İ S T İ N A F K A R A R I
Osmaniye İcra Hukuk Mahkemesi’nin 17/05/2018 tarih, 2018/92 Esas 2018/259 Karar sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna davalı vekili tarafından başvurulması üzerine dosya incelendi;
DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle; alacaklı olduğunu iddia eden K1’ye ve çekte parafı bulunan K2 isimli şahsa herhangi bir borcunun bulunmadığını, bahse konu çekin abisi K3’ın K4 isimli şahıstan olan alacağını gösterir bir çek olduğunu, çekin karşılıksız çıktığını, çekte ilgili banka tarafından çekin ödenmediğinin ispatı için tarafından atılmış ciro bulunduğunu , abisi K3’nın K2 ve oğlu K5 ile ticaret yaptığını, abisi K3’ın K4 isimli şahıstan yüklü miktarda alacağı olduğunu, alacak evraklarını da abisinin K1, K2 ve oğlu K5’ye emanet olarak verdiğini, daha sonra aralarının açılması sonucu belgeleri geri vermediklerini, K2′ nin ve K5′ nin azmettirmesi sonucu K1’nin, ikinci bir şahıs ile birlikte kendisini silah zoru ile evden alarak ıssız bir alanda öldürmek maksadı ile darp ettiklerini ve ölüme terk ettiklerini, bu nedenle K1’nin cezaevinde olduğunu, yargılama sürecinin devam ettiğini, bu evrak ile başlatılan takibin öldürmeye teşebbüs ve yağma suçunu hafifletmeye yönelik olarak başlatılmış bir takip olduğunu, K2’nin ve K1’nin kendisinden hiçbir alacağının bulunmadığını, çekteki cironun sadece abisi o an için müsait olmadığından bankada kaşeleme işlemi için atılmış ciro olduğunu, beyan ederek takibin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ciro yolu ile çeke sahip olduğunu, çekin K3’la bir alakasının olmadığını, hamiline kesilmiş bir çek olduğunu, davacının ciranta borçlu olduğunu, çekin davacı borçludan K2’ye, ondan da müvekkiline geçtiğini, müvekkilinin K2’den olan alacağı nedeniyle iyi niyetli olarak bu çeki aldığını, müvekkili ile davacı borçlu arasında alacak hususunda tartışmalar yaşandığını ve karşılıklı olarak istenmeyen olaylara sebebiyet verildiğini, bu olayların yaşanmasının müvekkilinin alacağına halel getirmeyeceğini, mahkemece takip durdurulacak ise İ.İ.K’.nun 33. Maddesine göre dosya alacağı kadar teminat alınmasını talep ettiklerini, borçlunun borca itirazı ile birlikte imzayı inkar etmediğini, çekin geçerli ve hukuka uygun bir çek olduğunu, davacının müvekkiline borcu olduğunu, aksine bir iddianın İ.İ.K.’nun 68 ve devamı maddelerine göre yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini,belirterek davanın reddi ile % 20 kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, takip alacaklısı K1’ye ciro silsilesinde yer alan ciranta K6 tarafından alacağın temliki hükmünü doğuracak bir ciro veya dosyaya sunulmuş çekten ayrı bir alacağın temliki sözleşmesi bulunmadığından, şikayetin kabulü ile Osmaniye 2. İcra Müdürlüğü’nün 2018/2139 Esas sayılı takibinin şikayet eden K6 yönünden İ.İ.K. 170/a maddesi gereğince iptaline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesinde, borcunun olmadığını beyanla dava konusu çeki kendisinin de haberi olarak abisiyle birlikte kendi rızaları ile müvekkilinin borçlusu K2’ye verdiklerini kabul ettiğini, bu kabul beyanının başlı başına alacağın temlikinin delili olduğunu, yerel mahkemece temlik cirosunun olmadığından bahisle davanın kabulüne karar verildiğini, dava dilekçesinde takibin temlik cirosu olmadan açıldığına yönelik bir itiraz olmadığını, dava konusu çekin rızayla alacaklılara verildiğinin kabul edildiğini,belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte 1. ciranta-borçlunun icra mahkemesine başvurusu ; borca itiraz niteliğindedir.
TTK’nun 790. maddesinde ” (1) Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Öte yandan Hukuk Genel Kurulu’nun 24.4.1996 tarih 1996/12-136 E., 1996/288 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, hamiline yazılı çeklerde takip alacaklısının ciro silsilesi içerisinde yer almaması halinde ve bankaya ibraz için ciro edenin de son hamil olduğunun belirlenmesi durumunda takip alacaklısının yetkili hamil olabilmesi için ibrazdan sonra adı geçene (temlik hükmünde de olsa) bir cironun varlığı zorunludur.
Yargıtay 12. HD.nin 2009/7848 E. 2009/16293K, 2012/17073 E. 2012/33551K. 2013/33185 E. 2013/40255 K. sayılı emsal içtihatlarından da anlaşıldığı üzere; çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatan bir kişinin yetkili hamil olabilmesi için ya ibrazdan önce ciro zinciri içinde yer alması yada çeki ibraz eden kişinin ibrazdan sonra takip yapan kişiye ciro yapmış olması gerekir. Diğer bir deyişle, ibrazdan sonra yapılan ilk cironun çeki ibraz edene ait olması gerekir.
Somut olayda; takip dayanağı çek arkasının incelenmesinde, takip alacaklısının(K1’nin) bankaya ibrazdan önce ciro silsilesi içerisinde yer almadığı , çeki bankaya ibraz ettiği anlaşılan K6 tarafından ibrazdan sonra yapılmış ve alacağın temliki hükümlerini doğuracak bir cironunda olmadığı, anlaşıldığından ilk derece mahkemesince İİK.nun 170/a maddesi gereğince şikayetçi-borçlu bakımından takibin iptaline karar verilmesi isabetlidir.
Alacaklı vekili, davacının dava dilekçesinde, borcunun olmadığını beyanla dava konusu çeki kendisinin de haberi olarak abisiyle birlikte kendi rızaları ile müvekkilinin borçlusu K2’ye verdiklerini kabul ettiğini bu kabul beyanının başlı başına alacağın temlikini içerdiğini ve alacağın temlikinin delili olduğunu beyan etmiş ise de; TBK.nun 184/1. maddesi gereğince alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlı dır. Alacaklı bu yönde bir belge sunmamıştır.Diğer taraftan dava dilekçesindeki beyanların ve davacı vekilinin duruşmadaki beyanının İİK.nun 170/a-son maddesi kapsamında borcun kabulü anlamında da olmadığı açıktır. Bu nedenle anılan istinaf sebebi isabetli değildir.
Alacaklı vekili; ilk derece mahkemesince talep olmamasına rağmen temlik cirosunun olmadığından bahisle takibin iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmiş ise de; İİK. nun 170/a-2 maddesi gereğince hakim, yasal sürede yapılan itiraz veya şikayet nedeniyle icra mahkemesine intikal eden işlerde, öncelikle, takip dayanağı senedin kambiyo vasfında olup olmadığını ve alacaklının kambiyo senetlerine özgü yol ile takip hakkının bulunup bulunmadığını re’sen inceleyerek, takibin iptaline karar verir.(Benzer mahiyette Y.12. HD.nin 2014/21679 E. 2014/24637 K. sayılı emsal içtihadı) Bu nedenle takip alacaklısının yetkili hamil olup olmadığının dolayısıyla ciro zincirinin ve alacağın temliki hükmündeki ciroların resen incelenmesi gerektiğinden bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde değildir.
Öte yandan; alacaklı vekili , şikayetçi-borçlunun rızasıyla çekin alacaklılara verildiğinin kabul edildiğini beyan etmiş ise de; dava dilekçesindeki beyanların ve davacı vekilinin duruşmadaki beyanının İİK.nun 170/a-son maddesi kapsamında borcun kabulü niteliğinde olmadığı, TBK.nun 184/1. maddesi gereğince alacağın devrinin geçerliliğinin, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlı olduğu anlaşıldığından anılan istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.
Dairemizce yapılan değerlendirmeler neticesinde; HMK.nın 355.maddesine göre istinaf incelemesinin dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği, ancak kamu düzenine aykırılık görülmesi halinde bu hususun resen nazara alınabileceği, somut olayda dosya kapsamı, mevcut delil durumu dikkate alındığında, mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükümde kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği anlaşıldığından, davalı-alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı-alacaklı vekilinin Osmaniye İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/92 E. 2018/259 K. sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 44,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 35,90 TL’nin mahsubu ile bakiye 8,50 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir
KAYDINA,
3-İstinaf kanun yolu yargılama giderlerinin, istinaf eden üzerinde
BIRAKILMASINA,
4-Kararın taraflara
TEBLİĞİNE,
5-HMK.nun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının talep halinde yatırana
İADESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK ‘nun 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 09/04/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe