T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
İSKENDERUN 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACI:
K1 – N1 – A1
VEKİLİ:
Av. K2 – A2
DAVALI:
K3 – N2 – A3
DAVANIN KONUSU :
Elatmanın Önlenmesi (Elatmanın Önlenmesi Ve Tazminat Ve Ecrimisil)
DAVA TARİHİ :
24/12/2018
DAİRE KARAR TARİHİ :
21/12/2020
KARAR YAZIM TARİHİ :
24/12/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;
Hatay ili İskenderun ilçesi A4 mah. 1170 ada 7 parsel, 8 nolu bağımsız bölümde müvekkilinin intifa hakkı bulunduğunu, davalının uzun süredir haksız olarak kullandığını, davacının intifa hakkı sahibi olduğu taşınmaza davalının mevcut müdahalesinin önlenmesi ile 500,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında özetle; taşınmazda yaklaşık 20 yıldır, hizmet karşılığı davacının rızası ile ikamet ettiğini, 20 yıldır apartmanın bakımını yaptığını ve eksikliklerini tamamladığını, bir çok masraf yaptığını ve cüzi miktarda kira ödemesi de yaptığını, oturduğu evin ahşap pencereleri eskidiği için pimapenle değiştirdiğini, açılan davayı ve davacının iddialarını kabul etmeyerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
” dava intifa hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve ecrimisil ” davasıdır.
Somut olayda; davacının, intifa hakkı sahibi olduğu taşınmaza davalının müdahalede bulunduğunu belirterek mevcut müdahalenin önlenmesi ile ecrimisil bedelinin davalından tahsilini talep ettiği, davalının ise açılan davayı kabul etmeyerek reddine karar verilmesini talep ettiği, tapu kayıtlarına göre davacının dava konusu 1170 ada 7 parsel 8 bağımsız bölüm sayılı taşınmazda 17/11/2000 tarihli resmi senet ile intifa hakkı sahibi olduğu, mahallinde yapılan keşif, gözlem, bilirkişi raporuna göre; davalının, davacının intifa hakkı sahibi olduğu taşınmazı kullanmak sureti ile taşınmaza müdahalede bulunduğu, müdahale edilen alanın değerinin 90,000,00-TL, ecrimisil bedelinin ise 21.336,00-TL olduğu maddi kabul gereğidir.
Davacının intifa hakkı sahibi olduğu taşınmaza davalının kabulünde olduğu şekli ile davalı tarafından kullanmak sureti ile müdahalede bulunulduğu sabittir. Dolayısı ile dava konusu taşınmaza davalı tarafından müdahale edildiği taraflar arasında çekişme konusu değildir.
Dava konusu taşınmazda, davacı intifa hakkı sahibi olup mevcut tapu kaydı intifa hakkına karine teşkil eder. İntifa hakkı sahibi hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma ve yararlanma yetkisine sahiptir. İntifa hakkı sahibi taşınmazı haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.
O halde; mevcut tapu kaydındaki karineye dayanan ve bu karine gereğince intifa hakkı sahibi olan davacının, davalının dava konusu taşınmaza vaki müdahalesinin önlemesini talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Tapu kaydına dayanan karine karşısındadavalının bu kullanımının haklı ve yasal korunmaya değer bir hakka dayanmadığı anlaşılmıştır.
Hukuken korunan bir hakka dayanmaksızın dava konusunu taşınmazı kullanmak sureti ile müdahale eden davalının taşınmaza haksız olarak müdahale etmesinden doğan zararı ve elde ettiği veya etmeyi ihmal eylediği semereleri tazmin ile yükümlü olduğundan, teknik bilirkşi kurulunca yapılan hesaplama neticesinde belirlenen 21.336,00-TL ecrimisil bedelinden sorumlu olduğunun kabulü gerekmiştir.
Davalı tarafından, taşınmaza bir takım masraflar yapıldığının ileri sürülmesi üzerine bilirkişi kurulu tarafından davalı tarafından yapıldığı ileri sürülen faydalı ve zorunlu masraflara ilikişin hesaplama yapılmış, toplam 3.173,75-TL masraf yapıldığı belirlenmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; usulüne uygun olarak saptanan ecrimisil tutarından davalı tarafça yapıldığı usulünce ispatlanan ve dava konusu taşınmazın korunması, bakım ve onarım için zorunlu ve de faydalı olduğu saptanan masraf kalemlerinin davacının ecrimisl alacağından mahsup edilmesi mümkündür. Ancak, bu hususta davacının açıkca ileri sürdüğü bir mashup defi bulunmamaktadır.
Her ne kadar davalının açıkca bir mahsup defi yok ise de faydalı – zorunlu masrafların davalı tarafından yapıldığı kabul edilse bile bilirkişi tarafından hesaplanan ecrimisil ve masraf bedelleri ile davacının sınırlı ecrimisil talebi dikkate alındığında; davacının ecrimisil talebinin, masrafların mahsubu halinde dahi hesaplanan (18.162,25-TL) ecrimisil bedelinin çok altına kaldığı anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda; davacının davasının talebi ile sınırlı olmak üzere kabulü ile davalının dava konusu taşınmaza vaki müdahalesinin men’ine, 500,00-TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birilike davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalı istinaf dilekçesinde özetle; abisinin dava konusu evinde yıllardır onun rızası ile oturduğunu, dava konusu taşınmazın olduğu binanın tamamen abisine ait olduğunu, abisi yurtdışında olduğundan kendisine “binaya bak, mülkümü koru, bakımları yap, senden kira istemiyorum” dediğini ve bu şekilde hizmet ederek karşılığını bugüne kadar ödediğini, son 10 yıldır kendisinin kiracısı olduğunu, bu kiralamanın sözlü kiralama olduğunu, son zamanlarda nakdi kira ödemesi yapamadığını, ancak cevap dilekçesinde belirttiği işleri ve işçilikleri kendisinin yaptığını ve yaptırdığını, ayrıca 1.000 USD kendisine kira ödemesi yaptığını, buna rağmen kendisini çıkarmak için kiralama olmadığını ve haksız işgal olduğunu iddia ederek kendisini çıkarmak için dava açtığını, bu taşınmazda kiracı olduğundan Kiralama Hükümleri gereği davanın kira alacağı olarak açılması ve Sulh Hukuk Mahkemesinde devam ettirilmesi gerektiğini, kararın bu açıdan hukuka aykırı olduğunu, diğer yandan dilekçesinde belirttiği iş ve işçilikler ile ödediği tutarlar bakımından kendisinden alacaklı olduğunu, bu sebeple belirttiği bu tutarların hesaplanarak kendisinin alacaklarından takas ve mahsubunu talep ettiğini, dava dosyasına 2 şahit bildirdiğini, bu şahitlerin dinlenmesini talep ettiğini, ancak şahitlerinin dinlenmediğini, bu yönden de usule aykırılık bulunduğunu, açıklanan ve resen nazara alınacak nedenlerle, usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, intifa hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve ecrimisilistemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı vekili, Hatay ili İskenderun ilçesi A4 mah. 1170 ada 7 parsel, 8 nolu bağımsız bölümde müvekkilinin intifa hakkı sahibi olduğunu ve davalının uzun süredir haksız olarak kullandığı iddiasıyla taşınmaza davalının mevcut müdahalesinin önlenmesi ile 500,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı tarafından istinafa taşındığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
** Yargıtay kararlarında da belirtildiği şekilde; elatmanın önlenmesi davası, mülkiyet hakkına dayanan ve kaynağını TMK’nın 683. maddesinden alan bir dava türüdür. Müdahalenin men’i davasında amaç, mülkiyet hakkına olan saldırının veya müdahalenin ortadan kaldırılmasıdır. Böylelikle malına haksız olarak müdahalede bulunulan malik, içinde bulunduğu durumdan kurtulmuş olur. Bahsi geçen müdahale maddi olabileceği gibi farklı şekillerde de ortaya çıkabilmektedir.
El atmanın önlenmesi davası açabilmek için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bu dava bir eda davası olup taşınmaza haklı bir sebep olmadan kişi el atmış ya da tecavüz etmiş olmalıdır. Davacı olan mutlaka malın maliki ya da zilyedi konumunda olmalıdır.
Müdahalenin men’i davası hukukumuzda geniş bir yere sahiptir. Haksız el atmanın önüne geçebilmek için değişik sebeplerle el atmanın önlenmesi davası açmak mümkündür. Bunlardan bazılarını; malikin, malik olduğu taşınmaza karşı yapılan el atmanın önlenmesi için açılan dava, malikin sahip olduğu malı haksız olarak elinde bulunduran ya da ona saldıran kişiye karşı açılan el atmanın önlenmesi davası, malikin maliki olduğu şeyin doğal ürünlerine karşı yapılmış olan el atmanın önlenmesine karşı açılan dava, malikin karşılaşabileceği sınır tecavüzlerine karşı açabileceği el atmanın önlenmesi davası, malikin arazi kayması nedeniyle vaki el atmalara karşı açabileceği dava, malikin zilyetliğe saldırı olması nedeniyle açabileceği dava ve malikin geçit hakkı sebebiyle el atmalara karşı açabileceği dava, şekilde sıralayabiliriz. Davaların isimleri farklı olsa da hepsinin açılmasının ortak nedeni haksız el atmanın ve tecavüzün ortadan kaldırılmasıdır ve böylece malikin mülkiyet hakkının muhafaza edilmesidir.
** TMK’nın 779. ve devamı maddelerinde irtifak türleri; taşınmaz lehine irtifak hakkı, intifa hakkı, oturma hakkı, üst hakkı, kaynak hakkı ve diğer irtifaklar olarak belirlenmiş mülkiyetten farklı olarak irtifaklar için kanun genel hüküm koymamıştır. Buna karşılık, eşyaya bağlı irtifaklara ilişkin hükümlerin (TMK m. 779-793), diğer kişisel irtifaklarda da uygulanacağı TMK’nın 838/son maddesinde belirtilmiştir. İntifa hakkı, menkul ve gayrimenkuller ile haklar ve bir mamelek üzerine tesis olunabilir. Aksine düzenleme bulunmadıkça sahibine, üzerine tesis olunduğu şeyden tamamıyla istifade etme hakkını bahşeyler. Daha açık bir ifadeyle Türk Medeni Kanununa göre intifa hakkı, sahibine bu hakkının konusu üzerinde istimal (kullanma) ve istifade (yararlanma) yetkileri veren, başkasına temlik edilemeyen ve hakiki veya tüzel kişiye ait olabilen bir ayni haktır. İntifa hakkı sahibi, intifanın konusu bulunan mal veya hakkın sağlayabileceği bütün menfaatlerden (gelir ve semeresinden) yararlanmak ve kullanmak yetkisine sahiptir. Dolayısıyla, intifa hakkı buna kaynak olan hukuk ilişkisinin düzenlenmesi sırasında taraflarca aykırı bir şart kararlaştırılmış olmadıkça, hakkın konusu olan şeyden tam ve sınırsız bir faydalanma hakkı sağlar. İntifa hakkının kurulması ile mülkiyet hakkına konu olan mal üzerinde çıplak mülkiyet sahibinin yararlanma ve kullanma yetkisini kaldırır. İntifa hakkı, üzerine yüklendiği mülkiyet hakkını içi boşalmış bir hak durumuna sokar. İntifa hakkı varken bir mülkiyet hakkının sahibine verdiği mutat kullanma yetkilerinden mülkiyet hakkı sahibi mahrum kalmış olur. Kuru mülkiyet hakkı sahibinin sadece bu mülkiyet hakkını başkasına devretme yetkisi vardır. İntifa hakkı bir ayni hak olarak sahibine mal üzerinde fiili hakimiyet sağlar. Bu hakkın sağladığı zilyetlik sayesinde intifa hakkı sahibi malı kullanabilir. Böylece zilyede tanınmış bulunan dava haklarını intifa hakkı sahibinin kullanmaya hakkı bulunduğu gibi mülkiyet hakkı sahibine tanınmış bulunan dava haklarından da intifa hakkı sahibi yararlanır.
(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi Başkanlığı’nın 13/09/2019 tarih ve 2016/16117
Esas –
2019/2450
Karar sayılı ilamı )
“Davacı, kayden maliki olduğu 2098 ada 46 parsel sayılı taşınmazı davalının haksız kullandığını ileri sürüp, elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir. ……. davalı açılan dava sırasında taşınmaza iyi niyetli olarak tesis niteliğinde muhtesatlar yaptığını ve bu durumun davacı bakımından haksız zenginleşmeye sebebiyet verdiğini belirterek enkaz bedeli belirlenip hüküm altına alınmadan davanın kabul edilemeyeceğini savunmuştur. . …. Anılan yasal düzenlemelerde, öngörülen talepler müstakil bir davaya konu teşkil edebileceği gibi kendisine karşı açılan bir davada da savunma yoluyla ileri sürülmesi olanaklıdır. Esasen davalı da bu yönde bir istekte bulunmuştur. Öyle ise, davalının iyi veya kötü niyetli zilyet olduğu hususları ortaya konularak buna göre istek değerlendirilip bir karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmesi doğru değildir. Yapılacak olan değerlendirme sonucunda, iyiniyetli olmayan zilyet için söz konusu değilse de, davalının Türk Medeni Kanununun 994. maddesi hükmü uyarınca, iyiniyetli olduğunun saptanması ve mahkemece de kabulü halinde hüküm altına alınacak zorunlu ve faydalı giderler bakımından davalı yararına hapis hakkının varlığının da gözetilmesi iktiza edeceği tartışmasızdır.”
(
Yargıtay
1.
Hukuk
Dairesi
201
0
/
7948 Es.
201
0
/
12579
Karar
). (Benzer: bknz.Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2007/4000 Es. 2007/5011 Karar)
Bu açıklamalardan sonra tekrar somut olaya gelince;
Dava konusu taşınmaz tapuda davacı adına kayıtlı iken 17/11/2000 tarihinde intifa hakkını üzerinde bırakarak K4’a sattığı, taşınmazda davalının hissesinin bulunmadığı, davalı taraf, sözlü anlaşma ile evde ikamet ettiğini ileri sürmüş ise de bunu ispat edemediği, bu sebeple iyiniyetli kabul edilemeyeceği, davalının haksız işgalci konumunda olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesinde ve mahsup uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle davalının istinaf talepleri yerinde değildir. Reddine karar verilmesi gerekir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
İskenderun 4. AsliyeHukuk Mahkemesi’nin 07/01/2020 tarih ve 2018/329 Esas, 2020/11 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, d avalı vekilinin istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-
Davalının istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken
6.182,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan
1.541,51
TL harcın mahsubu ile bakiye
4.610,49 TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına,
3-
İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, HMK’nın 333.maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5
–
Kararın taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK’nın 361/1. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde,
Yargıtay’da temyiz kanun yolu açık olmak üzere
, oy birliğiyle karar verildi.21/12/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe