T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
KARATAŞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
24/10/2019
NUMARASI :
2018/93 Esas, 2019/253Karar
DAVACI:
K1 – N1
VEKİLİ:
Av. K2 – A1
DAVALI:
K3
– N2 – A2 Köyü Karataş/ ADANA
VEKİLİ:
Av. K4 – [16162-61685-66655] UETS
DAVANIN KONUSU :
Haksız İşgal Tazminatı (Ecrimisil)
DAVA TARİHİ :
16/03/2018
DAİRE KARAR TARİHİ :
24/11/2020
KARAR YAZIM TARİHİ :
25/11/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;
Müvekkilinin Karataş ilçesi A3 köyü 104 ada 5 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, müvekkilinin taşınmazı 2014 yılında satın aldığını, satın aldıktan sonra davalıya gayrimenkulü satın aldığını ve terk etmesini bildirmesine rağmen davalının kullanımını sürdürdüğünü, bu sebeple 15.000,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı
K3 ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda hissedar olduğunu, 1960 yılından beri önce annesinin daha sonra ise kendisinin bu parseli kullandığını, davacı ile aralarında anlaşma olduğunu, davacının bu parsele karşılık başka parsellerden yer ekip biçtiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda: davaya konu taşınmazda taraflar ve dava dışı kişilerin hissedar olup davalının taşınmazın tamamını bir bütün olarak ekip biçmek suretiyle kullandığı, bu haliyle davacının kullanabileceği bir alanın bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafın savunmalarında değinilen fiili/rızai taksim konusunda müşterek mülkiyete konu taşınmazlara ayrı ayrı mütalaa edilerek paydaş ve paydaşlara müstakil taşınmazların bırakılması fiili kullanma biçimi olarak kabul edilemez. Başka bir deyişle fiili kullanma biçimi aynı taşınmaz için tüm paydaşları bağlar şekilde ortaya çıkmış ise hukuken himaye göreceğinden söz konusu savunmaya itibar edilmemiştir. Yapılan keşif ve ÇKS kayıtlarından anlaşıldığı üzere davacının dava konusu taşınmazdaki hissesini kullanamadığı, hissesine düşen ecrimisil isteğini davanın açılmasından önceki süreçte noter aracılığıyla davalıya bildirmiş olduğu, bu durumun da intifaden men koşulunun gerçekleştiği anlamına geldiği sonucuna varılmıştır. Bu halde davalının dava konusu taşınmazın tamamını geçerli bir hukuki sebebe dayanmaksızın kullandığı, dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir fiili paylaşım olmadığı ve davalının davaya konu taşınmazda fuzuli şagil olduğu kanaatine varılmıştır. İzah edilen gerekçelerle davalının kullanım nedeniyle davacıya herhangi bir bedel de ödemediği dikkate alınarak dosyaya sunulan bilirkişi raporları, TMK. 995 maddesi birlikte değerlendirildiğinde davanın kısmen kabulü ile; 14.459,38 TL ecrimisil alacağının davalının temerrüde düşürüldüğü tarih olan 23/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınrak davacıya verilmesine, yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, delillerin takdirinde isabetsizliğe düşülmüş ve eksik inceleme sonucu karar verildiğini, yanılgılı değerlendirme ile sonuca gidilmiş ve yazılı şekilde hatalı karar tesis edildiğini, delillerin takdirinde hataya düşüldüğü kadar icap eden prosese riayet edilmemiş, tutanakların takdir, tavsif ve tayininde isabetsizliğe duçar olunduğunu, verilen ve tesis edilen hüküm fıkrasının eksik inceleme üzerinden inşa edildiğini, gerekçe yeterli olmayıp fiili taksimat olguları karar yerinde tartışılmadığını, yeterli inceleme yapılmadığını, lehe tanık anlatımları nazara alınmadığını, dava konusu parseli, komşu ve civar parselleri de kapsayacak şekilde davacının devir aldığı tarihten evvele dayalı eylemli kullanıma dayalı kararlılık kazanan fiili taksim olgusu karşısında davanın kabulünün yerinde olmadığını
, kaldı ki, davacının hisse karşılığı kullandığı başka parsellerin de mevcut olduğunu, tanık anlatımlarında da bu hususa atıflar yer aldığını, dosya arasına ithal edilen yazılı bilgi ve bulgular layıkı veçhile tahlil edilmediğini,
Anılan nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile kararın ortadan kaldırılmasını, isabetsiz bir biçimde ve oluşa aykırı olarak kurulan kabul hükmünün istinafen bozulmasını, red hükmü verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, paydaşlar arasında görülen ecrimisil istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacının, dava konusu taşınmazı satın aldıktan sonra davalıya gayrimenkulü satın aldığını ve terk etmesini bildirmesine rağmen davalının kullanımını sürdürdüğünü, bu sebeple 15.000,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile 14.459,38 TL ecrimisil davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, verilen kararın davalı tarafından istinafa taşındığı görülmüştür.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir.
Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler.
İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
(Bknz.
Yargıtay
1.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2015/12274
Esas,
2017/7035
Karar sayılı ilamı,
Yargıtay
1.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2018/4710
Esas,
2018/15784
Karar sayılı ilamı,
Yargıtay
8.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2018/1823
Esas,
2018/16224
Karar sayılı ilamı)
Yukarıda Yargıtay kararları içeriğinde de belirtildiği şekilde paydaşlar arasında intifadan men şartı gerçekleşmeden ecrimisil talep edilemeyeceği açıktır. Davacı K1 taşınmaza 21/07/2014 tarihinde 10478/106887 hisse satın alarak paydaş olmuş ve taşınmazı kullanan K3’a Adana 4.Noterliğinin 14/02/2018 tarih 3248 yevmiye numaralı ihtarnamesini göndererek 2015-2016-2017 yıllarına ait toplam 15.000 TL ecrimisil talebinde bulunmuştur. İhtarname davalı K3’a 23/02/2018 tarihinde tebliğ edilmiş ve bu tarih itibariyle intifadan men şartı gerçekleşmiştir. Taraflar arasında tüm paydaşları bağlayacak şekilde parsel bazında rızai taksimin yapılmadığı da ortadadır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de talep doğrultusunda ve bilirkişi raporları doğrultusunda 2015-2016 ve 2017 yıllarına ait Ecrimisile hükmedildiği anlaşılmıştır. Halbuki men koşulunun gerçekleştiği tarih ile dava tarihi arası (23/02/2018-16/03/2018) dönem için ecrimisile hükmedilebilir. Ancak davacı 2018 yılı için ecrimisil talebi bulunmadığına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken talep gibi 2015-2016 ve 2017 yıllarına ait ecrimisile hükmedilmesi isabetli olmamıştır.
6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesinde; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzeltilerek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir.
Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 bendi uyarınca, kabul edilip kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile Karataş
Asliye
Hukuk Mahkemesi’nin 24/10/2019 tarih ve 2018/93
Esas,
2019/253
Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, yerine aşağıdaki hükmün tesisine:
a)
Davacının Davasının
REDDİNE,
b)
Alınması gereken 54,40 TL harcın peşin alınan 256,17 TL harçtan mahsubu ile bakiye 201,77 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,
c)
Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
d)
Davalı tarafından yapılan 73,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
e)
Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
2-
Davalı vekilinin istinaf talebi kabul olunduğundan davalı tarafından yatırılan
247,00 TL nispi harcın talep halinde istinaf eden davalıya iadesine,
3-
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK’nın 333. maddesi gereğince ilgilisine iadesine,
4
–
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.24/11/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe