Adana BAM, 1. HD., E. 2020/326 K. 2020/1038 T. 22.10.2020

İlgili madde: TMK Madde 747

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

TARSUS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

09/01/2020

NUMARASI :

2015/816 Esas, 2020/7Karar

VEKİLLERİ:

Av. K1
Av. K2
:

2 -K3 – A1
:

3 -K4 – -N1 – A2
:

4 -K5 – -null
:

5 -K6 – -null
:

6 -K7 – -null

DAHİLİDAVALILAR:

1 -K8 – -N2 – A4
:

2 -K9 – N3 – A5
:

3 -K10 – -N4 – A6
:

4 -K11 – -N5 – A7
:

5 -K12 – A8
:

6 -K13 – N6 – A9
:

7 -K14 – N7 – A10
:

8 -K15 – N8 – A11
:

9 -K16 – -N9 – A12
:

10 -K17 – -N10 – A13

DAVANIN KONUSU :

Geçit Hakkı Kurulması

DAVA TARİHİ :

26/11/2015

DAİRE KARAR TARİHİ :

22/10/2020

KARAR YAZIM TARİHİ :

22/10/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

Davacının Mersin ili, Çamlıyayla ilçesi, A14 mevkii, 186 ada 4 parsel sayılı taşınmazın bir kısım davalılar olan K3, K7, K4, K12 ve K5 ile birlikte hissedar olduklarını, diğer davalıların ise aynı mevkide müvekkilinin taşınmazına komşu 186 ada 3 parselde taşınmazı bulunduğunu, davacının sahibi olduğu taşınmazın yolu olmadığından komşu taşınmazın bir kısmını yol olarak kullandığını, ancak, bu durum taraflar arasında bazı sıkıntılara neden olduğunu, bu nedenlerle Mersin ili, Çamlıyayla ilçesi, A14 mevkii, 186 ada 4 parselinde kayıtlı taşınmaz lehine davalılara ait aynı yerde komşu 186 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yola çıkmak üzere bedeli karşılığında en az 3 m genişliğinde yükümlü kılınacak gayrimenkulü de en az zarara uğratacak bir geçit hakkı tesisine ve tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı
Sıttıka Sönmez ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle;

Davacının içerisinde bulunduğu 4 nolu parselin yola sıfır konumunda bulunduğunu, imar parselinin sınırında bulunduğunu ve söz konusu parsele ait imar yolu bulunduğunu, davacıya ait parselin içerisinde evlerin bulunmasına rağmen parselin güney kısmında kalan alan incelendiğinde araç geçimi ve evlere ulaşılabilmesi için yeterli alan bulunmasına rağmen tarafına ait parselden yol isteme hakkının kötüye kullanıldığını, haksız, usul ve yasaya aykırı mesnetsiz açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; geçit hakkı davasının taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan maliğin, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebileceği bir dava türü olması, davacının paydaşı olduğu 186 ada 3 numaralı parselin krokiden, fen raporundan, davalı beyanlarından da anlaşılacağı üzere genel yola sınırının olması, geçidin parsel yararına kurulup paydaşlar arasındaki fiili taksimin geçit hakkı davalarında dikkate alınamayacak olması, dava dışı kişilerin kullanma şekline göre rapor düzenlemek işin mahiyetine uymaması gibi hususlar da nazara alınarak davacı tarafın maliki bulunduğu 186 ada 3 numaralı parselin genel yola sınırının bulunması nedeniyle geçit hakkına ihtiyacı bulunmadığından davanın reddine, yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen karar hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin Mersin İli Çamlıyayla İlçesi A14 Mevkii 186 Ada ve 4 parselde bir kısım davalılarla birlikte hissedar olduğunu, müvekkilinin evinin dosyada bulunan Ölçüm Raporunda da görüldüğü üzere 186 ada ve 4 numaralı parselin en sonunda bulunduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde yerel mahkeme müvekkilinin evini 186 ada 3 numaralı parselde kabul ettiğini ve 186 ada 3 numaralı parselin ana yola çıkışı olduğundan davayı reddettiğini, oysaki müvekkilinin evinin 186 ada 4 numaralı parselde yer aldığını, keşifte ve keşif sonucu sunulan rapordan da anlaşılacağı üzere müvekkilinin evi 4 nolu parseldeki en son ev olduğunu ve evine gidilebilmesi için 3 ve 4 nolu parsellerden geçmesi gerektiğini, müvekkilinin evinin hemen arkasında içme kuyuları bulunmakta, içme kuyularının arkasında ise imarlı parseller bulunduğunu, müvekkilinin arkadan ana yola bağlantısının sağlanması için içme kuyularının kapatılması gerektiğini, dolayısıyla her ne kadar 4 nolu parselin ana yola bağlantısı olsa da müvekkilinin evinin iddia edildiği gibi ana yola doğrudan bağlantısı olmadığını, müvekkilinin ana yola çıkabilmesi için 3 ve 4 nolu parsellerden geçmesinin mecburi olduğunu,
Belirttikleri bu hususlar nedeniyle davacının evine geçit hakkı verilmesi gerekirken verilmediğini, yola ulaşmak için 3 ve 4 nolu parselleri kullanmak zorunda olduğunu, bilirkişi raporları da haklılığını ortaya koyduğunu, yerel mahkemenin kararını dayandırdığı Yargıtay kararının dava konusu ile doğrudan ilgili olmadığını,
İzah edilen nedenler ve resen gözetilecek sebeplerle hukuka aykırı Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/816 Esas ve 2020/7 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ve mümkünse yeniden esas hakkında karar verilmesine, değilse kararın kaldırılarak yerel mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, TMK’nin 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.

Bu tür davalar bilindiği gibi arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nispi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenilen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Dosyada tarafların malik oldukları tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır.

TMK.nun 747/2. maddesi gereğince geçit isteği önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir.

Geçit gerekçesinin nedeni taşınmazın niteliği ile bu gerekçesinin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davanın sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Yargıtayın yerleşik içtihatları bu yöndedir. (örneğin: Yrg. 14.H.D.nin 2014/14702 Es. 2015/10559 Karar, 2017/2188 Es. 2017/4844 Karar) Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse, bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.

Somut olayda; davacının, 186 ada 4 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olup genel kadastral yola ulaşmak için 186 ada 3 ve 4 parsel maliklerinden geçit hakkı talep ettiği, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının hissedar olduğu 186 ada 4 parsel sayılı taşınmazın yola cephesi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinafa taşınığı görülmüştür.

İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında davacıyı 3 nolu parsel maliki gibi göstermiş ise de sehven yazıldığı, dava dilekçesi ve tapu kaydına göre davacının 4 nolu parsel maliklerinden olduğu anlaşılmıştır.

Umumi yola cephesi bulunmayan parsellerle ilgili yol sorunun zorunlu geçit hakkı davası ile çözümlenmesi gerekmektedir.

Davacının maliki/hissedarı olduğu 186 ada 4 parselin paftasında ve hükme esas alınan bilirkişi tarihli rapor ve krokisinde görüldüğü üzere yola cephesi bulunduğundan, Medeni Kanununun 747. maddesinde öngörülen mutlak ya da nisbi geçit ihtiyacından bahsedilemez.

Davacı istinaf dilekçesinde, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, ölçüm Raporunda da görüldüğü üzere 186 ada ve 4 numaralı parselin en sonunda bulunduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde yerel mahkeme müvekkilinin evini 186 ada 3 numaralı parselde kabul ettiğini ve 186 ada 3 numaralı parselin ana yola çıkışı olduğundan davayı reddettiğini, evin 4 nolu parseldeki en son ev olduğunu ve evine gidilebilmesi için 3 ve 4 nolu parsellerden geçmesi gerektiğini ileri sürmüş ve yerel mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi talebinde bulunmuş ise de davacının da hissedar olduğu 4 parsel sayılı taşınmazın kadastral yola cephesi bulunduğu, yolun halen kullanılan bir yol olduğu, parsel maliklerinin paylaşım yaparken bu hususu gözönüne almaları gerektiği, buna göre de kadastro parselinde görülen yolun açık olduğu, davacının da kullanabileceği anlaşıldığından yerel mahkeme kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı görülmekle davacının tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 09/01/2020 tarih ve 2015/816 Esas, 2020/7 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan
, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın
353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-
Davacının istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-
İstinaf eden tarafca yapılan istinaf yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına, HMK’nın 333. maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5

Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.22/10/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!