T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
YUMURTALIK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
03/03/2021
NUMARASI :
2017/172 Esas, 2021/39Karar
DAVACILAR:
1-K1 – N1
2-K2 – N2
3-K3 – N3
4-K4 – N4
5-K5 – N5
6-K6 – N6
7-K7 – N7
VEKİLİ:
Av. K8 – A7
DAVALILAR:
1 -K9 – N8 – A8
2 -K10 – N9 – A9
3 -K11 – A10
4-N10 – N11 – A11
DAVALI:
5 -K12 – N12 – A12
VEKİLİ:
Av. K13 – A13
DAHİLİDAVALILAR:
1 -K14 – N13 – K15
2 -K16 – N14 – A14
3 -K17 – N15 – A15
4 -K18 – N16 – A16
DAVANIN KONUSU :
Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
DAVA TARİHİ :
29/06/2017
DAİRE KARAR TARİHİ :
16/05/2023
KARAR YAZIM TARİHİ :
16/05/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı K12 vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili ilk derece mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; davacıların murisleri K19 oğlu K20 Yumurtalık İlçesi A17 Mahallesi 634 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalılardan K12, N10, K10 ve K9’nun tapuda malik olmadıkları halde fuzuli işgalci olarak taşınmazı kullandıklarını, diğer davalı K11’nın ise bu taşınmazı diğer davalılardan kiralamak sureti ile kullandığını ileri sürdüğünü, davacıların tüm davalılara dava konusu taşınmada hisselerinin olmadığını fuzuli işgalci olduklarını dava konusu taşınmazı terk ederek müdahalelerine son vermelerini istedikleri halde bugüne kadar müdahalelerine devam ettiklerini, diğer davalı K11’nın ise kendisine kiraya verdiklerini iddia eden kişilerin bu taşınmazda hisseleri olmadığı halde kiracı olduğunu ileri sürerek taşınmazı kullanmaya devam ettiklerini, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalıların fuzuli işgal nedeni ile taşınmaza yapmış oldukları müdahalenin menine karar verilmesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL son 5 yıllık ecrimisil bedelinin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan alınarak hisseleri oranında davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı
K12 vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacıların her ne kadar Yumurtalık İlçesi A17 Mahallesi 634 parsel sayılı taşınmazın maliki olduklarını belirtmiş iseler de davalının eşinin halası olan K21’dan 8, 9 ve 224 parsellerdeki 25 dönümlük hissesini 1956 yılında satın aldığını ancak davalının satın almış olduğu bu taşınmazları kullanamadığı gerekçesi ile Yumurtalık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/1 Esas 2014/56 Karar sayılı davasını açtığını ve bu davanın ilamından da açıkça anlaşılacağı üzere davalının ve davacıların murisleri arasındaki 1956 yılından bu yana süregelen rızai taksim durumunun mevcut olduğunu, davacılar ve murisleri de davalının satın almış olduğu parselleri kullandığını, davacıların murisleri ve davalı arasında kullanım yönünde böyle bir paylaşım söz konusu olduğundan sırf dava konusu 634 sayılı parsel kaydında davalının hissesi görünürde olmadığı için dava açılmasının fiili ve hukuki gerekçelerle bağdaşmadığını, bu nedenlerle açılan davanın davalı yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar
N10
,
K10 ve K9 ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle;
Anneleri K12 GMSV sözleşmesi ile eşinin halası olan K21’dan 8, 9 ve 224 parsellerdeki 25 dönümlük hissesini 1956 yılında satın aldığını ancak satın almış olduğu bu taşınmazları davacıların murislerinin de kullandığından, anneleri ve davacıların murisleri arsasında 1956 yılında bu yana dava konusu 634 parsel üzerinde olagelen fiili ve rızai taksim durumu olduğunu, anneleri ve davacıların murisleri arasındaki bu fiili ve rızai taksim sonucunda 26 dönüm civarındaki yerin 15 dönüm civarındaki kısmını satın aldığı parseller içerisinde kullanmış geriye kalan 9 dönüm civarındaki kısmını satın aldığı parseller içerisinde kullandığı, geriye kalan 9 dönüm civarındaki yeri de davacıların murisleri ile yapılan rızai taksim sonucunda dava konusu 634 parselde 1956 yılından bu yana zaman zaman kendisi zaman zaman ise kiraya vermek suretiyle bugüne kadar malik sıfatıyla kullandıklarını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini mahkememizden talep etmişlerdir.
Davalı K11 ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle
; Dava konusu taşınmazı kendisine kiraya veren K12’nun neredeyse 30-40 sene öncesinden eşinin halası olan K21’dan satın aldığı 25 dönümlük hissesinin bir kısmını davacıların murisi K20 kullandığından dolayı 634 parselden K12 arasında 1956 yılından bu yana dava konusu 634 parsel üzerinde fiili ve rızai taksim durumu olduğunu, bu nedenlerde davacının davasının reddine karar verilmesini mahkememizden talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında dava konusu taşınmaza davalı tarafça haksız şekilde müdahalede bulunulup bulunulmadığı hususunun çekişme konusu olduğu, mahallinde icra edilen keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre ise, dava konusu taşınmazın yıllardır davalıların murisi tarafından kullanıldığı murisin vefatından sonra ise mirasçılarının kullanmaya devam ettiği, davalı K11’nın ise diğer davalılardan dava konusu taşınmazı kiraladığı, güncel tapu kayıtları incelendiğinde ise davalıların tapu maliki olmadıkları, diğer bir deyişle taşınmazı kullandıkları sübut bulan davalıların taşınmazda hissedar olmadığı anlaşılmıştır. Davacının ihlal edilen mülkiyet hakkı nedeniyle davanın kabulü ile taşınmazdan paydaş olmayan davalılar tarafından yapılan müdahalenin mutlak suretle men’ine karar verildiği,
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Dosya kapsamında tüm deliller ve beyanlar incelendiğinde davacının, dava tarihinden geriye dönük beş yıl için ecrimisil istediği anlaşılmış ve taleple bağlılık ilkesi gereği bu doğrultuda karar verilerek, davalıların dava konusu taşınmazı haksız ve kötü niyetle kullandığı kanaatine varılarak davacının davasının kabulüne
; El Atmanın Önlenmesi Yönünden; 1-a-) El Atmanın Önlenmesi Yönünden talebin kabulü ile; Davacılara ait hissesi bulunan Adana ili, Yumurtalık ilçesi, A17 Mahallesi 634 parsel nolu taşınmazın 17.03.2020 havale tarihli Fen Bilirkişisi raporunda A harfi olarak belirtilen 7649.87 metrekarelik kısma davalı tarafından yapılan
El atmanın Önlenmesine ve bu kısımların davacıların hisseleri oranında teslimine
, Ecrimisil Yönünden; 2-a-) Davalı yönünden ecrimisil davasının (2012-2016 yılları arasındaki talebi açısından) kabulü ile; Sabit olan toplam 12.990,97-TL haksız işgal tazminatının (ecrimisilin); 1000 TL için dava tarihinden (21/06/2017), 11.990,97 TL için ıslah tarihinden (31/08/2020) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınıp davacılara hisseleri oranında verilmesine yönelik karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalılar K12 ve diğerleri vekili dilekçesinde özetle;
Yerel mahkemece verilen kararı kabul etmelerinin mümkün olmadığını, şöyle ki; dava sürecinde gerek cevap dilekçelerinde gerekse duruşma ve keşiflerde belirttikleri hususların hiçbirisi yerel Mahkeme tarafından dikkate alınmadığı ve irdelenmediğini, bu nedenle Yerel Mahkeme maalesef eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, cevap dilekçelerini kısaca tekrarlamak gerekirse; davacılar dava dilekçelerinde her ne kadar Yumurtalık İlçesi A17 Mahallesi 634 parsel sayılı taşınmazın maliki olduklarını belirtmiş iseler de davalı müvekkilin cevap dilekçelerinin ekinde sunmuş oldukları GMSV sözleşmesi ile eşinin halası olan K21’dan 8,9 ve 224 parsellerdeki 25 dönümlük hissesini 1956 yılında satın alındığını, ancak Müvekkiline satın almış olduğu bu taşınmazları kullanamadığı gerekçesi ile Yumurtalık Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/1 – 2014/56 E.-K. sayılı davasını açmış ve bu davanın ilamından da açıkça anlaşılacağı üzere müvekkiline ve davacıların murisleri arasında 1956 yılından bu yana süregelen rızai taksim durumu mevcut olduğunu, davalı müvekkiline ve davacıların murisleri arasındaki bu rızai taksim sonucunda davalı müvekkiline 1956 yılında satın almış olduğu 26 dönüm civarındaki yerin 15 dönüm civarındaki kısmını satın aldığı parseller içerisinde kullanmış geriye kalan 9 dönüm civarındaki yeri de davacıların murisleri ile yapılan rızai taksim sonucunda dava konusu Yumurtalık İlçesi A17 Mahallesi 634 parselde 1956 yılından bu yana zaman zaman kendisi zaman zaman ise kiraya vermek suretiyle bugüne kadar malik sıfatıyla kullandığını, mevcut bu durum karşısında davacılar ve murisleri de yukarıda belirttikleri üzere davalı müvekkilinin satın almış olduğu parselleri kullanmakta olduklarını, özetle davacıların mürisleri ve davalı müvekkilem arasında kullanım yönünde böyle bir paylaşım söz konusu olduğundan sırf dava konusu 634 sayılı parsel kaydında müvekkilemin hissesi görünürde yok diye dava açılması fiili ve hukuki gerçeklerle bağdaşmadığını, davacıların davası iyiniyet kuralına da ayrıca uymadığını, yukarıda izah ettikleri nedenlerle davacıların davalılar aleyhine açtıkları dava hukuken dayanaksız olup, açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek Dairenizce re’sen gözetilecek hususlarla birlikte Yumurtalık Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/172-2021/39 E.-K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararına yönelik olarak istinaf yoluna başvurduklarını ve İlk Derece Mahkemesinin usul ve yasaya aykırı hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, TMK 683 maddesi uyarınca açılan men ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Somut olayda
; davacı vekili, Yumurtalık İlçesi, A17 Mahallesi, 634 parselin müvekkillerinin murisi olan ve velat etmiş bulunan K19 oğlu K20 olduğunu, davalıların tapuda malik olmadıkları halde dava konusu taşınmazı fuzuli işgalci olarak kullanmakta olduklarını, davalı K11′ nın ise diğer davalılardan taşınmazı kiralamak suretiyle kullandığını belirttiğini, müvekkillerinin tüm davalılardan dava konusu taşınmazı terk etmeleri ve müdahaleye son vermelerini istedikleri halde davalıların müdahaleye devam ettiklerini belirterek müdahalenin men’i ve 2012,2013, 2014, 2015 ve 2016 yılları için ecrimisil talebinde bulunmuştur.
Mahkeme toplanan delillere göre satın alma ıspatlanamadığından elatmanın önlenmesi ve ecrimisile karar vermiştir.
Yargıtay kararlarında da belirtildiği şekilde; elatmanın önlenmesi davası
, mülkiyet hakkına dayanan ve kaynağını TMK’nın 683. maddesinden alan bir dava türüdür. Müdahalenin men’i davasında amaç, mülkiyet hakkına olan saldırının veya müdahalenin ortadan kaldırılmasıdır. Böylelikle malına haksız olarak müdahalede bulunulan malik, içinde bulunduğu durumdan kurtulmuş olur. Bahsi geçen müdahale maddi olabileceği gibi farklı şekillerde de ortaya çıkabilmektedir.
El atmanın önlenmesi davası açabilmek için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bu dava bir eda davası olup taşınmaza haklı bir sebep olmadan kişi el atmış ya da tecavüz etmiş olmalıdır. Davacı olan mutlaka malın maliki ya da zilyeti konumunda olmalıdır.
Müdahalenin men’i davası hukukumuzda geniş bir yere sahiptir. Haksız el atmanın önüne geçebilmek için değişik sebeplerle el atmanın önlenmesi davası açmak mümkündür. Bunlardan bazılarını; malikin, malik olduğu taşınmaza karşı yapılan el atmanın önlenmesi için açılan dava, malikin sahip olduğu malı haksız olarak elinde bulunduran ya da ona saldıran kişiye karşı açılan el atmanın önlenmesi davası, malikin maliki olduğu şeyin doğal ürünlerine karşı yapılmış olan el atmanın önlenmesine karşı açılan dava, malikin karşılaşabileceği sınır tecavüzlerine karşı açabileceği el atmanın önlenmesi davası, malikin arazi kayması nedeniyle vaki el atmalara karşı açabileceği dava, malikin zilyetliğe saldırı olması nedeniyle açabileceği dava ve malikin geçit hakkı sebebiyle el atmalara karşı açabileceği dava, şekilde sıralayabiliriz. Davaların isimleri farklı olsa da hepsinin açılmasının ortak nedeni haksız el atmanın ve tecavüzün ortadan kaldırılmasıdır ve böylece malikin mülkiyet hakkının muhafaza edilmesidir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminattır. 08/03/1950 tarih, 22/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nun 25/02/2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25/05/1938 tarih ve 29/10 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. (Bknz. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2016/18332 Esas, 2017/7471 Karar sayılı ilamı)
Yine benzer olayda; dava konusu taşınmaza davalı tarafından el atılıp atılmadığı, davalının taşınmazda GMSV sözleşmesine dayanmasının haklı neden oluşturup oluşturmayacağı noktasında toplanmaktadır.
“
Ayrıca Satış Vaadi Sözleşmesi, ileriye dönük olarak satış vaad edilen kişiye satışın yapılacağını gösteren ve kişiye şahsi hak tanıyan bir niteliğe sahip olup bu niteliği ile satış vaadi sözleşmesi vaad edilen kişiye kullanım hakkı vermez. Dolayısıyla mahkemece mülkiyet hakkına öncelik verilerek elatmanın önlenmesi yönünden dava değerine göre harcı tamamlatmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
”
(Yargıtay 8. HD 2018/3480 – 2019/4931)
“
Bilindiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminattır.
Somut olayda, davalının dava dışı önceki pay maliklerine tebaan, 30.01.2003 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereğince dava konusu yeri kullandığı anlaşılmaktadır. Sözleşme içeriğine göre de, satış bedelinin tamamının davalı tarafından dava dışı önceki pay maliklerine ödendiği ve bunun karşılığında da dava konusu yerin kullanımının davalıya bırakıldığı, dava tarihi itibariyle davacılar tarafından, davalıya taşınmazı kullanımına son vermesi yönünde ihtarda da bulunulmadığı, anlaşılmaktadır. Bu durumda, ‘Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi’ başlıklı sözleşmenin gerçekte harici satış sözleşmesi şeklinde olduğu ve zilyetliğin davalıya teslim edildiği ve davalının bu sözleşmeye istinaden iyiniyetli olarak dava konusu yeri kullandığı açıktır.
O halde, yukarıda bahsedilen ilkeler ve somut olay ışığında, kötüniyeti kanıtlanamayan davalının ecrimisil ödemekle yükümlü tutulamayacağı gözönüne alınarak ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabule karar verilmesi doğru görülmemiştir.
”
(Yargıtay 8. HD 2018/9794 – 2019/10167)
Benzer olayda; ”Ecri misil talebi yönünden ise aynı taraflar arasında mahkememizde görülen başka bir parsele yönelik davada, Yargıtayca davalının kullanımının GMSV sözleşmesi gereğince payı satın alınana paydaşlara tebaan sürdürüldüğü, dolayısıyla davalının intifadan men edilmediği, davalıya herhangi bir ihtar yapıldığı ispatlanamadığından ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi yönünde bozulmuştur(bkz. Yargıtay 8. HD 2018/9794 – 2019/10167).
Dosya içeriğine göre mahkemece el atma ve ecrimisile karar verilmiş ise de; davalılar cevap dilekçeleri ve istinafta sunmuş oldukları beyanlarında GMSV sözleşmesi ile eşinin halası olan K21’dan 8,9 ve 224 parsellerdeki 25 dönümlük hissesini 1956 yılında satın alındığını, ancak Müvekkiline satın almış olduğu bu taşınmazları kullanamadığı gerekçesi ile Yumurtalık Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/1 – 2014/56 E.-K. sayılı davasını açmış ve bu davanın ilamından da açıkça anlaşılacağı üzere müvekkiline ve davacıların murisleri arasında 1956 yılından bu yana süregelen rızai taksim durumu mevcut olduğunu, davalı müvekkiline ve davacıların murisleri arasındaki bu rızai taksim sonucunda davalı müvekkiline 1956 yılında satın almış olduğu 26 dönüm civarındaki yerin 15 dönüm civarındaki kısmını satın aldığı parseller içerisinde kullanmış geriye kalan 9 dönüm civarındaki yeri de davacıların murisleri ile yapılan rızai taksim sonucunda dava konusu Yumurtalık İlçesi A17 Mahallesi 634 parselde 1956 yılından bu yana zaman zaman kendisi zaman zaman ise kiraya vermek suretiyle bugüne kadar malik sıfatıyla kullandığını, mevcut bu durum karşısında davacılar ve murisleri de yukarıda belirttikleri üzere davalı müvekkilinin satın almış olduğu parselleri kullanmakta olduklarını belirtmekle, yukarıda belirtildiği gibi taraflardan GMSV sözleşmesi ile satın alındığı belirtilmekle sözleşmenin temini, dava açılıp açılmadığı, taraflarla ilgisinin olup olmadığının araştırılması ile mahkemece hakların yarışması ilkesi uyarınca şahsi hakka karşılık ayni hakka üstünlük tanıyarak el atmaya karar vermesi yerinde olmakla, ecrimisil talebi yönünden belirtilen açıklamalara göre delillerin toplanması ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde verilen karar eksik inceleme nedeni ile dosyaya uygun değildir.
Bu nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-4. ve 6. bentleri uyarınca, kabul edilip kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Yumurtalık Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 03/03/2021 tarih ve 2017/172 Esas, 2021/39 Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusunun
, 6100 Sayılı HMK’nın
353/1-a-4 ve 6. bentleri uyarınca KABULÜNE,
2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-
İstinaf yoluna başvuran tarafça yatırılanistinaf peşin karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-
İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
6-
Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nun 353/1-a maddesi uyarınca
KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/05/2023
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe