Adana BAM, 1. HD., E. 2020/488 K. 2020/1214 T. 24.11.2020

İlgili madde: TMK Madde 691

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

CEYHAN 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

10/10/2019

NUMARASI :

2019/156 Esas, 2019/272Karar

DAVACI:

F1
TARIM ÜRÜNLERİ HAYVANCILIK SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.

VEKİLİ:

Av. K1 – A1

DAVALI:

K2
– N1 – A2

VEKİLİ:

Av. K3 – A3

DAVANIN KONUSU :

Elatmanın Önlenmesi (Elatmanın Önlenmesi Ve Tazminat Ve Ecrimisil)

DAVA TARİHİ :

10/08/2017

DAİRE KARAR TARİHİ :

24/11/2020

KARAR YAZIM TARİHİ :

25/11/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin Adana ili, Ceyhan İlçesi, A4 Mahallesi 147 parsel sayılı taşınmazda 15/56 hisse payına sahip olduğunu, davalının müvekkil şirketin hissedarı bulunduğu taşınmazda hissedar olmadığını, herhangi bir hakkı bulunmadığını ve haksız yere işgal ettiğini, müvekkil ve diğer hissedarların bazılarının davalıya taşınmazdan çıkmasını ve işgale son vermesini istediğini, ancak davalının taşınmazı kullanmaya devam ettiğini belirttiği nedenlere dayanarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, dava konusu Adana ili ,Ceyhan İlçesi, A4 Mahallesi 147 parsel sayılı taşınmazda davalı tarafça fuzulen işgal edilerek yapılan el atmanın önlenmesine, davalı aleyhine bir yıllık şimdilik 1.000 TL ecrimisil tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.

Davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkil K2’ün anılan parselde 8 dönüm nar ve limon bahçesinin bulunduğunu, davacı asilin hissedar olmayıp yer kullanan kişiyi tarladan çıkarması gerekirken müvekkiline karşı dava açmasının kötü niyetli olduğunu, gayrimenkulün bir bölümünün bahçe olup, bu kısmın müvekkili tarafından ekilip yetiştirildiğini buradan men edilemeyeceğini ve imar kanunu ve imar yönetmeliği hükümlerine göre davacıların gayrimenkulden yer alamayacağı, müvekkilinin paydaş olduğunu, paydaşın paydaşı meni hükümlerine göre davanın karara bağlanabileceği, müvekkilinin eski yıllardaki zilyetliğinin iyi niyetli olduğunu, bu sebeple kendisinden ecrimisil istenmeyeceği, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını belirterek, davacının meni müdahale ve ecrimisil taleplerinin reddi ile davanın reddine karar verilmesini, dava konusu yerde müvekkile ait ağaçların tapu kaydında beyanlar hanesine şerhen kaydına, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememiz 09/01/2019 tarihli karar ile; “El Atmanın Önlenmesi davasının REDDİNE, Ecrimisil davasının REDDİNE, davalı tarafın; dava konusu taşınmaz üzerindeki ağaçların tapu kaydında beyanlar hanesine şerhen kaydına ilişkin talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,” karar vermiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin 07/05/2019 tarih 2019/440 E.- 2019/504 Karar karar sayılı ilamıyla
; “…kararın KALDIRILMASINA” gerekçesi ile mahkeme kararı kaldırılmış olup, dosya yeni esas alarak mahkememizce yargılamaya devam edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Bam kaldırma ilamında davalının sunduğu kira sözleşmesinin davacı yönünden geçersiz olduğunu ve davanın açıldığı tarihte davalının paydaş olmadığını belirtmiştir. Şu durumda eldeki davada paydaşlar arası el atmanın önlenmesi davalarına yönelik kuralların uygulanamayacağı açıktır. Her dava açıldığı tarihteki hal ve şartlara göre karar bağlanır.

Yine bam kararından da anlaşılacağı üzere davalının dava konusu taşınmaza haksız olarak el attığı sabittir. Dava açıldığı tarihte davalı kayıt maliki olmadığından haksız olarak kullandığı alana vaki el atmasının önlenmesine karar vermek gerekirse de (Yargıtay 1. HD 2014/10510 – 2015/11089) dava sırasında paydaş olduğundan ona ait pay düşülmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının sonradan paydaşı olduğu alanda kendisine ait hisseyi de kapsar şekilde el atmanın önlenmesine karar vermek infazda tereddüte sebep olacağından, davalının hisse miktarı düşülmüştür. Ancak bu nedenle davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Her ne kadar davalının kullandığı 20.369,77 m²’lik alanda el atmanın önlenmesine karar verilmişse de harç ve vekalet ücreti yönünden davacının payı dikkate alınarak, Davanın el atmanın önlenmesi talebi yönünden
KABULÜ ile davalının Adana ili Ceyhan ilçesi A4 mah. 147 parsel sayılı taşınmazda 26/01/2018 tarihli fen bilirkişi raporunda A ve C harfi ile gösterilen toplam:20.369,77 m2 lik alana (davalının 13,09 m2 lik hissesi düşülmek suretiyle) vaki el atmasının
ÖNLENMESİNE
, Ecrimisil talebinin
KABULÜ ile 4.399,55 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davalı K2 vekili dilekçesinde özetle; davalının pay satın alması halinde davanın paydaşın paydaşı meni hükümlerine göre karara bağlanması gerektiğini, yerel mahkemenin kararıyla malik müvekkilinin taşınmazdan tamamen men edileceğini, Bölge Adliye Mahkemesi bozma kararında davacının dava konusu taşınmazda yer kullanıp kullanmadığıyla ilgili yeniden keşif yapılması ve tanıkların dinlenilmesi gereğine değinildiğini ancak mahkemece bunun yapılmamış olduğunu, bozma kararına uymakla mahkeme bozma kararındaki hususlar yönünden inceleme yapmak yükümü altına girdiği yargıtay kararlarıyla sabitken yerel mahkemenin buna uymaması itirazlarını gerektirdiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararının yasaya ve içtihatlara aykırı olup bu sebeple mahkemenin bu karara uymasının da yasaya aykırı olduğunu, ecrimisil talebinin reddedilmesi gerektiğini, müvekkilinin iyiniyetli zilyetlikte bulunduğunu, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağından (HMK m. 355) Bölge adliye mahkemesi dairesinin bozma kararı hukuka aykırı olup, yerel mahkemenin bu karara uymasının da yasaya aykırı olacağını, el atmanın önlenmesi davasında davalının sonradan taşınmazda pay sahibi olması halinde paydaşın paydaşı meni hükümlerine göre karar verilmesi gerektiği yönündeki Yargıtay kararının mevcut olduğu, buna uygun karar verilmesinin gerektiği, (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2012/16325 E. – 2013/287 K. Sayılı kararı ektedir) Yerel mahkemece bozma kararına uyulduğu ancak Bölge Adliye mahkemesi bozma kararında davacının dava konusu taşınmazda yer kullanıp kullanmadığıyla ilgili yeniden keşif yapılması ve tanıkların dinlenilmesi gereğine değinilmiş, ancak mahkemece bunun yapılmayarak bozma kararına uygun inceleme yapmadan karar verildiğini, Mahkemenin bozma kararına uyduğu takdirde kararın içeriğinde yer alan hususlarda inceleme yapması gerektiği yasal olarak sabitken, mahkeme bozma kararına usulen uymadan karar vermesinin itirazlarının gerektirmiş olduğunu, müvekkilinin zilyetliği iyi niyetli olduğu, istinaf kararında yer aldığının aksine kira sözleşmesi değil bir kısım paydaşlarla miras taksim sözleşmesi ve satış sözleşmesinin söz konusu olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olarak taşınmazda tarım yapmış ve ağaç dikilmiş olduğunu, Ecrimisil (Haksız işgal tazminatı) talebinin reddi gerekirken ecrimisile hükmedilmiş olması itirazlarını gerektirdiğini, anılan gerekçelerle kararın bozulmasını, yargılama giderleri ve dava vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Davada, 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bu husularda resen inceleme yapılmış olup, HMK’nun 357. maddesi uyarınca da “İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.” hükmü uyarınca istinaf talepleri sınırlı olarak incelenmiştir.

Dava, tapulu taşınmazda hisseye el atmanın önlenmesi ve ecrimisileilişkindir.

Mahkemenin 09/01/2019 tarihli karar ile; aynı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki el atmanın önlenmesini her zaman isteyebilir. Hatta, el birliği mülkiyetinde dahi, paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine el atmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa, açacağı el atmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununun, el atmanın önlenmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmekte “El Atmanın Önlenmesi davasının reddine, ecrimisil davasının reddine, davalı tarafın; dava konusu taşınmaz üzerindeki ağaçların tapu kaydında beyanlar hanesine şerhen kaydına ilişkin talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiş , hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin 07/05/2019 tarih 2019/440 E.- 2019/504 Karar karar sayılı ilamıyla
; Dava konusu Adana ili, Ceyhan İlçesi, A4 Mahallesi 147 parsel sayılı taşınmazda 15/56 hisse payına sahip olduğu, davalının dava tarihinde hissedar olmadığı 16.08.2018 tarihinde bağış suretiyle 3/627 hisse aldığı, dosyaya kira ve taksim sözleşmesi sunduğu bu sözleşmede davacının imzası ve tapudaki diğer paydaşların büyük kısmının taraf olmadığı anlaşılmaktadır.

Paylı mülkiyette taşınmazın kiralanması için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 691/1.maddesi ve 1955 tarihli, 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda pay ve paydaş çoğunluğu sağlanarak yapılan kira sözleşmeleri geçerlidir. Davalı tarafın dosyaya sunduğu kira sözleşmesinin geçersiz olup davacıyı bağlamayacağı sabittir. Kaldı ki dava açıldığı tarihteki şartlarda incelenip karar verilir.

Dava tarihinde davalı paydaş olmayıp taşınmazı kullandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-a-6 bendi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş olmakla, makemece dosya yeni esasa kayıt edilerek, dairece belirtilen hususların ikmali ve incelenmesi ile davalının taşınmazı kullandığı sabit olmakla, yazılı şekilde verilen kabul kararı usul ve esas yönünden yasaya ve dosyadaki bilgi ve belgelere uygun olduğu kanaatine varıldığından davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Ceyhan 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10/10/2019 tarih ve 2019/156 Esas, 2019/272 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın
353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-
Davalı vekilinin istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken
9.181,29 TL istinaf karar harcının peşin alınan
2.295,00
TL harçtan mahsubu ile bakiye
6.886,29 TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına,

3-
İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,HMK’nın 333. maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5

Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK’nın 361/1. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde,
Yargıtay’da temyiz kanun yolu açık olmak üzere
, oy birliğiyle karar verildi.24/11/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!