T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
MERSİN 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
29/01/2019
NUMARASI :
2016/279 Esas, 2019/18Karar
DAVACI:
K1 – N1 – A1
VEKİLLERİ:
Av. K2 – A2
Av. K3 – A3
DAVALI:
1 -K4 – N2 – A4
VEKİLİ:
Av. K5 – A5
DAVALI:
2 -K6 – N3 – A6
VEKİLİ:
Av. K7 – [N4] UETS
DAVANIN KONUSU :
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ :
12/08/2016
DAİRE KARAR TARİHİ :
22/09/2020
KARAR YAZIM TARİHİ :
22/10/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı tarafa ait olan köpeğin davacı tarafa saldırdığını belirterek köpeğin sahibi K6’dan ve de köpeği gezdiren K4’den maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
Davalılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Davacı K1 20/06/2015 tarihinde asgari ücretle çalıştığı 20/06/2015-22/06/2015 tarihli raporda başhekim onayı olmadığından davalının iş göremez olmadığı sonucuna varılması buna göre de alacak tazminat 686,66 TL olup bundan SSK tarafından yapılan 530,17 TL düşüldükten sonra geriye 156,19 TL ödeme yapılması gerektiği yine manevi tazminata gelince de davacının olaydan duyduğu eylem kadar üzüntü karşılığı olmak üzere bir tarafın zenginleşmesini diğer tarafında fakirleşmesine neden olmayacak maddi vakıa ile doğru orantılı bir tazminata karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
Açılan davanın kısmen kabulü ile davalı K4 aleyhine 156,19 TL maddi tazminat için 20.06.2015 tarihi itibariyle 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilile davacıya verilmesine, davalı K6 hakkında açılan davanın reddine, yönelik karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
İstinaf yoluna davacı başvurarak her davalı yönünden kabul kararı verilmesi gerekir iken, köpek sahibi yönünden ret kararının hatalı olduğunu, maddi ve manevi tazminatın az olduğunu mobilyacı olup gelir kaybının fazla olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Davada, 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bu husularda resen inceleme yapılmış olup, HMK’nun 357. maddesi uyarınca da “İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.” hükmü uyarınca istinaf talepleri sınırlı olarak incelenmiştir.
Bilindiği gibi; TBK’nın 67.maddesindeki hayvan; insan tarafından elde tutulabilen, yönetilebilen kontrol edilebilen üzerinde hakimiyet kurulabilen hayvandır. Yani söz konusu hayvan o kişinin hâkimiyeti altında olmalıdır. Hayvanın maliki olması şart olmayıp, oluşan zarar sırasında hayvan o kişinin gözetimi altında ise sorumlu olmaktadır.
Bir hayvanın bakımını ve yönetimini üstlenen kişi, sahibi olduğu hayvanın başkasına zarar vermesini önleyecek tedbirleri almak, hayvan üzerinde somut durumun gerekli kıldığı her türlü gerekli özeni ve dikkati göstermek zorunda tutulmuştur.
Özen ve gözetimin derecesi somut olaydaki durum ve şartlara, hayvanın huyu, cinsi, yaşı, tehlikeliliği ve tepkisi gözönünde tutularak değerlendirilmelidir. Hayvan bulunduranın muhafaza ödevi yanında ayrıca “hayvanı gözetme” ödevi de bulunmaktadır. Tutucunun yükümlü olduğu diğer bir ödev de “bakım ödevidir”, tutucu; özel durumun gerekli kıldığı her türlü bakım tedbirlerini almalıdır. Gözetim ödevinin her an kesintisiz yerine getirilmesi şart değildir. Buradaki ölçü somut duruma göre gerekli zamanlarda zorunlu bakım, yönetim, gözetim ve denetimdir. Bulunduran veya yardımcısının bakım, denetim ve gözetimi fiilen yapması gerekir. Özen veya gözetim ödevi subjektif olmayıp objektif niteliktedir. (F.Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 2015 s.636)
TBK’nın 67. maddesi gereğince hayvan bulunduranın sorumlu tutulabilmesi için kusuru aranmaz ancak sorumluluktan kurtulabilmesi; hayvanı, hal ve şartlara göre, gerekli bulunan özenle gözetmiş olduğunu ya da bu özen gösterilmiş olsaydı bile, zararın önlenemeyeceğini ispat etmesine bağlıdır. Bu durumun ispat edilememesi halinde oluşan zararı tazmin etmek zorundadır. Bu zarar maddi bir zarar olabileceği gibi manevi bir zararda olabilir.
Ancak, hayvan tutucunun aynı zamanda kusuru varsa, bu kusur munzam (ek) kusur olarak gözönünde tutulur. Munzam kusur halinde, kusursuz sorumlu kişi illiyet bağını kesen sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı gibi tazminat miktarının takdirinde bu kusur gözönünde tutulacaktır.
Tüm bu açıklamalardan sonra somut olay incelendiğinde; davacı davalı K6’a ait ve diğer davalı tarafından gezdirilen alman kurdu cinsi köpeğin davacı tarafa saldırdığı sağ el orta parmağından 2.derecede kırık oluşturacak şekilde yaralanmasına sebebiyet vermesi nedeni ile köpeğin sahibi K6’dan ve de köpeği gezdiren K4’den maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece olayın oluşuna ve illiyet bağına ilişkin olarak tanık beyanları alınmış, tanık beyanlarından çıkan sonuca göre açılan davanın kısmen kabulü ile davalı K4 aleyhine 156,19 TL maddi tazminat için 20.06.2015 tarihi itibariyle 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilile davacıya verilmesine, davalı K6 hakkında açılan davanın reddine, karar vermiştir.
“Dosya içerisinde bulunan ceza dosyası içeriği, tanık beyanları tarafların beyanı ile her ne kadar davalı K6 yönünden dava ret edilmiş ise de eylemden köpeğin sahibi olan davalının da sorumlu olduğu, davalının zararın doğmasını önlemek için gerekli özeni göstermiş olduğunu da ispat edemediği, böylelikle zarar ile davalı arasında illiyet bağının da kurulu olduğu oluşan vicdani kanıya göre mahkemece kabul edilmemiş ise de, somut olayda, davalının eylemi ile davacının yaralanması arasındaki illiyet bağının kesildiğinden bahsedilemeyeceği gibi davalının üzerine düşen her türlü özen yükümlülüğünü yerine getirdiğinden de bahsedilemeyeceği açıktır”
(Yargıtay 3. HD Esas No: 2019/5358 Karar No:2020/1128)
Yine Yargıtay 3. HD Esas No:2013/18411 Karar No:2013/17440 sayılı ilamında:
“Somut olayda, davacıların yakını
K8
‘in davalıya ait hayvanın saldırması sonucu öldüğü sabittir.
Davalı yukarıda açıklanan yasal düzenleme gereğince kusursuz sorumlu olup, mahkeme gerekçesinde dayanak yapılan rapor ve tanık beyanları davalının sorumluluğunun niteliği itibariyle illiyet bağını kesecek boyutta kabul edilemez.Bu nedenle davanın tamamen reddi hatalıdır.”
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. Maddesi (6098 Sayılı Türk Borçlar Yasası’nın 56/2.maddesi) gereğince hakimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat, bozulan ruh huzurunun, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nispetinde iadesini amaçladığından hâkim, M.K’nun 4.maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. Hakim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 gün 2003/21-368-355 ve 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları)
Dava konusu olayda, manevi tazminat yönünden; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, olayın niteliği, davacı üzerinde oluşturduğu elem ve ızdırap ile günün ekonomik koşulları nazara alındığında 2.500 TL manevi tazminat miktarının az tayin olunduğu, diğer davalının da kusursuz sorumluluğunun olduğu açıktır. Maddi tazminat yönünden verilen kararın bilirkişi raporuna göre dosya içeriğine uygundur.
O halde, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamakla birlikte dosya içeriğine göre bu hususların yeniden yargılama yapılmadan düzeltilebileceği, davanın her iki davalı yönünden kabulü ile manevi tazminat miktarı az olmakla 5.000 TL manevi tazminata karar verilmesi gerektiğine ilişkin davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 bendi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca
KABULÜNE, Mersin 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 29/01/2019 tarih ve 201
6
/
279 Esas,
201
9
/
18 Karar sayılı kararının yukarıda belirtilen nedenlerle ORTADAN KALDIRILMASINA, yerine aşağıda hükmün tesisine:
1-a)
Açılan davanın
KISMEN KABULÜ ve KISMEN REDDİ ile dosya içeriği ve alınan rapora göre 156,19 TL maddi tazminatın davalılar K4 ve K6’tan olay tarihi olan 20.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
b)
Tarafların mali ve sosyal durumu, yaralanmanın niteliği göz önüne alınarak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3
–
Alınması gereken 352,22 TL nispi karar harcından peşin alınan 59,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 292,44 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına,
4-
Yargılama aşamasında yapılan 59,78 TL peşin harç, 163,10 TL posta ve tebligat masrafı, 300,00 TL bilirkişi ücreti toplamından oluşan 522,88 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı nazara alınarak takdiren 170,00 TL’sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5
–
Davacı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettiğinden AAÜT’ne göre (13/2. maddesi de nazara alınarak) hesap edilen maddi tazminat için 156,19 TL, manevi tazminat için 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-
Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden AAÜT’ne göre (13/2. maddesi de nazara alınarak) hesap edilen reddedilen miktar üzerinden maddi tazminat yönünden 2.343,81 TL, manevi tazminat için ise 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7
–
HMK’nın 333.maddesi gereğine karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider / delil avansının bu avansı yatıran tarafa iadesine,
8
–
İstinaf incelemesi duruşma açılmadan sonuçlandırıldığından, istinaf incelemesine ilişkin taraflar leh ve aleyhine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,
9-
Kararın, ilk derece Mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nun 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.22/09/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe