değiştirilen İİK’nun 150/ı maddesinde; “Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi veya gayrinakdi bir krediyi kullandıran tarafın ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmese dahi
, krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafa ait cari hesabın kesilmesine veya kısa, orta, uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetinin veya gayrinakdi kredinin ödenmiş olması nedeniyle tazmin talebinin veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noter aracılığıyla krediyi kullanan tarafa kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek suretiyle tebliğ edildiğini veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir sureti icra müdürlüğüne ibraz ederse icra müdürü 149. madde uyarınca işlem yapar.
..” düzenlemesine yer verilmiştir.

İİK’nun 68/b maddesinde ise; “Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden onbeş gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorundadır. Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır.Görüleceği üzere, şikayetçi borçluya, icra emri gönderilebilmesi için, alacaklı tarafından, takip borçlusuna, kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adresine, noter aracılığı ile hesap kat ihtarının gönderilmesi gerekir. Sözleşmede ya da ipotek akit tablosunda gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığı ile krediyi kullanan tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurur. Yeni adresin bu şekilde bildirilmediği durumlarda, hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır.

Öte yandan, ipotek veren taşınmaz maliki üçüncü kişiye, İİK’nun 150/ı maddesi gereğince hesap özeti gönderilmesi zorunluluğu bulunmamakta ise de; ipotek veren üçüncü kişi hakkında takip yapılabilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 887. maddesi uyarınca, alacağın kendisinden istenilmesi, yani muacceliyet ihtarının gönderilmesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, söz konusu düzenleme gereğince, ipotekli taşınmaz maliki üçüncü şahsa ihbar yapılmadıkça, onun yönünden borç muaccel olmayacağından hakkında icra takibi başlatılamaz. Ayrıca belirtmek gerekir ki, İİK’nun 150/ı maddesinin son cümlesi; “Hesap özetinin, tazmin talebinin veya ihtarın ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişiye tebliğ edilmesi veya tebliğ edilmiş sayılması, Türk Medeni Kanunu’nun 887. maddesinde öngörülen ödeme istemi yerine geçer” hükmünü içermektedir.

Anılan madde hükmü gereğince, ipotekli taşınmaz maliklerine icra emri gönderilebilmesi için, alacaklı tarafından, kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adreslerine, noter aracılığı ile hesap kat ihtarının gönderilmesi gerekir.

Somut olayda ; ipotek resmi senetleri incelendiğinde ipoteklerin doğmuş, doğacak borçlar için tesis edildiği ve limit ipoteği olduğu anlaşılmıştır.Bu durumda ipotek borçlusu ve ipotekli taşınmaz maliki hakkında kendilerine hesap kat ihtarı tebliğ edilmek suretiyle İİK.nun 150/ı maddesi gereğince ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapılması mümkündür.

Beyoğlu 48. Noterliğinin 28.02.2019 tarihli belgesi incelendiğinde; borçlu F1 Lastikçilik Ot. Ür. San. Ve Tic. Ltd. Şti’nin ( Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin 6 Eylül 2013 tarih ve 8399 sayılı nüshasının 194. sayfasına göre yeni unvanı F1 Lastikçilik Otomotiv Ür. İnş. Malz. End. Ür. Tük. Mal. Tar. Hay. San. Ve Tic. Ltd. Şti.dir) 18.11.2009 tarih ve 17016 yemiye nolu resmi senetteki ve 28.07.2010 tarih ve 9508 yevmiye nolu resmi senetteki adresi “ A2” 05.12.2012 tarihli sözleşmedeki adresi “A2 olup Beyoğlu 48. Noterliği’nin 22.02.2019 tarih ve 30269 yevmiye nolu ihtarnamesi anılan borçlunun “A3” adresine gönderilmişter. Anılan tebligat muhatap adresten ayrılmış olup yeni adresi bilinmiyor ibaresiyle iade edilmiştir. Aynı borçlunun kredi sözleşmelerindeki “ A4” adresine gönderilen ihtarname aynı adreste çalışan/oturan K2. imzasına tebliğ edilmiştir.

Borçlu ipotekli taşınmaz maliki
K1’nun 18.11.2009 tarih ve 17016 yevmiye nolu, 23.05.2017 tarih ve 10683 yevmiye nolu resmi senetteki adresi “A6’ dır. Bir resmi senedin 13. maddesindeki adresi “A5’dır. 9508 yevmiye nolu senetteki adresi “A5” dir. Beyoğlu 48. Noterliği’nin 22.02.2019 tarih ve 30269 yevmiye nolu ihtarnamesi anılan borçlunun “A5” adresine gönderilmiş olup anılan tebligat muhatap adresten ayrılmış olup yeni adresi bilinmiyor ibaresiyle iade edilmiştir.

Bu durumda , Beyoğlu 48. Noterliği’nin 22.02.2019 tarih ve 30269 yevmiye nolu ihtarnamesi borçlu F1 Lastikçilik Otomotiv Ür. İnş. Malz. End. Ür. Tük. Mal. Tar. Hay. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ye tebliğ edilmiş olup ipotekli taşınmaz maliki K1’na ise İİK.nun 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayılması gerekmektedir.

Dolayısıyla ipotek resmi senedi kayıtsız şartsız borç ikrarı içermese, ipotek teminat ipoteği ve limit ipoteği olsa dahi İİK.nun 150/ı maddesi gereğince ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapılması ve örnek 6 icra emri gönderilmesi yasaya uygundur.

Borçlular vekili, şikayet ve istinaf dilekçesinde alacaklı banka tarafından gönderilen tebligatlarda usulsüzlük bulunduğunu beyan etmiş ise de, Y.12.HD.nin 2016/30892 E. 2016/24870 K. sayılı emsal içtihadından anlaşıldığı üzere hangi tebligatın usulsüz olduğu açıkça belirtilmelidir.

Somut olayda; kime, hangi tebligatın usulsüz tebliğ edildiği ayrıca ve açıkça bildirilmemiştir. Dolayısıyla usulsüz tebliğ şikayeti incelenemez.

Diğer taraftan, Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15.11.2018 tarih ve 2018/1109 E. Sayılı tensip zaptının 6. Maddesinde; “Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabileceği veya başlamış takiplere devam edebileceği , ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirlerinin alınmasının ve rehinli malın satışının yapılmasının tedbiren önlenmesine” karar verildiği, İİK.nın 295. Maddesinde “Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. ” hükmünün bulunduğu anlaşıldığından borçlu hakkında konkordato mühleti verilmesi eldeki ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takibin başlatılmasına engel değildir. Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/1109 E. Sayılı dosyasında, borçlu şirketin 03.07.2020 tarihinde iflasına karar verilmiş ise de İİK.nun 193/4. Maddesinde “Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takiplere iflastan sonra da takip alacaklıları tarafından iflas masasına karşı devam edilir ve satış bedeli 151 inci maddeye göre rehinli alacaklılara paylaştırılır. Artan kısım iflas masasına intikal eder. Şu kadar ki, takip alacaklısı, iflastan önce başlamış olduğu rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipten vazgeçerek, rehnin 185 inci maddeye göre satılmasını isteyebilir.” düzenlemesi mevcut olduğundan iflas kararının eldeki şikayete etkisi yoktur.

Dairemizce yapılan değerlendirmeler neticesinde; HMK.nın 355.maddesine göre istinaf incelemesinin dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği, ancak kamu düzenine aykırılık görülmesi halinde bu hususun resen nazara alınabileceği, somut olayda dosya kapsamı, mevcut delil durumu dikkate alındığında, mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükümde kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği anlaşıldığından, şikayetçiler vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacılar (şikayetçiler) vekilinin Adana 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/197 E. 2019/360 K. sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL’nin mahsubu ile bakiye 10,00 TL’nin davacılardan alınarak Hazine’ye gelir KAYDINA,

3-İstinaf kanun yolu yargılama giderlerinin, istinaf edenLER üzerinde BIRAKILMASINA,

4-Kararın taraflara TEBLİĞİNE,

5-HMK.nun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının talep halinde yatırana İADESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’nın 361 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 22/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!