T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
MERSİN 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
ASIL DAVA/BİRLEŞEN
DAVA DOSYASINDA
DAVACI:
K1 – N1- A1
VEKİLİ:
Av. K2- A2
DAVALILAR:
1 -K3 – N2
VEKİLİ:
Av. K4
2-K5 – A3
3-K6 – N3
4 -K7 – N4
5 -K8 -A4
6 -K9 – N5
7 -K10 – N6
8 -K11 -N7
DAVANIN KONUSU :
Geçit Hakkı
DAVA TARİHİ :
20/10/2016
DAİRE KARAR TARİHİ :
29/12/2020
KARAR YAZIM TARİHİ :
29/12/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı K3 vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Asıl dava dosyasında ve birleşen dava dosyasında d avacı vekili ilk derece mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; davacıya ait dava konusu 680 parselin yolu olmadığı ileri sürülerek genel yola çıkabilmesi için geçit hakkı tesisine yönelik karar verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; davacının parselinin yolu bulunmadığı, parsele geçit hakkı tesis edilecek en uygun güzergahın bilirkişi raporunda belirtilen 1 nolu güzergah olduğu gerekçe olarak belirtilerek davanın kabulüne yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalı K3 vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığını, keşif sırasında askerde olması nedeniyle keşfe katılamadığını, savunma hakkının kısıtlandığını, bilirkişilerin rapora itirazlarını dikkate almadıklarını, Kadastro güncellenmesinin yapılacak olmasına karşın sonucunun beklenilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılıp talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, Geçit Hakkı istemine ilişkindir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya
, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanunu’nun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/5499 Esas, 2017/7524 Karar numaralı ilamı)
Somut olayda; davacı tarafından dava konusu parselin yolunun olmadığı ileri sürülerek davalılara ait parsellerin uygun olanından geçit hakkı tesisinin talep edildiği, mahkemece bilirkişiler tarafından tespit edilen 1 nolu güzergahtan geçit hakkı tesisine yönelik kararın verildiği, davalılardan K3’in kararı istinafa taşıdığı görülmektedir.
Dosyaya yansıyan bilgi, belge ve deliller dikkate alındığında, davacıya ait taşınmazın genel yola bağlantısının olmadığı, bilirkişiler tarafından belirlenen en uygun güzergah olan 1 nolu güzergahtan geçit hakkı tesisine kararın verildiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle davalı K3 vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususlar yerinde değildir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK.nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Mersin 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 17/10/2019 tarih ve 2016/343 Esas, 2019/363 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı K3 vekilinin istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca,
ESASTAN REDDİNE,
2-
Davalı K3 vekilinin istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken
54,40 TL istinaf karar harcının peşin alınan
94,92 TL harçtan mahsubu ile bakiye
40,52 TL harcın karar kesinleştiğinde talebi halinde davalı K3’e iadesine,
3-
İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, HMK.nın 333. maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5-
Kararın yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.29/12/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe