T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
ADANA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
13/10/2020
NUMARASI :
2018/214 Esas, 2020/168Karar
DAVACILAR:
1-K5 – N4 – A1
2-K6 – N5 – A2
3-K11 – N8 – A3
4-K7 – N6 – A4
VEKİLLERİ:
Av. K8 – A5
:
K9 – N7 – A6
VEKİLLERİ:
Av. K10 – A7
Av. K8 – A11 No:42-43-44-45-46 Seyhan/ADANA
DAVALILAR:
1 -F2 PERAKENDE SATIŞ ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ:
Av. K1 – [16865-68976-01984] UETS
:
2 -F1 TELEKOMİNİKASYON A.Ş ADANA BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ – A8
VEKİLİ:
Av. K12 – A12
MÜTEVEFFA:
K2 – N1
DAHİLİDAVALI:
ÇUKUROVA VERGİ DAİRE MÜDÜRLÜĞÜ – A9
VEKİLİ:
Av. K3 – Adana Vergi Dairesi Başkanlığı A10
DAVANIN KONUSU :
Mirasın Hükmen Reddi
DAVA TARİHİ :
27/03/2018
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı F1 Telekomünikasyon A.Ş. vekili ile davalı Adana Vergi Dairesi Başkanlığı vekilince ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi K4’ın 03/05/2008 tarihinde vefat ettiğini, borcu nedeniyle davalıların İstanbul 12. İcra Müdürlüğü’nün 2017/39182 esas sayılı dosyası ve Sivas 2. İcra Müdürlüğü’nün 2018/2096 esas sayılı dosyasından icra takibine başlandığını, murisin terekesinin borca batık olduğunu beyan etmiş, davacıların mirası hükmen reddetmiş sayılmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı
F2
Telekomünikasyon A.Ş. vekiliilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacıların murisi olan K28’ın 03/05/2008 tarihinde vefat ettiğini, üç aylık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın red edilmesi gerektiğini, mütevvefa borçlunun telefon aboneliği borçlarını ödememesi nedeniyle hakkında icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takiplerini vefat tarihine kadar ödemediğini, bu nedenle müvekkilİ aleyhine açılan davanın reddini talep etmiştir.
Dahili davalı Adana Vergi Dairesi Başkanlığının cevap dilekçesinde özetle
; Müteveffa K4’ın 5 ocak Vergi Dairesine vadesi geçmiş 13.764,96 TL borcu bulunduğunu ve üzerine kayıtlı araç bulunduğunu, davacıların süresinde mirası reddetmemiş olduklarını, murisin külli halefi durumunda olduklarını, başka mal varlığı bulunup bulunmadığının da araştırılması gerektiğini, hükmen ret verilebilmesi için mirasın kabul edildiğine dair bir davranışında bulunmaması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Davanın kabulü ile, davacıların murisi N1 T.C. Kimlik Numaralı K2’ın terekesinin ölüm tarihi itibariyle borca batık olduğunun tespiti ile davacıların TMK. 605/2 maddesi gereğince mirası hükmen reddettiklerinin tespitine, yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
A) Davalı F1 Telekomünikasyon A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece kurulun hüküm usul ve esasen hatalı olup hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf yasal süresi içerisinde Sulh Hukuk Mahkemesi’nden mirasın hükmen reddini talep etmeyerek davanın açılmasına kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, davacının davasındaki talepleri terekenin hükmen reddine ilişkin olduğunu, bu davanın açılabilmesi için ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. (TMK m. 605/2) Mirasçılar F1 Medeni Kanun’un 610. Maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespiti istenebilir.
Kanuni hüküm bu yönde iken davacının dava dilekçesi ekinde bu koşulların oluştuğuna dair herhangi bir delil ve emare sunulmadığını, taraflarınca sunulan delil ve emarelerde dikkate alınmadığını, davacıların murisi olan K2’ın ölüm tarihinin 03.05.2008 tarihi olduğu dava dilekçesinde belirtilmiş olup; huzurdaki davanın açılış tarihi ise davanın açımı için geçerli olan yasal sürenin bitiminden sonraki bir tarih olan 27.03.2018 olduğunu, bu nedenle üç aylık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacıların mirasın borca batık olduğunu öğrendiği tarihi de ispat edemediğini, dosya kapsamında alınan 25.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere bilirkişice,davaya konu N3 plakalı motorlu bisikletin piyasa araştırması çerçevesinde araç satışı yapan internet sitelerindeki benzer araçlar arasından alınan ortalamalarla; 03.05.2008 tarihinde sağlam ve trafiğe çıkar halde olduğu kabul edilmiş ve değerinin yaklaşık 1.000,00 TL olduğuna kanaat getirildiğini, bu tespitler, mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin söz konusu olmadığını göstermekte olduğunu ve davadaki beyanlarının da haklı olduklarını birebir doğrulamış bulunduğunu,
İzah ettikleri üzere davacının, davasının hukuken kabulünün mümkün olmadığını, izah ettikleri ve resen nazara alınacak sebeplerle; istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılarak yerel mahkeme kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Adana Vergi Dairesi Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; önceki dilekçelerindeki beyanlarını tekrar etmekle birlikte, verilen iş bu kararı lehlerine kaldırılması için istinaf edilmesi zorunluluğunun doğduğunu, – Bilindiği Üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 12. maddesinde, ölüm halinde mükelleflerin ödevlerinin, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılara geçeceği, ancak mirasçılardan her biri ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olacakları hükmüne yer verildiğini, 6183 sayılı A.A.T.U.H. Kanunun 7. maddesinde, borçlumun ölümü halinde, mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında da bu Kanun hükümlerinin tatbik olunacağı, borçlunun ölümünden evvel başlamış olan muamelelere devam olunacağı; 50. maddesinin 2. fıkrasında, borçlunun ölümü halinde terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün için takibin geri bırakılacağı, üç günün bitiminde terekenin borçları için takibata devam olunacağı hükümlerine yer verildiğini,
Açıklanan Kanun maddeleri gereğince, mirasçılar murisin külli halefi durumunda olduklarını, külli halefiyette mirasçı, hak ve yükümlülükleri itibariyle tamamen ölenin hukuki durumunu kazanmakta, diğer borçları gibi vergi borcundan da aslen sorumlu olduklarını, ayrıca iş bu yargılamaya taraflarınca neden olunmadığı, davacıların süresi içerisinde mirası reddetmedikleri hususlarının dikkate alınarak vekalet ücreti açısından lehlerine hüküm tesis edilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını,
Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler çerçevesinde; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının lehlerine kaldırılmasına, davanın reddine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, Mirasın Hükmen Reddi istemine ilişkindir.
MK’nun 605/1 maddesinde gerçek ret, 605/2 maddesinde ise hükmen ret düzenlenmiştir.
Mirasın gerçek reddine ilişkin dava, F1 Medeni Kanununun 606/2. maddesinde belirtilen 3 aylık süre içerisinde, hasım gösterilmeden ve mirasın reddi için herhangi bir sebep ileri sürülmeden Sulh Hukuk Mahkemesine açılmalıdır.
Mirasın hükmen reddi ise süreye tabi olmayıp murisin terekesinin borca batıklığının mirasçılar tarafından ileri sürülmesi halinde, murisin tespit edilebilen alacaklıları hasım gösterilmek sureti ile malvarlığı hakkına ilişkin olduğundan HMK’nun 2/1 maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gereken davalardandır.
Uygulamada gerçek red mi, hükmen red mi olduğu karıştırılan bu tür davalarda görevli mahkeme belirlenirken, terekenin borca batıklığının ileri sürülüp sürülmediği hususuna dikkat etmek gerekecektir.
Borca batıklık iddiası varsa, hasım gösterilmemiş ve 3 aylık süre içerisinde açılmamış olsa dahi hükmen red olarak değerlendirilip gerekirse murisin alacaklıları yargılama sırasında davalı sıfatı ile davaya dahil edilmek, değer gösterilmek sureti ile Asliye Hukuk Mahkemesince yargılama yapılmalıdır.
Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar F1 Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. F1 Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca F1 Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/7818 Esas, 2017/9582 Karar sayılı ilamı)
Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/18343 Esas, 2017/2890 Karar nolu ilamı)
Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605). Mirasbırakanın ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, mirasbırakanın tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması; terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2). Ancak, tereke borca batık olmasına rağmen; F1 Medeni Kanununun 610/2. maddesinde açıklanan şekilde tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı, mirası reddedemez.
(Bknz. Yargıtay14.HukukDairesi’nin 2015/4035Esas, 2015/11610Karar sayılı ilamı)
Somut olayda;Somut olayda; davacılar vekili, davacıların murisleri K2’ın 03/05/2008 tarihinde vefat ettiği, terekenin borca batık olduğu, mirası red taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettikleri, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile N1 T.C. Kimlik Numaralı K2’ın terekesinin ölüm tarihi itibariyle borca batık olduğunun tespiti ile davacıların TMK. 605/2 maddesi gereğince mirası hükmen reddettiklerinin tespitine karar verildiği, verilen kararın davalı F1 Telekominikasyon A.Ş. vekili ile davalı Vergi Dairesi Başkanlığı vekili tarafından istinafa taşındığı görülmüştür.
Muris K4’ın evli ve çocuklu olarak vefat ettiği, mirasçıları davacıların kaldığı dosyada mevcut bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Mahkemece murise ait terekenin aktif ve pasifi araştırılarak terekenin borca batık olduğunun tespit edilmesi sonucunda davanın kabulüne yönelik karar verilmiştir. Yargılama sırasında murisin vergi borcu bulunduğu anlaşıldığından Vergi Dairesi davaya dahil edilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgeler, davalıların göndermiş olduğu ödeme emirleri, davalının yazılı beyanları, 5 Ocak Vergi dairesinin yazıları birlikte değerlendirildiğinde murisin murisin ölüm tarihi itibariyle toplam 16.233,00 TL civarında borcunun bulunduğu, üzerine kayıtlı bir adet mobilet bulunduğu, onun değerinin de yaklaşık 1.000 TL olduğu, davacı – mirasçıların terekeyi kabul ettiğine dair bir eylem bulunmadığı, davalılar tarafından da murisin mal varlığı bulunduğuna ve terekeyi kabul anlamına gelecek işlemler yaptıklarına ilişkin bir delil dosyaya sunulmadığı, ilk derece mahkemesince murisin mal varlığı ile ilgili yeterli incelemenin yapıldığı, dosyada bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle istinaf yoluna başvuran davalılar Vergi Dairesi vekilinin ve F1 Telekominikasyon A.Ş.vekilinin istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri hususlar yerinde değildir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Adana 6. Asliye Mahkemesi’nin 13/10/2020 tarih ve 2018/214 Esas, 2020/168 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı F3 A.Ş. vekili ile davalı Adana Vergi Dairesi Başkanlığı vekilininistinaf başvurularının, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-
Davalı F3 A.Ş.vekilinin istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken
59,30 TL istinaf karar harcından peşin alınan
54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4,90 TL harcın davalı F1 Telekomünikasyon A.Ş.’den alınarak Hazine’ye irat kaydına,
–
Davalı Adana Vergi Dairesi Başkanlığı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3-
Talep eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK’nın 333. maddesi gereğince ilgilisine iadesine,
5-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
6-
Kararın yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince
KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.12/10/2021
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe