T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
KIRIKHAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
10/12/2019
NUMARASI :
2018/595 Esas, 2019/668Karar
DAVACILAR:
1-K1 – N1 – A1
2-K2 – N2 – A2
3-K3 – N3 – A3
4-K4 – N4 – A4
5-K5 – N5 – A5
VEKİLİ:
Av. K6
DAVALILAR:
1-K7 – A6
2-K8 – A7
VEKİLLERİ:
Av. K9
Av. K10 – A8
DAVALI:
F1 TARIM ÜRÜNLERİ LTD. ŞT. – A9
VEKİLİ
:
Av. K10 – A8
DAVANIN KONUSU :
Elatmanın Önlenmesi (Yıkım)
DAVA TARİHİ :
18/12/2018
DAİRE KARAR TARİHİ :
24/11/2020
KARAR YAZIM TARİHİ :
25/11/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;
Kırıkhan ilçesi, A10 köyü, 156 parsel sayılı taşınmazın mülkiyeti müvekkillerime aittir. Davalılar K7 ve K11, Osmanbey tarım ürünleri şirketinin yetkilisi ve sahibidirler. Bu şahıslar bu şirketin duvarını genişleterek ve tesisi büyüterek müvekkillerime ait yere tecavüz etmektedirler. Müvekkillerim defalarca uyarmalarına rağmen ihlallerine devam etmektedirler. Ekte sunduğumuz ölçüm sonuçlarına göre de müdahale açıkça görünmektedir. Keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığında da müdahale açıkça yine belli olacaktır. Davalılar tarafından Kırıkhan İlçesi, A11 Köyü, 156 parsel sayılı taşınmaza yapılan Müdahalenin Men’ine, Üzerine yapılan yapıların duvarın ve diğer tüm müştemilatın yıkılmasına, sökülmesine, davalıların yargılama giderleri ile vekalet ücretine mahkumiyetlerine karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ”
Davacıların dava dilekçesinde belirtmiş olduğu taşınmazın, müvekkilimiz tarafından kullanımı için 30.08.2012 tarihinden başlamak üzere 5 yıl süreyle adi kira sözleşmesi düzenlenmiştir. (Sona erme tarihi:30.08.2017) Belirli süreli kira sözleşmesinin sona ermesine ilişkin olarak ise şu izahı yapmakta fayda görüyoruz: Sözleşmenin sona ereceği anın, tarafların açık veya zımni irade beyanıyla öngörüldüğü hallerde belirli süreli kira sözleşmesi söz konusu olur . Bir başka deyişle, tarafların kira süresini, gün, hafta, ay ya da yıl olarak belirledikleri kira sözleşmeleri belirli süreli kira sözleşmeleridir . Kira sözleşmelerinde kararlaştırılan bu belirli süre, bir takvim günü olabileceği gibi hal ve duruma göre örtülü olarak da belirlenmiş olabilir . Kira sözleşmesi, belirli bir süre için yapılmış olduğu ve susma (sükut) ile yenilenmediği takdirde, bu sürenin geçmiş olmasıyla birlikte kendiliğinden sona erer. Ancak, süre geçmiş olduğu halde kiraya veren, kiracının kullanmaya devam etmesine karşı çıkmamışsa ya da kullanmasına izin vermişse, kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Davacıların derdest kıldığı el atmanın önlenmesi davası için aranan kanunda açıkça düzenlenmiştir. Bu şart; kişinin maliki olduğu şey üzerinde hiçbir haklı ve yerinde gerekçeye dayanmaksızın gerçekleştirilmiş bir saldırı olmalı ve bu saldırı devam etmelidir. Yukarıda açıkça belirttiğimiz üzere, davacılar ile müvekkilimiz arasında belirli süreli kira sözleşmesi düzenlenmiş, kira süresinin bitmesinin ardından yaklaşık 1 yıl hiçbir ihtar, fesih ihbarı tarafımıza ulaşmamıştır. Bu mukabilde ilgili kira sözkleşmesinin belirsiz süreli kira sözleşmesi mahiyetine büründüğü ve müvekkilimizin haksız, hiçbir gerekçeye dayanan fiili mevcut değildir. İşbu huzurdaki dava için aranan şartlarda oluşmuş değildir. Belirli süreli kira sözleşmesinin bitiminin ardından 1 sene 4 ay geçmesine rağmen müvekkilimize hiçbir bildirimde bulunmayıp, işbu huzurdaki davayı ikame eden davacıların iyiniyetli hareket ettikleri düşünülemez. Bu itibarla davanın reddi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılması için işbu cevap dilekçesini kaleme alma zorunluluğumuz hasıl olmuştur. ” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Dava taşınmaza el atmanın önlenmesi davası ve yıkım davasıdır. Davacı taşınmaza malik olduğunu, davalıların ise kendisine ait taşınmaza yapı inşa etmek suretiyle müdahalede bulunduklarını, davalıların taşınmaza vaki el atmasının önlenmesine ve taşınmaz üzerindeki yapıların yıkılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Taşınmaz tapu kaydından davacıların dava konusu A11 156 parsel sayılı taşınmazın birlikte maliki olduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu A11 156 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından kullanıldığı çekişme dışıdır, davacı davalı tarafından kullanıldığını beyan etmiş, davalı tarafta taşınmazı kullanıklarını kabul etmiştir. Ancak davalı taraf kira sözleşmesinin olduğunu, kira sözleşmesine dayanarak burayı kullanıldığı beyan etmiştir. Yapılan keşifte davalı taraf fen bilirkişisince D harfi ile işaretli ağaçları kendilerinin diktiklerini kabul etmiştir. Diğer yapılarında keşif zaptında mahkeme gözleminden anlaşılacağı üzere davalı tarafından kullanıldığı anlaşılan yazılar mevcuttur. Zaten davalı tarafta yapıyı kullandığını inkar etmemektedir. Yapılan keşif, bilirkişi raporları, taraf ve tanık beyanları dikkate alındığında dava konusu taşınmazı davalıların kullandığı, taşınmazın üzerinde 25/06/2019 tarihli fen bilirkişisi raporundaB ile işaretli mavi renk ile taralı 525.92 m2’lik kısımda bulunan beton zeminin bulunduğu, C ile işaretli gösterilmiş 1772,79 m2’lik kısımda zirai aletlerin bırakıldığı, D ile işaretli, yeşil renk ile taralı, 1282.92 m²’lik kısım üzerindeki ağaçların bulunduğu anlaşılmaktadır.
Taşınmaz üzerinde davacıların iştirak hisse tipi yani elbirliği mülkiyete sahip oldukları anlaşılmaktadır.
(
Yargıtay
1
.
Hukuk
Dairesi
Esas No:
2015/1504
Karar No:
2017/4377
:
694 parsel sayılı taşınmazın davacıların dedesi Ahmet Güçlü adına kayıtlı olduğu, adı geçenin 15.01.2001 tarihinde ölümü ile geriye mirasçısı olarak eşi Gerda Anni Weise ve davacıların babası mirasbırakan Enver’in kaldığı, kayıt maliki Ahmet’in ölüm tarihi itibariyle terekenin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu sabittir.
27.11.1946 tarih 28/15 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve TMK’nın 702/2. maddesi uyarınca, kiraya verme önemli işlerden olup elbirliği mülkiyeti halinde tüm ortakların katılımı ile yapılmış olması halinde geçerlidir.
Somut olayda; davacıların babası mirasbırakan Enver iştirakçilerden birisi olup tek başına yaptığı kira sözleşmesi geçerli değildir
.
)
Davalı taraf kira sözleşmesine dayanmış ve buna istinaden taşınmazı kullandıklarını beyan etmişlerdir ancak söz konusu kira sözleşmesinde kiraya veren taraf yalnızca Halit Karaömer olarak görünmektedir. Tapu kayıtları incelendiğinde tüm davacıların taşınmaz üzerinde elbirliği mülkiyette paydaş oldukları anlaşılmaktadır. Yukarıdaki Yargıtay kararında da belirtildiği üzere ”T
MK’nın 702/2. maddesi uyarınca, kiraya verme önemli işlerden olup elbirliği mülkiyeti halinde tüm ortakların katılımı ile yapılmış olması halinde geçerlidir” bu kapsamda davalı tarafın yalnızca bir paydaş ile yaptığı kira sözleşmesi geçerli değildir. Ortada hukuka uygun kurulmuş bir kira sözleşmesi bulunmadığından davalıların söz konusu taşınmazdan çıkmaları ve kira sözleşmesini sonlandırmaları için herhangi bir ihtaratta bulunmalarına da gerek yoktur. Davalı taraf haksız işgalci konumundadır.Bu bağlamda davalıların davacıya ait taşınmaza değişik sebeplerle el attıkları sabit görülmüştür. Davalıların taşınmazı uzun süredir bu şekilde kullandıkları üzerine yapılar yapmış olmaları, hukuka aykırı ve fiili kullanım biçimleri Anasayal bir hak olan mülkiyet hakkına üstün kılınamaz.
Davacı tarafından müdahalenin meni yönünden eksik harç ikmal edilmiştir .Fen bilirkişisince A harfi ile gösterilen alacanın yol olarak kullanıldığı taraflar arasındaki uyuşmazlıkla ilgili olmadığı, C harfi ile gösterilen alanda ise taşınabilir eşyalar bulunduğundan ve kal konusu olamayacağından dava konusu kapsamında elatmanın önlenmesi konusu kabul edilip B+C+D bölgeleri için hüküm kurulmuştur. Bu sebeple A bölgesi için alınan harcın iadesine karar vermek gerekmiştir, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde davacının tapuyla malik olduğu taşınmaza davalının üstün bir hakka sahip olmaksızın haksız müdahale ettiği anlaşılmış, davalının müdahalesinin menine karar vermek gerekmiş davanın kabulü ile, Hatay ili, Kırıkhan ilçesi, A11 mahallesi, 156 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki davalıların vaki el atmasının önlenmesine, Fen bilirkişileri Mehmet Aknehir ve Mehmet Duldu’nun 25/06/2019 havale tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide belirtilen B ile işaretli mavi renk ile taralı 525.92 m2’lik kısımda bulunan beton zeminin ve D ile işaretli, yeşil renk ile taralı, 1282.92 m2’lik kısım üzerindeki ağaçların kal’ine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalılar vekili dilekçesinde özetle;
Dava konusu taşınmazın davacı Halit ile aralarında yaptıkları kira sözleşmesine göre kullandığını, sözleşmenin ve imzanın inkar edilmediğini, diğer davacıların kiraya ses çıkarmadıklarını belirterek kararın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Davada, 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bu husularda resen inceleme yapılmış olup, HMK’nun 357. maddesi uyarınca da “İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.” hükmü uyarınca istinaf talepleri sınırlı olarak incelenmiştir.
Davacılar tapuya dayalı el atmanın önlenmesi men ve kal talebinde bulunmuşlar, davalı kira sözleşmesine göretaşınmazı kullandığını belirtmiş, mahkeme kira sözleşmesinin geçerli olmadığından davanın kabulüne karar vermiştir.
Dava konusu A11 156 parsel sayılı taşınmazın yapılan keşif ve toplanan delillere göre ; taşınmazın davalı tarafından kullanıldığı, davalı tarafta taşınmazı kullanıklarını kabulünde olduğu ,ancak davalı taraf kira sözleşmesinin olduğunu, kira sözleşmesine dayanarak burayı kullanıldığı beyan etmiştir. Yapılan keşifte davalı taraf fen bilirkişisince D harfi ile işaretli ağaçları kendilerinin diktiklerini kabul etmiştir. Diğer yapılarında keşif zaptında mahkeme gözleminden anlaşılacağı üzere davalı tarafından kullanıldığı anlaşılan yazılar mevcuttur. Zaten davalı tarafta yapıyı kullandığını inkar etmemektedir. Yapılan keşif, bilirkişi raporları, taraf ve tanık beyanları dikkate alındığında dava konusu taşınmazı davalıların kullandığı, taşınmazın üzerinde 25/06/2019 tarihli fen bilirkişisi raporundaB ile işaretli mavi renk ile taralı 525.92 m2’lik kısımda bulunan beton zeminin bulunduğu, C ile işaretli gösterilmiş 1772,79 m2’lik kısımda zirai aletlerin bırakıldığı, D ile işaretli, yeşil renk ile taralı, 1282.92 m2’lik kısım üzerindeki ağaçların bulunduğu anlaşılmaktadır. Taşınmaz tapu kaydına göre davacıların iştirak halinde yani elbirliği mülkiyete sahip oldukları anlaşılmaktadır.
Davalı, davacı ile yapılan kira sözleşmesine göre taşınmazı kullandığını, işgalci olmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 691/1.maddesi ve 1955 tarihli, 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda pay ve paydaş çoğunluğu elbirliği mülkiyette oy birliği sağlanarak yapılan kira sözleşmeleri geçerlidir.
Dava dosyasındaki tapu kayıtlarında davacı Halit’in paydaş olup bu paydaş ile yapılan dosyaya davalı tarafından sunulan kira sözleşmesinin geçerli olmayıp davacı ve diğer paydaşları bağlamadığı, bu nedenle davalının kiracılık iddialarına itibar edilemeyeceği, tanıklar ve davalının keşifte bu parseli kullandığını beyan ettiği, bu nedenlerle taşınmazları kullanmasının kira sözleşmesi geçerli olmadığından, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olmakla davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Kırıkhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10/12/2019 tarih ve 2018/595 Esas, 2019/668 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın
353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-
Davalılar vekilinin istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken
29.431,01 TL istinaf karar harcının peşin alınan
7.357,75
TL harçtan mahsubu ile bakiye
22.073,26 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine’ye irat kaydına,
3-
İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,HMK’nın 333. maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5
–
Kararın, taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca, tebliğden itibaren iki hafta içerisinde,
Yargıtay’da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/11/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe