Adana BAM, 1. HD., E. 2020/725 K. 2020/1407 T. 28.12.2020

İlgili madde: TMK Madde 1007

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

OSMANİYE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVACI:

HASANBEYLİ TAPU SİCİL MÜDÜRLÜĞÜ/OSMANİYE – A1

VEKİLLERİ:

Av. K1 & Av. K2

VASİ:

K3 – N1 – A2

KISITLI:

K4 – N2

İHBAROLUNAN:

HASANBEYLİ MAL MÜDÜRLÜĞÜ – A3

DAVANIN KONUSU :

Tapu İptali Ve Tescil (Devletin Hüküm Ve Tasarrufu Altındaki Yer İddiasına Dayalı)

DAVA TARİHİ :

10/07/2017

DAİRE KARAR TARİHİ :

28/12/2020

KARAR YAZIM TARİHİ :

28/12/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

Hasanbeyli tapu müdürlüğü görev alanında bulunan taşınmazlarda evrakta sahtecilik yapılmak sureti ile işlemler yapıldığını, konu ile ilgili Osmaniye A4 Başsavcılığının 2016/757 soruşturma numarası ile soruşturma yürütüldüğünü, Osmaniye İli Hasanbeyli İlçesi A4 Mahallesi 256 ada, 35 parsel (geldisi Hasanbeyli 868 parsel) sayılı taşınmaz kütükte maliye hazinesi adına kayıtlı iken, K5 tarafından takbis veri düzeltme işlevi kullanılarak 13/11/2014 tarihinde malik isminin K4 olarak değiştirildiği, elektronik kayıtta ve takbis veri tabanında yolsuz işlem yapıldığını, Tapu ve Kadastro Müfettişlerince rapor hazırlandığını, düzenlenen raporda K5 tarafından 13/11/2014 tarihinde takbis veri düzeltme işlevi kullanılarak Maliye Hazinesi olan malik kaydının K4 olarak değiştirildiğini, bu düzeltmenin kütükte kalemle yazımının yapılmadığı, kütük yazımında usulsüz işlemden önce derlenen malik ismi esas alındığı için yeni açılan kütükte Maliye Hazinesinin adı görünmesine karşın takbiste K4 adının göründüğünü, yeni parselin elektronik sicilinde K4 adı görünmekte iken, yine K5 tarafından, takbis veri düzeltme işlevi kullanılarak K4 olan malik isminin yeniden gerçek malik olan Maliye Hazinesi olarak değiştirildiğini, usulsüz işlemler sırasında K4’e sahte tapu senedi verilip verilmediğinin, ifadesinin alınması ve varsa elindeki tapu senetlerinin ibraz etmesiyle belirlenebileceğini, inceleme tarihi itibarı ile taşınmazın, kütükte ve elektronik sicilde Maliye Hazinesi olarak göründüğünü, tarafına yolsuz tescil işlemi gerçekleştirilen davalı tarafa ulaşılamadığını, taşınmazın kısa süre içinde birçok el değiştirmesi, taşınmaz bedelinin düşük olması, işlemlerde belirtilen tarih ve yevmiye numaralarının bu taşınmaz ve işlemle hiçbir ilgisinin bulunmaması, yazımların tümüyle yolsuz olması arşivde bu işleme ait ıslak imzalı bir belgenin bulunmaması, buna benzer aynı yerde farklı taşınmazlar hakkında benzer işlemlerin yapılması, işlemi yapan memur hakkında soruşturma açılması, işlemlerde harç ödenmemesi, mal edinme üzerinde ciddi kuşku uyandıran güçlü ve eylemli bir karine olduğunu, bu şekilde birden fazla taşınmazlar hakkında benzer yolsuzlukların yapılmasının davalıların iyi niyetli olmadığının açıkça göstergesi olduğunu, bu nedenlerle Osmaniye İli, Hasanbeyli İlçesi, A4 Mahallesi, 256 ada, 35 parsel sayılı taşınmazda 13/11/2014 tarihinde TAKBİS veri düzeltme işlevi ile davalı üzerine usulsüz olarak kayıt ve tescil edilen mezkur taşınmazdaki yolsuz işlemlerin iptaline, gerçek malikin Maliye Hazinesi olduğunun tespiti ve tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı cevap ya da itiraz mahiyetinde herhangi bir dilekçe sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Dava, Osmaniye İli, Hasanbeyli İlçesi, A4 Mahallesi, 256 ada, 35 parsel sayılı taşınmazda yapılan işlemin yolsuz tescil nedeni ile iptaliistemine ilişkindir.

Dava konusu taşınmazın tapu kayıtları, tapu kütüğü, krokisi, Hasanbeyli Tapu Müdürlüğü inceleme raporu, Osmaniye A4 Başsavcılığının 2016/757 soruşturma sayılı dosya sureti dosyamız arasına alınmıştır.

Mahallinde keşif yapılmış, keşif sonrası düzenlenen 05/11/2019 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda özetle; dava konusu taşınmazın kadastro kayıtlarında 5330,09 m2 yüzölçümü ile bağ vasfı ve heyik mevki ile kayıtlı olduğu ve bu taşınmazın bulunduğu çalışma alanında 2014 yılında 3402 sayılı kanunun 22-a madde çalışması yapıldığı ve bu parselin 22-a çalışmasından önceki parsel numarasının 868 olduğu yapılan incelemeden anlaşıldığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Ziraat bilirkişisinin düzenlemiş olduğu 04/11/2019 havale tarihli raporunda özetle; dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarı ile m2 20,00 TL olarak hesaplandığı, arazi değerinin 106.601,8 TL, ağaçlarının değerinin 1610 TL olmak üzere toplam değerin 108.211,8 TL olduğu olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları, toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu Osmaniye ili, Hasanbeyli ilçesi, A4 Mahallesi 256 ada, 35 parsel sayılı taşınmazın 13/11/2014 tarihinde dava dışı K5 tarafından Takbis veri düzeltme işlevi kullanılarak Maliye Hazinesi olan malik kaydının K4 olarak taşınmaz cinsinin tarla iken arsa olarak değiştirildiği 17/11/2014 tarihinde Takbis veri düzeltme işlevi kullanarak malik kısmının yeniden Maliye Hazinesi olarak değiştirildiği, tapu kütüğünde herhangi bir işlem yapılmadığının anlaşıldığı, tapunun davalı K4 adına tapu kütüğünde ıslak imza ile devrin yapılmadığı, sistemde yapılan elektronik işlemin tapu sicil müdürlüğünce iptal edildiği malikin Maliye Hazinesi olduğu anlaşıldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, yargılama giderleri açısından ise davalının bu işlemin yapılmasına iştirak ettiğine dair somut delil bulunmadığından davacı üzerinde bırakılmasına, yönelik karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle;

Mahkemece yapılan yargılama neticesinde dava konusu taşınmazın tapu kaydının eski hale getirilmesi sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği ve mahkemece verilen kararın eksik inceleme neticesinde verilmiş bir karar olup, hukuka uygun bulunmadığından istinaf kanun yoluna başvurduklarını, Tapu sicilinin tutulmasına hakim olan ilkelerden biri de illilik, yani tescilin hukuki sebebe bağlılığı ilkesi olduğu, TMK madde 1024’te bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescilin yolsuz olacağının belirtilmiş olduğunu, anılan yasal düzenlemeler uyarınca, tescile esas teşkil eden hukuki işlem; yasanın öngördüğü şekle uygun olarak yapılmamışsa, tescilin dayanağı olan belgeler sahte veya usulsüz olarak düzenlenmişse veya hiç düzenlenmeksizin tescil işlemi yapılmışsa, işlemin yolsuz tescil niteliğinde olacağı aşikar olacağı, her ne kadar tapu kaydı sonradan gerçek malik adına kaydedilmiş ise de, tapu kütüğünde ve TAKBİS veri sisteminde yapılan bu değişiklikler hukuki sebepten yoksun olduğundan bu işlemlerin de yolsuz tescil hükmünde olduğu, dolayısıyla dava konusu taşınmazın üzerinde yapılan işlemler tümüyle yolsuz olduğundan ve taşınmazın tapu kaydının en son halinde yolsuz nitelikte işlemler bulunduğundan taşınmaz tapu kaydındaki yolsuzluklar giderilebilmesi için mahkemece usulüne uygun bir şekilde kurulan tescil kararı gerektiği, dolayısıyla dava konusu taşınmaz hakkında esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı K4, Hasanbeyli ilçesinde tapuda yapılan yolsuz işlemlere konu birçok dava dosyasında davalı olarak ismi geçmekte olduğunu, çok sayıda yolsuz işlemlerde adlarının geçmesinin hayatın olağan akışına aykırı olup tapu kayıtlarının yolsuz hale gelmesinde kusurlarının bulunduğunu, yargılama giderlerinden sayılan ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323, Avukatlık Kanunu’nun 169 ve Avukatlık Ücret Tarifesi’nin 1. maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin, haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerektiğini, Zira haksız davranışta bulunan bir kimsenin bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması hukukun genel kurallanndandır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun, yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletilmesine ilişkin 326. maddesi de bu ilkeye dayanmakta olduğu, tapu kayıtların davalarının haksız davranışları ile yolsuz hale geldiğinden bunun bir sonucu olarak aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti yükletilmesi gerekmekte olduğunu, yukarıda açıklanan nedenler ve söz konusu davada yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan eksik araştırma ve inceleme ile yapılmış olup usul, yasa ve Yargıtay kararlarında aykırı hüküm kurulmuş olduğundan karann bozulması dileğiyle İstinaf incelenmesini talep etme zorunluluklarının doğduğunu, re’sen tespit edilecek nedenler ile usul ve yasa ile yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olarak Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 08/01/2020 tarih, 2017/285 Esas ve 2020/15 Karar sayılı kararının istinafen incelemesi, İstinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılmasını yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, Yolsuz Tescil Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil, İpoteğin Terkini istemine ilişkindir.

Somut olayda; Dava dosyasında bulunan Tapu Ve Kadastro Genel Müdürlüğü Müfettişleri tarafından hazırlanan rapor ve dosya içeriğine göre Osmaniye ili, Hasanbeyli ilçesi, A4 Mahallesi 256 ada, 35 parsel sayılı taşınmazın 13/11/2014 tarihinde dava dışı K5 tarafından Takbis veri düzeltme işlevi kullanılarak Maliye Hazinesi olan malik kaydının K4 olarak taşınmaz cinsinin tarla iken arsa olarak değiştirildiği 17/11/2014 tarihinde Takbis veri düzeltme işlevi kullanarak malik kısmının yeniden Maliye Hazinesi olarak değiştirildiği, tapu kütüğünde herhangi bir işlem yapılmadığının anlaşıldığı, tapunun davalı K4 adına tapu kütüğünde ıslak imza ile devrin yapılmadığı, sistemde yapılan elektronik işlemin tapu sicil müdürlüğünce iptal edildiği malikin Maliye Hazinesi olduğu anlaşıldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bilindiği gibi ayni haklar, kütüğe tescil ile doğar, sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır” (TMK. m. 1022/1). “Kurulması kanunen tescile tabi ayni haklar, tescil edilmedikçe varlık kazanamaz” (TMK. m. 1021/1). değinilen yasa hükümlerinde öngörüldüğü üzere, hukukumuzda ayni hakkın doğumu veya ortadan kaldırılması tescil işleminin yapılmış olmasına bağlı olup başka bir deyişle bir hak tescil edilmedikçe ayni hak niteliğini kazanamayacağından (mülkiyetin nakledildiğinden söz edilemeyeceğinden)

Dava; Medeni Kanun’un 1024. maddesi gereğince yolsuz tescile dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.

Madde 1024.- Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir. (

1. Hukuk Dairesi Esas No:2014/12936 Karar No:2015/789)

Tapu Sicil Tüzüğü’nün 85. maddesi “Kütük üzerinde belgelere aykırı tescil veya yazımın düzeltilebilmesi için ilgililerin yazılı olurunun alınması ve yevmiye defterine kaydedilmesi gerekir. Belgeye aykırı yazımın veya tescilin düzeltilmesine, ilgililerden birisinin yazılı oluru olmazsa, müdür defterdarlık veya mal müdürlüğünden düzeltme için dava açılmasını, talep eder. Hazine avukatı bulunmayan yerlerde bu düzeltmeler için müdürlük tarafından re’sen dava açılır. İkinci ve üçüncü fıkralardaki durum, ayrıca kütük sayfasının beyanlar sütununda belirtilir. (Değişik son fıkra: 8/11/2004-2004/8109 K.)

Kütük, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde belgesine aykırı olarak basit yazım hatası yapıldığının tespit edilmesi halinde, müdür tarafından nedeni düzeltmeler sicilinde açıklanarak, re’sen düzeltme yapılır” şeklinde olup, doğrudan dava açmaya engel bir yasal düzenleme içermemektedir. Hazinenin Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan sorumlu olacağı, TMK.nın 1007. maddesinde düzenlenen sorumluluğun kusursuz sorumluluk olup, bu madde kapsamında Hazinenin tazminat davasına muhatap ve tazminata mahkum olabileceği gözetildiğinde, eldeki davanın açılmasında ve sonuçlandırılmasında davacı idarenin hukuki yararının bulunduğu kuşkusuzdur.(1. Hukuk Dairesi Esas No:2012/1785 Karar No:2012/2199)

Davacı istinaf yoluna yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden başvurmuştur.

Dava dosyasında taşınmazın kaydında veri düzeltme işlevi kullanılarak değiştirildiği, her iki kayıt değişikliğinin de sadece TAKBİS-elektronik veri tabanında yapıldığı, kütük sayfasına herhangi bir yazım, düzeltme yapılmadığı, taşınmazın maliye hazinesi adına olduğu davalı tarafın herhangi bir katılımının olmadığı, tasarruf işleminde kullanılmadığı düzeltme işleminin idarece yapıldığı, Tapunun kütükte davalı K4 olarak tescil edilmediğinden iptali ile tekrar Hazine adına tescil edilemeyeceği anlaşılmakla mahkemece verilen karar dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 08/01/2020 tarih ve 2017/285 Esas, 2020/15 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-
Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3

İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, HMK.nın 333. maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

5-
Kararın, taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca, tebliğden itibaren iki hafta içerisinde,
Yargıtay’da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.28/12/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!