T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU :
Mirasın Hükmen Reddi
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; muris K5’un 27/02/2010 tarihinde vefat ettiğini, murisin vefatından sonra terekesinde herhangi bir mal varlığı olmadığı için mirası red yoluna gidilmediğini, davalının başlattığı icra takibinden sonra murisin borca batık olduğunu öğrendiklerini, bu nedenle davanın kabulü ile mirası reddettiklerinin tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinden K2’nın müvekkili K1’nın abisi olduğunu, yurt dışında sebze ve meyve ticareti ile uğraştığını, davacılar ile aralarında herhangi bir borç ve alacak ilişkisi bulunmadığını, müvekkillerinden K1’nın ise davalıların miras bırakanı K5’un alacaklı olup bu alacağı tahsili için Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/12443 Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, davacıların müvekkilinin abisine karşı sehven dava açtıklarını, K2 yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesini, davacıların miras bırakanlarından bu borca yetecek kadar malvarlığının üzerlerine kaldığını, mirasın borca batık olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, öncelikle davanın husumet yönünden reddine, miras borca batık olmayıp miras bırakanın aktif mal varlığı bulunması sebebi ile miras borca batık olmadığından esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte dğerlendirildiğinde davacıların murisi K5’un 27/02/2010 tarihinde vefat ettiği, vefat anında herhangi bir bankada muris adına açılmış herhangi bir mevduat hesabı bulunmadığı, muris adına veraset ve intikal vergisi verilmediği ve muris adına kayıtlı görülen Denizli İli, Çivril İlçesi, A1 Mah. A5 mevkii, 411 Ada, 4 Parsel’deki taşınmazın isim benzerliğinden kaynaklandığı ve murisin babasından intikal edecek Denizli Çivril A2 mah 119 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 23.777,85 TL, 116 ada 27 parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 6.686,77 TL, 162 ada 25 parsel parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 6.315,25 TL, 140 ada 36 parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 3.693,06 TL, 160 ada 16 parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 8.528,11 TL, 173 ada 49 parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 7.586,13 TL olduğu bilirkişi raporuyla belirlenmiş 1/5 hissesinin murise intikal edeceği göz önüne alındığında murisin aktiflerinin pasiflerden az olduğu ve Mersin 3. İcra Müdürlüğü 2011/2443 esas sayılı dosyasındaki borç nedeniyle murisin terekesinin borca batık olduğu, davacı mirasçıların murisin mirasını kabul anlamına gelecek terekede herhangi bir işlem yapmadıklarının sabit olduğu, murisin ölüm anında terekesinin borca batık olması ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelecek işlem yapmamaları nedeniyle TMK.nun 605/2. maddesi gereğince mirası hükmen reddetmiş sayılacakları sonucuna varılmış ve mahkememizin 24/11/2017 tarihli duruşmasında verilen ara karar gereği davalı sıfatı kaldırılan K2’ya yönelik davasının husumet nedeniyle reddine, yönelik karar verilmiştir.
Yerel mahkemece verilen karar davalı tarafından istinafa taşınmış olup Dairemizin 2018/1417 esas sayılı sırasına kaydının yapıldığı, dairemizce yapılan yargılama sonunda;
”
Mahkemece yapılması gereken iş; murisin ölüm tarihi itibariyle murisin terekesine dahil borç miktarı ve terekesindeki aktif değer miktarı tespit edilerek terekenin borca batık olup olmadığı hususunun tespitinden ibarettir. Davalı alacaklı dışında söz konusu takipten farklı şahısların alacaklı olarak bulunması halinde bunlarla ilgili olarakta taraf teşkilinin de sağlanması gerekir. Dosyada murisin Kalekapı V.D. Müdürlüğüne borcu
(05/09/2018 tarihi itibariyle 21.443,30 TL) bulunduğu ve davaya dahil edilmediği ve ayırca murisin ölüm tarihi itibariyle borcunun ne kadar olduğunun sorulmadığı anlaşılmaktadır. Davacıların, mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da gerekmektedir.
Mahkemece bu hususlar gözden kaçırılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenlerle davalılar vekilinin, istinaf başvurusunun, esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın, 6100 sayılı HMK. nun 353/1-a-4 ve 6 bendi uyarınca, kabul edilip kararın kaldırılması gerektiği gerektiği kanaat ve görüşüne varılmıştır.” gerekçeleriyle kararın kaldırılmasına karar verilerek dosyanın mahkemesine gönderildiği, yerel mahkemece yukarıda belirtilen esasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacıların murisi K5’un 27/02/2010 tarihinde vefat ettiği, vefat anında herhangi bir bankada muris adına açılmış herhangi bir mevduat hesabı bulunmadığı, muris adına veraset ve intikal vergisi verilmediği ve muris adına kayıtlı görülen Denizli İli, Çivril İlçesi, A1 Mah. A5 mevkii, 411 Ada, 4 Parsel’deki taşınmazın isim benzerliğinden kaynaklanrdığı ve murisin babasından intikal edecek Denizli Çivril A2 mah 119 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 23.777,85 TL, 116 ada 27 parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 6.686,77 TL, 162 ada 25 parsel parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 6315,25 TL, 140 ada 36 parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 3693,06 TL, 160 ada 16 parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 8528,11 TL, 173 ada 49 parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 7586,13 TL olduğu bilirkişi raporuyla belirlenmiş 1/5 hissesinin murise intikal edeceği göz önüne alındığında murisin aktiflerinin pasiflerden az olduğu ve Mersin 3. İcra Müdürlüğü 2011/2443 esas sayılı dosyasındaki borç nedeniyle murisin terekesinin borca batık olduğu, davacı mirasçıların murisin mirasını kabul anlamına gelecek terekede herhangi bir işlem yapmadıklarının sabit olduğu, davacı tarafın vergi dairesine sundukları dilekçelerin mirası kabul niteliğinde olmadığı ve mirası reddetmelerine engel oluşturmayacağı ve murisin ölüm anında terekesinin borca batık olması ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelecek işlem yapmamaları nedeniyle TMK.nun 605/2. maddesi gereğince mirası hükmen reddetmiş sayılacakları sonucuna varılmış ve mahkememizin 24/11/2017 tarihli duruşmasında verilen ara karar gereği davalı sıfatı kaldırılan K2’ya yönelik davasının husumet nedeniyle reddine, yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu kararda davacıların müteveffa K5’un mirasını hükmen reddettiklerinin tespitine karar verildiğini, ancak söz konusu karar; terekede yer alan malvarlıklarının borçları karşılayıp karşılamadığı hususunda yeterli incelemede bulunulmadan, bu konuda güncel bir bilirkişi raporu alınmadan verildiğinden hukuka aykırılık taşıdığını, bununla birlikte, davacılar miras bırakanın borçlarından haberdar oldukları hâlde üç aylık yasal süre içerisinde mirası reddetmemişler, mirası kabul ettiklerini gösteren işlemlerde bulunmuş olduklarını, davacı K3, Kalekapı Vergi Dairesine 29/09/2017 tarihinde 469725 Kayıt Sayısı ile verdiği mal bildiriminde amme alacağının Denizli İli Çivril İlçesi A2 Köyü 178 Ada 60 Parsel, 119 Ada 1 Parsel, 116 Ada 27 Parsel, 162 Ada 25 Parsel, 160 Âda 16 Parsel, 173 Âda 49 Parsel, 140 Ada 36 Parselde kayıtlı taşınmazlardan tahsil edilmesini talep ettiğini, yine davacı K3, Kalekapı Vergi Dairesine 06/05/2010 tarihinde 16849 Kayıt Sayısı ile verdiği mal bildiriminde amme borcunun taşınmazlardan tahsilini istediğini, davacı K4 da Kalekapı Vergi Dairesine 06/05/2010 tarihinde 16895 Kayıt Sayısı ile verdiği mal bildiriminde amme alacağının Denizli ili Çivril ilçesi A2 Köyü 166 Parsel, 178 Parsel, 696 Parsel, 992 Parsel, 1385 Parsel, 1499 Parsel; Çivril A3 Köyü A4 mevkii 70 ada 146 Parselde kayıtlı taşınmazlardan tahsil edilmesini talep ettiğini, görüldüğü üzere davacılar miras bırakanın borçlarından daha önce haberdar oldukları hâlde 3 aylık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra dava açtıklarını, ayrıca davacılar, 2010 ve 2017 yıllarında verdikleri bu dilekçelerle de mirası kabul anlamına gelen tasarruf ve beyanlarda bulunduklarını, tüm bunlara rağmen verilen yerel mahkeme kararının bu yönlerden de hukuka aykırılıklar taşıdığını, yine belirtmek gerekir ki; Vergi Dairesi Başkanlığı da davalı olarak gösterilmiş iken hüküm fıkrasında sadece K2 ve K1 isimli davalılar hakkında karar verilerek hüküm kurulmasının da Yerel Mahkeme kararını eksik ve hukuka aykırı kıldığını, açıklanan sebepler ve resen gözetilecek hususlara dayanarak ve lehlerine olan her tür itiraz ve defi haklarını ileri sürerek; yerel mahkeme karanın İstinaf yolu ile incelenerek kaldırılmasını; haksız ve yasal dayanaktan yoksun olan davanın reddini; tüm yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini müvekkili kurum adına talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, mirasın hükmen reddiistemine ilişkindir.
Davacılar,murisin vefatından sonra terekesinde herhangi bir mal varlığı olmadığı için mirası red yoluna gidilmediğini, davalının başlattığı icra takibinden sonra murisin borca batık olduğunu öğrendiklerini belirterek mirası reddettiklerinin tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacıların, davalı K2’ya yönelik davasının husumet nedeniyle reddine, davacıların davalı K1’ya yönelik davasının kabulü ile muris K5 ölüm tarihi olan 27/02/2010 tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğu ve davacıların mirası hükmen reddettiklerinin tespitinekarar verilmiştir.
Mahkeme 20/02/202 tarihli tashih şerhi ile; “….kararın hüküm kısmının 2 nolu bendinde “Davacıların davalı K1’ya yönelik davasının kabulü ile muris K5 ölüm tarihi olan 27/02/2010 tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğu ve davacıların mirası hükmen reddettiklerinin tespitine” şeklinde yazılmış ise de
“Davacıların davalı
K1 ve davalı Mersin Vergi Dairesi başkanlığına yönelik davasının kabulü ile muris
K6 ölüm tarihi olan 27/02/2010 tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğu ve davacıların mirası hükmen reddettiklerinin tespitine” şeklinde düzeltme yapıldığı anlaşılmıştır.
İstinaf yoluna dahili davalı Mersin Vergi Dairesi başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde yazılı nedenlerle başvurmuştur.
TMK’nun 605/1 maddesinde gerçek ret, 605/2 maddesinde ise hükmen ret düzenlenmiştir.
Mirasın gerçek reddine ilişkin dava, Türk Medeni Kanununun 606/2. maddesinde belirtilen 3 aylık süre içerisinde, hasım gösterilmeden ve mirasın reddi için herhangi bir sebep ileri sürülmeden Sulh Hukuk Mahkemesine açılmalıdır.
Mirasın hükmen reddi ise süreye tabi olmayıp murisin terekesinin borca batıklığının mirasçılar tarafından ileri sürülmesi halinde, murisin tespit edilebilen alacaklıları hasım gösterilmek sureti ile malvarlığı hakkına ilişkin olduğundan HMK’nun 2/1 maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gereken davalardandır.
Uygulamada gerçek red mi, hükmen red mi olduğu karıştırılan bu tür davalarda görevli mahkeme belirlenirken, terekenin borca batıklığının ileri sürülüp sürülmediği hususuna dikkat etmek gerekecektir.
Borca batıklık iddiası varsa, hasım gösterilmemiş ve 3 aylık süre içerisinde açılmamış olsa dahi hükmen red olarak değerlendirilip gerekirse murisin alacaklıları yargılama sırasında davalı sıfatı ile davaya dahil edilmek, değer gösterilmek sureti ile Asliye Hukuk Mahkemesince yargılama yapılmalıdır.
Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur. (Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/7818 Esas, 2017/9582 Karar sayılı ilamı)
Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. (Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/18343 Esas, 2017/2890 Karar nolu ilamı)
Somut olayda; davacıların murisi K5’un 27/02/2010 tarihinde vefat ettiği, murisin mirasçıları hakkında Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/2443 Esas sayılı dosyasında alacaklı K1 tarafından 30/09/2009 düzenleme tarihli 56.000 TL bedelli bonodan kaynaklı (faiz dahil) toplam 67.730,85 TL alacağın tahsiline yönelik icra takibinin başlatıldığı, terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulduğu, murisin alacak ve borçlarının zabıta marifetiyle de araştırıldığı, aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlendiği, murisin terekesinin borca batık olduğu anlaşılmaktadır. Dahili davalı Antalya V.D. Başkanlığı Kalekapı V.D.Müdürlüğü’nün 08/10/2019 tarihli yazısına göre murisin ölüm tarihinde toplam 15.866,40 TL vergi borcu bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu tespitler ve yapılan yargılama sonucunda davacıların davasının kabulü ile murisin terekesinin borca batık olduğunun tespitine karar verilmiş, verilen karar davalı Vergi Dairesi Müdürlüğü vekili tarafından istinafa taşınmıştır.
İstinaf dilekçesinde yazılı nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl kararı istinafa taşınmış olup tashihi karar istinafa taşınmamış ise de ilk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre davanın kabulü ve murisin terekesinin borca batık olduğu hususunda karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak dahili davalı Mersin Vergi Dairesi Başkanlığına yönelik olarak hüküm kurulmadığı, hüküm kısmında sehven unutulduğu, tashih şerhi ile hükme eklendiği anlaşılmıştır. Tashih şerhi ile hükme taraf ekleme olanağı bulunmamaktadır. Kısa karar ve gerekçeli karar arasında tashih şerhi ile çelişki oluşturulmuştur. Tashih şerhi ile ancak maddi hatalar düzeltilebilir. HMK.297.md.uyarınca her taleple ilgili ayrı ayrı karar verilmesi gerekmektedir. Bu yönü ile davalı Vergi Dairesi vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
Davacıların murisi K5’un babasından mirasen kalan taşınmazlar bulunsa da talimatla yapılan keşif ve bilirkişi raporuna göre miras hissesine düşen değer borcu karşılamaktan çok uzak olup murisin terekesi borca batık olduğu dosya kapsamı ile anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 124. maddesinde;
“(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3)Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” şeklinde davada taraf değişikliği müessesesi düzenlenmiştir.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK’da davaya dahil (dahili davalı – dahili davacı) diye bir müessese bulunmayıp, ıslah suretiyle dahi tarafın değiştirilemeyeceği genel usul kuralıdır. Bir başka anlatımla zorunlu dava arkadaşlığı hariç bir kimseye dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilmesi olanaksızdır
. Davada taraf olmayan kimse veya kişi hakkında hüküm kurulamaz. (HUMK. 388, 389 md, HMK. 297.)
Hakim, tarafların talep sonucu ile bağlıdır. Kararında taleplerin herbiri hakkında verilen hükmü göstermesi gerekir. (HMK mad. 26; 297/2)
(Bknz.
Yargıtay
8
.
Huku k
Dairesi
‘nin 2019/1815 Esas, 2019/3982 Karar sayılı ilamı)
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca, mahkemenin, hüküm fıkrasında tüm talepler hakkında açık ve tereddüde yol açmayacak şekilde karar vermesi gerekir
. Söz konusu yasal düzenleme emredici niteliktedir. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında hakim tarafından re’sen gözetilmesi gerekir. Yerleşik uygulama bu yönde olup buna ilişkin Yargıtay’ın aşağıda gösterilen kararları dışında da birçok kararı mevcuttur.
Örneğin; “… Ayrıca; 1086 Sayılı HMK’nun 388. maddesi ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nın 297. maddesi hükmün kapsamını belirlemiş olup; mahkemece, taleplerden her biri hakkında hüküm kurulması zorunludur.”(Yargıtay 1. HD., 15.05.2017, 2014/22109E. – 2017/2598K.)
“Mahkemenin, hüküm fıkrasında asıl ve yardımcı taleplerin hepsi hakkında açık ve tereddüde yol açmayacak şekilde karar vermesi gerekir.(HMK 297).”(Yargıtay 3. HD., 29.01.2014, 2013/16605E. – 2014/1177K.)
Davalı K2 hakkında hüküm kısmında husumetten ret kararı verilmiş ve lehine vekalet ücreti hükmedilmiş olmasına rağmen karar başlığında gösterilmemesi hatalı olmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-2 maddesinde; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzeltilerek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir.
Bu nedenlerle davalı Vergi Dairesi vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK. nın 353/1-b-2 bendi uyarınca, kabul edilip kararın kaldırılarak dairemizce davanın kabulüne yönelik karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Davalı Vergi Dairesi Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile Mersin 3.
Asliye Hukuk
M ahkemesi
‘nin 30/01/2020 tarih ve 2016/403 Esas, 2019/168 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, yerine aşağıdaki hükmün tesisine;
a)
Davacıların, davalılar K1 ve Mersin Vergi Dairesi başkanlığına yönelik davasının KABULÜ ile muris K5 ölüm tarihi olan 27/02/2010 tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğu ve davacıların mirası hükmen reddettiklerinin tespitine.
b)
Davacıların, davalı K2’ya yönelik davasının husumet nedeniyle reddine.
c)
54,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 31,40 TL nin mahsubu ile bakiye 23,00 TL hacın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
d)
Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
e)
Davacı taraf lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
f)
Davalı Kemal Yaşar lehine 1980,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine,
2
–
Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
4-
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK’nın 333. maddesi gereğince ilgilisine iadesine,
5-
Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca, tebliğden itibaren iki hafta içerisinde,
Yargıtay’da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.14/09/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe