Adana BAM, 1. HD., E. 2020/528 K. 2020/1279 T. 7.12.2020

İlgili madde: TMK Madde 995

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU :

Elatmanın Önlenmesi (Elatmanın Önlenmesi Ve Tazminat Ve Ecrimisil)

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacıların Adana İli, Yumurtalık İlçesi, A1 Mahallesi 706 ve 708 parsel sayılı taşınmazlarda müşterek olarak hisse sahibi olduklarını, davalı K1’in dava konusu taşınmazlarda her hangi bir hak sahibi olmadığı halde taşınmazların bir kısmını yaklaşık 20 yıldan beri kullandığını, davalının bu haksız kullanımından dolayı davacıların hisselerinin kullanamadıklarını, davacıların kendi yerlerini kullanmak istediklerinde davalı tarafından kaymakamlık makamına şikayet edilerek men edildiklerini, bu nedenlerle 01.01.2000 tarihinden dava tarihine kadar olan ecrimisil alacağının tahsiline, taşınmazlara olan haksız ve yersiz müdahalesinin menine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, sonraki yazılı ve sözlü beyanlarında açılan davanın haksız olduğunu, ecirimisil talebini kabul etmediğini, haksız müdahalesinin de olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Dosya kapsamında tüm deliller ve beyanlar incelendiğinde süresi içerisinde zamanaşımı bulunmayan davalı tarafın 2000-2018 yılları arasında dava konusu taşınmazı haksız ve kötü niyetle kullandığı kanaatine varılmıştır.

Yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi, tanık ve taraf beyanlarından dava konusu taşınmazın uzun süredir davalı tarafından bizzat yahut icara verilmek suretiyle tamamının kullanıldığı sabittir.

Dava konusu taşınmazda davalının kayıtla ilgisi bulunmadığı durumda davalının mutlak el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 1. HD 2014/10510 – 2015/11089)

Dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporları taraf beyanları ve tüm deliller değerlendirildiğinde davacının davasının kabulü ile; 1-El Atmanın Önlenmesi Yönünden talebin KABULÜ ile A1 Mahallesi 706 parsel nolu taşınmaza Fen Bilirkişisi raporunda A harfi belirtilen 1030.00 metrekarelik; yine A1 Mahallesi 708 parsel nolu taşınmazıa Fen Bilirkişisi raporunda B harfi belirtilen 2740.00 metrekarelik kısma davalı tarafından yapılan EL ATMANIN ÖNLENMESİNE ve bu kısımların davacıların hisseleri oranında TESLİMİNE, 2-Ecrimisil Yönünden; Davalı yönünden ecrimisil davasının (2000-2018 yılları arasındaki talebi açısından) KABULÜ ile; Sabit olan toplam 12.533,32-TL haksız işgal tazminatının (ecrimisilin); her dönemin sonundan dava tarihine (05/12/2018) kadar işleyecek yasal faiziyle birlikte bu davalıdan alınıp davacılara hisseleri oranında verilmesine, yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Usule ilişkin sebepleri: istinafa konu karar eksik yargılama sonucu yapılmış olup verilen haksız kararın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin 80 yaşında olup işbu dava ve mahkeme işlerine de oldukça uzak birisi olduğunu, davadan oldukça geç haberi olduğunu, işbu sebeple yerel mahkemenin vermiş olduğu sürelere uygun hareket edemediğini, davada haklılığını gösterecek tanıkları dahi dinlenmediğini, iddiaları ise sürenin geçmesi sebep gösterilerek dikkate alınmadığını, müvekkilinin anayasal hak arama özgürlüğü kısıtlanmış ve bununla birlikte yerel mahkeme maddi gerçeği ortaya çıkaracak taleplerin reddine karar verdiğini, vekaleten duruşmada olmasına rağmen duruşma zaptına “davalı vekilinin yokluğunda” şeklinde ibare bulunduğunu, yani sözlü son beyanları alınmadan dosyanın karara çıktığını gösterdiğini, işbu durum ise adil yargılanma hakkını ihlal etmekte ve hakimin tarafsızlığına şüphe düşürdüğünü, işbu sebebin hem anayasa hem de Yargıtay içtihatları ışığında bozmayı gerektirdiğini,
Esasa ilişkin sebepleri: müvekkilinin davaya konu olan taşınmazda haksız müdahalede bulunduğu iddiası tamamiyle gerçeğe aykırı olduğunu, davaya konu olan taşınmazlar müvekkilinin eşinin vefat etmesi üzerine miras yoluyla müvekkiline intikal ettiğini, bundan önce ise müvekkilinin eşine üst soyu tarafından miras yolu ile intikal ettiğini, davaya konu taşınmaz seneler önce davacıların üst soyu tarafından yapılan sözlü anlaşma ile davalı müvekkilinin eşinin üst soyuna devredilmiş; o zamandan bu yana da davalı müvekkilinin eşinin ailesi tarafından kullanılageldiğini,
Yumurtalık ilçesi A1 Mahallesinde yaşayan kişiler de bu duruma tanık olduğunu ve tanıklık edeceklerini beyan etmelerine rağmen yerel mahkeme tanıklarını dinletmediğini, neredeyse 100 yıldır müteveffa eşin üst soyu tarafından kullanılan hatta köyün sakinlerinin dahi müteveffa eşe ait olduğunu bildikleri bu taşınmazın müvekkili tarafından kullanılmasının davacılar tarafından yeni öğrenilmişcesine dava ikame edilmesinin iyi niyetle bağdaşır hiç bir tarafı bulunmadığını, zaten tanık beyanları ve diğer eksik belgeler olmasa dahi dosyada mübrez Yumurtalık Kaymakamlığınca 3091 s. Kanun gereğince ilgili taşınmaz için soruşturma yapılmış; işbu soruşturma ise müvekkili lehine sonuçlandığını, müvekkilinin de işbu idari karara güvenerek taşınmazı kullanmaya devam etmesinin haksız işgal teşkil etmeyeceğini,
Asla kabul manasına gelmemek koşulu ile ecrimisil talep edilebilmesi için kötü niyetli olmak kanuni şart olduğunu, TMK md.995; “İ yiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır…
” şeklinde düzenlendiğini, görüldüğü üzere ecrimisil talep edilebilmesi için davalının kötü niyetli olması gerektiği açıkça hükme bağlandığını, yukarıda da açıklandığı üzere müvekkilinin kötüniyetli olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının ecrimisil talebinin yerel mahkeme tarafından kabulüne karar verilmesi yasaya aykırı olup; kararın bozmayı gerektirdiğini,
Kabul manasına gelmemek kaydı ile ecrimisil talebi geçerli olsa dahi 2000-2018 tarihleri açısından kabulü bozma gerektirdiğini, ecrimisil tazminatı geriye dönük 5 sene için istenebildiğini, işbu sebeple hükmün ecrimisil yönünden geriye dönük 5 sene için verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından kurulan 18 senelik ecrimisil tazminatı Yargıtay içtihatları ve hukuka aykırı olup bozma gerektirdiğini,
Yukarıda ve yerel mahkeme dosyasında arz ve izah ettikleri ve re’sen dikkate alınacak gerekçelerle; İstinaf başvurularının kabulüne, tehir-i icraya karar verilmesi, kararın kaldırılarak davanın reddi yönünde hüküm kurulmasına, kanuni şart olan kötü niyet şartı gerçeklemediği için ecrimisil tazminatının reddine, kabul anlamına gelmemekle birlikte daire aksi kanaatteyse; ecrimisil tazminatının geriye dönük 5 seneyi aşkın seneler bakımından reddine, karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, el atmanın önlenmesi, ecrimisil tazminat istemine ilişkindir.

Somut olayda; davacının, davalı tarafın 2000-2018 yılları arasında dava konusu taşınmazları (706 ve 708 parselleri) haksız ve kötü niyetle kullandığını belirterek taşınmazlara olan haksız ve yersiz müdahalesinin menine, 01.01.2000 tarihinden dava tarihine kadar olan ecrimisil alacağına karar verilmesini talep ettiği, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı tarafından istinafa taşındığı görülmüştür.
** Yargıtay kararlarında da belirtildiği şekilde; elatmanın önlenmesi davası, mülkiyet hakkına dayanan ve kaynağını TMK’nın 683. maddesinden alan bir dava türüdür. Müdahalenin men’i davasında amaç, mülkiyet hakkına olan saldırının veya müdahalenin ortadan kaldırılmasıdır. Böylelikle malına haksız olarak müdahalede bulunulan malik, içinde bulunduğu durumdan kurtulmuş olur. Bahsi geçen müdahale maddi olabileceği gibi farklı şekillerde de ortaya çıkabilmektedir.

El atmanın önlenmesi davası açabilmek için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bu dava bir eda davası olup taşınmaza haklı bir sebep olmadan kişi el atmış ya da tecavüz etmiş olmalıdır. Davacı olan mutlaka malın maliki ya da zilyeti konumunda olmalıdır.

Müdahalenin men’i davası hukukumuzda geniş bir yere sahiptir. Haksız el atmanın önüne geçebilmek için değişik sebeplerle el atmanın önlenmesi davası açmak mümkündür. Bunlardan bazılarını; malikin, malik olduğu taşınmaza karşı yapılan el atmanın önlenmesi için açılan dava, malikin sahip olduğu malı haksız olarak elinde bulunduran ya da ona saldıran kişiye karşı açılan el atmanın önlenmesi davası, malikin maliki olduğu şeyin doğal ürünlerine karşı yapılmış olan el atmanın önlenmesine karşı açılan dava, malikin karşılaşabileceği sınır tecavüzlerine karşı açabileceği el atmanın önlenmesi davası, malikin arazi kayması nedeniyle vaki el atmalara karşı açabileceği dava, malikin zilyetliğe saldırı olması nedeniyle açabileceği dava ve malikin geçit hakkı sebebiyle el atmalara karşı açabileceği dava, şekilde sıralayabiliriz. Davaların isimleri farklı olsa da hepsinin açılmasının ortak nedeni haksız el atmanın ve tecavüzün ortadan kaldırılmasıdır ve böylece malikin mülkiyet hakkının muhafaza edilmesidir.
** Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08/03/1950 tarih 22/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nun 25/02/2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25/05/1938 tarih ve 29/10 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nun 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.

Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.

Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.

İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
(Bknz. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2016/18332 Esas, 2017/7471 Karar sayılı ilamı)

Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın kayden malik olduğu parsellerden davalının müdahalesinin önlenmesine ve ecrimisile yönelik talepte bulunduğu, mahkemece davanın kabulüne yönelik kararın verildiği, davalı vekili tarafından kararın istinafa taşındığı anlaşılmaktadır.

Elatmanın önlenmesi yönünden açılan dava çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi niteliğinde olduğundan daha önceden muvafakat edilse dahi (uzun yıllardır kullanım nedeniyle) davanın açılması ile birlikte muvafakat ortadan kalktığından korunması gereken bir hakka dayanmaksızın taşınmaza el atan kişinin men’ine yönelik karar verilmesinde yasaya aykırı bir durum söz konusu olmaz. Davalının dava konusu taşınmaza elattığı sabit olduğundan bu yönde tanık dinlenmesini gerektirir bir durum söz konusu değildir. Elatmanın önlenmesi yönünden verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı tarafın Elatmanın önlenmesi yönünden yapılan istinaf talebi yerinde değildir.

Ancak, paylı mülkiyete konu taşınmazlarda paydaşlardan herhangi biri, paydaş olmayan kişilere karşı müdahalenin önlenmesi davası açmasına engel bulunmamaktadır. Paydaşlar hisseleri oranında ecrimisil talebinde bulunabilirler. Somut olayda; müdahale edilen kısım için hesaplanan tüm ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Müdahaleli kısım için hesaplanan ecrimisil miktarından davacıların hisseleri oranında ecrimisile hükmedilmesi gerekir. Mahkemece 10/05/2019 tarihli Bilirkişi ek raporuna göre 12.533,32 TL üzerinden ecrimisile hükmedilmiştir. Halbu ki müdahale edilen alanlar için 05/04/2019 tarihli raporda, 706 parselle ilgili müdahale edilen 1.030 m² alan için 2000-2018 arası dönem için 4.537,44 TL, 708 parselle ilgili müdahale edilen 2.740 m² alan için 2000-2018 arası dönem için 15.462,98 TL ecmisil hesaplandığı, davacıların hisselerinin toplamının 1/6 olduğu, bu hisse miktarına göre davacıların alabileceği ecrimisil miktarının 3.333,40 TL olduğu, bu miktar üzerinden ecrimisile hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Buna göre; dava konusu olan 2 adet parselle ilgili olarak davacıların 1/6 hissesine göre alabilecekleri ecrimisil miktarı yıllara göre: 2000 yılı için 20,40 TL, 2001 yılı için 32,98 TL, 2002 yılı için 49,50 TL 2003 yılı için 54,37 TL, 2004 yılı için 59,46 TL, 2005 yılı için 64,05 TL, 2006 yılı için 70,24 TL, 2007 yılı için 76,13 TL, 2008 yılı için 177,95 TL, 2009 yılı için 165,32 TL, 2010 yılı için 160,10 TL, 2011 yılı için 223,27 TL, 2012 yılı için 196,43 TL, 2013 yılı için 206,65 TL, 2014 yılı için 208,05 TL, 2015 yılı için 296,76 TL, 2016 yılı için 340,34 TL, 2017 yılı için 441,16 TL, 2018 yılı için 489,24 TL olmak üzere toplam 3.333,40 TL dir.

Ecrimisil geriye dönük 5 yıllık dönem için verilebilir ise de davalı tarafından ve vekili tarafından cevap süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunulmadığı gibi yargılama sırasında da zamanaşımı itirazında bulunulmadığı anlaşılmış olup yargılama sırasında ileri sürülmeyen hususların istinaf aşamasında ileri sürülmesi mümkün değildir. Davalı vekilinin zamanaşımı ile ilgili istinaf talebi yerinde değil ise de ecrimisille ilgili diğer yönlerden istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesinde; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzeltilerek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir.

Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 bendi uyarınca, kısmen kabul edilip kararın kaldırılarak, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil yönünden yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca
KABULÜNE, Yumurtalık 6.
Asliye
Hukuk Mahkemesi’nin 06/11/2019 tarih ve 2018/238
Esas,
2019/196
Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, yerine aşağıdaki hükmün tesisine:

A
)

Davacının davasının
Kısmen KABUL, Kısmen REDDİNE:

A-1)

El Atmanın Önlenmesi Yönünden; talebin KABULÜ ile; Davacılara ait hissesi bulunan Adana ili, Yumurtalık ilçesi, A1 Mahallesinde kain,
* 706 parselnolu taşınmazın 05.04.2019 havale tarihli Fen Bilirkişi raporunda A harfi kırmızı boyalı olarak belirtilen 1030.00 metrekarelik,
* 708 parselnolu taşınmazın 05.04.2019 havale tarihli Fen Bilirkişi raporunda B harfi sarı boyalı olarak belirtilen 2740 metrekarelik,
Kısımlara davalı tarafından yapılan EL ATMANIN ÖNLENMESİNE,
A-2)
* Ecrimisil Yönünden; Davalı yönünden ecrimisil davasının (2000-2018 yılları arasındaki talebi açısından) Kısmen KABULÜ ile; Sabit olan toplam 3.333,40-TL haksız işgal tazminatının (ecrimisilin); her dönemin
(2000 yılı için 20,40 TL, 2001 yılı için 32,98 TL, 2002 yılı için 49,50 TL 2003 yılı için 54,37 TL, 2004 yılı için 59,46 TL, 2005 yılı için 64,05 TL, 2006 yılı için 70,24 TL, 2007 yılı için 76,13 TL, 2008 yılı için 177,95 TL, 2009 yılı için 165,32 TL, 2010 yılı için 160,10 TL, 2011 yılı için 223,27 TL, 2012 yılı için 196,43 TL, 2013 yılı için 206,65 TL, 2014 yılı için 208,05 TL, 2015 yılı için 296,76 TL, 2016 yılı için 340,34 TL, 2017 yılı için 441,16 TL, 2018 yılı için 489,24 TL) sonundan dava tarihine (05/12/2018) kadar işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacılara hisseleri oranında VERİLMESİNE
B)

Elatılan kısımların değeri (77.808,12 TL) ve ecrimisil (3.333,40 TL) değeri üzerinden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 5.542,77 TL harçtan, başlangıçta peşin ve sonradan alınan toplam 1.580,90 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 3.961,87 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına.

C) a-
Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’ye göre 11.348,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarakDAVACILARA ÖDENMESİNE, b-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve ecrimisil talebinin kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’ye göre 4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarakDAVALIYA ÖDENMESİNE,
D) a)

Davacılar tarafından yatırılan 1.580,90 TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

b)

Davacılar tarafından yatırılan 5 adet tebligat ücreti 102,00 TL, bilirkişi ücreti 750,00 TL, Keşif Ücreti 314,00 TL, Keşif Şoför Ücreti 130,00 TL ve 24,50 TL diğer dosya masrafları olmak üzere toplam 1.320,50 TL yargılama giderinden kabul-ret oranına göre hesaplanan 1.186,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak DAVACILARA ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
E)

Davacılar tarafından yatırılan gider avansından masrafların mahsubu ile arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,

2-
Davalı vekilinin istinafı kısmen kabul olduğundan davacı tarafça yatırılan
1.543,00 TL istinaf nispi karar harcının talep halinde istinaf eden davalı tarafa iadesine,

3-
İstinaf incelemesi duruşma açılmadan sonuçlandırıldığından, istinaf incelemesine ilişkin taraflar leh ve aleyhine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,

4-
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK’nın 333. maddesi gereğince ilgilisine iadesine,
5

Kararın taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde,
Yargıtay’da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.07/12/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!