T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI-borçlu : K1 – N1- A1
VEKİLİ : Av. K2; A2
DAVALI-alacaklı : F1 BEREKET ESNAF KREDİ KEFALET KOOPERATİFİ – A3/
VEKİLİ : Av. K3;A4
DAVANIN KONUSU : İhalenin Feshi
Düziçi (İcra Hukuk) Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/30 Esas 2019/42 Karar sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna davacı K1 vekili tarafından başvurulması üzerine dosya incelendi;
DAVA:Davacı
K1 vekili dava dilekçesinde özetle;
Düziçi İcra Müdürlüğü’nün 2014/1746 E. Sayılı dosyası ile İpoteğin Paraya Çevrilmesi suretiyle yapılan icra takibinin yenilenerek aynı icra dairesinin 2016/1215 E. sayısını aldığını, müvekkiline ait olan taşınmaz hakkında müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra dosyasının kesinleştiğini, taşınmazın alacaklı kooperatif tarafından alacağa mahsuben alındığını, 26/06/2018 tarihinde ise müvekkiline tahliye emrinin bizzat tebliğ edildiğini ve müvekkilinin taşınmazın icra kanalı ile satıldığını öğrenmiş olduğunu, Düziçi İcra Müdürlüğü’nün 2016/1215 Esas sayılı dosyasındaki yapılmış olan işlemlerin ve akabinde yapılmış olan satışın usule ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin tahliye emrine kadar olan tebligatlardan haberdar olmadığını, söz konusu taşınmazın iki katlı bir yer olduğunu, adresle ilgili evraktan da görüleceği üzere “aynı adres” olmadığını, tebligatların A5 adresine yapıldığını ve müvekkilinin başka adreste oturduğunu bu nedenle tebligatlardan haberdar olmadığını, ayrıca dosyadaki takip borçlusu K4’a bilirkişi raporunun ve satış ilanının tebliğinin tebligat Kanunun 21/2 maddesine göre yapıldığını ancak tebligat kanunu ve yönetmeliği gereği aranan açık mavi tebligat zarfı ile yapılması gerekirken yapılmadığını, bu nedenle yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, Yargıtay 12.HD. 2007/23322 esas, 2008/1471 Karar sayılı ilamı örnek alınmak üzere Yargıtay Kararı bilirkişi raporu ve satış ilanı tebligatlarının usulsüzlüğünün başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğunu, ayrıca söz konusu ekte sunulan adrese ilişkin belgeden de anlaşılacağı üzere evin iki katlı ve birbirinden ayrı ev olduğu ve müvekkilin üst katta oturduğunu, bu sebeple söz konusu tebligatın aynı konutta bulunan bir kişiye yapılmamış sayıldığını belirterek; bu nedenlerle davanın kabulünü, ihalenin feshine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davalının yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış olduğu, davalı vekilinin duruşmadaki beyanında davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olduğu anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;
Somut olayda, davacıya yapılan satış ilanı tebliğine ilişkin tebliğ mazbatasının incelenmesinde; davacının adresinin “A8″ olarak yer aldığı ve tebliğ mazbatasında ” Muhatap çarşıya gitmesi sebebiyle muhatap yerine muhattap ile birlikte aynı çatı altında beraber ve sürekli ikamet ettiğini beyan eden tebliğe ehil gelini K5 tebliğ edildi. 01.07.2017.” açıklamasının bulunduğu görüldüğü, bu hali ile yapılan tebligatın 7201 sayılı Kanun’un 16 ve 23/9 maddesi ile Yönetmeliğin 25. maddesi hükümlerine uygun olduğundan davacıya yapılan satış ilanı tebliği usulsüne uygun olduğu, davacı vekili dava dilekçesinde davacının gerçek adresinin dış kapı numarasının 450, iç kapı numarasının 1 (450/1) olduğunu ancak çıkarılan tebligatın dış kapı numarası 450 olarak çıkarıldığını ancak iç kapı numarasının bildirilmemiş olduğunu, taşınmazın 2 katlı olduğunu ve bu sebeple müvekkilinin tebligattan haberdar olmadığını ileri sürmüş ise de davacının müvekkilinin ihaleden haberdar olduğunu beyan etmiş olduğu tahliye emri tebliğinin de adresinin “No:450” olarak tebliğe çıkmış olması ve bu adreste muhatap tarafından bizzat tebellüğ edilmiş olması, kıymet takdir raporunda taşınmazın zemin katının işyeri deposu ve birinci katın ev niteliğinde olduğunun belirtilmiş olması ve rapora işlenen fotoğrafların da bu durumu teyit ettiği, taşınmazın niteliği itibariyle ikamete elverişli bölümün tek olması hususları birarada değerlendirilerek davacı vekilinin usulsüz tebligat şikayetinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğuna kanaat getirilerek davacıya satış ilanının usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğu kabul edildiği, ihalenin feshini isteyen borçlunun, diğer borçlulara veya ilgililere satış ilanının vb. hususların tebliğ edilmediğinden veyahutta usulsüz tebliğ edildiğinden bahisle ihalenin feshini isteme hakkı bulunmadığı, ihalenin feshini isteme süresinin ise 7 gün olduğu, ilgililerin, ihalenin yapılmasına kadar olan işlemlerdeki yolsuzlukları en geç ihale günü öğrenmiş oldukları varsayılacağı, böylece, ihalenin feshini isteme hakkı süresi ihale tarihinden itibaren başlar ve ihalenin kesinleşip kesinleşmediği bu süreye göre belirlendiği, tüm dosya kapsamına göre borçluya satış ilanının tebligat tüzüğü ve tebligat yasasına uygun yapıldığı görülmüş olup ihalenin 15.08.2017 tarihinde yapıldığı, davanın 03.07.2018 tarihinde yasal 7 günlük süreden çok sonra açıldığı anlaşılmakla, yukarıda açıklanan gerekçelerle ihalenin feshi isteminin süresinde açılmadığından süre yönünden reddine karar verilmiş ve işin esasına girilmemiş olması nedeniyle para cezası ile mahkumiyetine yer olmadığına karar vermiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı
K1 vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Öncelikle Düziçi İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/30 Esas sayılı dosyasının 25/07/2018 tarihli ara kararının usul ve yasaya aykırı olup, verilen ara kararın ortadan kaldırılması ve hak kayıplarına yol açılmamasından dolayı lehlerine ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, Düziçi İcra Müdürlüğünün 2016/1215 esas sayılı dosyası dosyadaki yapılmış olan işlemler ve akabinde yapılmış olan satışın usule ve yasalara aykırı olduğunu, müvekkilinin tahliye emrine kadar olan yapılmış olan tebligatlardan haberi olmadığını, söz konusu taşınmaz iki katlı bir yer olup adresle ilgili olarak yerel mahkeme dosyasına sunulan evraktan da görüleceği üzere müvekkile yapıldığı sanılan adresin aynı adres olmadığını, müvekkiline yapılması gereken ve müvekkilinin oturduğu adres olan A6 olduğu, ancak tebligatlar A7 adresine yapılmış ve müvekkilinen başka adreste oturduğundan yapılan bunca tebligattan haberi olmadığını, ayrıca ev iki katlı ve birbirinden ayrı ev olmakta ve müvekkilinin üst katta oturduğunu, niteliği gereği evin aynı adres olduğu, ancak aynı konut olmadığının aşikar olduğunu ve söz konusu tebligat aynı konutta bulunan bir kişiye yapılmamış sayıldığını, ancak yerel mahkemenin 3.kişilere devrinin önlenmesi ve hak kayıplarına yol açılmaması açısından 25/07/2018 tarihli ara kararında ihtiyati tedbir taleplerinin reddedildiğini, açıklanan nedenlerle istinaf taleplerinin kabulüne, Yerel Mahkemenin vermiş olduğu usul ve yasaya aykırı ara kararının ortadan kaldırılmasına ve tedbir taleplerinin kabulüne yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine veya mahalli ilk derece mahkemesince usul ve yasaya aykırı olarak verilen kararın bozulmasına ve dosyanın yeniden lehlerine karar verilmek üzere Yerel Mahkemeye gönderilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
İİK.’nın 134/2.maddesinde; ihalenin feshini isteme süresi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 281. maddesindeki (mülga 818 sayılı BK.’nun 226.maddesi) yazılı sebepler de dahil olmak üzere yedi gündür. Bu süre hak düşürücü nitelikte bulunduğundan mahkemece re’sen dikkate alınmalıdır. Somut olayda; İcra dosyasının incelenmesinde, ihalenin 15.08.2017 tarihinde yapıldığı, davanın 03.07.2018 tarihinde yasal 7 günlük süreden çok sonra açıldığı anlaşılmaklailk derece mahkemesince şikayetin bu gerekçe ile reddine dair karar yerinde görülmüştür.
Davacıya yapılan satış ilanı tebliğine ilişkin tebliğ mazbatasının incelenmesinde; davacının adresinin “A8″ olarak yer aldığı ve tebliğ mazbatasında ” Muhatap çarşıya gitmesi sebebiyle muhatap yerine muhattap ile birlikte aynı çatı altında beraber ve sürekli ikamet ettiğini beyan eden tebliğe ehil gelini K5 tebliğ edildi. 01.07.2017.” açıklamasının bulunduğu görüldüğü, sistem üzerinden bakıldığında davacının kendisinin ve davacının iki oğlu bulunup ikisininde adreslerinin “A8” olduğu, yani davacının iddia ettiği gibi aynı adreste 450/1 numaralı adresin bulunduğuna dair sistem üzerinde kayıt bulunmadığı, kıymet takdir raporunda taşınmazın zemin katının işyeri deposu ve birinci katın ev niteliğinde olduğunun belirtilmiş olması ve rapora işlenen fotoğrafların da bu durumu teyit ettiği, taşınmazın niteliği itibariyle ikamete elverişli bölümün tek olması hususları birarada değerlendirilerek bu hali ile yapılan tebligatın 7201 sayılı Kanun’un 16 ve 23/9 maddesi ile Yönetmeliğin 25. maddesi hükümlerine uygun olduğundan davacıya yapılan satış ilanı tebliği usulsüne uygun olduğu anlaşılmıştır.
Dairemizce yapılan değerlendirmeler neticesinde; HMK.nın 355.maddesine göre istinaf incelemesinin dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği, ancak kamu düzenine aykırılık görülmesi halinde bu hususun süresinde yapılan şikayet üzerine resen nazara alınabileceği, şikayetin süresinde olmaması nedeniyle kamu düzenine aykırılık yönünden inceleme yapılamayacağı dikkate alınarak, dosya kapsamı, mevcut delil durumu dikkate alındığında, mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından şikayetçi borçlu vekilinin istinaf başvurusunun HMK.’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle
1-Düziçi (İcra Hukuk) Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/30 Esas 2019/42 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına
YEROLMADIĞINA,
3-İstinaf kanun yolu yargılama giderlerinin, istinaf eden üzerinde
BIRAKILMASINA,
4-Kararın taraflara
TEBLİĞİNE,
5-HMK 333. madde gereğince kararın kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana
İADESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK ‘nun 361 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 30/10/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe