T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
OSMANİYE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
03/10/2018
NUMARASI :
2016/16 Esas, 2018/263Karar
DAVACILAR:
1- K1 – N1 – A1
2- K2 – N2 – A1
3- K3 – N3 – A2
4- K4 – N4
5- K5 – N5 A3
6- K6 – N6 – A4
7- K7 – N7 – A5
VEKİLİ:
Av. K8 – A6
DAVALI :
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI OSMANİYE SGK İL MÜDÜRLÜĞÜ – Merkez/ OSMANİYE
VEKİLLERİ:
Av. K9 – A7
Av. K10 – Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Merkez/ OSMANİYE
MÜTEVEFFA:
K11 – N8 – A1
DAVA
NIN KONUSU
:
Mirasın Hükmen Reddi, Terekenin Borca Batık Olduğunun Tespiti
DAVA TARİHİ :
07/12/2016
DAİRE KARAR TARİHİ :
24/12/2020
KARAR YAZIM TARİHİ :
25/12/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi K12’un 19/06/2013 tarihinde vefat ettiğini, K12’un vefatının ardından davacıların mirasçılığının söz konusu olmadığını, K12’un vefat tarihinde terekesinde herhangi bir mal varlığı olmadığı için davacılar tarafından murislerinin terekesi hakkında mirası red yoluna gidilmediğini, mirasın red süresinin geçirilmesinin ardından davalının başlatmış olduğu icra takibi üzerine muris K12’un terekesinin borca batık olduğu anlaşıldığını, davacıların murisinin ölüm tarihinde herhangi bir maddi değere sahip bir mal varlığına sahip olmamasının yanında birçok borç bıraktığını, Davalı Osmaniye Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından davacılar aleyhine murislerinin borcu bulunduğu iddiası ile 07/10/2016 tarih ve 12.370.344 sayılı evrak ile icra takibi başlatıldığını ve ödeme emri gönderildiğini, davacıların bu nedenle borca batık olan terekenin borçlarını ödemek ile karşı karşıya kaldıklarını, mirasın borca batık olduğunun tespiti ile davacıların mirasçılıklarının kaldırılmasına, mirasın hükmen reddedildiğinin dolayısıyla borçlu bulunmadığının tespitine, dava sonuçlanıncaya kadar davalı tarafça açılan icra takibinin tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle;
Osmaniye Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde 1078604 080 sicil sayılı dosyada işlem gören K12 varisleri aleyhine icra takibi başlatılarak 07/10/2016 tarih ve 13370344 sayılı ödeme emri gönderildiğini, Osmaniye 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2016/761 Esas sayılı dosyasında verilen 16/11/2016 tarihli takibin durdurulması kararı ile 2015/012780 nolu takibin tedbiren durdurulduğunu, davacının davasının zamanaşımına uğradığını ve hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçtiğini, takibin durdurulmasının kötü niyetli olduğunu, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; ”
Türkiye genelinde faaliyet gösteren bankalara, Vergi Dairesine, Tapu Müdürlüğü’ne, Sosyal Güvenlik Kurumu’na müzekkere yazılarakmurisin alacak ve borcunun bulunup bulunmadığı sorulmuş,üzerine kayıtlı taşınmaz veya taşınırının olup olmadığı araştırılmış,, verilen cevaplarda,bankalarda herhangi bir hesabının bulunmadığı,adına kayıtlı taşınır veya taşınmaz malının bulunmadığı, Akdeniz Vergi Dairesine 204.054,68 TL borcunun bulunduğu, İskenderun Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne 4.000,00 TL borcunun bulunduğu, Kırıkhan Vergi Dairesine 5.812,88 TL borcunun bulunduğu belirtilmiştir.
Yargıtay 14. H.D.’nin 22.02.2017 tarih ve 2016/3926 esas, 2017/1323 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, “…davanın niteliği gereği, davalı-alacaklının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama gideri ve harçtan, davalının değil, davacının sorumlu tutulması gerekir…” şeklindeki kararı da gözetilerek, davanın açılmasına, davalılar sebebiyet vermediğinden, davacıların yaptıkları yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden davalıların sorumlu olduğu düşünülemez.
Dosya kapsamına göre; murisin ölümünden önce ekonomik durumunun iyi olmadığı, malvarlığı olmadığı, adına kayıtlı veya mirasçılarına intikal eden taşınır taşınmaz malları bulunmadığı, ölüm tarihi itibari ile terekenin aktifinin borçlarını karşılamaya yeter miktarda olmadığı, muris K12’un ölüm tarihinde ödemeden aciz içinde olduğu, terekesinin borca batık olduğu anlaşılmakla, davanın kabulü ile; TMK 605/2. maddesi gereğince muris K12’un ölüm tarihi olan 19/06/2013 tarihi itibari ile terekesinin borca batık olduğunun tespitine”, yönelik karar verilmiştir.
İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN:
İstinaf yoluna davalı SGK vekili başvurmuştur.
İSTİNAF SEBEBLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalı SGK vekili dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul, yasa ve yerleşmiş Yargıtay ilamlarına aykırı olup kaldırılması gerektiğini, davacının davasının zamanaşımına uğradığını ve hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçmiş olduğunu, çünkü davacılar tarafından mirasın reddi davasının murisin ölümünden sonra 3 ay içerisinde açılması gerekirken söz konusu sürenin geçirildiğini, ayrıca davacılara gönderilen ödeme emirleri Ekim ayı içerinde yine kendilerine tebliğ yapılmışken davacı taraflarca ödeme emrinin iptali davası açılmaması sebebi ile söz konusu borcun kesinleşmiş olduğunu, davacılar kendilerine tebliğ edilen haciz bildirilerine karşı 6183 sayılı kanuna göre ödeme emrinin iptali için aranılan 7 günlük itiraz süresini de kaçırmış olduğunu, aradan uzun bir süre geçmesine rağmen davacılar tarafından yeni dava açıldığını, davacıların yeni dava ile önceden kesinleşmiş bir davayı değiştirme talebi kesinlikle kötü niyetlidir ve hukuk mantığı içinde düşünülemeyeceğini, davacıların bu talebi bir devlet kurumu olan Müvekkil İdareyi zarara uğratmak kastıyla da yapılmakta olduğunu belirterek Osmaniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03/10/2018 tarih 2016/16 E. ve 2018/263 K.sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, Mirasın Hükmen Reddiistemine ilişkindir.
TMK’nun 605/1 maddesinde gerçek ret, 605/2 maddesinde ise hükmen ret düzenlenmiştir.
Mirasın gerçek reddine ilişkin dava, Türk Medeni Kanunu’nun 606/2. maddesinde belirtilen 3 aylık süre içerisinde, hasım gösterilmeden ve mirasın reddi için herhangi bir sebep ileri sürülmeden Sulh Hukuk Mahkemesine açılmalıdır.
Mirasın hükmen reddi ise süreye tabi olmayıp murisin terekesinin borca batıklığının mirasçılar tarafından ileri sürülmesi halinde, murisin tespit edilebilen alacaklıları hasım gösterilmek sureti ile malvarlığı hakkına ilişkin olduğundan HMK’nun 2/1 maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gereken davalardandır.
Uygulamada gerçek red mi, hükmen red mi olduğu karıştırılan bu tür davalarda görevli mahkeme belirlenirken, terekenin borca batıklığının ileri sürülüp sürülmediği hususuna dikkat etmek gerekecektir.
Borca batıklık iddiası varsa, hasım gösterilmemiş ve 3 aylık süre içerisinde açılmamış olsa dahi hükmen red olarak değerlendirilip gerekirse murisin alacaklıları yargılama sırasında davalı sıfatı ile davaya dahil edilmek, değer gösterilmek sureti ile Asliye Hukuk Mahkemesince yargılama yapılmalıdır.
Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır(TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz.
Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür
. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/7818 Esas, 2017/9582 Karar sayılı ilamı)
Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/18343 Esas, 2017/2890 Karar nolu ilamı)
Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m.605). Mirasbırakanın ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, mirasbırakanın tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması; terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir(TMK m. 605/2). Ancak, tereke borca batık olmasına rağmen; Türk Medeni Kanununun 610/2. maddesinde açıklanan şekilde tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı, mirası reddedemez.
(Bknz.
Yargıtay
14.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2015/4035
Esas,
2015/11610
Karar sayılı ilamı)
Somut olayda
; davacıların murisi K12’un 19/06/2013 tarihinde vefat ettiğini, K12’un vefatının ardından davacıların mirasçılığının söz konusu olmadığını, K12’un vefat tarihinde terekesinde herhangi bir mal varlığı olmadığı için davacılar tarafından murislerinin terekesi hakkında mirası red yoluna gidilmediğini, mirasın red süresinin geçirilmesinin ardından davalının başlatmış olduğu icra takibi üzerine muris K12’un terekesinin borca batık olduğu anlaşıldığını, davacıların murisinin ölüm tarihinde herhangi bir maddi değere sahip bir mal varlığına sahip olmamasının yanında birçok borç bıraktığını, davalı Osmaniye Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından davacılar aleyhine murislerinin borcu bulunduğu iddiası ile 07/10/2016 tarih ve 12.370.344 sayılı evrak ile icra takibi başlatıldığını ve ödeme emri gönderildiğini, davacıların bu nedenle borca batık olan terekenin borçlarını ödemek ile karşı karşıya kaldıklarınıve terekesinin borca batık olduğunu ileri sürerek terekenin borca batık olduğunun tespitine yönelik karar verilmesini talep ettikleri, mahkemece murisin terekesinin borca batık olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne yönelik kararın verildiği görülmektedir.
Davalı SGK vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Mahkemece yapılan araştırma sonucunda; murisin Akdeniz Vergi Dairesine 204.054,68 TL borcunun bulunduğu, İskenderun Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne 4.000,00 TL borcunun bulunduğu, Kırıkhan Vergi Dairesine 5.812,88 TL borcunun bulunduğu belirtilmiştir. Murisin terekesinde alacaklı olarak gösterilen davalı SGK yönünden inceleme yapılmış bu alacaklı hakkında karar verilmiştir. Mahkemece tespit edilen alacaklı olan vergi daireleri davaya dahil ettirilip taraf teşkili sağlanmadan kararın verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi bu davalar, araştırma sonucunda tespit edilen tüm alacaklılara husumet yöneltilerek görülür
.
Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-4 ve 6 bentleri uyarınca, kabul edilip kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Osmaniye3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 03/10/2018 tarih ve 2016/16 Esas, 2018/263 Karar sayılı kararına karşı, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın
353/1-a-4 ve 6. bentleri uyarınca KABULÜNE,
2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-
İstinaf yoluna başvuran tarafça yatırılanistinaf peşin karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-
İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
6-
Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca
KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.24/12/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe