T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
MERSİN 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACI:
K1
– N1
VEKİLİ:
Av. K2 – [N2] UETS
DAVALILAR:
1-K3 – N3
2-K4 – N4
VEKİLİ:
Av. K5 – [N5] UETS
DAVANIN KONUSU :
Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait dava konusu taşınmazlara davalıların haksız olarak el atıp müdahalede bulunduklarını ileri sürerek elatmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
Davalılar vekili ilk derece mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; davaya konu taşınmazları davalıların iş yeri olarak kullandıklarını, getirtilen Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/1425 sayılı dosyanın içeriğinden davaya konu taşınmazlarda kiracı olarak bulunan davalının kira ödememesi sonucu açılan Mersin 2. İcra Müdürlüğünün 2020/4954 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline ilişkin dava olduğunun anlaşıldığını, mahkeme dosyasının konusunun da bu taşınmazlardan kaynaklandığını ve davacının dava dilekçesinde de işyeri olarak kullanılan taşınmazların ecri misil bedelinin dönemsel kira bedeli olarak hesaplanmasının geçmiş aylara ilişkin aynı bölgede ve aynı özellikteki dükkan kira bedellerinin tespitini istediğinin anlaşıldığını gerekçe olarak belirtip, 6100 Sayılı HMK’nun Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi gereğince davanın usulden reddi ile mahkemenin görevsizliğineyönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Mersin ili Yenişehir ilçesi A1 mahallesi 1559 parsel 29, 32, 33, 34 bağımsız bölüm sayılı taşınmazları müvekkilinin 12/03/2020 tarihinde satın aldığını, davalılar ile müvekkili arasında herhangi bir kira sözleşmesi bulunmadığını, davalılar ile eski malik arasında da herhangi bir kira sözleşmesi olup olmadığının taraflarınca bilinmediğini, belirtilen sebeplerle açmış oldukları müdahalenin meni ve ecrimisil alacağı davası devam ederken Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararı verdiğini, istinafa konu bu kararın yasal dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisilistemine ilişkindir.
Somut olayda
; davacı vekili tarafından müvekkiline ait dava konusu taşınmazların, davalılar tarafından, taraflar arasında herhangi bir kira sözleşmesi olmaksızın haksız bir şekilde işgal edildiğinin ileri sürülerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisile yönelik karar verilmesinin talep edildiğini, mahkemece görevsizliğe yönelik kararın verildiği, kararın davacı vekil tarafından istinafa taşındığı anlaşılmaktadır.
Benzer bir olayda
Yargıtay
20.
Hukuk
Dairesi
2016/5037
Esas,
2016/6722
Karar sayılı ilamında özetle;
“…
Taraflar arasında görülen dava geçerli bir hukuki neden olmaksızın taşınmazın işgal edildiği iddiasına dayanan alacak istemine ilişkin olduğundan, uyuşmazlığın HMK.’nun 2/I. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
” şeklinde,
Yargıtay
1.
Hukuk
Dairesi
03/01/2015 tarih,
20
15/15298
Esas,
2015/12552
Karar sayılı ilamında ise özetle;
”
Dava, mülkiyet hakkına dayalı ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, kira ilişkisinden söz edilmek ve davanın sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Ne var ki, eldeki dava, davalıların çekişme konusu taşınmazı fuzulen işgal ettiklerinden bahisle açıldığına göre; anılan isteğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2/1. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesinin görevinde bulunduğu kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca, işin esasının incelenmesi, taraflar arasında hukuken geçerli bir kira ilişkisinin varlığının saptanması halinde davanın reddedilmesi, aksi halde ecrimisil yönünden bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
” şeklinde,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi ise 16/10/2018 tarih,
2018/2003
Esas,
2018/17432
Karar sayılı ilamında özetle;
“…E ldeki dava, davalı şirketin çekişme konusu taşınmazı fuzulen işgal ettiği iddiası ile açıldığına göre; anılan isteğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2/1. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevinde bulunduğu kuşkusuz olup, asliye hukuk mahkemesince işin esasının incelenmesinde, hukuken geçerli bir kira ilişkisinin varlığının saptanması halinde davanın reddedilmesi, aksi halde sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği izahtan varestedir.” şeklinde,
Yargıtay
Hukuk
Genel
Kurulu
25/10/2018 tarih, 2017
/
1-
1236
Esas,
2018/156
8
Karar sayılı ilamında ise özetle;
“…
D ava dilekçesinde açıklanan maddi vakıalar, davalılar arasındaki kira sözleşmesinin davacı yönünden bağlayıcı olmadığı iddiasını da içermekte olup, hukuki nitelendirme de davacı tarafından bu iddiaya (maddi vakıaya) uygun olarak yapılmış ve açık bir şekilde TMK’nın 683 ve 995. maddeleri uyarınca taşınmaza el atmanın önlenmesi ile ecrimisil istenilmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere kira sözleşmesi 6098 sayılı TBK’nda düzenlenmiş olup, davalılar arasında yapılan kira sözleşmesinin kendisi yönünden bağlayıcı olmadığını ileri süren davacı bakımından açtığı davanın, farklı yasa ve koşullara tabi bulunan kiralananın tahliyesi ve kira alacağı istemine ilişkin olduğunu kabul etmek mümkün değildir.
Bu durumda, anılan bu isteğin 4721 sayılı TMK hükümlerinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünün 6100 sayılı HMK’nın 2/1. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesinin görevinde bulunduğu açıktır.
Mahkemece işin esasının incelenerek davalılar arasında yapılan kira sözleşmesinin davacı vakıf bakımından da geçerli ve bağlayıcı olup olmadığının tartışılması, hukuken geçerli bir kira ilişkisinin varlığının saptanması hâlinde işgal ve kötü niyetli bir kullanım durumu olmayacağından davanın reddedilmesi, aksi hâlde ise el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istekleri yönünden bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde görev nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru değildir.
“şeklinde karar vermiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda m ahkemece yapılması gereken iş
, tarafların delillerini toplayıp elatmanın önlenmesi ve ecrimisil yönünden dava değerinin tespit edilerek eksik harcın tamamlatılması, harç tamamladıktan sonra işin esasının incelenmesi, taraflar arasında hukuken geçerli bir kira ilişkisinin varlığının saptanması halinde davanın reddedilmesi, aksi halde elatmanın önlenmesi ve ecrimisil yönünden bir karar verilmesinden ibarettir.
Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK. nın 353/1-a-3, 4, 6 bentleri uyarınca, kabul edilip kararın kaldırılması kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 27/04/2021 tarih ve 2020/355 Esas, 2021/116 Karar sayılı kararına karşı d avacı vekilinin istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1-a-3, 4 ve 6 bentleri uyarınca KABULÜNE,
2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-
Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde iadesine,
5-
Davacı vekili tarafındanyapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
6-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
7-
Kararın, yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.06/01/2023
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe